ASKIDA İŞSİZLİK-AÇLIK-PAHALILIK google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber
08 Kasım 2020 - Pazar 16:44 Bu haber 2102 kez okundu
 
ASKIDA İŞSİZLİK-AÇLIK-PAHALILIK
GÜNDEM Haberi
ASKIDA İŞSİZLİK-AÇLIK-PAHALILIK

ASKIDA İŞSİZLİK-AÇLIK-PAHALILIK

Son günlerin aktüel tartışmalarından biri ‘Askıda ekmek’ kampanyası…

Aslında, ortada önemli bir ‘Siyasi beceriksizlik’ var.

Ak Parti’nin 3 Y(Yolsuzluk-Yoksulluk-Yasaklar) üzerine politika kurup iktidara gelmesinden bu yana 20 yıla yakın bir süre geçti. Ancak, sıkıntı ve şikâyetler aynı ile vaki.

Yarısından çoğu ikinci bir iş arayan 11 milyon emekli, 4 milyon 362 bin işsiz ve çalışanların çoğu da açlık sınırı olan 2 bin 447 lira altında asgari ücret(2 bin 324 TL) alanlar.

Aslında, ‘Askıda ekmek’, ‘Fakir-fukara-gureba’ya ‘Destek olmak’ için başlatılmış kampanyadan ziyade, ‘Cumhur İttifakı’ ortağını eleştirmekten başka bir şey değil.

Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’, yukarıda ‘Kurumsal Birlik/mutabakat’ temini için üretilen ‘İttifak Sistemi’ ile aşağıda ‘Toplum katmanları’ arasında ‘Toplumsal mutabakat’ temini hedefli bir ‘Siyasal kümelenme’ icadıydı.

Ancak; iktidarın hem ‘Partili Cumhurbaşkanlığı modeli’ hem de ‘3Y’ konulu faaliyetleri eleştiri odağı oldu.

Partili Cumhurbaşkanlığı uygulaması ‘İttifak sistemi’ icadına rağmen, toplumsal birliktelikte ‘Destekleyici’ değil; köstekleyici bir uygulama olarak yer aldı. 3Y konusunda ise daha ziyade yandaşların icraatları öne çıkartılıp aleyhte tezahürata dönüştürüldü.

‘İşsizlik-pahalılık’ konusunda ‘Yetersiz önlemler’ ve ‘sSyasi partiler kanunu’ değişilemeyiş, tabanda ‘Partili-partisiz’ herkesin moralini bozdu.

Cumhur İttifakı’nın verdiği ‘İnsanca yaşamak sağlanacak’ sözleri askıda kalınca, bu kez askıya ‘Açlık-pahalılık-işsizlik’ sembolü ekmek çıktı. Hem de; milyoner sayısının Eylül sonu itibarıyla 9 ayda 76 bin 123 kişi artarak 301 bin 564 kişiye ulaştığı açıklandığı günlerde…

Bir tarafta hesabında en az bir milyon lira olan, şahsi mevduatı yüksek milyonerler, diğer tarafta askıdan ekmek alarak yaşamını sürdürecek olanlar…

Bir tarafta kuru ekmeğine ‘Yağ sürmek’ için beklentisi olan ‘İktidarın destekçileri’; diğer tarafta, ‘Yandaş keyfi’ ile lüks içinde piyasada arzu endam edenler…

Yapılan zamlarla her defasında bir dilimi giden ekmeğin ,nihayetinde ‘Uzanıp alınması’ bile zorlaşan askıya çıkması; haklı olarak siyasete ‘Lütuf’ görüntüsünden ziyade ‘Açlık işsizlik- pahalılık’ emaresi ‘Askı’ tanımını soktu.

COVİD sonrası anlaşılan o ki; hedefi ‘halka hizmet’ ve insanların yaşam kalitelerini yükseltmek’ olan siyasetin tanım ve tarifleri de yeniden yapılacak.

Muhalefet, ‘İnsanları bir ekmeğe muhtaç ettiler’ deyip ‘Adalet-/ insan hakları-demokrasi’ üzerinden iktidar izi sürecek. İktidar, ‘Ekonomi uçuyor’ açıklamalarına rağmen küçük ortağın ‘Ekmeği askıya çıkartması’, elbette ‘İttifakın askıya alınması’ üzerine yorumlar yapacak.

ABD seçimlerinde ‘Küreselci Joe Biden’in iktidar şansı arttıkça, Türkiye de Ulusalcı ekiplerdeki sıkıntı kendini söylem ve eylem olarak göstermeye devam edecek.

Ak Partili Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan’ın MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile Kıbrıs’a birlikte yapacağı ziyaret ‘Askıda ekmek projesi’ne destek yanında, Cumhur İttifakı birlikteliğine ‘Devam’ manasında bir ‘İşaret fişeği’. Ancak, “Son yağacak ‘Siyaset ve ekonomik yağmurlar’ neler getirecek” şimdiden belirsiz.


 

ERDEMİR-POSBIYIK /SU/ÇEKEK KAVGASI
 

Sahildeki ruhsatsız lokantalarda Emniyet’in yaptığı ‘Kimlik kontrolü’ ile başlamıştı tartışma.’Posbıyık’ın, ‘İç turizm baltalanıyor’ açıklamasıyla boyut kazanmış, daha sonrada “Erdemir’in Ereğli’nin suyunu keseceği” üzerinde yoğunlaşmıştı söz düellosu.

Erdemir’in, Devlet Su İşleri(DSİ) ile yaptığı protokol’de ‘’Olağanüstü hallerde, önce Erdemir’in suyu verilecek’ maddesine Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık ses yükseltmiş, “Ereğli’nin suyunu kestirmem” diyerek Neyren Ağzı’n da basını yönlendirmişti.

Bu tartışmalar arasında, sahildeki balıkçı barınakları gündeme gelmiş ve olaya ‘Ereğli Su Ürünleri Kooperatifi’ de sokulmuştu. Adı geçen balıkçı çekekleri 10 yıl önce yine Belediye Başkanı Halil Posbıyık döneminde yapılmış, kooperatife su bağlantısı sağlanmıştı.

Ancak, Erdemir-İktidar-Belediye üçgenindeki tartışmalar sonucunda mağdur olan Su Ürünleri Kooperatifi mensupları çekek sahipleri balıkçılar oldu.

Başkan Posbıyık, çekeklerdeki balıkçıların yaşam alanlarındaki suları ana binadan kesti.

Balıkçılar isyan ediyor. Kooperatif Başkanı Muharrem Ali Köse, Başkan Posbıyık’ın ‘Ruhsat’ ile ilgili girişimlerine cevap vermediğini söylüyor.

Kulis yoğun Ereğli’nin, aktüel konusu yine ‘Su’ ancak bu kez “Erdemir’in suyu” değil, balıkçıların suyu.

Gözlemciler, “Çekeklerin suyu, lokantalara rekabeti önlemek için. Ancak, pandemi sürecinde su kesmek neyin nesi? Sayın Posbıyık, pandemi sürecinde aynı nedenle Erdemir’i suçluyordu. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” diyor.

Diğer taraftan,  dün; suları kesilen Bozhane’deki Balıkçı Barınakları önünde patlayan lağım suyunun görüntüleri, basın mensupları tarafından gazetelere servis edildi.

 

 “SELİM ALAN’IN TURAN AMCASIYIM”

Zonguldak, icraattan çok itiraf ve siyasi demeçlerin makam rekabeti olarak dillendirildiği ‘Kulis yoğun’ şehirlerden biri...

Ülke de ‘Deprem’ tartışmalarının, Zonguldak’ta da ‘Kentsel Dönüşüm’ ötesinde ‘Riskli binalar’ çerçeveli müdahalelerin yapıldığı bir zamandayız.

Turan Abi(Demirtaş), geçen hafta da belirtmiştim, şehrin ‘Na mütenai’ simalarından biridir. Yıllarca şehrin belediyesinde ‘Sosyal Demokrat’ meclis üyesi olarak bulunmuş. ‘Ne İsmail Eşref nede Muharrem Akdemir beni dinlemedi’ açıklamasıyla ‘Kulis’ konuğu olmuştu. Ben de biri ‘Ak Partili Selim Alan seni niye dinlesin?’ olmak üzere iki soru sormuştum kendisine.

Velhasıl-ı, Turan Abi dün bir ‘e-mail’ gönderdi.

“Sevgili Adnan, “Selim Alan Demirtaş’ı neden dinlesin” başlıklı yazını okudum. Hemşeri olduğumuzu yazmışsın. Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan, hemşerilikten öte, halamın öz kızının oğlu, yakın akrabam. Selim Alan beni dinlemesin, dinler.. ben onun Turan Amcasıyım. Bilir ki; kişisel isteğim olmaz. Doğruya doğru, eğriye eğri derim. Yanlışı gösterir, doğrusunun anlatmaya çalışırım.

Selim; cesurdur, pes etmez. Kentsel dönüşüm konusunda öncekilerin korkaklığını silecek adımlar atacaktır. Kolay olmayacak tabi. Belediye içinden ve dışından çeşitli bahanelerle karşı çıkanları, rahatlarını bozmak istemeyenleri, düzeltmek, çalıştırmak zaman alacaktır.

İnanıyorum ki, son on yıldaki başkanların cesaret edemediklerini, yapamadıklarını yapacaktır.

Kendisini haksız yere eleştirenlere çok sert, kırıcı tepkiler vermesi, olumsuzluk olarak görülebilir. Sırıtıp pişkinliğe vuran yapısı yok. Olmasın zaten. Zonguldak, o tipler yüzünden bu hallere düştü. Tepkilerin çok büyütmemek, polemik konusu yapmamak lazım. Önemli değil, zaman içinde aşılır.

Önemli olan, değerlendirme ölçüsü, Zonguldak sevgisi, Zonguldak’lıların yarınlarını aydınlatma niyeti, o yönde yaptığı ve yapacağı çalışmaları olmalı.

Sağlıcakla kal. Turhan Demirtaş.”

Başkan Alan’ın Turan Abi’yi ‘Akraba’ veya ‘Siyasi tecrübe’ olarak dinleyip dinlemediğini göreceğiz.

Ancak, Turan Abi, yönelttiğim birinci soruyu pas geçmiş. İncivez’de ki alt bodrumları su dolu binaların ne zaman yapıldığını, imar ve depreme dayanıklılık durumlarını’ sormuştum.

Öyle ya. Konu ‘Deprem’ ve ‘Zonguldak’. Teşekkürler Turan Abi.

MURAT PULAT, ORTALIKTAN KAYBOLMA

Geçenlerde, CHP Zonguldak İl Başkanı Sayın Murat Pulat için ‘Ortalıkta yok’ diye eleştiri yapmıştık. Sonra, Üzülmez Kültür Vadisi Proje Tanıtımı toplantısına davet edilmediği için ortaya çıkıp, açıklama yapmıştı. CHP’li dostlar ‘Sen Pulat ortalıkta yok’ diye yazmasaydın, ‘Kayıp ilanı verecektik’ diye bana takılmıştı.

‘Olur mu öyle şey. Partili yönetici il başkanı için kayıp ilanı verir mi?’ diye tartışmıştık. Hafta sonu ‘CHP İl Başkanı için kayıp ilanı’ haberini okuyunca, ‘Şok’ oldum. CHP Aydın il teşkilatı önde gelen isimlerinden ve il eski başkanlarından Barkan Kalınomuz, İl Başkanı Ali Çankır için sosyal medya hesabından ‘Kayıp ilanı’ vermiş. “CHP Aydın İl Başkanı aranıyor. Görenlerin insaniyet namına CHP Genel Merkezi’ne bildirmesi rica olunur’ demiş. Üstelik, genel merkez yöneticisi Oğuz Kaan Salıcı’nın telefon numarasını vermiş.

Valla bu Sosyal Demokratlar bir alem.

İl Başkanı Murat Pulat… Bir daha ortalıktan kaybolma. Başına geleceği bil))).

DEPREM- KAÇAK OCAK ve

KIRMIZI ETİKETLİ İNSANLAR

Garip bir ülkeyiz vesselam.

Depremin maddi-manevi zararları görüntü olarak ortadan kalktı mı, unuturuz.

Depremden önce yapılması gerekenler, lafta kalır. Tıpkı Zonguldak’taki köstebek usulü kömür çıkartılan, kaçak ocaklarda üretimin devam etmesi gibi. “Kaçak ocak’ta göçük/ölüm” haberleriyle birlikte; seçilmiş ve atanmışların ‘Timsah gözyaşları’ başlar. Sonra ‘Cek/cak’ ekli nutuklar ve ‘Adet yerini bulsun’ türü denetimler ile yine yol verilir ‘Kaçak/köçek’ üretime.

İzmir Depremi sonrası, ‘binalara sağlamlık etiketi verilsin’ diye işi sulandırma söylemleri çıkıyor.

Efendim, binalara da binaların asansörleri gibi ‘Sağlamlık belgesi verilsin’, ‘Etiketi kırmızı olan bina mühürlensin’ deniyor.

Siyasi yozlaşmanın gece Ay, gündüz Güneş’e tırmandığı bir ülkede…

Zonguldak’ta bir dünya asansör hafif kusurlu(Mavi etiketli) ve kusurlu(Kırmızı etiketli) olduğu halde (Allah emanet)çalışıyor.

Varsayalım ki, binaları etiketleyeceksiniz. İncivez’de ki depoları yeraltı suyu ile dolu binalara hangi renk etiket koyacaksınız?

Bırakın onu. Zonguldak Belediye Merkez Çarşısı’na hangi renk etiket koyacaksınız? Çelikel Lisesi önündeki istinat duvarına ‘Dikkat Tehlikeli’ tabelası takılmış. Hangi renk etiket koyacaksınız?

‘Etiket koymak’, bir şey ifade ediyor mu? ‘Asansörlerde etiket var’ da ne oluyor yani!

Bana kalırsa, ‘Kaçak bina yapan ve kaçak binalara göz yumanlara KIRMIZI ETİKET’ yapıştırılmalıdır.

Kaynak: Editör:
Etiketler: ASKIDA, İŞSİZLİK-AÇLIK-PAHALILIK,
Yorumlar
Haber Yazılımı