İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
ANADOLU BASINI HASSA SINIRINDA
ANADOLU BASINI HASSA SINIRINDA
Haber Detayı
21 Şubat 2018 - Çarşamba 22:35 Bu haber 4433 kez okundu
 
GÜNDEM Haberi


Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı’nın (ZOKEV) düzenlediği “Kent Söyleşileri” programının bu ay konuğu, Filyos eski Belediye Başkanı Yaşar Kumbas oldu.  Söyleşi TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi Lokali’nde yapıldı. Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, CHP Zonguldak Merkez İlçe Başkanı Fikret Zaman, ZOKEV Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kalafat, Zonguldak Belediye Meclisi’nin bazı üyeleri, Kumbas’ın yakınları katıldı. Moderatörlüğünü ZOKEV Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Öztürk’ün yaptığı söyleşiye geçmeden önce, ZOKEV Yönetim Kurulu Üyesi Engin Çöl’ün, Kumbas’ın yaşamından kesitlerden oluşturduğu bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

KUMBAS BİZİ ZOBGULDAK’IN GEÇMİŞİNDE DOLALAŞTIRACAK

Sunum konuşması yapan ZOKEV Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Öztürk, “Filyos’ta yoksul bir evde hayata başlayıp belediye başkanlığına kadar yükselen yetim bir çocuğun azim dolu hikâyesini dinleyeceğiz. Kökleri tarihin derinliklerindeki kadim bir kentin, cumhuriyetin endüstrileşme sürecine yaptığı katkıya tanıklık edeceğiz. Yaşar Kumbas kendi hayatını anlatırken, bizi Zonguldak’ın geçmişinde de dolaştıracak. Şu kentin hangi meşakkatlerin içinden geçerek oluştuğunu tanık gözlerden dinleyeceğiz. Kadim tarihi kadar ülkenin endüstri süreçleri için de önemli bir kent olan Filyos’ta, 1930’lu yılların başında yapılan ve şu anda çok küçük bölümü ayakta kalarak Filyos’un simgesi haline gelen iskele, Irmak-Filyos demiryolunun yapımında büyük rol oynadı. Filyos’tan Ankara’ya doğru döşenen demiryolunun tüm yükünü o iskele çekti. Zonguldak’ta çıkan kömürün, 30’lu yılların ortasından itibaren Anadolu’nun içine taşınmasını sağlamakla kalmadı Karabük Demir Çelik Fabrikası ile Filyos Ateş Tuğla Fabrikası’nın denizle bağlantısını da sağladı. O iskele aynı zamanda bir ülkenin endüstriyel gelişimini de sağlıyordu. Bu akşam tüm bunları konuşacağız. Bizi kırmayıp böyle bir söyleşiyi kabul ettiği için Sayın Yaşar Kumbas’a katıldığınız da sizlere çok teşekkür ediyorum” diyerek sözü Kumbas’a bıraktı.

 

“EN BÜYÜK TRAVMAM BABAMIN ÖLÜMÜ OLDU”

1943 yılında Filyos’ta doğduğunu söyleyen Yaşar Kumbas, ilkokul üçüncü sınıfa giderken babasını kaybettiğini ifade etti.  Babasının ölümünün o yıllarda yaşadığı en büyük travmalar olduğunu belirtti. Hayatının o yoksul günlerinde ayakkabı boyacılığı yaparak geçimin sağladığını, ilkokulu bitirdikten Çaycuma’ya ortaokulu okumaya gittiğini söyleyen Kumbas, “1955 yılında Çaycuma’ya ortaokulu okumaya gittim. Filyos’ta elektrik var ve herkes radyo almanın peşine düşmüşken Çaycuma’da yoktu. İki yıl gaz lambasıyla ders yaptım. Ortaokulda Ali Osman Odabaş, Aziz Odabaş, Hamit Kalyoncu ile birlikte okudum. Çok başarılı öğrenciydim. Hep iftihara geçiyordum. Yaz tatillerinde yine ayakkabı boyarken, Filyos Ateş Tuğla Fabrikası Müdürünün evine gittim. Onlara boyanacak ayakkabı olup-olmadığını sordum. Gelen ayakkabıları boyarken, müdürün hanımı yanıma geldi. Benimle konuştuktan sonra hikâyem onu çok etkilemiş olmalı ki, fabrikada çalışıp-çalışmayacağımı sordu. Onun yardımıyla 16 yaşındayken, fabrikaya puantör olarak işe başladım.  Bir okul da burada var” diyerek Ticaret Lisesi’ne girdiğini anlatan Kumbas, “Okulun ne olduğunu bile bilmiyorum. Biz etrafa bakınır ne olduğunu anlamaya çalışırken, bir el omzumu yapıştı. Bu Çaycuma Ortaokulu’ndan öğretmenim Behçet Kalaycı’ydı. Kalaycı, o zaman lisenin müdür yardımcısıydı. Velim oldu, beni oraya kaydetti. Ben de onu hiç mahcup etmeden büyük başarıyla okulu tamamladım. Bir gün okulun müdürü beni çağırdı. Okulun öğrencilerine, ‘Bakın bu çocuk, her gün saat beşte kalkıp trenle okula geliyor. Tüm dersleri pekiyi... Siz şuradan geliyorsunuz, dersleriniz zayıf. Bu çocuktan utanın’ dedi. Behçet Hoca da bundan çok gururlandı” dedi.

 

TATİLLERDE FABRİKADA ÇALIŞTIM

Yaz ve sömestr tatillerinde fabrikada çalışmaya devam ettiğini söyleyen Yaşar Kumbas, “Ticaret Lisesi mezunları, bir tek İktisadi Ticari İlimler Fakültelerine gidebiliyordu. Ben de Ankara İktisadi Ticari İlimler Fakültesi’nin sınavına girdim, kazandım. Okula başladım. Bir müddet sonra cebimdeki paranın ancak Filyos’a gidecek kadar olduğunu görünce, memlekete döndüm. ‘Yaşar başaramadı da döndü diyecekler’ diye çok korktum. Bir müddet bunu anneme nasıl söyleyeceğimi bilemedim. Ancak okula devam mecburiyeti yoktu. Ben de Filyoslu bir sendikacı aracılığıyla Karabük’te Metal-İş Federasyonu’nda çalışmaya başladım. On bağlı Çelik-İş Sendikası’nı kurduk. Üst Konfederasyonumuz Türk-İş, DİSK’e bağlı Türkiye Maden-İş’in örgütlü olduğu Karabük Demir-Çelik Fabrikası’nda yetkiyi almamızı istiyordu. Kemal Türkler’in genel başkanlığını yaptığı sendika hiç uzlaşması olmayan, çok kavgacı, hep greve giden bir sendikaydı. İşveren de bizi destekledi ve biz yetkiyi aldık. Çok zor bir işi, çok zor koşullar altında yapan bu işçiler çok düşük ücretlere çalıştırılıyordu. Hiçbir sosyal hakkı yoktu. Sıcak demirleri eğip bükerlerken birçok iş kazası meydana geliyordu. Ben yıllarca bu işçilerle toplantın yaptım. Ömrümden bir ömür gitti, ama onları örgütlemeye ikna ettim. ‘Dilerseniz Türk-İş’e, dilerseniz DİSK’e üye olabilirsiniz’ dedim. Onlar da DİSK’i seçti. Siyasete girmeme de bu olaylar çalışmalarım vesile oldu. Askerden yeni geldiğim sırada Filyos’ta da seçim vardı. Filyos Belediye Başkanı Rasim Köktürk rahmetli olmuştu ve ara seçim yapılacaktı. Arkadaşlarla konuşurken ‘Kim Filyos’a sahip çıkacak?’ lafı geçti. Bunun üzerine ‘Desteklerseniz, ben varım’ dedim ve bağımsız aday oldum. Amcaoğlunun kırık-dökük Varşova marka arabasıyla yürüttüğüm kampanya sonunda seçimi 30 oyla kaybettim” dedi.

 

“FİLYOS FUTBOL SAHASINIDA BEN YAPTIM”

 

9 Aralık 1973’te yapılan seçime Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olarak katıldığını söyleyen Kumbas, “Bu kez seçim 150-200 oy farkla kazandım. İlk seçildiğimde belediye kahvehaneden bozma bir salonda hizmet veriyordu. Ben memurlarımla bir aradaydım. Misafirlerimizi hep birlikte ağırlıyorduk. Memurlar, başkanın yanında rahat çalışamadığı için çoğu zaman belediyeyi terk edip mahalleleri dolaşıyordum. Şehrin elektrik şebekesi eskimişti. Akşamları sık sık elektrikler kesiliyordu. İlk iş olarak şebekeyi yeniledim. Çaycuma-Filyos arasındaki yol çok bozuktu. Kimse gidip gelmek istemiyordu. O yolun asfaltını yaptım. İnanın kim yerlerde hala yaptığım asfaltlar duruyor. Belediye binasının temelini atarak tek katlı olarak yapımını sağladım. O kadar sağlam bir yapıydı ki, arkadaşlar anlatıyor, geçenlerde yıkarken kepçeler çok zorlanmış. Şimdiki başkan tuttu yeşil alana belediye binası yaptı. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Filyos’a futbol sahasını da ben yaptım. Yakın zaman kadar hizmet veren o sahada çok sporcu yetişti. “Belediyenin bir tek kamyonu vardı. Sabahları çöp kaldırdığımız o kamyonun üstüne daha sonra tahta bir kasa konuyor, et taşınıyordu. Bu bana büyük utanç veriyordu. Almanya’ya gidip hemşehrilerimden para toplayarak, belediyeye araçlar kazandırdım. Hatta kafiledeki bakan, gümrükte, araçlardan birine el koymaya kalktı. ‘Dilene dilene aldığım bu araçlardan herhangi birine el koyulması durumunda, çıkıp kendimi, şu binanın çatısından atarım’ diyerek araçları kurtardım. Filyos antik kentinin tescili de benim belediye başkanlığım zamanında yapıldı. Oralar için çok çaba verdim. Başkanlığım sırasında Trabzon civarında yabancı kökenli yer isimlerini değiştirirken Filyos’un adını da Hisarönü yaptılar. Biz çok karşı çıktık. Halktan imza toplayarak ismimizi geri aldık. Ancak uzun süre tren istasyonundaki Hisarönü tabelası kaldı”

 

“ONUNLA BOĞUŞURKEN SİLAH PATLADI”

Başkanlığının son yılında, eski başkanın oğlu tarafından saldırıya uğradığını anlatan Kumbas, “Onunla boğuşurken, belindeki silah patladı ve yaşamını kaybetti. Ben cezaevine düştüm. Yaklaşan seçimlerde aday olamadım. CHP de içerden çıkmama ihtimalimi de göz önüne alarak beni aday göstermedi. Ben seçimden önce tahliye oldum, ama aday olma şansım olmadı. Zaten CHP de seçimi kaybetti. Sonra Eylül darbesi oldu. Ailem başımı derde sokma kaygısıyla bir daha siyasete girmemi istemedi. Ben de sonrasında hiç aday olmadım. Ama siyasetin hep içinde kaldım. CHP’li arkadaşlarımla hep birlikte hareket ettim. Bu süreçte en çok üzüldüğüm Filyos’un ilçe yapılamamasıdır. Bu yüzden çok mağdur oldum. Bana ‘Filyos’u ilçe yapıyoruz, git kendini şuradan at’ deseler, hiç çekinmeden atarım. Filyos’u o kadar çok seviyorum. Ben inanmıyorum, ama bu projeye ‘2’nci Abdülhamit’in projesi’ diyorlar. Benim belediye başkanlığım zamanında konuşulan bir şey değildi. Ömer Barutçu’nun Ulaştırma Bakanlığı sırasında liman projesi gündeme geldi. Ben, bu canım topraklarda sanayi nasıl olacak bilemiyorum. Şayet Avrupalılar gibi bir denetim olacaksa, yapılmasına karşı çıkmam. Ama burada termik santral, çimento fabrikası gibi yatırımlar hiçbir şekilde olamamalı, ben kabul etmiyorum. Bunlar yapılırsa, Filyos’a yazık olur. Gençlere sesleniyorum; Atatürk’ün ışıklı yolundan ayrılmayın. Ecevit’in hayatını iyi okuyun. Bunları yapmazsak, ülkemizin üzerindeki karanlık bitmez” diyerek, sözlerini tamamladı.

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: ,
Yorumlar
Haber Yazılımı