google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber Detayı
25 Temmuz 2020 - Cumartesi 16:41 Bu haber 980 kez okundu
 
BU NASIL ‘BASIN BAYRAMI’ İSE!..
GÜNDEM Haberi
BU NASIL ‘BASIN BAYRAMI’ İSE!..

Ülkede en çok tartışılan konulardan biride basın.

Eskiden ‘Basın’ denince akla yazılı süreli yayınlar/mevkuteler gelirdi. Radyo ve televizyon kullanılmaya başlanmasıyla ‘Medya’ adı altında tarifler yapılmaya başlandı. Sonra olayın içine ‘İnternet ’girdi, Medyanın çapı genişledi.

Enformasyon/malumat/haberin dünya ile aynı anda paylaşımı gündeme oturunca, gazeteciliğin tarif ve tatbikleri de değişti. Önceleri, geçimini gazetecilikten kazanana ‘Gazeteci’ denirdi. Sonraları, hiçbir iş yapamayanların mesleğe girmesiyle tarif de değişti, düzen de…

Dolayısıyla, gazetecilik eskiden de eleştirilirdi. Bu eleştiriler, ‘Tanım’ olarak ayan-beyan gözükürdü. Gazetecilik, kimine göre ‘Entelektüel puştluğu’, kimine göre ‘Peygamber mesleği’ yani ‘İrşad/aydınlatma müessesesi’ olarak tasnif görürdü. Eskiden adliye muhabiri, spor muhabiri, magazin muhabiri vardı… Şimdilerde, hiçbir iş yapamayanların ya yada her işi yapanların gazeteci kesildiği bir ortama girdik. ‘Vatandaş gazeteciliği’ gibi bir tarif peyda oldu ki, ‘vergi-sigorta-Türkçe-imla-5N1K’ yok. Sosyal medyadan ‘Sallama usulü’ çalakalem yazı var. ‘Eline kalem geçirenin kalem erbabı kesildiği’ bir ortam var. Basında ‘İlkeler’ değil, ‘Tanımlar’ öne çıktı. Harçlıkçı gazeteci, aylıkçı gazeteci, parça başı gazeteci, danışman gazeteci, iş takipçisi gazeteci vs…

Dolayısıyla, ‘Yozlaşma/bozulma /dejenere olmak’ dediğimiz kökünden kopma operasyonundan en çok etkilenen mesleklerden biri gazetecilik. Aslında, Emperyalizm/sömürü dediğimiz bir olgunun tezahürü olarak, ortaya çıkmış olsa da, rezalette siyasetin payı çok büyük.

Çünkü siyasetin iktidar kanadı, her dönemde reklamını yapmak, muhalefeti sindirmek için basın/medya kurumlarını tasniflemeyi ‘İş-oluş-hareket’ olarak icraat çemberi içine alır. Medya da ‘Yandaş’ denen bir ‘Sakat zihniyet’ yaratıp, kendi eksik-aksaklıklarını kapatıp, karşı tarafı suçlama keyfiyetini devreye sokar. Böylece, demokrasilerde ‘Yasama-yürütme-yargı’dan sonra 4. Kuvvet olması gereken basın, iktidar elinde ‘Birinci güç’ pozisyonunda ortada dolaşır. Demokrasinin tarifi ve olmazsa olmazlarından olan ‘Seçim’, STK’lar, ‘Konuşan vatandaş’ yanında, ‘Özgür basın’ tabelaları ile görüntüde yerlerini alırlar.

Eskiden yazılı gazete isimlerinin altında ‘Doğru-Ciddi Sahih ’ gibi sloganlar ile gazetenin halet-i ruhiyesi anlatılırdı. Bu gün sloganların bile değişmiş ‘Duvarlar ve davarlara gönderilmez’ deniyor adeta…

Dumanla haberleşmeden, ağaç kabukları ve hayvan derilerine yazılan yazıların ulakla gönderilmesini, posta güvercinlerini düşünün. Sonra mektup, telex/fax. Bu gün ise bir tuş kadar yakınınızda muhatap… Bilginin aktarılmasındaki zaman kaybından bir tuş mesafesine geliş…  Ancak, huzur-güven ve saygı yok…

Dolayısıyla, gazeteci sadece zamana tanıklık eden biri olarak değil, toplumun hafızası olarak değer bulmak istiyorsa, tarafsızlık kadar bağımsızlığın önemini idrak etmeli. Ortak akılı bulmak ve yaymak ancak böyle mümkün olur. Ortak akıl, aynı fikri paylaşanların değil, farklı fikri paylaşanların bir noktada buluşmasıdır.

Onun içindir ki, yedi düveli alt etmemize rağmen Cumhuriyet’i ittifakla kuramadık. Cumhuriyeti kurduktan tam 27 yıl sonra çok partili hayata geçtik.

24 Temmuz Basın Bayramı ve Basından Sansürün kaldırılışının 112. Yılını kutlarken(!) bu değişim ve gelişimi iyi tahlil etmeliyiz.

Memlekete hizmet için köprü, yol, kanal, tünel insansız hava aracı, tank, füze yapımına önem verildiği kadar; basın meslek ilkelerinin yerleşmesine katkı yapmakta önemlidir. Toplumsal mutabakat için Kurumsal mutabakat ne kadar elzem ise, toplum katmanları arasındaki birlik için, basının 4. Kuvvet olması o kadar önemlidir.

Mesleğin Zonguldak tarafı mı?

Herkes kafasına göre takılıyor.

Ortada parti sultalarının belirleyip halka seçtirdiği vekil ve başkanlar var. Merkezi atamanın belirlediği bürokrasi var. Seçilmiş ve atanmışlar, bu ‘Pespayelik’ içinde örgütlenmeye çalışıp, eleştirilerden en az nasip alma kolaycılığı peşinde.

‘Eline kalem geçirenin kalem erbabı kesildiği’ bir şehir de, bundan fazlasını beklemekte safdillik olur yani…

 

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: BU, NASIL, ‘BASIN, BAYRAMI’, İSE!..,
Yorumlar
Haber Yazılımı