0
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Trafik kazası: 2 yaralı
Trafik kazası: 2 yaralı
Haber Detayı
24 Haziran 2019 - Pazartesi 17:47 Bu haber 2657 kez okundu
 
İMAMOĞLU VE DÜNYANIN SONU!..
GÜNDEM Haberi
İMAMOĞLU VE DÜNYANIN SONU!..

İMAMOĞLU VE DÜNYANIN SONU!..

31 Mart yerel yönetim seçimleri sonrası, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik başkentleri olan Ankara ve İstanbul, 17 yıl aradan sonra iktidar partisinden muhalefete geçti. Bir başka deyimle, Parlamenter Sistem’den sonra oluşturulan Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemi, kendisini göstermeye başladı.

Yeni sistemde, merkez sağ ve sol da kâğıt üzerinde oluşturulacak ittifaklar ile seçimlere gidilecek, yukarıda oluşturulacak partiler arası diyaloğ (Kurumsal mutabakat), aşağıda seçmen bazında oluşturulacak birlik ve beraberlik(toplumsal mutabakat)ile ülke genelinde gerilen havanın yerini kucaklaşma ya da ‘Milli Mutabakat’ olacaktı.

Ancak, ‘Devlet’in aldığı bu yeni sistemi uygulama kararına, yılların ‘Yerleşik düzen’ alışkanlığında olan iktidar yanlıları, bir celsede ayak uydurabilir mi?

Ankara da Mansur Yavaş, İstanbul da Ekrem İmamoğlu’nun seçim zaferi, yıllardır belediyeler üzerinden nemalanan zengin-fakir herkesi ayağa kaldırdı.

Bu konuda 8 Nisan2019 tarihli İNANIŞ’ta yazdığım ‘Kulis’te “Ankara da Mansur Yavaş, İstanbul da Ekrem İmamoğlu, cani gönülden desteklediğim, ülkücü dostlarım benim” demiştim. İstanbul da Başkanlık koltuğu İmamoğlu’nundur. Ak Parti kurmay ve kurnazlarının çıkardığı gürültü, kendi tabanlarının gazını almaktan ibarettir’ demiştim.

Sonucunda ‘Ben İmamoğlu’na mazbatasını verdim, sizde verin’ demiştim.

İktidar tabanının, yıllarda İstanbul’da oluşturduğu ‘Yerleşik düzen’ maalesef, ‘İttifak’ yoluyla oluşturulan ‘Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti Örgütlenmesini’ kabul etmedi, ‘Su koyverdiler’. Sonucunda, 23 Haziran ‘Tekrar’ seçimi yapıldı ve İktidarın İstanbul dahil, ülke genelindeki ‘Yerleşik düzen’ takımını, sandıktan çıkan oy oranı ile ‘Tatmin’ edip, ‘Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemi’ne bir tuğla daha eklendi.

Sistem’ Tayyip Erdoğan’ın babasının malı değil. Devlet’in aldığı kararın uygulanmasıdır. Efendim, ‘Sayın Cumhurbaşkanı sisteme uymadı’ denebilir. Uygulamadaki aksaklıkların sebebi olarak ‘falanca-filanca’ gösterilebilir.

Mesela ben de, ‘Partili Cumhurbaşkanı’ uygulamasını beğenmiyorum. Bu taraftan baktığımda, cumhurbaşkanını ‘Ak Partililerin Cumhurbaşkanı’ gibi görüyorum. Ak Parti Genel Başkanlığı’nı terk etse, ‘Toplum(seçmen değil)üzerinde daha çok etkili olur’ diye düşünüyorum. İsteyen istediği gibi düşünebilir.

Peki, İstanbul’daki ‘Tekrar’ seçimi sürecinde edilen “Sert sözlerneyin nesi?” denebilir.

Öteden beri söylediğim bir ‘Laf’ var. ‘Seçim atmosferinde söylenen sözleri yüzde 50-60 tenzilatlı dinleyin

Proje/hizmet olsun, iç-dış politika olsun, üretilen seri sloganlar, maalesef amacına uygun ‘Cuk’ diye yerine oturmaz. ‘Sürçü lisanlar’ yanında, değil maksadını, haddini aşan laflarda sarf edilebilir. O süreçte edilecek özür bile kabahati çilalar.

Nihayetinde, ‘Lokal’ bir seçimde olsa, katılımın yoğunluğu açısından, ‘Milli İrade’ tecelli etmiştir.

Bu seçimden, ‘İttifaklar’ da(Cumhur ve Millet ittifakı) ‘Tecrübe’ çıkartacaktır. Mesela, Zonguldak’ta Merkez, Kilimli ve Kozlu da, Millet ittifakı aday belirleme ve seçime ortak girmeyi başarabilseydi, seçimleri kaybetmezlerdi. Demek ki neymiş, İstanbul’daki ‘Gönül’ ve ‘Eylem birliği’ Zonguldak’ta sağlanamamış. Mesela, Cumhur İttifakı, İstanbul da ‘Binali bey’ değil, bir başka ‘Genç-dinamik-sevilen’ adayla yola çıksaydı, belki seçimi kazanabilirdi

Netice, politika uzun vadeli bir iş

Siyasi partiler, vatandaşa hizmet için politik arenada. Proje, saha ve sandıkta hep seçmen ile iç içe. Politikacıyı ileriye taşıyan en önemli unsur, yediği kazıkların onlara sağladığı tecrübelerdir.

İleriki seçimlerde, başarılı olmanın yolu, politik arenada tecrübelerden aldığın katkı kadar olacaktır.

İstanbul Seçimine, ‘Amigo’ kafası, taraftar egosu ile bakmamak gerek. Ankara’da Mansur Yavaş kazandı, ne oldu? Dünyanın sonu değilmiş demek ki?

İnanıyorum ki, Hem Mansur Yavaş, hem de Ekrem İmamoğlu, Millet İttifakı içinde, yerel yönetimler açısından,  birçok konuya ‘Çeki-düzen’ vereceklerdir.

 

VALİ, İL BAŞKANI VE

SAĞLIKTA ‘ASANSÖR’ SORUNU

Politikacının görevi, insanların kaliteli yaşamı için hizmet ağını genişletmektir. Ne kadar çok hizmet edersen, ‘Kaliteli yaşam’ için yeni ihtiyaçlar doğar.

Elbette ‘Muhalefet’ için ‘Bahane’ bulmak kolay. Toprak yolu parke yaparsın, ‘neden asfalt değil?’ derler. Asfalt yaparsın ‘Bu ne biçim asfalt’ derler.

‘Ben’ muhalefet için değil, hizmetteki eksiği aktarmak için yazıyorum. Okuyun bakalım, haklı mıyım, değil miyim?

Zonguldak Merkez /Acılık Semtinde “TC Sağlık Bakanlığı Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü Ek Hizmet Binası” var.

Vatandaşların; sağlık raporları, engelli işlemleri, su analiz raporları, hastaneler ile ilgili işlemleri, 112 problemleri vs... Günlük en az bin işlem 150 civarında personel ile yapılıyor bu binada. Yani, toplum katmanlarını oluşturanların tamamından her yaşta insanın işi düşüyor bu binaya.

Sorun: Asansör yok.

Bu çağda, sağlık bakanlığı birçok konuda, gerçekten insanlara hizmet için didinirken, Zonguldak’ta ‘İnsanları 5-6 kat yaya tırmandırmak’ ne demek biliyor musunuz?

Kabahat kim de? Vali, il sağlık müdürü, iktidarın il-merkez ilçe başkanında mı?

Siyaset elbette ‘Ricacı’ makam gibi… Vali ve Sağlık İl Müdürü ‘İcracı’ makam. Evvelemirde Sağlık İl Müdürü ‘Tespit’ edecek ve imzası ile ‘Teklif’ edecek üst makama…

Anladığım kadarıyla İl Sağlık Müdür Vekili, böyle bir sorunu gündeme getirmek için ‘İmtina’ ediyor.

Anladığım kadarıyla “Personel ihtiyacı var, araç ihtiyacı var, doktor eksiği var. Personele yemek veriliyordu şimdi verilmiyor. Nereden çıkarttın asansör sorununu!” derler diye konuyu gündeme getirmiyor(dur).

Binanın çaycısı bile ‘Çatı katı dahil, altı kata tabanvay hizmet’ veriyor.

Zonguldak’ın sorunlarından biride ‘Vekaleten’ yönetilmek. Yirmiye yakın il müdürü ‘Vekaleten’ koltuklarını ‘Deruhte’ ediyorlar. ‘Vekaleten yönetim’ olsa bile bir makam aracın ve koltuğun var. Durduk yerde sorun çıkartırsan, onlarda gidebilir belki de… Onun içindir ki, Acılıktaki ek binanın ‘Asansör’ sorunu gündeme getirilemiyor.

Bu vesile ile ben olayı ‘Sayın valim’ ile ‘İl başkanı Zeki Tosun’a havale ediyorum. Benim işim kolay. İnşallah onlar da ‘Havaalanı sorunu var, tünel ve viyadükler var. Başlanmayan hemzemin geçit işleri var. Derenin liman arkasına…’ diye sorunlar silsilesinden başlamazlar…

Bekleyelim, görelim bakalım.

 

RİCA-CEZA - HAFRİYAT

DÖKÜM ALANI ?

Zonguldak İl Emniyet Müdürü Sayın Ahmet Metin Turanlı’nın sosyal medya hesabından yayınladığı bir resim hoşuma gitti. Emniyet’in mitinglerde kullandığı demir bariyerler, Kilimli sahilinde sıralanmış.

Anladığım kadarıyla hem özel taksilerin park edip ‘Aşne-fişne’ ve ‘Alkol tüketimine katkı’ pozisyonları yanında; sahile kaçak hafriyat dökümünü engellemek…

Dün de, yerel basında okudum, Sayın Vali Erdoğan Bektaş, Kilimli sahil yoluna ‘kaçak hafriyat’ dökümünü yasaklamış.

‘Şeytan’ yine girdi kafama iyi mi!..

Sahile kaçak hafriyat dökmek yasak da; redevanslı sahalarda kaçak ocak işletmek, kaçak ocağa elektrik çekmek, kaçak ocakta ölmek serbest mi?

İllaki, Sayın Vali’nin ricası ve emniyet müdürünün bariyerleri hatırına başka ‘Kaçak alanlar’ arayanlar olacaktır.

Bence, şehrin bu ‘Kangren’ olmuş ‘Hafriyat döküm alanı’ sorununu kökten halletmek gerek. Bu sorun, Milletvekili Polat Türkmen’in, kaçak ocaklar konusunda ‘Çözüm üretemedik’ hayıflanması kadar ‘Zor’ değil.

Ereğli-Alaplı, Kozlu ve Çaycuma civarında, Allah’ın dağında alan bulamazsanız, yandı gözüm keten helva. Sahillerde ‘Dolgu Alanı’ uydurup, sahillerin canına ot tıkamanın vahametini, önümüzdeki yıllarda ‘Gelecek nesiller’ çekecektir.

Çöp ve ‘Hafriyat’ konusunda Zonguldak ‘Özürlü’ bir yer. Nihayetinde, ‘Hafriyat’ konusunda bir ihtiyaç var.

Bu işler rica veya ceza ile halledilmez.

  

SEYYARLAR İKİYE AYRILIR

Havaların ısınmasıyla birlikte, Zonguldak merkezinde oluşan görüntü kirlilikleri insanların moralini daha çok bozuyor.

Aslında, yerel yönetim seçimlerinden sonra, iktidar partisinden seçilen aday üzerinden beklentiler yoğundu.

Elbette, belediyenin mali tablosu ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle ‘Yapılacak işler vardı, yapıl(a)mayacak işler’ vardı. Dere ıslahı, lavuar alanı projesi, liman içi temizliği, trafik rezaletinin önlenmesi gibi işler, çoktan amatör kümeye gitti bile.

Yapılacak işler faslında, en azından ‘Ahi ruhunu’ geberten, ‘Asi ruhunu’ dirilten seyyarların ortadan kaldırılması gibi basit işler var ki… Bu güne kadar maalesef, el atmaya ‘Cüret’ bile edilemedi.

Aslında, İstanbul seçimleri bu konuda iyi bir örnektir. ‘İşportacı’ kafasıyla yönetilmeye çalışılan bir ‘Ekonomik Başkent’ statüsündeki şehir, ‘Siyasi tabela’ değiştirmiştir.

Havaların ısınmaya başladığı şu günlerde, riyaset makamında, maroken koltuklarda oturmanın dayanılmaz zevkinden kurtulup, insanların kaldırımlarda ve cadde üzerlerinde çektiği dayanılmaz ‘Seyyar’ eziyetlerinin izlenmesi şarttır.

Elbette, “Yandaş’ seyyarların ayırt edilmesi” gibi bir sorun vardır. Ancak, olaya böyle bakılırsa, ‘Sorun’ çözümü sıkıntıya düşeceği muhakkaktır.

Olay dışarıdan maalesef hiç ‘Şık’ görülmüyor.

AZRAİLLE PAZARLIK

Dün ki manşetimiz gerçekten ‘sosyal’ bir konuyu içeriyordu.

Sıradan bir ‘Heyelan haberi’ gibi görülmemeli bu haber.

Zonguldak Merkez Asma Mahallesi Fabrika Sokakta, altı kaymış bir binada dokuz tane can, her yağışlı havada ‘ölüm’ beklentisi içinde.

Heyelanlı mıntıkalardaki binalardan farkı ne biliyor musunuz? Bu ev de iki tane yüzde 70 ve yüzde 90 zihinsel engelli insan yaşıyor. Yaşlı ve zihinsel engelli… Devlet baba ‘boşalt git’ demiş. Aile reisi evi iki kez boşaltmış. Ancak, gittikleri yerde, yaşları ilerlemiş zihinsel engelli yakınların yüzünden, komşularla sıkıntı yaşamışlar. Yine ‘Azraille pazarlık’ ettikleri bu eve dönmüşler.

Allah, kimsenin başına vermesin. Eş bu, kardeş bu, büyük bu… Atsan atılmaz…

Yapılacak olan var elbette… Belediye Başkanı Selim Alan ‘Bu sorunu çözmek inşallah bana nasip olur’ demiş, bu binayı gördüğünde…

Elbette bu vaadi, seçim öncesiydi(!) unutmamıştır, inşallah…

AFAD yetkililerinin verdikleri raporu tazeleyip, evin kayan kısmına istinat duvarı çektirebilirler.

AFAD’ın verdiği rapor paralelinde, hane reisinin çalıştığı yerden ‘Engellilere yönelik fondan para çekilebilir’.

Ortada bir ‘Sıkıntı’ var. Bir ‘Hizmet’ var. ‘Yardım’ var.

Seçilmiş’ ve ‘Atanmış’ keyfiyetini bir yana bırakın. Orta da ‘İnsani’ bir durum ile iki tane ‘Yaşlı’ ve ‘Engelli vatandaş’ var.

Kaynak: Editör:
Etiketler: İMAMOĞLU, VE, DÜNYANIN, SONU!..,
Yorumlar
Haber Yazılımı