Haber Detayı
08 Kasım 2018 - Perşembe 18:25 Bu haber 1761 kez okundu
 
KÖMÜR-SENDİKA-DENİZER-DEMİRCİ
GÜNDEM Haberi
KÖMÜR-SENDİKA-DENİZER-DEMİRCİ

KÖMÜR-SENDİKA-DENİZER-DEMİRCİ

8 Kasım Uzun Mehmet’i anma ve kömürün bulunuşunun 189. Yıldönümü dün Kandilli’de kutlandı. Tören ve konuşmalar ‘Rutin’ işler… Her yıl, adet yerini bulsun cinsinden yapılıyor. Kömürün tarihçesi, sohbet ve resim çektirmeler vs…

O tarafında değilim…

Zonguldak’ta kömürün tarihçesi, Türkiye’nin kömüre ihtiyacı ve bu gün itibarıyla çalışan işçi ile ‘Üretim’ konusunda; bu vesile ile kamuoyunun bilgilendirilmesi kadar normal bir şey olabilir mi?

Ancak, Sendika genel başkanının, her fırsatta “TTK’ya işçi alınsın” demesi ‘Kabak tadı’ verdi.

Bir ay kadar önce Kandilli /Alacaağzı ile İnağzı/Bağlık maden sahası ihalesinin yapıldığını yazmıştık.

Alacaağzı’ndan ‘Hattat’ çekilmişti. Erdemir aldı. İnağzı /Bağlık’ı da Çates.

Dün sendika genel başkanı yine “Cumhurbaşkanı ve enerji bakanı söz verdi ‘bin 500 işçi alınacaktı, alınmadı” demiş. Ahmet Demirci dostum, yine tribüne oynamış!..

Sendikanın taban seçimi için çalışmalar yapıldığı bir ortamda, “TTK’ya İşçi alınsın” demek kolay. Yani, sen şimdi “TTK’ya işçi alınırsaKaradon-Gelik’ten ‘Liste’ çıkartabilecek misin?

Kamuoyu’nun beklediği ‘TTK’nın işçi alması değil. Alacaağzı ile Bağlık’ta durum nedir? İktidar Partisi, elinde olan bir ‘Kurum’ ile illaki seçime müdahale edecektir. Seçimden önce ‘TTK’ya işçi alınacaktır. Önemli olan, özel sektörü, ‘işletmecilik’ için harekete geçirmektir.

Demirci kardeşim, geriye dön bir bak. Yıl 2008. Ramazan Denizer koltukta. İktidar ile diyalogları süper. TTK’ya 3 bin kişi alınması kararını çıkarttı. Havza da ‘Mülakatlar’ başladı. ‘Sendikayı kırklatacağım’ sloganı ile göreve başlayan Denizer, 3 bin işçi aşkına, olağanüstü kongreye gitti. Sonra ‘Tepetaklak’ oldu, koltukta gitti.

Sendika, havzanın en güçlü STK’sı… Ancak, piyasada bir etkinliği yoksa, sebebi hikmeti yönetimindendir. Sendika’nın görevi ‘Kasasına para girsin’ diye işçi aldırtmak mıdır? Çalışma gününü 7‘den 5’e düşüren iki günlük ‘Hafta tatili’ni neden hafta içine yaymayı teklif edemiyorsun? Neden, sanayi için ‘Elzem’ olan, sobada yakılması ayıp ve günah olan yüksek kalorili ‘Parça’ kömürün ısınmada kullanılmaması için, ‘İşçiye kömür değil, parası verilmeli’ yada ‘Valilikler aracılığı ile satılmasın’ diyemiyorsun?..

Kurum varsa sendika var. Sendika sadece Madencinin sendikası değil. Zonguldak’ta toplum katmanlarının tamamının temsilcisi… Dolayısıyla yöre ve ülke sorunları konusunda ilgili ve yetkili…

Taşkömürünün bulunuşunun 189. Yılı itibarıyla ortaya çıkılıyorsa, maden havzasının içinde bulunduğu durum ortaya konmalıdır. Devlet’in uygulaması, özel sektörün durumu ve kaçak ocakların yapılanması anlatılmalıydı…

Demirci dostum, geçmişten hiç ders almamış. Ramazan Denizer’in durumu anlattığım gibi.

Ahmet Demirci dostum ‘Ders alınsaydı hiç tarih tekerrür eder miydi?’ sözünü unutmuş anlaşılan!

Tarihin en büyük özelliklerinden biri de ‘Hatırlatmaktır

Acı-tatlı fark etmez…

VEKİLLERARASI ‘TÜNEL KAPMACA’

 

‘Vekiller arası’ tünel kapmaca işi devam ededursun…

Bilindiği gibi CHP’li vekil Deniz Yavuzyılmaz, yarım kalmış yatırımları yerinde görüp, ilgili bürokratları rahatsız etmiş, dolayısıyla bazı yatırımlar ‘Resmen’ kapalı olmasına rağmen, ‘Ricaen’ hizmete sokulmuştu.

Ardından AK Partili vekil Hamdi Uçar, aynı tünellerin ağızlarında fotoğraf çektirip ‘Bazıları resim çektiriyor’ şeklinde açıklama ile ‘karşı yaka’ya göndermede bulunmuştu.

Bunlar politikada görmeye alıştığımız ‘Atraksiyonlar

CHP’li vekil, ‘Öyle’ ya da ‘Böyle’ yasal olmamasına rağmen, bazı yol ve tünelleri hizmete soktu.

Bu durumda iktidar partili vekillerin yapması gereken, yolların ‘Ricaen’ değil, ‘Tamamen ve yasal’ olarak hizmete sokmak olmalıdır.

Yazıya konu resimde görüldüğü gibi Mithatpaşa’nın devamı Uzunkum tünelinden sonra Kilimli geçiş tünelinde çalışmalar 8 aydır durmuş… Vekil Yavuzyılmaz’ın ziyareti ile ‘Gayri resmi’ trafiğe açılmıştı. Ardından Vekil Hamdi Uçar, tasarruf tedbirlerine takılan tül için ‘Bitirilecek’ demişti.

Dün ‘Göstermelik’ bir operasyon çekildi, tünel civarına. Çukurlar kapatıldı. Bu arada, tünel ağzında park etmiş durumda oylan iş makinasının yeri değiştirildi. Çalışmalar bundan ibaret..

Gözlemciler ‘İş makinalarının aküsü bitmesin diye çalıştırıp şarj ettirdiler. Makinaların yer değiştirmesinin nedeni, tünel çalışması yapmak değil’ diyor.

Hey yavrum hey…

‘629 ADIMLIK ŞEHİR’ FİGÜRLERİ…

Politikanın ‘629 Adımlık Şehir’ figürleri piyasada ‘Köşe kapmaca’ oynuyorlar.

Siyaset farkı dikkate alınmadan, gördüğümüz, ‘birbirlerinden’ farklı olmadıkları.

Zonguldak’ta ortaya çıkanlar ile çıkması kuvvetle muhtemel olan ve parti sultasının belirleyeceği isimler diye tasnif ettiğimizde, geniş bir kadro çıkıyor ortaya. Ancak, adı geçenler ve geçmeyenleri toplasanız da, ‘Güçlü’ bir ‘Şehir’ kadrosu kurmanız mümkün değil.

Ortaya çıkamayışın nedeni, parti sultalarına ulaşamamak, kendini anlatamamak ve saldırılara hedef olma korkusu.

Sivil toplum ruhunun olmadığı yerler için geçerli sebepler bunlar. Partiler, parti tabanlarında ‘Namuslu’ önseçim(Hakim huzurunda, tüm üye katılımı ile) yapmadıklarından, ‘Dürüst-çalışkan –akıllı’ tipler/istekliler kendilerini tartışmaya açamıyorlar.

Dikkat edin, Madenci Anıtı’nda yapılan tabela derneklerinin açıklamalarına…

30 tane tabela derneği yöneticisi toplanıyor, ancak çevrelerinde 50 kişi yok. Bu manzarayı izleyen vatandaşlar ‘Bunların çevresinde kimse yok’ diye kaale almıyorlar, açıklamaları… Toplantı düzenleyenler için önemli olan, ‘Günün mana ve ehemmiyeti’ konusunda etkili olmak değil ki zaten… Onlar için ‘Adet yerini bulsun’ türünden ‘İcraat’ yapmak ve basında yer alıp ‘Reklamlar geçidi’ filminde oynayabilmek…

Eh, durum tabana dayandırılmadığında, parti sultaları da bu gün için‘Şapkamı koysam seçimi alırım’ uygulamasına gidemiyorlar.

Olay bizim açımızdan da kötü. ‘Başkan’ adaylarına yöre ve ülkeye hizmet açısından baktığımızda, ‘Kaliteli’ arayışımız dışında kalanlar, bize gönül koyuyorlar.

Eleştiri’nin adı, maalesef ‘Kaptırma’ oluyor.

TV ve gazete yorumlarım ardından aldığım eleştiri şekli bu. ‘Abi bana kaptırmışsın’ diyorlar. Eleştirdiklerimin yandaşları ise ‘Falanca ile bir husumetin mi var?’ diye soruyor, ‘Kinayeli’ olarak…

Hayat devam ediyor. 1974 yılında politika çarkının, 1979 yılından itibaren de ‘Basın’ çarkının içine girmiş biri olarak, elbette, eleştirileri dikkate alıp, yöre ve ülke konusunda dünya görüşümüz çerçevesinde yorumlamayı sürdüreceğiz. Önemlisi, seçimler geçip gidecek, bu güne kadar olduğu gibi… Yine yüz yüze bakacağız…

İnanmadığı bir şeyi yazmak, mahkemede yalancı şahitlik yapmak gibi bir şey… Piyasada böyle ‘Şerefi noksan’ değil, ‘Şerefsizler’ de yok değil…

Ancak, okunmak-dinlenmenin yolu, ‘İnandığını’ söylemekten geçiyor. ‘Sipariş’ konuşma ve yazılar ise ‘Suya tirit’ yazılar olarak kalıyor, kalmalı da…

Bu açıdan, ben memnunum yazılarımdan. Okuyucu ve dinleyicilerimin çoğu da memnun...

O zaman, ‘Devam’ diyorum.

AMERİKAN TEZGAHI…

Gençliğimizde sloganımızdı… ‘Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin’. Bu günde aynı kafadayım.

Amerika’nın PKK teröristleri konusunda çıkarttığı ‘ödüllü’ arama ilanlarını görünce ‘Yine bir tezgahı var’ dedim.

Aklı sıra, PKK’yı ‘Tu kaka’ ilan etmiş.

Aklı sıra. Destek verdiği PYD ve YPG’yi ‘Terörist saymamış…

Aslında bu karşı tarafı ‘Enayi’ yerine koymanın İngilizcesi.

Bu açıdan, Devlet yetkililerimizin verdiği cevap anında ‘Coni’ nin suratına şamar gibi indi. Ancak, onlarda ‘Utanacak’ surat olmadığından yine ‘Stratejik ortak’ ayaklarında devam edecekler oyma-kakma işlerine.

Türkiye’nin cevabından sonra, yakalama işinden vazgeçip, terörist başlarından bazılarının öldürülüp teslim edilmesi de gündeme gelebilir…

Demek ki neymiş? Devlet olarak güçlü olacaksın. Her zaman masada ve etkili olacaksın.

Başka yolu yok…

KALDIRIM MİSAFİRİ

Zonguldak’ta kaldırımların başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.

Kaldırımların, işgüzar esnaf ya da  ‘Asi ruhlu’ esnaf tarafından işgal edilmesi bir tarafa… Kaldırımların delik deşik olması da bir tarafa…

Kaldırımların doğalgaz ve elektrik şirketi tarafından parsellenmesi son zamanların en çok  göze çarpan olayları.

Yer Tepebaşı Mahallesi Akşemsettin Caddesi... Kaldırımda, anlaşılan o ki, elektrik şirketi bir çalışma yapmış. Çalıştığını göstermek için de bir iz bırakmış. Bu bir trafo olabilir. Başka bir şey de olabilir. Ancak, görüldüğü gibi, hiç te şık durmamış.

Tabiri caizse, ‘Kazma sapında kaşık’ gibi durmuş…

Bir işi yapmış olmak ayrı, estetik ve yakışır yapmak ayrı.

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: KÖMÜR-SENDİKA-DENİZER-DEMİRCİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı