google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber Detayı
07 Temmuz 2020 - Salı 16:58 Bu haber 2043 kez okundu
 
MADENCİ, ELİNDE ‘MASLAHAT’ İDARE KAPISINDA
GÜNDEM Haberi
MADENCİ, ELİNDE ‘MASLAHAT’ İDARE KAPISINDA

MADENCİ, ELİNDE ‘MASLAHAT’ İDARE KAPISINDA

 

Aslında olaya üç boyutlu bakmakta fayda var. Sosyal, siyasal ve ekonomik...  Zonguldak’ı ‘Kömürün Başkenti’ yapanda, bölgeyi Cumhuriyet döneminde ‘Endüstri bölgesi’ yapanda kömür.

Yüzyıldır bölgeyi ekonomik olarak sırtında taşıyan kömürden bir celsede kurtulmak mümkün mü?

Devletin, yasal olmamasına rağmen kaçak ocaklara göz yumması, her ölümlü göçükten sonra ‘Timsah gözyaşı’ dökmesinin nedeni de bu. İstese bir günde ‘Oksi kefal’ yapar çıkar. Ancak, çalışan ve çalışanların baktığı 3-4 bin kişilik ailenin geçim kaynağı yanında, devlet ve özel sektörün maliyet açısından çıkartmaktan imtina ettiği yerler temizlensin istiyor.

Devlet’in istihdam ve üretim yaptığı bölgelerde, özel sektöre ‘Redevans/kira’ karşılığı kömür çıkartma ‘yetkisi/serbestisi’ verilmesinin nedeni de, devlete olan maliyet ağırlığını düşürmek.

Elbette bu ‘Kömür kazma yetkisi’ verilirken, ‘Kaza’ adı altında ikide bir ölümlü kazalarla karşılaşmamak için, özel sektöre ‘İşçi sağlığı iş güvenliği’ konularında bazı yaptırımlar getirildi.

Bu yatırımların ekonomik külfetlerine karşılık da, bölgedeki santrallere ‘Kömür vermeleri’ sağlandı.

Bu arada, devlet sektöründeki madencilere tanınan haklar, özel sektör madenciliğine de getirildi. İki asgari ücret tutarında maş, haftada iki gün tatil ve çalışma sürelerinin kısaltılması vs…

Maalesef, devletin tüm iyi niyetli gayretlerine rağmen, özel sektör; yasaları esnetmek konusundaki alışkanlıkların devam ettirdi.

İŞKUR iki yıl önce, özel sektör işletmelerinde yaptığı araştırmada ‘İstihdam açığı’ tespitinde bulundu. Ancak, bölgede ‘Kaçak ocak’ gibi hiçbir güvencesi olmayan ölüm çukurlarında çalışan insanların, özel sektör ocaklarında ‘Neden’ çalışmak istemediklerini araştırmadı.

Rivayet o ki, devlet vermesine rağmen, birçok özel sektör işletmesi, çalıştırdığı işçilere iki asgari ücret ve iki gün hafta tatili imkânı vermedi. Rivayet o ki, kartlara yatan parlar işçilerin ellerine geçmedi. Bunu tüm işletmelere ‘Şamil’ tutmak mümkün değil elbette. Bu işi ‘Düzgün yapan’ birkaç işletme var. Her türlü zorluğa rağmen, üretim ve istihdam için mücadele edenler var.

Dün yerel gazetelerde, ‘Maaşını alamayan işçiler valilik kapısında’ diye haberleri okuyunca, aklıma bu ‘Seyir’ geldi.

Pandemi döneminde ‘Kaçak ocaklar’ çalıştı. Özel İşletmeleri aldıkları kararla ¼ işçi çalıştırarak yani ocakların bakım-onarım işleri çerçevesinde işçi çalıştırdı. Pandemi dönemi çalışmayan işçilerin durumu nedir bilmiyorum.

Ancak, vilayet kapısına giden madencilerin, ‘Çalıştıklarına ait belge’ ve Sözleşmelerine göre ‘Alacakları’ olmasa, vilayet kapısına gitmezler.

Devlet, elbette ‘İşçileri’ dinleyip, alacakları olduklarını iddia ettikleri ‘Şirketin yapısına’ bakacaktır. İşçi çalıştırmış mı, Kömür çıkartmış mı, kömür dışında iştigal ettiği sektör ve ortaklığı var mı, neden ödeme yapmıyor?

Kömür konusunda ‘Devlet’ ve ‘Kaçak ocak’  üreticilerini bir kenara koyalım. Devlet ‘Resmi’ kaçak ocaklar gayri resmi(yasa dışı). Özel ocaklar ise, verilen ‘Statü’ ile devlet sektörü yerine monteye çalışılan bir iş kolu.

Ortada, maalesef bir ‘İdare-i maslahat’ var. Hem kaçakçıya tanınan bir ‘Görmezden gelme’ var, hem de özel sektöre, verilen hakların uygulanıp uygulanmadığını görme konusunda ‘Görmezden gelme’ var.

Çok kötü, fena…

‘İdare-i maslahat’, nihayetinde sorun/sıkıntı olarak kapıya dayanıyor, şekil ‘A’ da görüldüğü gibi.

Madenci, elinde maslahat idare kapısında… İş bu noktaya geldikten sonra, çözüm sıkıntı.

Olaya madenci yakınları, redevanslı saha üzerinde kaçak ocak kurduran özel sektör temsilcisi, kaçak ocaktan beslenen belediye başkanı, başkan yardımcısı, ilçe başkanı, asili-vekili giriyor devreye..

Buyur buradan yak… Sen ‘İdare’ ol da çöz bakalım!..

Hadi bakalım, ‘Sevgi dili’ ile çöz bakalım bu sorunu.

Yandaşlık, yasasızlık, üzerine kurulmuş bir düzen/dümen, akçeli zervevat projesi var uygulamada…

“Hukuk’un üstünlüğü” lafta kaldığında, haksızlık/hukuksuzluk/yandaşlık/pespayelik önce alışkanlık sonra ‘Örf, adet ve gelenek’ oluyor maalesef.

Sonrasında ‘Orhan Gencebay’ın ‘Ben mi yarattım’ şarkısının eşliğinde, ‘Yandaş kolaycılığı’ ile yasasızlığa, hak gaspına, siyasi kollamacılığa ‘Tevessül’ keyfiyeti hasıl oluyor.

Bu güne kadar yapılan bu. Ya da bu günlere gelinme nedeni bu…

İsteyen dini açıdan, isteyen milli açıdan baksın…

 

 

OTOZON’A BAK MAKZON’U GÖR

 

Bu, Maden Makinaları Kümelenmesi(MAKZON)denen olay, gerçekten de sıkıntı vermeye başladı.

Aslında, MAKZON yöneticilerinin bile Zonguldaklılara anlatmakta zorluk çektikleri bir olay. Yıkıcıların, yetersiz hastane otoparkı için Kız Meslek Lisesi’ni yıkmayı anlatamadıkları gibi…

Siz şehirdeki sanayi kurum-kuruluşlarına ‘Ara eleman’ yetiştirecekseniz, TOBB ile anlaşma yapan Endüstri Meslek Liselerini ne yapacaksınız? TSO, EML’ler de yönetimleri aldı. Bölgede ihtiyaç hasıl olan sektörlerin branşlarını açabilecek. Açarsın Maden Makinaları Bölümlerini olur. Olmadı, Kilimli de ki Tekniker-Teknisyen yetiştiren BEÜ’ye bağlı Meslek Yüksek Okulu da istediğin ara elemanı yetiştirir.

Siz, bölgedeki sanayi kuruluşlarının ‘İthal’ ettiği ‘Döviz’ ağırlıklı ihtiyaç makine-teçhizatı imal mi edeceksiniz? Merkez Atölyeleri ‘Adam’ yapar, adam. Bırakın tarihi seyri ve tecrübesini, makine -teçhizat olarak öyle bir atölyeyi para ile kuramazsınız.

Şimdi, Üzülmez Küçük Sanayi sitesi ve TOKİ Konutları önünde, pahalı arazide biner metrekarelik hangar sahibi olma isteği, her yatırımcının değil, iş insanının arzusu olur.

Ancak, İnsan-araç-bina yoğunluğu ile yaşam kalitesinin bozulduğu Fener ve İncivez Mahallelerini düşünün! Fener ’Stop’ etmiş. İncivez de, yüzlerce binanın alt bodrumlarına dolan sular, otomatik pompalarla boşaltılıyor. Neden, Üzülmez mıntıkasında böyle ‘Arıza’ bir yapılaşma oluşturulsun.

Neden yıllardır, şehrin göbeğindeki ‘Lavuar Alanı, şehrin nefes alacağı yer olsun’ diye feryat ediyoruz.

Lavuar Alanı’na ‘Emniyet Karakolu’ yapmak isteyen bürokrat, ‘Mobilyacılar-galericiler sitesi’ yapmak isteyen yatırımcılar(!) görmedik mi?

Sayın Vali Mustafa Tutulmaz bilmez. Ancak, TSO kaynaklı bir OTOZON işi vardı. ZONTİM adlı bir şirket bünyesinde yapılacak ’Oto Galericiler Sitesi’ olarak hatırlıyorum. Anlaşılan arşivden ‘OTOZON’ dosyasını çıkartacağız.

Aziz Çavuş’un bahçesinde 12 bin m2 alan işyeri yapılmak üzere, Milli Emlak’tan kiralanmıştı. Bakan Beşir Atalay’ın(2007) tarihinde ‘Oto galericileri şehir dışına çıkartılacak’ kararnamesi vardı her halde?

Oto galericileri Derneği, 100 m2 işyerini 500 bin liraya satmaya çalışıyorlar’ diye itiraz edince(2016), iş ‘Piyastos’ oldu.

Aynı tartışma, hatırladığım kadarıyla aynı bölgede, Çınartepe Mahallesi’nde, mülkiyeti hazineye ait olan bir arazi içinde ‘Tantana’ çıkmıştı.

Şimdi… Zonguldak Valisi Sayın Mustafa Tutulmaz, bu OTOZON gelişmesinin ‘Tarihi seyrini’ öğrenmeli.

Aslında, dostum Murat Uzun, ‘ikna edici olmak’ istiyorsa, ‘Anlatmaya’ buralardan gelmeli. Çünkü, itirazların kaynağı ‘Siyaset farkında’ değil, geçmişten kalan ‘Gerçekleşmeyen’ operasyonların etkisindendir.

Dolayısıyla: ‘Arge-Teknoloji-inavasyon’ kelimeleri, mikrofonda konuşmacıya ses olarak ‘Eko’ katabilir. Ancak, ikna için gerekli itimadı sağlayacağına inanmıyorum.

Yani, bu  ‘MAKZON’ olayı, sevgi dili’ ile çözülecek kadar basit bir iş değil. ‘Hukukun üstünlüğü’ çerçevesinde, Zonguldak insanının yaşam kalitesini sollayıp yapılacak iş de değil.

Tartışmaya ‘Enine/boyuna’ katacağımız çok şey olacak.

 

 

CHP’Lİ EBRU UZUN ve SELDEN KÜTÜK KAPMAK

 

Ak Parti Zonguldak Belediye Başkanı Sayın Selim Alan, kurulduğu koltuktan, böbürlene böbürlene  grup sözcüsüne laf atıyor. ‘10 yıldır yapamadıklarınızı bize dilekçe vererek yaptırmaya çalışıyorsunuz’ diyor.

CHP’li belediyenin yaptıramadığı hizmetler neler? Liman içi düzenlemesi, dere ıslahı, Lavuar Alanı ihalesi, benzinlikler karşısı Cumhuriyet Park projesi vs… CHP’li Zonguldak belediyesi, bütçesi yetmediği için yapamayıp, kime yaptıramadı bu hizmetleri? AK Parti hükümetlerine…

Sayın Selim Alan, ‘Şehircilik İl Müdürlüğü’nün, TOKİ aracılığı ile başlattığı ‘Liman içi düzenlemesi’ dolayısıyla moral depoladığı muhakkak.

Yani, işi hükümet eliyle devlete yaptırıyor.

İktidarın, ‘Zonguldak insanının yaşam kalitesini arttıracak’ hizmetleri, sırf  “CHP’li belediye” diye getirmediği Zonguldak’tan bahsediyoruz.

AKP’li Alan, CHP’lilerin kendi adaylarına aleyhte tezahüratları ve adaylarının taktik hataları yanında, ‘Hükümete iş yaptıracağım’ diyerek oturdu o koltuğa.

CHP kazansaydı, inanıyorum ki, bu gün başlanan adını saydığım yatırımlar yine yapılmazdı.17 yıldır başlanan Mithatpaşa Tünel inşaatı ve Ereğli-Zonguldak Karayolu bunun örneğidir.

Biz ‘Ödediğimiz vergi kadar yatırım alsaydık, ihya olurduk.

Zonguldak insanının hak etmediği bu hizmetlerin insafsızca engellenmesi  elbette ‘Eleştiri oklarını’ hak ediyor. Hatta, yaşam kalitesi engellenen insanların ‘HAK GASPI’ yaşadığını söylemekte mümkün.

Ancak, CHP Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun’un ‘İntikam’ sözü ile yaptığı ‘Eleştiri’ ağır oldu.

‘Biz ne ağır eleştiriler gördük’ denebilir. Yine de, yapılanlara ‘Akçe’ ve ‘Hukuki’ açıdan bakıp; yapılmayanları ortaya koyup, hizmetin devamı için gayret sarf edilmeli.

İktidar nimetlerinden faydalanmak için, ortalıkta ‘Cirit atan’ birçok, yatırımcı-iş insanı veya tatlı su kurnazı tüccarlar, ‘Selden kütük kapmak’ adına, havada değil, karada ‘Güvercin taklaları’ atmıyor mu?

Vatandaş olarak, güvercin taklası atılmayacak elbette. Ancak, Zonguldak için gelecek hizmetleri ‘Selden kapılacak kütük’ olarak görüp, değerlendirmek gerek.

Seçim/sandık ‘Acaip’ bir şey zaten…

Kaynak: Editör:
Etiketler: MADENCİ,, ELİNDE, ‘MASLAHAT’, İDARE, KAPISINDA,
Yorumlar
Haber Yazılımı