TEBRİKLER MADEN İŞÇİSİNE google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber
25 Kasım 2020 - Çarşamba 17:31 Bu haber 1845 kez okundu
 
TEBRİKLER MADEN İŞÇİSİNE
GÜNDEM Haberi
TEBRİKLER MADEN İŞÇİSİNE

TEBRİKLER MADEN İŞÇİSİNE

İşsiz ve dar gelirliye bir yük daha bindiren mevsim normali soğuklar, pandemi sürecine yaptığı olumsuz tesir ile moralleri hepten bozdu.

Derler ya, ‘İnsanın rast gitmezse işi, leblebi yerken kırılır dişi’.

‘Sorunların harman olduğu’ bir yöre ve ülkeyiz ya? Biri bitmeden biri başlıyor vesselam.

COVİD’in kol gezdiği piyasalarda, ‘Çalışamadığı’ için evine ekmek getiremeyen insanlara mı yanarsın, ekonomiye katkısı olan çalışanların mikrop kapmasına mı?

Doların yeniden 8 liraya göz kırpmasına mı yanarsın,  devlet desteği alamayan zordaki esnaf, sanatkar ve çalışanlara mı?

Zonguldak’ta ‘Pandemi’ çerçevesinde görev yapan ‘Resmi’ ağızlar, salgının şiddetini belirtmek için, pandemi hastanelerinin doluluk oranlarını açıklıyorlar. Ancak, verdikleri rakamlar birbirini tutmuyor.

Elbette, ‘Doluluk oranı yüzde 10 aşağı olsa ne olur, yukarı olsa ne olur?’ denebilir.

Pandemi sürecinin uzaması, sorunları katmerleştiriyor.

Devlet, can(Sağlık) ile cüzdan(Ekonomi) arasına sıkışmış durumda. Bir yandan ekonominin canlı kalması şart. Bir yandan mikrobun kontrol altına alınması…

An itibarıyla aşısı ve ameliyatı olmayan bu mikrobun etkisinin azaltmanın yolu, bireysel kontrol kurallarını uygulamaktır. Yani, mikrobun dünyaya yayılmaya başladığı ortam da, Mart 2020 itibarıyla ‘Tedbir-tedbir-Tedbir’ nakaratıyla tavsiye edilen ‘Maske-Mesafe-Hijyen’ kurallarını uygulamaktır.

Gerçek şu ki, alınan son tedbirler ‘İnsanların kafasını karıştırmış’ ancak, COVİD’in işini kolaylaştırmıştır.

Hastanelerdeki doluluk oranları ve karantina sayıları bunun göstergesi.

Düşünün, Türkiye Taşkömürleri Kurumu’nda(TTK) COVİD’li işçi sayısı son bir haftada 136’ya yükselmiş. 251 madenci de karantina altında.

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS)Genel Başkanı Sayın Hakan Yeşil, haklı olarak alınan tedbirlerin daha da sertleştirilmesini istiyor.

Basın açıklamalarını, daha ziyade ‘İşçi alınsın’ teması üzerine kuran sendikacı, üyelerinin pozitif vaka itibarıyla dökülmesi karşısında tedirgin. Demek ki, alınacak işçi ile üye sayısının artıp, kasaya girecek paranın çoğalmasından önemli bir konu var.

İstihdama yapılacak her katkı, yöre ve ülke ekonomisine katma değerdir. Ancak, işe giren işçiyi koruyamazsan, bununda bir vebali vardır. Genel Başkan Yeşil, madenci hayatının evvelemirde, paradan önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu vesile ile teşekkür ediyorum, Sayın Yeşil’e.

Ortada vahim bir durum var. Toplum katmanlarını oluşturanlar, ‘Tedbir-Tedbir-Tedbir’ nakaratı çerçevesinde önce kendilerini kurtaracak; sonrasında çevrelerine ‘Sağlık’ açısından müdahalede bulunacaklar.

Kendine dikkat etmediği için, hastane kapılarına düşen vatandaşlarımız yüzünden pozitif olan ‘Sağlık çalışanları’ kadar, ülkesini ekonomik sıkıntıdan kurtarma adına canını dişine takıp, yeraltına inen madencilerimizi tebrik ediyorum.

‘Olmayan aşı, inşallah, maşallah’ gibi ‘Çene suyu çorba’ söylemlerle Korona’dan kurtulmak mümkün değil. Yapılacak olan korunmaktır.

 

 

BELEDİYE GÖK GÜRÜLTÜLÜ SAĞANAK YAĞIŞLI

Zonguldak Belediyesi’nin Covid sarmallı kış ortasında, daha ziyade işsiz ve dar gelirlinin canını yakan su zammı, faturalar gelmeye başlayınca, daha çok ses çıkartacak.

İşin ilginç yanı, İktidardaki bir parti mensubu belediyenin böyle bir zamma kalkışması…

CHP’li Belediye döneminde yapılmayan devlet destekli hizmetler akarken… Meteliğe kurşun atan CHP’li belediyenin başkanı Muharrem Akdemir’in bile görevde olduğu 8 yıl içinde yapmayı düşünmediği su zammını yapmak, ilginç.

Dün ‘Zam’ tartışma konusu olunca, Google Hoca üzerinden Merkez Bankası sitesine girdik. Enflasyon hesaplatıcısına yılları ekleyip bekledik.

2011 Ocak-2019 Nisan’a kadar (CHP-Muharrem Akdemir dönemi)Türkiye de enflasyon oranı yüzde 120. 2019 Nisan-2020 Ekim arası( AK Parti-Selim Alan dönemi) Türkiye de enflasyon oranı yüzde 18.

Hükümetten her türlü destek alınırken, akla ilk gelinin zam olması ilginç değil mi?

Efendim bir rivayete göre 110, diğer rivayete göre işe yeni alınan 220 personelin mali külfetini karşılamak için yapılmış.

Görünen o ki, hal ve gidiş flu. Hem KOVİD açısından ham da ‘Meteorolojik hava raporu’ açısından. Gözlemciler, 2021 ilk üç ayında belediyenin gök gürültülü ve sağanak yağışlı bir atmosfer yaşayacağını iddia ediyor.

COVİD için umutlar aşıya bağlanmış. Belediye’nin umudu ise yoğunluğu yüksek hükümet desteğinde.

İnşallah, ikisinde de ‘Umutlar’, ‘Suya yazılan yazı’ gibi olmaz.

 

TARLA AĞZI’NDA HAMSİ KATLİAMI

Karadeniz’e özgü balıklardan olan palamut’un keyfini, deniz suyu sıcaklığına bağlı çıkartamadık.

Aynı sebeplerden istavrit, mezgit, barbun balıkları da dar gelirlinin sofrasını makul fiyatlarla süsleyemedi.

Mevsim itibarıyla damak zevkimiz arasındaki hamsi’yi beklerken, rezalet bir haberle sarsıldık.

Rezaletleri bol, rezili ortada olmayan olayların yoğun olduğu ülkemizde, önceki gün Bartın/Tarla ağzı Limanı’nda yaşananlar, insanların moralini altüst etti.

Büyük gırgıların elektronik aygıtlarla tespit eti binlerce ton hamsi, avlanma kurallarına uyulmadan katledildi. Gırgırların sarıp fişmanla teknelere alınan hamsiler,30 tonluk tankerlere boşaltılıp, Karadeniz deki balık fabrikalarına gönderildi.

Kontrolü yapılmayan bu avcılık ile bu sezon dar gelirlinin sofrasında olması gereken 50 kamyon balık katledilmiş oldu. Gözlemciler 500-500 ton civarında hamsinin katledildiğini ileri sürüyor. Kıyı balıkçılarının şikayet etmesine rağmen önlem alınmadığı söyleniyor.

Tarla ağzı’n da Hamsi katliamı yapılırken dün Zonguldak’ta ince Hamsinin 15 kiloluk kasası 50-60 liradan satıldı.

Balıkçılar, Hamsi’nin büyüyüp kendine gelmeden katledilmesinin zararlarını anlatıp, yetkili ve ilgililerden önlem almalarını istedi.

 

TOP POSBIYIK’TA, POSBIYIK CEZA SAHASINDA

Bazı santraforlar/golcüler vardır, gol atmaları mucizelere kalmış. Rakip defanslar bile ‘Boş ver nasılsa atamaz’ deyip, marke etmezler.

Bazı golcüler vardır ki, kaçırmaya gelmez. Top ayağına veya kafasına gelmesin, mesafe fark etmeksizin 90’dan takarlar fileye topu.

Ereğli Belediye Başkanı Sayın Halil Posbıyık öyle bir siyasi topçu…

Siyasi tecrübesine medeni cesaretini ekleyip, sahada hünerlerini bilerek ve severek kullanıyor. ‘Denemeyince olmaz’ düsturu gereği, fırsat/top ayağına geçti mi bakıyor kaleye/karşındakine ve vuruyor. Olmazsa bir daha…

‘İyi tarafı, fırsatı ganimet bilmesi. Kötü tarafı, kendinden başkasına fırsat vermemesi. Kontrolü zor. Hem kendi tarafında hem de rakip açısından zor bir adam. Topu/ siyaseti biliyor. En büyük zevki topla/siyasetçiyle oynamayı seviyor.

Doğrusu işi biliyor. Top keyfi de iyi damak zevki de. “Fırsatı kaçırmam, golümü atar, haftada bir -iki kadeh viskimi parlatırım” diyor.

Bu aralar, parti ve boyları müsavi olmasa da, iktidar vekili Hamdi Uçar’a sarmış. İki laf ile onu sahaya /Ereğli’ye çekti, santra yapmadan sekti, gözünü seçmen kalesine dikti.

Önce, ‘Kaymakamın oturduğu bina kiralık’ deyip, konuyu pışpışladı, Uçar’ın cevabını ‘Argo’ tavırla ‘Yatırım planına alınmış/mış, yapılacak/mış’ deyip, ‘Mışmış’ladı. ‘Açıklamaları fasa fiso, cek- cak’ dedi…

Dedim ya, ‘Zor siyasi topçu...’. Top ayağına gelmesin. ‘Rakip’ yada ‘Kendi kalesi’ fark etmez. Posbıyık bu, siyasi arenada, bu enerji ile kolay kolay park etmez.

CHP’nin Ereğlili Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş’ı boş geçmedi? ‘Ereğli’nin Milletvekili yok ama Ereğli sahipsiz değil’ diyerek, ona da ‘Geç kaleye’ dedi adeta.

Vesselam, zor adam Halil Posbıyık, zor…

 

KADINA ŞİDDET-ZİNA-İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

Dün, ‘Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi’ konusunda açıklamalar ve yorumlar yapıldı.

İçinde bulunduğumuz pahalılık, işsizlik, Covid ve soğuk günlerin tamamı, psikolojik olarak ‘Şiddet’ içerikli günlerdir.

Daha ziyade ‘Aile içi şiddeti’ tetikleyen en büyük sebep, ahlaki ve ekonomik boyutlardır.

Aile toplumun en küçük topluluğudur. Aileyi toplumun kök hücresi olarak tanımlayanlar giderek artıyor. Dolayısıyla, ailenin her açıdan dikkate alınma zamanı.

Ailenin, toplum dinamiklerini ayakta tutan bir olgu olduğu unutulmamalı. Siyasi iktidarlar, devletin örgütlenmesinde etkili olan milletin en küçük birimini her zaman dik ve dinç tutması için, yasalr üretmelidir.

Her şeyden önce, ‘Ahlaki çözülme’ yaşayan küçük/büyük topluluklar, dağılmak zorunda olduğu unutulmamalıdır. Ailedeki dağılma, birbirine saygısızlıkla başlar, şiddet ile yol alır.

Bana göre, aile içi şiddete destek olan yapısal sorunlardan biri İstanbul Sözleşmesi ve Zinanın suç olmaktan çıkartılmasıdır. 9 Yıl önce kabul edilen İstanbul Sözleşmesiyle her türlü cinsel kimlik ve yönelimler(Gey, Lezbiyen, Biseksüel, Trans(GBLT) yasal güvence altına alınarak, Türk Aile Sistemi’ne darbe vurulmuştur. Yine 15 yıl önce Zinanın suç olmaktan çıkartılmasıyla aile sisteminde karmaşa başlatılmıştır.

Bu gün itibarıyla ‘Aile İçi Şiddet’ dediğimiz olumsuzluklar, maalesef ’tamamen yerli-milli’ hukuki önlemler alınmadan engellenemez.

Aile içi şiddetin önlenmesi için, hukuki önlemler alınmalı, aile politikaları gözden geçirilip, aile korumasız, kalkansız bırakılmalıdır.

Olaya sadece ‘Kadına Şiddet’ açısından bakılmamalı. Kadına şiddet açısından bakılırsa, ‘Aile’ unutulur. Zaten, görünen o ki, hedeflenen budur.

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: TEBRİKLER, MADEN, İŞÇİSİNE,
Yorumlar
Haber Yazılımı