PANDEMİ, SADECE VALİNİN SORUNU MU?
Haber
04 Mart 2021 - Perşembe 16:27 Bu haber 1281 kez okundu
 
PANDEMİ, SADECE VALİNİN SORUNU MU?
GÜNDEM Haberi
PANDEMİ, SADECE VALİNİN SORUNU MU?

PANDEMİ, SADECE VALİNİN SORUNU MU?

Pandemi/salgın sürecinde evlerinde kapalı kalan insanların obezleştiğine mi yanalım, mutasyonlu vaka sayılarının artmasına mı?

Salgın dolayısıyla önlemler çerçevesinde ticaret yapamayan küçük esnafın ekonomik bunalıma  girmesine mi, ‘maske-mesafe-temizlik’ kurallarına uyulmayışa mı yanalım?

Tamam, hükümet, sürecin yönetilmesinde başarılı değil. Peki, hükümeti her fırsatta eleştirenler, salgın sürecinde üzerlerine düşenleri yaptılar mı?

Uzatılan her mikrofona ‘Reklamın iyisi kötüsü olmaz’ mantık, mantalite ve fırsatçılığıyla konuşanlar; ‘suratları iyi görülsün’ diye maske takmaktan bile imtina etmiyorlar mı?

Bu ülkede salgınla mücadelede sorumlu sadece merkezi hükümet ile onun yereldeki temsilcisi vali mi?

Üyelerinin çıkarları için ‘Güvercin taklası’ atıp, reklam açıklamaları yapanlar, üyeleriniz için bir salgın aktivitesi yapıp, kendi çapında ‘Yaptırımlar’ açıkladınız mı?

İşçi sendikalarının temsilcileri, esnaf birliklerinin temsilcileri, sağlık çalışanlarının temsilcileri vs. Her şeyi devletten/hükümetten beklemenin mutluluğunu nereye kadar yaşayacaksınız?

Elbette, her gün ölüm sayıları ve mutasyonlu vaka sayılarının arttığı ortamda, seçim/siyaset taktiği icabı; anayasa ihtiyacı üzerine bina edilen gündem değiştirme taktiği yanlış.

Elbette, ‘Düzene çeki düzen’ vermek, için taktik arayışlara giren ve koltuğunu bir müddet daha deruhte etmeye çalışanlara karşı mücadele yapılmalı.

Ancak, siyasetin kendi çıkarı için sorunlara ‘Öncelik sırası’ uyguladığı ortamda; bizlerinde önceliklerimizi icra etmemiz gerekir.

Dün Zonguldak Valisi Sayın Mustafa tutulmaz yine ‘Salgın’ ve ‘Yeni dinamik denetim süreci’ kapsamında piyasaya çıktı.

İlimiz şu anda turuncu kategori de. Yani, ‘Yüksek riskli’ iller arasında. Hedefimiz mavi iller arasında olmak.

Şu anda Zonguldak ve havalisinde vakalar yükselme eğilimi gösteriyor. Şu anda 60’lı rakamlardayız. Bu rakam 15 daha artarsa, ‘Kırmızı iller’ kategorisine gireceğiz.

Bu ‘Tehlike’ demek... Vaka sayılarının artması, hastanelerde yoğun bakım ünitelerinin dolması, ölüm oranlarının artması demek.. Bu güne kadar alınan önlemlerin boşa gitmesi, daha çok kapanma ve daha çok sıkıntı demek.

Vali Tutulmaz, dün ‘Temsili’ olarak piyasaya çıktı ve mesajını iletti.

Siyaset, ticaret ve sosyalite ve formaliteler bir kenara konmalı.

Memur ve işçi sendikalarının temsilcileri, belediye başkanları, dernek başkanları, spor kulüplerinin yetkilileri… Bu günden tezi yok, ‘Eylem planı’ hazırlayıp, ‘Birebir’ temaslarla ‘Durumun vahametini’ üyelerinize anlatın.

Çeşitli sendikalar, meslek odaları ve tabela dernekleri hazırlayacakları etkinlikler ile hem reklamlarını yapmış olurlar hem de, ‘İddia ve tekrar’ neticesi üyelerine ve şehre ‘Ekstra hizmet’ etmiş olurlar.

Lafla peynir gemisi yürümüyor.

Zonguldak’ı, işini, üyeni, insanını sevmek budur işte…

Hadi bakalım, kolay gelsin.

MİLLETVEKİLLERİNİ, PARTİ

SULTALARI MI BELİRLEYECEK?

Son günlerde ‘İnsan hakları eylem planı’ çerçevesinde, iktidar yanlılarının ‘Alkışlı’ açıklamalarını dinliyor, izliyoruz.

Efendim, ‘Barajın artık anlamı yokmuş’

Elbette, ‘Yasa’ ile değil, partiler arası diyalog ile çözüldü bu iş.

Yani partiler ‘eylem birliği’ ile geçtiler baraj sonunu.

Şimdi ‘Yeni Anayasa’ tartışması var ortada.

Cumhurbaşkanı’nın 3. Kez aday olup olmayacağı ortaya çıkınca, başladı bu iş?

Türk toplumu olarak değişen anayasa sayısı ve demokrasimiz çerçevesinde yapılan darbe sayılarını aklımızda zor tutuyoruz.

Geçmişte ‘Yamalı bohça’ dediğimiz koalisyonları reddetmemize rağmen, bu gün de, ‘Yandan çarklı’ yani ‘İttifak’ adı altında koalisyonların içine düştük.

Bir sorundan(Baraj) kurtulurken diğer bir soruna(Koalisyon) yakalanmak, bizim kaderimiz mi?

‘Yeni Anayasa’ ile kim hangi teknik ve taktikle neyi geçmeyi hedefler bilmem. Benim bildiğim ve istediğim şudur.

Zonguldak’ta Belediye Başkanı’nı ve milletvekillerini partilerin üyeleri seçebilecek mi?

Zonguldak Belediye başkan adayı ve milletvekillerini partili üyeler seçemeyecek, yine parti sultaları yukarda belirleyip, ‘Nemelazım demokrasi’ uygulamasına sokacaklarsa… ‘Yeni anayasa’ ne ‘kanun metni’ olur bana göre nede ‘iyi niyet göstergesi’.

MADEN ŞEHİTLERİ - CHP’Lİ VEKİL- SENDİKA

1992’de Türkiye Taşkömürleri Kurumu (TTK)Kozlu maden ocaklarında meydana gelen grizu’da yaşamını yitiren 263 madencinin 29. Anma törenine, ‘Protokol adabı’ damga vurdu.

CHP Zonguldak Milletvekili Sayın Deniz Yavuzyılmaz’a söz verilmeyince, gerginlik yaşandı.

‘Protokol’ yok sayılması unutkanlık mı, CHP’li vekili ekarte etmek mi henüz ortaya çıkmadı.

Toplantıyı düzenleyenlerin, vilayet önündeki çelenk koyma sıralarına uymaları nedeniyle, ‘Protokol’ bilinçlerinin olmaması mümkün değil.

Bu açıdan ‘Öyle’ veya ‘Böyle’ bir ‘Kaos’ yarattıkları için, piyasaya bir ‘Özür’ borçları var.

‘CHP’li vekili ekarte’ söz konusu olabilir mi? Mümkündür. Yiğitlerin değil sorunların harman olduğu şehir Zonguldak’ta, bu gibi konular, ‘Alışkanlık’ safhasını geçmiş, adeta ‘Örf-adet-gelenek’ olmaya başlamıştır.

Bir bakıyorsunuz, Organize Sanayi Bölgesi(OSB) yönetimlerine sadece iktidar partili il genel meclis üyeleri alınıyor. Bir bakıyorsunuz, falanca-filanca toplantılara sadece iktidar yanlısı politikacılar davet ediliyor.

Sonra da ‘Ayıp’ değerlendirmesi es geçilip, ‘Şiir’ fasılları, iyi niyet edebiyatları, ‘Kuş dili’ anlatımları piyasaya sokuluyor.

Efendim, ortada bir ayıp var. Bu ayıp, ‘Vekile ambargo’ uygulanmasıdır.

Önemlisi, ‘Ambargo’ uygulanan vekil, maden işçilerinin çalıştığı kurumun maddi güçlenmesi için, ülkede faaliyet yapan birçok kamu kurum ve kuruluşlarını ziyaret ederek, Zonguldak’tan kömür- malzeme/teçhizat almaları için Pazar arayışı yapan bir siyasetçidir.

Olaya, ‘maden şehitlerini anma’ açısından bakıldığında daha da önemlisi, toplantıya Zonguldak’taki beş vekilden sadece CHP’li olanın katılmasıdır. Bence, CHP’li vekile  gösterilen ‘Yakın ilgi’ biçimi yanlış olmuştur.

KİLİMLİ- SARIAL- PARTİZANLIK

CHP Kilimli İlçe Başkanı Erol Sarıal, Zonguldak’ta az olan ‘Okur yazar’ siyasetçilerden biridir.

Seçimler akabinde, ‘Kilimli ile ilgili değerlendirme’ istendiğinde; ‘Hele bir icraatını görüp değerlendirelim’ cevabı vermişti.

Bu gün itibarıyla, ‘Değerlendirmeler’, açıklama yapanlara olan ‘Mesafe’ yada ‘Yandaşlık’ seviyesi ile ölçülüyor.

Dün, Sayın Sarıal’ın, ‘Partizanlık yapılıyor’ açıklamasını okudum ve detaylarına baktım.

Sarıal, Kilimli’ye iktidar yolu ile gelen hizmetlerin, belde mahiyetli Çatalağzı ve Muslu’ya ulaşmadığını belirtip, yapılanın ‘Cezalandırma’ olduğunu ve dolayısıyla ‘Partizanlık’ yapıldığın açıklamış.

Bana göre de yukardan aşağıya ‘sorumlu’ bir yurttaş ve politikacı davranışı bu.

Sarıal, Ak Partili Kilimli Belediyesi’nin seçim vaat broşürlerini arşivleyip, değerlendirme yapmış.

Aslında, Sarıal’in yaptığı iktidar partisi yanlısı belediye başkanı için bir ‘Olumlu eleştiri’ şekli.

Belediyelerin eleştirilmesi, sadece siyasiler tarafından olmamalıdır. Kendini ‘Sorumlu yurttaş’ olarak tanımlayanlar, eleştiri yoluyla ‘Sevsin-sevmesin’ icranın içinde olanları uyarmalıdır.

Siyasi iktidar mensupları, ellerindeki imkan ve yetkileri, siyasi muarız görüp, bazı alanlarda ‘hizmetin engellenmesi’ açısından kullanmalarının vahameti, maalesef ortaya ‘birlik-beraberlik bozulması’ olarak çıkıyor. Bu ‘Gelecek seçimler’ veya ‘Siyasi rant’ adı altında, ‘Gelecek nesillere ‘ darbe’ vurmanın en bariz örneğidir.

Kilimli beldeleri olan Çatalağzı ve Muslu Belediyesi halkına CHP’li oldukları için ‘Asfalt’ ve ‘Doğalgaz’ getirilmediği, dolayısıyla ‘Partizanlık’ yapıldığı iddiaları, muhataplarınca cevaplandırılmalıdır.

Siyasi iktidar mensubu olmak, muktedir olduğunu göstermek için, hizmet/ icraatlardan diğer partilileri ‘Muaf’ tutmak değildir.

Olaya ister siyasi, ister ticari isterse insani olarak bakın.

Bakın bakalım.

 

SOKAK HAYVANLARI VE İNSAN HAKLARI

Son günlerde ‘Aktüel’ konulardan biri de sokaklardaki ‘başıboş köpekler’.

Her yıl sokak köpeklerinin saldırılarıyla 180 bin insanın yaralandığı açıklandı.

Yine ülke genelinde sokak hayvanlarının temasları neticesi kuduz olan insan sayısının 283 bin civarında olduğu…

Zonguldak’ta böyle bir istatistik tutuluyor mu bilmiyorum.

Ancak, ‘Görsel’ olarak sokak hayvanlarının sayısal olarak yarattığı korkuyu biliyorum.

Olayın önemi var mı?

Ülke de ‘İnsan Hakları Eylem Planı’  dolayısıyla ‘Yapısal Hukuk Reformu’ tartışmalarının olduğu bir ortam da, bu konuda açıklığa kavuşturulmalıdır.

Hayvan sevgisi’ mi eyvallah. Ancak, ‘Hayvan sevgisi’ ötesinde, ‘Mama Sektörü’nün oluşturduğu bir sanal sevgi var gibi.

Bir de, yasalar elbette hayvanları koruyup kollasın. Onlara eziyet edecekleri cezalandırsın. Ancak, başıboş hayvanların insanları korkutmaları, yaralamalarının da önüne geçsin.

Çıkartılan yasaların ‘Uyum’ içinde olması gerekmiyor mu? Avrupa da ‘Kuduz’ hastalığı var mı bilmem.

İktidarın bu konuda ‘Yasal’ bir çalışma yapması yanında, şehirlerde ve ilçelerde de belediyeler bu konuda ‘Titiz’ çalışma içine girmelidir.

‘Sokak hayvanları’ konusu ‘Sevgi’ gösterisini geçmiş, sorun olmaya başlamıştır vesselam.

Kaynak: Editör:
Etiketler: PANDEMİ,, SADECE, VALİNİN, SORUNU, MU?,
Yorumlar
Haber Yazılımı