Haber Detayı
07 Aralık 2017 - Perşembe 07:38 Bu haber 1229 kez okundu
 
GÜNDEM Haberi

ZONGULDAK’TA HİLAL-İ AHMER CEMİYETİ (1911-1938)
Yücel Namal’ın yazdığı  Emre Yayınları’nın birinci baskısı olan 256 sayfalık Zonguldak’ta Hilal-i Ahmer Cemiyeti (1911-1938) adlı kitap okuyucularını bekliyor.
Kitabın konusu şu şekilde; 
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti 11 Haziran 1868 tarihinde Osmanlı Devleti’nin imzaladığı Cenevre Sözleşmesi gereğince kurulur ancak ilk dönemlerinde çalışır bir hale gelememiştir. 14 Nisan 1877’de “Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti adı ile Marko Paşa önderliğinde yeniden kurulur. Ancak cemiyetin kurumsallaşması 1911 yılından sonra gerçekleşir. Elinizdeki eserde, Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin 1911-1938 yılları arasında Zonguldak ve çevresinde de yaptığı faaliyetleri ele alındı. Zonguldak Şubesi 23 Temmuz 1916 tarihinde kuruldu. Ardından diğer kazalarda ve nahiyelerde teşkilatlanmasını sürdürmüştür. 
Cemiyet I. Dünya Savaşı, Milli Mücadele yıllarında şehit ailelerine, esirlere, savaşta kaybolanlara ve ihtiyaç sahiplerine yaptığı yardım çalışmalarıyla halkın gönlünde iz bırakır. Cumhuriyetin ilanından sonra ise savaşların yaptığı tahribatı ve halkın yaralarının sarılması için Hilâl-i Ahmer Cemiyeti var gücüyle çalıştı. Eserde ayrıca Bartın, Devrek, Kdz. Ereğli, Safranbolu, Kozlu ve Kurucaşile şubelerinin de birbirleriyle yarışırcasına  yardım faaliyetleri yaptıkları vurgulanmaktadır.
***** 
SERGİODASI'NDAN ÇALDIRAN'A KİTAP DESTEĞİ
Zonguldak SergiOdası, Çaldıran Anadolu Lisesi Sosyal Yardımlaşma Kulübü'ne yardımcı eğitim kitaplarından oluşan bir paket gönderdi.
Yardımlaşma Kulübü; öğretmenleri Celal Koçak öncülüğünde, Van'ın Çaldıran ilçesinde köy okullarına yönelik yardım kampanyası başlatmıştı.
SergiOdası, konuklarının bıraktığı yayınları kitap kampanyalarında değerlendiriyor.
Teşekkürler SergiOdası. 
Bir ‘Şehirli’nin şehirde yapacağı en iyi işlerden biri bu. Kitap /Şehir ilişkisini özümseterek anlatmak bu... Şehir nasıl bir küçük coğrafyada birçok çeşit insanı topluyorsa, bir kitapta iki kapak arasında bir çok insanı bir araya getiriyor.
Ne mutlu kitapla sağlıklı ilişki kurabilenlere..
 *****
ZONGULDAK’TA “16 TON” 
Zonguldak Kültür Eğitim Vakfı ve Eğitim Sen Zonguldak Şubesi’nin ortaklaşa düzenlediği ‘16 Ton’  Vicdan ve serbest piyasaya dair film ile söyleşi ve film gösterimi etkinliği düzenlenecek.
9 Aralık Cumartesi günü saat 15: 00’de TMMOB Maden Mühendisleri Odası toplantı Salonunda yapılacak olan etkinliğe tüm Zonguldaklı sanatseverler bekleniyor.
AK PARTİ MERKEZ İLÇE VE
POLİTİKACI OLMAYAN ÇAĞLAYAN

Mustafa Çağlayan, Ali Aslantürk, Ali Şükrü Sarı, Cemil Kaya, Cengiz Güngör, Eda Yamak, Emin Sıbıç, Enis Keskin, Erdi Erol, Fatih Kazancı, Ferit Alboğa, Habibe Güneş, Hasancan Kuvvetli, Hasret Uzunyörük, Hüseyin Yıldız, İsmail Kormaz, Meryem Öztürk, Muammer Koca, Nazif Çekiç, Nihat Oruç, Nusret Eryılmaz, Özkan Akyol.
‘Politikacı değil, teşkilatçı olmaya geldim’ diye başlayan açıklamasını, Yunus Emre’nin meşhur dizeleri ‘Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim’ dizeleriyle bitirip, atama yönetimini açıkladı Mustafa Çağlayan.
AKP Merkez İlçe Başkanı Çağlayan, yeni kurulmuş bir partinin ilk atama ilçe başkanı gibi açıklama yapmış.
Dostum Çağlayan sanki ‘eski köye yeni adet getirecekmiş’ gibi… Dünya da hangi politikada ‘uzun vadeli dostluk’ var. Elbette ‘uzun vadeli düşmanlık’ta yok.
‘Politikacı değil, teşkilatçı olmaya geldim’ açıklaması da ilginç. Dostum Çağlayan, demek ki, ‘politikacı’ kimliğini gizleyecek. 
Mesela; Belediye meclisindeki üyeliği devam edecek. Mecliste ‘sözcü’ Karagüzel. Mecliste isteyen istediği toplantıya katılıyor, katıldığı toplantıda istediği oylamayı pas geçiyor, oylama sırasında telefonu kulağına koyup salon dışına çıkıyor. Bu gibi durumlar zaten ‘politikacı’ olarak görmezden geliniyordu. Şimdi, ‘teşkilatçı’ olarak nasıl olacak?
İskansız binalara ‘yasadışı’ su aboneliği ve suyun 3.5 lira olması konusunda ‘siyasetçi’ olarak, karar günü salonda 4 kişi kaldınız. Peki şimdi ‘teşkilatçı’ olarak bu konuya nasıl bakacaksınız?
Çağlayan ‘politikacı olmayacağım’ diyor. Demek ki politikada ‘ilerisi’ için bir düşüncesi yok… 
Kim bilir, politikadaki büyüklerini görünce, böyle düşünmüştür.
Laf ola beri gele… Bundan sonra ben, tüm açıklama ve icraatları ‘politikacı’ ve ‘teşkilatçı’ açısından eleştireceğim.
CEVAT LAÇİN DOLUDİZGİN
CHP Zonguldak Merkez ilçe kongresi yaklaştıkça, delegeler arasındaki kaynaşma pozitif olarak artıyor.
Dün mavi ve Beyaz Liste olarak iki parça olan delegeler, bu gün itibarıyla dört parça oldular.
Başkan adayları şimdilik: Hürmet Kartal, Ebru Uzun, Fikret Zaman ve Cevat Laçin.
Laçin; Deniz Yavuz Yılmaz’ın Halil Furat’la birleşip ‘başka aday arayışına girmesi’ üzerine, guruptan Tarık Coşgun ile birlikte ayrıldı ve adaylığa soyundu.
Laçin: Tarık Coşgun, Necmi Bahadır ve Kasım Ayçiçek ile birlikte merkez ilçe kongresine hazırlanıyor.
Dün kendisiyle görüştüm. ‘İttifak niyetiniz veya hazırlığınız var mı?’ diye sordum.
‘Dönüşümüz yok. Kongrenin temiz olan tarafı olmak istiyoruz. Çekilme-birleşme yok.’diyen Laçin’e sordum ‘Temiz olan taraf ne demek?’ diye.
Laçin ‘Temiz olan taraf demek; kimse ile pazarlığımız yok demek. Kafamızın arkasında birsaklı düşünce yok. Mavi liste olarak seçime girdik. Mavi liste misyonunu tamamladı. Şimdi CHP’nin seçilmiş delegeleri var artık. Pazarlık yapmayacağız. Amacımız, CHP’nin geleceğini şekillendirmek, başarılı olmasını sağlamaktır. Bize katılmak isteyenler, pazarlıksız katılabilirler’ dedi.
Cevat Laçin, gençlik kollarından başlayan politika merdivenlerini tırmanmaya çalışıyor. Tipi müsait, ağzı laf ediyor. Geriye biraz şans ve delege desteği kalıyor.
Biz kolay gelsin diyoruz, Laçin ve arkadaşlarına.

BU KADARINA DA PES! SOKAĞI İŞGAL ETTİLER
Zonguldak esnafları işgal girişimlerine sınıf atlattılar. Kaldırım işgalleriyle gündeme gelen Zonguldak esnafı bu kez bir sokağı işgal ettiler. Aylardır sokağı işgal edilen Zonguldak Belediyesi’nin her hangi bir işlem yapmaması işgalcilerle ortak çalışıyor yorumlarına neden oldu. 

Zonguldak Sosyal Güvenlik Kurumu binası ile özel bina arasındaki sokak bir esnaf tarafından işgal edildi. Sokağı kendi mülküne katan esnaf sokağın girişine kapı yaptı, üstünü kapattı. Cadde ve sokak arasındaki işgal altındaki yol;  çay bahçesi olarak hizmet veriyor.  
Ancak, Cadde kenarlarında, bina aralarındaki sokaklar ile bu sokakları ana caddelere bağlayan sokakların durumu gerçekten içler acısı.

Zonguldak, cadde ve sokakların göz göre göre işgali açısında belki de tek il.

Hele sokakların kapatılması bir yana sokağa kapı takılması türünün tek örneği olabilir.
Zonguldak Merkezde Sosyal Güvenlik Kurumu binası ile yanındaki bina arasındaki sokağa kapı takılmış. Sokak üstü kapatılmış ve ‘özel mülk’ haline döndürülmüş. İki bina arasında kapatılan alan ‘çay bahçesi’ olarak görev yapıyor.
‘İmara aykırı yapılaşma’ konusunda yapılan tüm ‘eleştiri’ ve haberlere rağmen, bu görüntülerin artması, Zonguldak Belediyesinin, gayri yasal davranışlara  sessiz kaldığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: ,
Yorumlar
Haber Yazılımı