google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber Detayı
06 Temmuz 2020 - Pazartesi 17:46 Bu haber 2247 kez okundu
 
SEVGİ DİLİ Mİ HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ MÜ?
GÜNDEM Haberi
SEVGİ DİLİ Mİ HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ MÜ?

SEVGİ DİLİ Mİ HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ MÜ?

 

Zonguldak’ın kulis yoğun merkezlerinden biri Kozlu.

Kozlu ‘İmar’ pastasının ‘Çatal-bıçak’ tasnifi yerine ‘Kazma-kürek’ dağıtıldığı bir yer.

Dün Kulis’in yoğun takip edilen konularından biri, sahildeki 2 bin m2’lik bir toprak parçasının ihalesinin iptali haberi idi. Sosyal medya da ‘Damlara direk dikmek’ üzerine edebiyatlar parçalanmıştı gece yarısı… Gece yarısı damlara direk dik, sabah olmadan ‘Direkleri Sökmek’ için amele ara…

Hikmetinden sual olmaz ya rabbim…

Velhasıl-ı, Hukuk’un ‘Guguk’ yapıldığı yerlerden biride Kozlu Limanı. Balıkçı barınağı adı altındaki ‘Çok başlı’ yönetim içinde, resmi yetkili Kozlu Belediyesi görülüyor. Milli Emlak, Tarım Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik bu ‘Alan’ içinde zaman zaman ‘Rüştünü ispat’ için ortaya çıkıyor.

Zonguldak sahili içinde önemli beş balıkçı barınağından ikisidir Kozlu ve Kilimli. Vilayet konağına düzayak yakınlığı dolayısıyla Kozlu daha çok ilgi görür.

Kilimli Limanı 90 bin m2 saha içinde 67 bin m2 su alanı ile hizmet veriyor deniz severlere(!).

Kozlu 69 bin m2 saha içinde 33 bin m2 deniz/su alanı mevcut. Ancak, Vilayet konağına mesafesi ve düzayak oluşu ile Kozlu’ya her türlü deniz sever(Balıkçı-su sporları-yat/özel tekneler) hücum etmiş. 

En çok ilgiyi, siyasetin kontrolündeki barınaklar çekmiş. Dolayısıyla barınaklarda  ‘Yasallığı(!)’ gibi dağıtılmış.

‘Pespayelik’ yada ‘’Yasasızlık’ limana iki metre yüksekten bakılınca görülüyor. Liman içindeki şamandıralar; ‘Görüntü kirliliği’ ötesinde, ‘Tehlike’ arz ettiğini, bırakın il-ilçe yöneticisine, ‘Başına güneş geçmiş’ ağalara da ayakçılara da bas bas bağırıyor.

Şamandıraları saymak, il-ilçe yöneticisinin işi. Daha önceleri de istatistik bilgiler vermiştim. Kozlu Limanı’nın da 160 resmi bağlama yeri mevcut. Bu ‘Resmi’ bağlama yerlerine bağlanan kayık sayısı ise 330. Liman içinde şu anda ‘Parmak’ hesabı bulunan kayık sayısı ise 450’ye yakın…

Aloooo… Bu rezaletin sorumlusu kim?

Büyük ihtimalle, ‘Sorumlu’ yine ‘Bürokrat hastalığı’ olan ‘Sağıra yatma’ numarası yapacak. ‘Kayığı’ ve ‘Amatör balıkçı belgesi’ olmayan çekek sahipleri kollanacak. ‘629 Adımlık Şehir Zonguldak’ın üç yıl içinde üç vali değiştirmesinin esbap-ı mucibesini anladınız mı şimdi?

Siyasetçi ‘Ben ne dersem o’ kafasıyla hareket edecek. Bürokrat, ‘Yasalara uymayanla işim olmaz’ dediğinde ise ‘Bürokrat gidici, siyasetçi kalıcıdır’ açıklaması ile ‘Tehdit’ edilecek. İnsanların yaşam kalitesine etki edecek yatırımları bekle ki gelsin…

Manzaraya bakın hele… Ortada bir ‘Rezalet’ var. Ancak, her zaman ki gibi ‘Rezil’ yok.

Sayın Vali Mustafa Tutulmaz, ‘Sevgi dili’ diyor ya!.. ‘Sevgi dili Zonguldak’ta olaylar ‘Akçeli akçeli’ bakmaktır. ‘Sevgi dili’ Zonguldak’ta yandaşlara ‘Hangar’ vermek, ‘Çekek’ vermek, ‘Yol’ vermektir.

Yani, ‘Sevgi dili’ Zonguldak’ta ‘Yozlaşma’ törpüsüyle ‘’Tarif’ ve ‘Tatbiki’ açısından ‘Eski/püskü’ olup, ‘Tedavülden’ kalkmış. İnşallah, Sayın Tutulmaz’ın ‘hukukun üstünlüğü’ kelamları paralelinde yasaların devreye girmesiyle ‘Sevgi dili’ yeniden yeşerir.

Biz, ‘Propaganda da en önemli unsur, iddia ve tekrardır’ sözü gereği, bıkmadan, tekrar tekrar yazacak, anlatacak, ‘Hukukun üstünlüğü’ isteyeceğiz. ‘Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az’ hesabı.

Yada, ‘İsteyenin yüzü bir kara vermeyen zenci’ diyeceğiz.

 

 

MAKZON/ SEVGİ DİLİ/ OYNAK TAŞLAR

 

Maden Makinaları Kümelenmesi(MAKZON) üzerindeki fıkralarımız devam ediyor.

Üzülmez Küçük Sanayi Sitesi ve Üzülmez TOKİ Konutları altında, vilayet konağına 1 Km mesafede pahalı bir arazi, yatırımcılara verilmek üzere mücadele ediliyor.

Yatırımcılar, bölgedeki sanayi kurum ve kuruluşlarına ara elaman ile yurt dışından ithal etikleri malzemeleri üreteceklermiş.

MAKZONCULAR bu alanda yapacakları işi bir türlü anlatamadılar Zonguldaklılara.

Önce, ‘Sanayicilere ara eleman yetiştireceğiz’ sözü askıda kaldı. Sonra, Merkez Atölyeleri üzerinden getirdiğimiz eleştiriler dikkate alınıp, ‘Merkez Atölyelerine yol arkadaşı olacağız’ açıklamaları ile ‘Merkez Atölyelerine ‘İskele alabanda’ yapıldı. Merkez Atölyelerinin ‘Dövize endeksli makinalar yaptığı, kredi desteği ile Zonguldak’taki sanayi kuruluşlarının tamamının ihtiyaçlarını karşılayabileceği kabul edildi. Üniversite destekli “Teknopark’ın varlığı” için ise ‘Teknoparkların verimliliği tartışılır’ açıklamasıyla sırt çevrildi.

‘Arge-Teknoloji-İnovasyon’ kelimeleri belirli aralıklarla kullanılıp, ‘Cinaslı kafiye’ oluşturulunca, ‘Pahalı arazi’ üzerinde kazanılacak hangarların kapısı açılacak zannediliyor her hal de!

Aslında ‘Böyle bir düşüncenin hakimiyeti’ kadar doğru bir şey yok. Çünkü, Zonguldak’ın 629 Adımlık Şehir’ olma nedeni bu. Alışkanlıklar huy edinilmiş. Huylar adet-gelenek olmuş. Bu alışkanlıklardan kopmak kolay mı? Hele ucunda ‘Menfaat’ varsa…

Sonuç: Yeni Vali Sayın Mustafa Tutulmaz’ın ‘Sevgi dili’ cümlesi şehrin muhtelif bir iki mahalle sokağında geçerli. İnsan-Araç-bina yoğunluğu ile bunalmış Fener  ile alt iki bodrumlarında su dolunca kendiliğinden boşaltmaya geçen su pompalarının olduğu, bir çok binada insanların oturduğu İncivez Mahallesinde ‘Sevgi dili’ ne anlam ifade eder. Sevgi dili, Üzülmez Küçük Sanayi Sitesi ve TOKİ Konutları önünde insan-araç-bina yoğunluğu yaratmadan, çevreyi kirletmeden yapılacak faaliyetleri desteklemekle olur.

Netice de; bir hayatın gerçekleri var, bir de siyasetin gerçekleri. Bir ‘Tüyü bitmedik yetim hakkı’ değerlendirilmesi var, bir de ‘Yandaşın korunmasına dair, yazısız icazet kararnamesi.

Dün MAKZON Belediye Meclisi’nde konuşuldu. Toplantı sonrası CHP’li bir üye ‘Yeşil birilerine göre dolar olabilir. Ancak, bize göre çevre’ demesi, Eylül Meclisi’nde ‘CHP’lilere ayar’ verilmesinin zor olduğunu gösteriyor. İktidar kanadı, muhalefet içindeki bazı oynak taşlara basıp, dereyi geçmek istiyor. Önümüzdeki hafta ‘Oynak taşlar’ gündeme gelebilir.

Biz, görüntüleri, anladığımız kadarıyla anlatmaya çalışıyoruz.

Vesselam…

 

KAMU DA BAYRAM İKRAMİYE ÇATLAĞI

 

Siyasetin aktörleri, daha ziyade siyasi partilerin yandaşları olan kuruluşlar.

Siyasi partiler, iktidarla olan münasebetleri çerçevesinde ‘Destek’ veya ‘Muhalefet’ yapıyorlar.

Aslında, benim tabela kuruluşları dediğim bu ‘Yandaş’ kuruluşlar, destekledikleri siyasi akım liderinin fikirlerini de çoğu zaman ekarte ediyorlar.

Dün Zonguldak Kamu Sen il Temsilcisi’nin ‘Kamu çalışanlarına bayram ikramiyesi verilsin’ açıklamasını okudum.

Emekli Dernekleri de bu paralelde açıklama yapıyor ancak, 17 milyon emeklinin kaç milyonu Asgari ücret (2.324TL)ve açlık sınırı(2.075 TL) altında maaş alıyor ortaya koyuyor.

Siz de ‘Kamu çalışanına ikramiye verilsin’ dediğiniz vakit, kamu çalışanının sayısı ile açlık ve asgari ücret altında maş alanları ortaya koymak zorundasınız.

Hem ‘Ekonominin çarkları tamamen durmadan’ diyeceksiniz, hem de dini bayramlar öncesi ikramiye isteyeceksiniz!..

‘Ben de isterem’ türü açıklamalar, elbette ‘Reklam’ bazlı ve ‘Tabanın havasını almak’ açısından önemli. Ancak, teknik ve istatistik veriler, sadece yandaşların değil, toplum katmanlarının tamamının ikna olması için gerekli olduğu unutulmamalı.

 

 

MİLLİ EĞİTİM VE BATIK 2-3 MİLYON

 

‘Yozlaşma’ deyince ‘Dilin sürçmesi’ ya da ‘Lafın argoya dönmesi’ zannediliyor.

Yozlaşma deyince ben ‘hizmetin gelmemesi’ veya ‘Gelen hizmetin heder edilmesini’ anlıyorum.

Elbette, Fener kayalıklarına gece kondu yapılması da ‘yozlaşmanın, belediye penceresinden seyredilmesi’ olarak yorumlanabilir.

Netice de, bazı konular vardır, yozlaşmayı ‘Ederi’ açısından değerlendirip, es geçebilir. Bazı konular vardır, ederi yanında manevi maliyetinin nesiller boyu sürmesinin ‘Hak’ açısından ‘Terennümü’ dillendirilir.

Efendim, Kozlu Dereköy de 1998 yılında Dünya bankası Hibe Kredisi ile yapılmış, bölgenin en modern okulundan bahis edeceğim yine.

500 öğrenci kapasiteli bu okul, 1998-99 eğitim/öğretim sezonunda 370 öğrenci ile eğitime başladı.

Taşımalı eğitim ile öğrenciler taşındı. Ancak, yöredeki ailelerin azalması ile öğrencilerde azaldı. Devreye siyaset erbapları girdi, öğrenciler Sivriler merkezine taşındı.

Dereköy deki bu modern bilgisayar ve konferans salonları, asansör bulunan okul kaderine terk edildi. İlerleyen zamanlarda, okulun kapıları, kapı kolları, mefruşatları eksildi.

Zonguldak’a gelen Valilerin tamamı bu okul ile mutlaka resim çektirip, ‘İlgilenecek, değerlendireceğiz’ açıklamaları yapmıştır.

Daha sonraları ise ‘Bürokrat gidici, siyaset kalıcı’ açıklamaları çerçevesinde, basındaki seslere karşı ‘Sağıra yatma’ hastalığı için ‘Şifa’ aranır.

Dereköy Okulu kaderine terk edilmiş, çürümeye bırakılmış.

Anladığım kadarıyla, “Dünya bankası hibe kredisi ile yapıldı. Cebimizden para çıkmadı” diye düşünenlerin baskısı ile unutturulmaya çalışılıyor.

Bu gün 2-3 milyona yapılamayacak bu binanın, her hangi bir kuruma verilmesiyle sadece ‘Hizmet’ değerlendirilmesi yapılmayacak, bir hakkın teslimi ötesinde, ‘Tüyü bitmedik yetim hakkının’ tarifinden çok ‘Tatbiki’ devreye sokulacaktır.

Anlayan sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az’

Kaynak: Editör:
Etiketler: SEVGİ, DİLİ, Mİ, HUKUKUN, ÜSTÜNLÜĞÜ, MÜ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı