BASIN’DA BESLEMELER ve PUŞT DEVRİ google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber
15 Eylül 2020 - Salı 18:25 Bu haber 2337 kez okundu
 
BASIN’DA BESLEMELER ve PUŞT DEVRİ
GÜNDEM Haberi
BASIN’DA BESLEMELER ve PUŞT DEVRİ

BASIN’DA BESLEMELER ve PUŞT DEVRİ

İster ‘Analoğ/zamana göre değişen’ olsun, ister ‘Dijital/veri ve işlemler topluluğu’.

Fark etmez, basın etkinliğini elbette kaybetmeyecek. Haberin ulaştırılmasındaki ‘Mekanizma’ daha teknikleşecek; enformasyon/bilgilendirme dünyada daha çabuk mesafe kat edip, daha çok ihtiyaç sahibine ulaşacak.

Taş devrini düşünün… Ateşin bulunmasıyla ‘Duman’ devreye girip, uzaklar yakınlaştırıldı.

Ardından tunç devri geldi. Yazının icat edildiği zamanlar. Ağaç kabukları ve taşlara yazılan mesajlar ile ‘Meram’ anlatıldı.

Bu güne gelen süreçte ‘Çağ’a, herkes kafasına göre, dönem dönem ayrı isim verdi. Ben, süreci parçalamadan ‘Puşt devri/çağı’ olarak yorumluyorum. Mors alfabesinden, mektup, telex, faks, telefon, telgraf geride kalsa bile; internet aracılığı ile yapılan haber portallarının bulunduğu tüm teknolojileri ‘Puşt devri/çağı’ çerçevesinde görüyorum.

Puşt devri/çağı olmanın esbap-ı mucibelerinden biride; her türlü ‘Ahlaka mugayir’ gelişmeyi içinde barındırması. Yani, bilginin aktarılmasında, ‘Doğru-ciddi-sahih’ anlayışın dikkate alınmaması. Yani, ‘Maksat-a matuf’ düşüncenin hiç bir ‘Etik ve yasal’ kaideye uyulmadan, ‘Sataşma- tahrik-tehdit’ amaçlı yazılıp konuşulması…

Elbette, yozlaşma/sorgulamadan kabul etme/değer kaybetmenin ‘İş-oluş-hareket’e yansımasından başka bir şey değil bu. Toplum çıkarları değil, şahsi çıkarların hegemonyası.

Şahsi çıkarın, toplum menfaatlerini törpüleyip, insanları yalnızlığa ittiği, toplu yaşamı/ortak yaşamı engellediği, birlik/dirliğin bozulmasına vesile olan işler… ‘Bu işler’ arasında elbette ‘Haberleşme’; dolayısıyla bu günkü tarifiyle ‘Medya çeşitliliği’ akla geliyor. ‘Yazılı basın’ yanında internet yayını yapan görsel basın…

Ülke de en çok tartışılan konulardan biri olması da bundan. Yani, ‘Yozlaşma’ dediğimiz süreçte, en çok zarar gören ve toplum ahlakına zarar veren bir yapı.

Eskiden toplum ahlakı, ‘Tuvalet duvarları’ incelenerek tespit edilirdi(!). Malum-u aliniz, en ahlaka mugayir kelime ve sözler tuvalet duvarlarında yer alırdı. Bu gün, maalesef, yozlaşma furyasından en büyük nasip alan medya, tuvalet duvarlarına rahmet okutan bir yapıya dönüştü. Hele de ‘Sanal medya’

Her ay model değiştiren ‘İleri teknoloji’ desteği kullanılarak yapılan enformasyon, maalesef ‘Toplum destekli/ toplumu güçlendiren projeler’ dışında kullanılıp, ‘Tahrik/tehdit/ saldırı’ mekanizmasına dönüştü.

Sevme değil saldırma, üretim değil tüketim, birlik değil ayrıştırma düzeni çerçevesinde kullanılan medya; maalesef siyasette geçerli akçe oldu. Doğru bilgi yerine yönlendirme, taze bilgi yerine kopyala yapıştır, sevgi yerine saygısızlık; genel de seçilmiş/atanmış ve ticaret erbabının başvuru mekanizması oldu.

Halka hizmet için siyaset yolunu seçen, ancak beceriksizliğini ‘Yandaş medya’ ile örtüp, ‘Hizmette’ değil ‘Şahsi çıkar’da gayret gösteren politipler, ‘Puşt devri/çağı özelliklerini, değişik taktikler ile uygulayarak kullanıyorlar.

Yandaş medya yaratma becerisi gösteremeyen politipler, medya içinde ‘Besleme’ prototipler ile eksiklerini kapatmaya yöneliyorlar.

Bu, dünya da nasıl bilmem ama, Türkiye ve Zonguldak’ta böyle maalesef. Ya ‘Yandaş medya’ yaratıp ‘Toplu’ kullanmak ya da ‘Besleme’ yoluyla ferdi kucağa almak(!)

Medya içindeki ‘Yandaş tipleri’ yakınlarını işe alarak ya da alacağını vaat ederek veya belli ödemelerini karşılayıp, ceplerine harçlık koyup; ahlaksızlığa teşvik edip, ‘Ajan’ tandanslı, kendine çalışan biri olarak kullanmak…

‘Kullanmak…’ Bence, COVİD’den daha beter. ‘Çağın vebası’ bu… Yaşam kalitesine negatif etki eden olumsuz gelişmelerden biri…Çapsızlığın daniskası bu…

Zonguldak’ta isim ve cisim olarak biliniyor bunlar.

Dün ‘Şikayet’ konusu ‘Medya terörü’ adı verilen gelişme üzerine yorum/kulis yapmıştım. Zonguldak’ta ‘Basın’ her geçen gün, güvenirliğini yitiriyor. Maalesef, hiçbir iş yapamayan, kişilik ve para bulmak için bu işe giriliyor. Denetimden uzak bu meslek gurubu içinde, istediği koltuk sahibi ile muhatap olup, piyasa yapıp, ‘Beslemeliğe’ adım atılıyor. Sonra iş bir ‘Başkan’ ya da ‘Kıçkan’ bulmaya kalıyor. Ahlakın yozlaştığı yerlerde, ‘Zor’ olmayan bir iş!..

‘Besleme’ yoluyla haber yaptırma ‘Taktik’ ve ‘Teknik’ açıdan uygulamaya girdiğinin görülmesi üzerine,  bu değerlendirmeyi uygun buldum.

Basın/gazetecinin yozlaşması/yozlaştırılmasının kimseye faydası yoktur. Yöre ve ülkeye de faydası yoktur. Bu gün, saldırı/tehdit/tecrit yoluyla muhataplarından para sızdırmak veya besleme sıfatıyla sipariş yazı yazmak, yazdırtmak; çağın puştluklarıyla hemhal olup, günü kurtarmak niyetinde olanlar unutmasın ki; yol iyi yol değildir.

 

 

ÇÖP KATIRLARI EMEKLİ EDİLDİ, ANCAK…

4 Ağustos’ta ‘Çöp katırları kaldırılacak mı?’ diye kulis konusu yapmıştık belediye çöp katırını, hatırladınız mı?

Özeti şuydu yazının.

Emeklilikte yaşa takılanlar’, ‘Re’sen emeklilik’ ve ‘Emeklilere intibak yasası’ tartışmalarına; bundan böyle ‘Çöp katırlarının emekli edilmesi’ de girecek?

Sahi, varsayalım ki Zonguldak Belediyesi’nde çalışan(!)13 çöp katırı emekli edildi. Boyunlarına çalıştıkları yılı gösteren bir madalya, önlerine iki balya ot atılıp, ‘Haydi yaylanın, bakın başınızın çaresine’ denip, Gazipaşa’ya mı salınacak, dağlara bayırlara mı?

Eğer öyle olursa, ‘Bir elinde bıçak bir elinde masat’ olan bir ‘Merdivenaltı Kasapı’nın eline düşmesi kuvvetle muhtemel… Zonguldak’ta katırsever / hayırsever olacağını da zannetmiyorum.

Önemli bir konu... Yılların Zonguldak Belediyesi’nde ‘Temizlik İşleri’ servisinde sigortasız(!) olarak çalıştırılan 13 katır, artık yürüyemeyecek duruma geldi.

Bir de, hayvan severlerin ‘Hangi çağdayız’ tezviratları devreye girince, Zonguldak Belediyesi önlem alma ihtiyacı hissetti”

Bilindiği gibi maden ocaklarında da, teknolojinin devreye girmediği yerlerde,  kazılan kömürler katırlarla naklediliyordu.20 yıl kadar önce TTK ocaklarından katırların mesaisi son bulduruldu.

Zonguldak Belediyesinde de katırların işe girme yılı, belediyenin kuruluşu ile aynı zaman denk geliyor."

Dün, Belediye Başkanı Selim Alan düzenlediği bir emeklilik töreni ile 11 katırın hürriyetinin bağışlandığını belirtti.

Katırlar gitti. Çöpler nasıl toplanacak? Katırların çöp aldığı mahallelerde, 70 çöp konteyneri konacak. Vatandaşlar, konteynerlerin olduğu yerlere kadar çöplerini taşıyacak.

Peki, emekli edilen katırlar ne olacak? Dağlara salınıp ‘Başınızın çaresine bakın’ mı denecek yoksa, bir hayvan sever(!) eliyle merdiven altı kasabın eline mi havale edilecek?

Başkan Alan, köylerden ‘Yük taşımacılığı’ için kullanılmak üzere taliplerinin olduğunu söyledi.

İnşallah öyle olur. Çalıştıkları yıllara havi, bir törenle yetinildi hizmetlerinin karşılığı.  İnşallah, hayatlarının geri kalan kısımlarını ‘Yük taşımak’ ile geçirmezler. İnşallah, merdiven altı kasaplarının eline düşmezler.

 

 

AHMET ÖZTÜRK...

Sene 1979…

Şeyhulmuharririn(Bilge Yazar) M. Turhan Tinay, İmtiyaz Sahibi olduğu HABER GAZETESİ’ni, iş adamı H. Ertuğrul Emral’a satıyor. HABER, yeni bir çehre-çevre ve dağıtım alanı ile ortaya çıkıp, ‘Bölge Gazetesi’ olma yolunda örgütlenmeye giriyor.

Yazı İşleri Müdürü Ali Yalavaç, Spor Müdürü Adnan Küçükvar.

Üç ay süren ‘Spor Müdürlüğü’ sonrası Ali Yalavaç TTK Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanınca, Yazı İşleri Müdürlüğü’ne geçtim.

O zaman Zonguldak’ın ilçeleri olan Bartın – Karabük dahil 10 ilçede dağıtım başladı ve İnanış, Uyanış, Şafak, Anavatan gazeteleri ile kıran kırana rekabet…

İşte o zamanlar, Ahmet Öztürk ile tanıştım. Ahmet Öztürk, HABER’in haber ağı içinde zaman zaman yer aldı ve mesleği içine sindirdi. Türkiye Taşkömürleri Kurumu’nda (TTK) çalışmasına rağmen, basınla ilgisini kesmedi. Ereğli Gazetesi’nin(ÖNDER) yıllarca Zonguldak temsilciliğini yapıp, merkezde yerleşik gazetelerle, tek başına rekabet bile yaptı.

Dostum Öztürk, emekli oldu ve hayatının geri kalan kısmını ailesi ile verdiği karar gereği bir başka vilayette(Manisa/Yunusemre) geçirecek. Elbette, benim gazete ve gönül arşivimde yeri mutlak ve daim olacak.

Dostum Öztürk, yeni yaşamında yolun ve bahtın açık olsun. Allah gönlüne göre versin

 

 

POLİS EMEKLİLERİ VALİ TUTULMAZI ZİYARET ETTİ      

Polis Emeklileri Derneği Zonguldak Şubesi, Hayrettin Gezer başkanlığında, Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz’ı ziyaret edip, çalışmalarında başarılar diledi.

Başkan Gezer, dernek faaliyetleri hakkında Vali Tutulmaz’ı bilgilendirdi, dernek binalarının kiralık olduğunu belirtip, münhal bir yerden bina desteği istedi.

Polis emeklilerini dinleyen Vali Tutulmaz, konu ile ilgili araştırma yapacağını belirtti.

Başkan Gezer, ‘Sayın Valimizin gösterdiği teveccüh bizleri dolayısıyla sevindirdi. Zonguldak’ın Sayın Valimiz ile kalkınma ivmesi yakalayacağına inanıyorum. Kendisine başarılar diliyorum.’ dedi.

 

VALİ’NİN YOLU

Bir Vali, güzel bir yol yaptırmış. Yoldan ‘En güzel kim geçecek’ diye yarışma düzenlemiş.

Yarışma günü kimi at arabası kimi süslediği bisikleti, kimi en güzel esvabı ile ‘En güzel geçen’ olmak için başlama güzergâhına gelir. Yarış başlar. Tüm gün yol geçilir. Başlangıca, Valinin olduğu yere gelindiğinde, herkes ‘yolun bir yerinde olan moloz yığınından’ şikayet ederler.

Günün sonunda en son yarışmacıda yorgun-argın, üstü başı toz-toprak içinde valinin yanına ulaşır.

Son yarışmacı valiye bir kese altın uzatır ve “Yolda insanların geçmesini zorlaştıran moloz yığınını gördüm. Hz. Muhammet’in(SAV) ‘Rahatsızlık veren bir şeyi yoldan kaldırmak sadakadır’ sözünü hatırladım ve yolu temizledim. Moloz yığını altında bu altın dolu torbayı buldum. Ahaliden kimsenin bu kadar altını olamayacağına göre, bu altınlar sizin olmalı’ dedi.

Vali gülümseyerek cevap verdi.

‘O altınlar senin. Zira, yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için engelleri kaldırandır’

Not: ‘Kıssadan Hisse’yi gönderen okurum Mahiye KAYHAN’a teşekkür ederim

Kaynak: Editör:
Etiketler: BASIN’DA, BESLEMELER, ve, PUŞT, DEVRİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı