İKTİDAR SOFRASINDAN BESLENENLER!.. google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber
16 Eylül 2020 - Çarşamba 17:29 Bu haber 1623 kez okundu
 
İKTİDAR SOFRASINDAN BESLENENLER!..
GÜNDEM Haberi
İKTİDAR SOFRASINDAN BESLENENLER!..

İKTİDAR SOFRASINDAN BESLENENLER!..

Saadet Partisi’nin her ay Kozlu/Ilıksu’da düzenlediği ‘Şuur Sohbetleri’ toplantısının ikincisine katıldım önceki akşam.

1.Toplantıda Konya Milletvekili Sayın Abdülkadir Karaduman’ı dinlemiştim. Hatipliği yanında ülke sorunları üzerine birikimi ile gerçekten sevindim.

Türkiye de gerçekten bir siyasi parti kümelenmesi var.2020’de kurulan 5 siyasi parti (Anadolu Birliği Partisi (ABP), Aydınlık Geleceğin Partisi (AYGİP),Merkez Ana Partisi (MAP) ve Demokratik Sol Halk Partisi (DSHP),24 Şubat'ta da Güç Birliği Partisi (GBP) ile birlikte toplam sayı 84 oldu.

Bunların kimi ‘Kitle partisi’ kimi ‘İdeoloji partisi’ kimi ‘kitle-ideoloji karışık’, kimi ‘Tabela partisi’, ‘Şahıs partisi’, ‘Pazarlık partisi’ vs…

Kitle partileri ‘Eyyamcılar’ dahil olmak üzere değişik görüşlerde olanları bünyelerinde toplayıp, geniş kitlelere ulaşıp, iktidar olmayı hedefler. Genel de ‘Halka hizmet’ sloganıyla iktidar olurlar. İdeoloji Partileri ‘İdealist’ olur. Tüzük ve programları gereği çalışırlar. Ve büyük oranda ideolojik yakınlığı olan kitle partilerinin ‘Fikir fidanlığı’ görevini görürler.

Ben Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi, Vatan Partisi gibi partileri ‘Fikir Fidanlığı Üretim Merkezi’ olarak görüyorum. Bu günkü iktidar partisine (Ak Parti) bakarsanız, Merhum Erbakan’ın rahle-i tedrisatından geçmiş politikacıların ağırlıkta olduğunu görürsünüz.

Yine mevcut iktidar partisi içinde, Merhum Alpaslan Türkeş’in rahle-i tedrisatından geçmiş politikacıların çocuklarının etkili makamlarda olduğunu görmek mümkün.

Yani, ideoloji partileri, siyasetin olmazsa olmazları... ‘İktidar amaçlı’ olsalar da, ‘Üç oy kaybolacak’ diye ‘Yalan söylemez’, doğruları konuşmaktan çekinmezler. Hedefleri, daha ziyade ‘Gelecek seçimler’ gibi gözükse de, ‘Gelecek nesiller’ mihenk taşlarıdır.

Efendim, geçen toplantıda dinlediğim Vekil Karaduman’ın ‘İki kişinin fetvasına itibar edilmez. 1) İktidar sofrasından beslenenler. 2)Esaret altındaki alimin fetvasına’ sözü hafızamda, yer etmişti. Dolayısıyla, dün konu ettiğim ‘Basındaki beslemeler’ yazısı ile çörtüştü bu.

Zira Zonguldak’ta ‘Başkanın beslemeleri’ konulu kulis ve konuşmalar artık mide bulandırmaya başladı. Zaten ‘Pespayeliği’ her gün artan medya içine sokulan bu silik şahsiyetli Ajan provokatörler, aslında ‘Medya Terörü’nü desteklerken, kullanıcıların, ‘Küçük Şehir Aktörü’ görüntülerini de törpülüyor. En kötüsü, bu beslemeler, meslek içinde ‘Dezenformasyon’ yaratıyor. Meslek bünyesinde ‘Çeliğe giren pas’ hüviyetinde çalışıyor.

Olaya ‘Araştırmacı’ gözü ile bakınca, gelişmelerin şehrin kalkınmasına olumsuz etki ettiği de ortaya çıkıyor. Şahsi ihtiraslarını gidermek için “Besleme’ beslemek isteyen” ile, kolay yaşam ‘kucakta beslenmek’ arzusu taşıyanlar, toplum katmanları arasında birlik/dirlik dengesini bozuyor.

Önceki gün dinlediğim Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, sanki Zonguldak gündemini biliyor gibi, ‘Basında tarafsızlık’ ve ‘Objektiflik’ üzerinde durdu.

‘Tarafsızlık’ üzerinden ‘Çıkar dümeni’ tutan beslemelerin halet-i ruhiyelerini detaylandırdı. Bir gazetecinin ‘Tarafsız’ olamayacağını, ‘Taraf olmanın ayıp olmadığını’ belirtip, ‘Tarafsızlığın ancak, ahlak kuralları çerçevesinde’ icra edileceğini söyledi.

Meslektaşım Sayın Kurdaş’ın söylediği ‘Allah indinde en zor meslekler 1)Eğitimciler.2) Hocalar(Cami hocaları ve ilim adamları).3) Gazeteciler” sözünü benimsedim,tuttum.

‘Öncelikle’ beni ilgilendiren kısmı, her zaman savunduğum, gazeteciliğin bir ‘İrşad/aydınlatma’ müessesesi yani bir ‘Peygamber Mesleği’ olması.

Gazetecileri ‘Besleme’ yapmak isteyenler ile ‘Besleme’ olmayı marifet sayanların, gazeteciliği ‘Entelektüel puştluğu’ veya ‘Puşt devri’ kahramanı görmeleri; şahsiyetlerindeki siliklikten kaynaklanıyor. Tarihin her devrinde böyle ‘Prototipler’e rastlamak mümkün.

Aslında, fazla da ‘Gocunmamak’ ve ‘Kızmamak’ gerekir. Bir ağaçtan ‘Ok küreği de olur b*k küreği de…’

Velhasıl-ı kelam…Siyasette  ‘Fikir Fidanlığı’ niteliğindeki Ülkü Ocakları mensubu ve mezunu olan biri olarak, ideolojik yapı ve yapılanma içindekileri hep severek takip etmişimdir. Vekil Karaduman ve gazeteci Kurdaş’ı da ‘Tespitleri’ çerçevesinde hatırlayacağım.

 

 

ÜZÜLMEZ SANAYİ VE TOKİ’YE UYARI

Pandemi gölgesindeki yaşam çerçevesinde, halkın acil ihtiyaçları konusunda bazı aksaklıklar, gündelik işlerin telaşından olsa gerek savsaklanıyor.

Seçilmiş ve atanmışlar, siyaset baskısı yada imkansızlıklar nedeniyle, yarın olabilecek olumsuz gelişmeleri bilmelerine rağmen müdahale edemiyorlar.

‘Şeytanın gör dediği’ cinsten konular, medya konusu yapılsa bile, maroken koltuk sahipleri, ‘Dört Maymunu oynamaktan’ imtina etmiyor.

Şehrin göbeğindeki ‘Her an yıkılabilir’ raporu olan Belediye Merkez Çarşısı ‘Göze batan çöp’ gibi şehrin canını acıtıyor ancak, siyasetin göbekli/hantal yapısı müdahale edemiyor.

Bir başka konu daha… Üzülmez’de TOKİ Konutları ile Küçük Sanayi Sitesi arasında duvarlar çatlamaya başladı. Önemlisi, TOKİ Şantiyesi’nin Üzülmez Sanayii ile arasına duvar çekerken kapattığı  su tahliye boruları.

En küçük bir yağmurda, Küçük Sanayi Sitesi’nde bulunan 185 dükkân korku yaşıyor. Şubat Ayında yapılan bu duvar ile Krat’tan gelen suları taşıyan 1.500’lük borular tıkandı. Yağışlarda sular dükkanlar baskı yapmaya başladı.

Konu ile ilgili yapılan müracaatlar sonuç vermedi.

Konu ile ilgili Çınartepe Muhtarı Okan Girgin, olası şiddetli yağışlar akabinde meydana gelecek sel felaketi için, çok sert ifadeler kullandı.

Girgin, “Meydana gelecek sel felaketi ve vereceği zararların sorumlusu Üzülmez Küçük Sanayi Sitesi Başkanı Ercan Şehri ve TOKİ Şantiye sorumlularıdır’ dedi.

Ortada bir sorun var. ‘Geliyorum’ diyen bir kaza…

Gündelik işlerin telaşından göz ardı edilmeyecek bir felaket yanı başımızda, Üzülmez’de.

Tüm uyarı ve yazışmalara rağmen çatlayan, yıkılan duvarlar ve kapatılan giderlere müdahale yapılmıyor.

Anlamadığım iş…

Yarın Belediye Merkez Çarşısı veya Üzülmez’de meydana gelebilecek ‘Ölümlü’ olay sonrası, seçilmiş ve atanmışlar bölgeye gidip, hangi renk timsah gözyaşı dökecekler acaba?

 

DELİ’NİN TESPİTİ ve SORUNLAR…

Saadet Partisi’nin her ay düzenlediği ‘Şuur Sohbetleri’ toplantısının ikincisine de katıldım.

Birincisinde Konya Milletvekili Abdülkadir Karaduman, ‘Din camiye sıkıştırılmamalı. İslam’ı hayatımıza yedirmeye çalışmalıyız. Bir insan yaptığı işe İslam’ı katmıyorsa, o insan dünyevileşmiştir’ sözünü unutmamalıyız.

Çünkü içinde bulunduğumuz toplum; giderek maddi-manevi konularda yozlaşıyor.

Önceki günde, Gazeteci Mustafa Kurdaş, konuk oldu. Elbette, olaya gazeteci gözü ile baktığından, medyadaki haberleri ‘Siyasi teknik ve taktik’ açısından değerlendirdi. Medyadaki algı yönetiminin özelliklerini farklı örneklerle aktardı. Büyük yalanlar içinde küçük doğruların sıkıştırılmasını anlattı. Enformasyon(Haberdar etme) ve Dezenformasyon’un(Maksatlı Haber)  tarif ve tatbiklerini slayt gösterimi ile yansıttı.

İçinde bulunduğumuz şartların tespiti konusunda verdiği ‘Delinin tespiti’ örneğine ise bayıldım.

Akıl hastanesi Başhekimine giden gazeteciler, ‘Gelen hastanın deli olduğunu nasıl belirliyorsunuz?’ diye sormuşlar. Başhekim, “Hastayı su dolu küvet olan bir odaya alıyoruz. Küvetin yanına bir bardak, bir kepçe ve büyük bir maşrapa koyup, hastaya ‘Boşalt’ diyoruz’ der,

Gazeteciler lafa karışır ‘Hasta adayı bardakla boşaltırsa ‘Deli’, maşrapa ile boşaltırsa ‘Akıllı’ tespiti yapıyorsunuz, değil mi?’ derler.

Başhekim, mutlu bir tavırla, ‘Hayır’ der ve ekler.

-Eğer hasta adayı suyu boşaltmak için, küvetin tıpasını çıkartırsa, ‘Akıllı’ deyip ayırıyoruz’ der.

Yani, ‘sorunun çözümü’ için evvela, ‘doğru tespit’ yapılması gerekir.

Gazeteci Kurdaş, mesleklerin  önemine değinirken, ‘Allah indinde en zor meslekler’ kategorisine gazeteciliği katmasını beğendim. Gerçekten de; eğitimciler, hocalar(Cami hocaları ve ilmi hocalar) ve gazetecileri ‘Zor ve yüksek sorumluluk’ gerektire meslekler arasında bulunuyor.

Gazetecilik, irşad/aydınlatma açısından bir peygamber mesleğidir. İnsanların yanlış bilgilendirilmesi, hak gaspıdır, haksızlıktır. Gazeteciliği irşad değil, entelektüel or*spuluğu yani şahsi çıkar mekanizması olarak görenler; insanların yaşam kalitelerine uzanan asalaklardır.

Onun içindir ki, Sayın Kurdaş’ın bu tespitini ‘Politika da en önemli unsur, iddia ve tekrardır’ sözünün gereği olarak aktarıyorum. Doğruların ‘sürekli aktarılmasında fayda vardır.

‘Reklamlar’ yoluyla empoze edilen ‘Kötülükler’ insan hayatına önce ‘alışkanlık’ sonra ‘Huy’ sonra ‘Örf adet ve gelenek’ olarak girmiyor mu?

Biz de her fırsatta, doğruları empoze ederek yayılmalarını, toplumda değer ve kullanım fırsatı yakalamalarını sağlamalıyız.

Bu arada, Sayın Kurdaş’ın günün aktüel konusu ‘Kod Adı: İstanbul Sözleşmesi’ isimli kitabın tanıtımını da bir başka gün yapacağım.

 

PANDEMİ FELAKETİ

Önceki gün başvurduğum Sağlık Ocağı’nda, Eşimle birlikte Zatürre Aşısı olduk.

65 yaş üstü olmanın verdiği karamsarlıkla gitmiştim Ocağa. Bir yıl sonra bir aşı daha olup, ömür boyu zatürre aşısı olmayacağımız söylendi. Sevindim.

Olayın vahameti şu. Ameliyatı, aşısı olmayan bir ‘Meret’ ile karşı karşıyayız.

Aslında, ‘Maske-Mesafe-Hijyen’ önlemleriyle ‘Olay’ biraz basitleştiriliyor. Dolayısıyla, pandemi; pozitif vaka ve ölüm vakaları olarak artıyor.

Okulların ‘Yüz yüze eğitim’ için hazırlandıkları bu günlerde, çoklu vakalar ile karantinaların artması moralleri bozuyor. Bu şartlarda okulların açılması, pandemi’nin daha da yayılması anlamını taşıyor.

Ne yapılmak isteniyor? Hem önlemlerin sertleştirilmesini sağlamayanlar hem de önlemleri kaale almayanlar ne yapmak istiyor?

Bu kafayla gidilirse, okulların yüz yüze eğitime başlaması çok zor. Yetkililer, ‘Günlük vaka sayısı 500 altına düşmezse, okullar açılmaz’ diyor.

Pandemi’nin yeniden ‘Pik’ yani ‘Tavan’ yapıp, hayatımızı olumsuz etkilemesinde, herkes suçlu.

Sert tedbir almayan yetkililer ve istenen basit tedbirlere dahi uymayan insanımız.

Yapacak bir şey yok. Başa gelen çekilir.

Ancak, önlem (Zatürre, grip aşısı, maske, mesafe, hijyen)konusunda herkes üzerine düşeni yapmalıdır.

Kaynak: Editör:
Etiketler: İKTİDAR, SOFRASINDAN, BESLENENLER!..,
Yorumlar
Haber Yazılımı