Haber Detayı
02 Aralık 2019 - Pazartesi 18:02 Bu haber 3011 kez okundu
 
KULİS ADNAN KÜÇÜKVAR
GÜNDEM Haberi
KULİS ADNAN KÜÇÜKVAR

KALİTELİ YAŞAM-KABAK- YATIRIM

 

 

 

 

 

 

 

 

Kömürle var olmasına rağmen, ekonomisini kömüre bağımlı olmaktan kurtarmak isteyen Zonguldak’ın, ‘Çok sektörlü kalkınma modeli’ içinde hızlı mesafe alması sürüyor.

İthal kömürün tetiklediği  ‘Tamamen milli tamamen yerli’ çalışma sistemine, özel sektörün ‘Para hırsı’ darbe vurunca, ‘Kaçak ocak’ serüveni de ‘Kotrollü’ denetim ile sürdürülüyor. Yani, kalkınmanın ‘Kömür’ ayağı, şimdilik uygulanacak taktik arayışına terkedilmiş.

Zonguldak’ta kömür dışı kalkınmaya katkısı olan bir sektör de eğitim. Üniversite, şehirle bir ‘Dargın bir barışık’ filmini çeviriyor adeta. Şehre yegâne katkısı, öğrenci sayısı ile katma değeri yükseltmek.

Turizm, Zonguldak’ın yükselen değeri olması lazım… Ancak, Valilik duvarına yapıştırılan Porsuk Ağacı resmi ile ne kadar katkı olacaksa, o kadar oluyordur.

Zonguldak’ın, endüstriyel mirası değerlendirilemiyor. ‘Umut fakirin ekmeği’ hesabı, her yeni gelen bürokrat, kendine has projelerle, zaman kazanıyor. Projelerinin anlatımı ile ‘Tarihi şehir Zongalık’ın tadını çıkartıyor.

Çaydamar ocağını göz göre göre maden müzesi yapmayışın enayiliğini yaşıyoruz. Çürüyüp gidiyor Çaydamar Ocağı. Dünya böyle bir emtiayı arayıp bulamıyor. Üzülmez de Kok Fabrikası’nın bacası gelene geçene ‘Kafasını’ sallıyor. Şehir merkezindeki ‘Tarihi Ankara köprüsü’nden ne gelenin haberi var ne geçenin!

Gözle görülür katkı, tarım ve hayvancılıkta var. Manda yoğurdu sesini yükseltiyor. Kanatlı hayvan üretiminde iyiyiz. ‘İstemezükçüler’ Gökçebey de yapılacak olan ‘Gaz ve doğal gübre üretimini’ engellemezse, yöre daha da çok kazanacak. Kiraz, armut, yabanmersini, ceviz üretimi yükseliyor. Türkiye neredeyse Kestaneyi Zonguldak’tan alacak ancak, kestane şekeri üretemeyecek kadar beceriksiziz.

Son yılların tarımsal alanda, bitkisel üretim/sebze kısmında gelişmeler süper. Pırasa, lahana, domatesi koyun bir kenara. Sakız kabağı bile700-800 tonlara çıktı.

Geçen hafta, Gökçebey’den tedarik ettiğim 30 kiloluk bir kabağı Rize’ye akraba-ı talükata gönderdim. Yağışı bol Rize kabağının yanında ‘Bal-kaymak’ ilgisi gördü. Zonguldak’ın mevsimlere göre dengeli güneş-yağış potansiyeli her canlının arayıp bulamadığı bir besin değeri.

Arada bir, şehrin ekonomik değerlerini nakletmek suretiyle, ahlak erozyonu ve uyuşturucu haberleriyle ‘Dip’ olan morallerimize olumlu katkı yapmayı düşünüyoruz.

Ödediği vergi kadar yatırım görmeyen Zonguldak’ın, evvelemirde ‘Kendi yağı’ ile kavrulma zamanı gelip geçiyor. Bölge kalkınması ülke kalkınmasıdır. Ülkenin kalkınması, yurdun her tarafına ‘Dengeli’ yatırım gitmesi, insanın kaliteli yaşama adım atmasıdır. Hep beraber bunu yapacağız.

İstemezükçüler’ gönül koysa da…

 

CHP’DE TEK KALE MAÇ SÜRÜYOR

Cumhuriyet Halk Parti bildiğiniz gibi. Bahçelievler seçimini Ebru Uzun’un kırmızı listesi 114-104 oyla kazanmıştı. Ancak, seçimin gittiğinin tespiti yapılınca, sandık başı sohbetin yapıldığı alana, polis çağrıldı. Sonra, merkez ilçeye ‘Seçim güvenliği yoktu’ gerekçesiyle itiraz edildi. Şikayet İl Yönetiminde görüşüldü. İl Yönetimi itirazı reddetti. Daha sonra CHP içindeki ‘Kurnaz’ tayfası ‘Demokraside çareler bitmez’ düsturu gereği, olayı genel merkeze taşıdı.

Şikayetin MYK’da tartışılacağı gün, karar Zonguldak örgütüne ulaştı. Partili kurmaylar, ‘Alınmış karar MYK’ya sokuldu’ diyor. ‘MYK il yönetiminin kararını takmadı’ deniyor. Kararın gerekçesi ‘Kolluk gücü çağrılması ve arbede yaşanması’ Elbette, ‘Günah keçisi’ yine ‘Yerel seçimde Şenol Şanal’ın adaylık tespitinde etkinliği savunulan Vekil Deniz Yavuzyılmaz.

İlginç yanı, Ebru Uzun karşıtları Halil Furat ile Yavuzyılmaz ekibinin ‘İttifak’ yapacak olması.

Tam bir CHP seçim güzergâhı izleyeceğiz. 4 Aralık’ta seçim var. Seçimin yeri belli değil. Rivayet odur ki, seçim ilçe binasında yapılacak. Eski listeler iptal olacak. Mavi-beyaz listeler birleşip, ‘Pembe’ veya ‘Turuncu’ listelerde yeni isimler belirleyecekler.

467 üye var SİTE de. Seçim başlama saati belli. 15.00. Ancak, bitiş belli değil. ‘Seçim katılım oranı 1/3 oranında olmazsa seçim yenilenecek’ deniyor.

Peki, itiraz için ittifak edenler, delege tespiti ve başkanlık için ittifak edebilir mi? ‘Dere ve at’ hesabı.

Köprüden önce son çıkış’ bu. Köprüde karşılaşanlar, ‘İlçeler arası’ diyalog içine girebilmek için, listenin önü veya arkası fark etmez deyip, ‘Her türlü Kumpas mubahtır’ tavrı sergileyebilir.

Şu anda, yapılan ‘Alınmış karar MYK’ya sokuldu’ savunması tabanda şok yaratmış durumda.

Yukardaki bu ‘Sürpriz’ gelişme, tabanda yeni arayışları tetikler.  CHP’de oyunun kuralı yok. Sandık başına polis davet edip, seçimi iptal ettirenler; oturmuşlar, harıl-harıl eski defterleri karıştırıyorlar. Eskilerin seçimlerde uyguladıkları hile ve taktikleri okuyorlar.

Tecrübe, hayatta yenen kazıkların bileşkesidir’ dememişler boşuna. Zonguldak-Kilimli ve Kozlu’da seçim kayıplarının tek nedeni, ‘Eski kurnazlıkların’ yeniden ‘Vizyona’ sokulması değil mi?

CHP, bildiğiniz gibi. Türkiye de iktidara oynamıyor. Yerel de de hizmet için kafa yormuyor.

Zonguldak CHP’de başlayan ‘Örgütler arası’ tek kale maç ertelenmişti. İnşallah devam edecek.

ARABAMIN DİNGİL BAŞI

Dün manşetten verdik, Zonguldak’ın ‘Kangren’ olmuş sorunlarından birini.

Zonguldak, bazı şehirlere inat, yiğitlerin değil, sorunların harman olduğu yerlerin başında geliyor.

Seçilmiş ve atanmışıyla adeta ‘Sorun’ üreten bir makinayız. Makinanın dişlileri eskimiyor, bozulmuyor. Makinanın kullanıcıları da ‘Mental yorgunluk’ nedir bilmiyor. İşsizlik, pahalılık bizim değil, merkezi otoritenin tahakkümünde gelişen bir sıkıntı diyelim.

Bir Lavuar Alanı sorunun çözülmesi için, iktidar değişikliği mi gerekiyordu yani! Şehrin otopark sorunu nasıl çözülmez? Trafik rezaletinin çözümünün vatandaştan beklendiği tek il Zonguldak’tır.

İnsana saygısızlığın göstergelerinden biri olan ‘Balık istifi yolcu taşıma’ çözülemiyorsa, ayıbı vatandaşa yüklemek, ayıpların babasıdır.

Efendim, günde 30 bin ton yakıyormuş Termik Santraller. Günde 7.5 ton kül ve duman yayılıyormuş çevreye. Bilmek ne kadar kanserli artmış yörede… Efendim, bölgedeki santraller, ülke elektriğinin bilmem ne kadarını ürettiğinde, baca gazları, kül ve tozlarının salınımına göz yumuluyormuş!

Yıllık 1.862 GWh elektrik üreten ÇATES ile yıllık 13.720 GWh elektrik üreten Eren Enerji’nin ülke ekonomisi açısından korunup kollanmaya elbette ihtiyacı var. Ancak, olayın bir de ‘İnsan sağlığı’ açısı var. Efendim, baca filtrelerinin takılması yasal prosedür ise takılmalıdır.

1979 yılından bu yana bu baca filtreleri ile uğraşırım. Maalesef, aldığımız mesafe bir arpa boyu olmadı. Dün bir üniteli termik santral vardı bölgede. Bu gün birkaç üniteli iki santral var. On tane olsun. İstemeyenin gözü çıksın. Ancak, Avrupa da, santrallerin baca dibinde havuzlarda baylık üretiliyor.

Uzatmayalım. Dünkü manşetin iç konularından biride, yöredeki limandan taşınan demir cevherinin yollar ve çevrede yarattığı görüntü kirliliği.

Yüksek tonajlı, havuz dorseli, hammadde taşıma kamyonları, sadece dağ-bayır yerlerden değil, insan yoğunluklu yerleşim alanlarından da geçiyor. Kamyonların belden aşağısı demir oksit görüntüsü taşıyor. Anlaşılan odur ki, yüklendiği alandan çıkarken, kamyonlar su havuzlarından geçmediği için, üzerine yapışmış mikronize tozları tozlarını döke döke gidiyor.

Varsayalım ki, Muslu, Çatalağzı, Kilimli Belediye sınırlarındaki renkli yol görüntüleri(Demir oksit) seçilmiş ve atanmışların gözünden kaçtı. Zonguldak Valiliği önünden ‘salına salına’ geçen bu havuzlu kamyonlar, trafik içinde ‘Apartman’ görüntüleriyle, ‘Resmi’ elbiseli kimseye görünmeden gidebiliyorlar.

Geçenlerde seçilmiş ve atanmışlar, ‘Çevre temizliği’ algısı yaratmak için, çöp toplar gibi yapıp resim çektirdiler, hatırladınız mı?

Hafriyat Döküm Alanı bulamayan bürokrasi, atıkların dere –deniz kenarlarına, mesire alanlarına geceleyin kaçak olarak döküldüğünü bilerek, çöplere dokunurken resim çektirdiler.

İşte, politika böyle bir şey…

Politikanın, ödediği vergi kadar yatırım alamayan yerlerdeki tarifi, ‘Tavlamasını bildiğin gibi harcamasını bilme sanatıdır’

Sonuç; seçilmiş ve atanmış, çözüm bulamadığı bir sorunu, güler yüzle taktim edip, sorumlunun halk olduğunu yaymıştır. Basit bir ‘Demokrasi hilesi

Bu halk, parti sultalarının belirlediği ve sıralamasını yaptığı milletvekillerini kendisinin seçtiğini zannetmiyor mu? Mesele, “Politikada en önemli unsur ‘İddia ve tekrar” konusunda zamanlama yapabilmek.

ASGARİ ÜCRET 2 BİN 600 TL

12 Milyon emekli var. Bunların en az 8 milyonu açlık sınırı(2.103 TL) altında maaş alıyor. Yoksulluk sınırı ise(6 bin 706) daha yukarda.

Asgari ücretin bile açlık sınırı altında kaldığı bir ortamda yaşıyoruz. Aslında, açlık sınırı ve yoksulluk sınırı rakamları da farklı hesap ediliyor.

İşçi- işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan asgari ücret komisyonu toplandı.

Tabii ki, toplantılar başlayınca, tartışmalarda başladı. Birleşik Kamu iş Konfederasyonu Başkanı, asgari ücretin 2 bin 600 lira altında olmaması gerektiğini açıkladı.

2020’de geçerli olacak olan asgari ücret belirlemesi için taraflarla toplantılar başladı. 15 kişiden oluşan komisyonda işveren tarafını TİSK, işçi tarafını ise Türk-İş temsil ediyor.

Tarafların ‘Yaşam maliyeti ‘ adı altındaki belirlemeleri 2.578-2.600 arasında.

Ancak, gözlemciler bu belirlemelerin nihayetinde, asgari ücret rakamının 2 bin 300 olarak oluşacağını ileri sürüyor.

Yaşam Maliyeti 2. 578 lira. Asgari ücret bunun altında olmaz” diyenlerin, sözlerinin ardında ne kadar duracakları merak ediliyor.

HASTANE OTOPARKI VE İDEOLOJİK BAKIŞ

Yeni hastanenin,  otoparkının yetersizliği ortaya çıkınca, seçilmiş ve atanmışlar, ‘Yatırım’ konusunda denk gelmediğimiz hızlı çözüm işini ‘Yıkım’ konusunda gösterdiler.

Bölgede bulunan tarihi doku içinde yer alan Kız Meslek Lisesi’nin yıkılıp, otoparka çevrilmesini ortaya attılar.

Olayı biz ‘Düşünce’ safhasında yakaladık ve 2 Temmuz günü ‘Hastane otoparkı rezalete dönecek’ manşetiyle duyurduk Zonguldaklılara. Sonra peşini bırakmadık, 5 tane manşet haber ile ‘Otopark için okul yıkımının rezalet olacağını’ paylaştık okurla.

Velhasıl-ı kelam, iktidar vekilleri olaya el atıp, okulun yıkılması için ses yükselttiler.

Aslında, ‘Otopark meselesi’ ortaya atılmadan, ‘Bölgenin bina, araç ve insan yoğunluğu açısından rahatlatılması’ gündeme sokulsaydı, kamuoyunda ‘Güç birliği’ zor sağlanırdı.

Dolayısıyla Zonguldak, ‘Otopark için okul yıkılmaz’ sloganı etrafında kenetlendi ve Karabük Kültür Varlıkları Koruma Kurulu, yapılan ‘Vaki’ başvuru üzerine, Kız Meslek Lisesi’ni ‘Taşınmaz Kültür Varlığı’ olarak tescil etti.

Ancak, ne hikmetse, ‘Ortak payda’ olarak bir araya gelenlerin inadına, ‘Reklam sever’ dostlar, ‘Durumdan vazife çıkartıp’, ‘At arabasının tekerleğindeki sinek’ misali, toz-dumanı kendilerinin çıkarttıklarını ‘İma’ etmeye çalışıyorlar.

Dostlar, Zonguldak’ın 629 Adımlık Şehir olmasının nedeni, bu kısır çekişmelerdir.

Attığı taşın kurbağa ürkütmediğini’ bilenlerin, böyle ‘Katakulli’ yapmaları ilginç.  Aslında bu arkadaşlar, ‘Attıkları taşın kurbağa ürkütmediğini’ biliyorlar. Madenci Anıtı’nda, tabela olarak toplandıklarında, ‘Özgül Ağırlıklarını’ görüyorlar.

Ancak, ne olursa olsun, yapılacak olan, bu tabela derneklerinin, reklam vasıtası olarak kullanmaktan öte, şehrin birlik-beraberliğine destek olacak şekilde ‘Kulis’ yapmalarıdır. ‘Fırsatı ganimet’ bilip, ‘İdeolojik saplantı gösterisi’ yaparsanız, ‘İdeolojikegolarınızı tatmin edersiniz, o kadar…

Siyasetin yeri siyasi partilerdir.

Kaynak: Editör:
Etiketler: KULİS, ADNAN, KÜÇÜKVAR,
Yorumlar
Haber Yazılımı