TTK- GMİS -‘STRATEJİK ÜRÜN’ DEMEÇ google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber
22 Kasım 2020 - Pazar 16:56 Bu haber 824 kez okundu
 
TTK- GMİS -‘STRATEJİK ÜRÜN’ DEMEÇ
GÜNDEM Haberi
TTK- GMİS -‘STRATEJİK ÜRÜN’ DEMEÇ

TTK- GMİS -‘STRATEJİK ÜRÜN’ DEMEÇ

‘Koyun can derdinde kasap mal derdinde’ diye bir atasözümüz var.

Yerinde kullanılırsa ‘Cuk’ diye oturur.

Geçen hafta sonu Genel Maden İşçileri Sendikası(GMİS) Genel Başkanı Hakan Yeşil, ‘1.400 işçi emekli olursa TTK zorda kalır’ dedi.

Aslında, ‘1.400 işçinin emekli olması’ gibi bir durum yok. ‘Kıdem tazminatlarının yapılandırılması’ olursa, işten ayrılma söz konusu olabilir. Şu anda böyle bir durum söz konusu değil.

Ancak, Sayın Yeşil’in “Geri çektirdik” dediği bu durumu ‘İnşallah, önümüzdeki günlerde bu konuyu Isıtıp ısıtıp önümüze getirmezler’ diyerek hatırlatması, ziyadesiyle ‘Tehdit’ unsuru yaratması ilginç.

Sayın Yeşil’in ‘Kırmızı çizgimiz’ dediği ‘Hak mücadelesi’ pandemi ortamında, sorunu azaltır mı arttırır mı tartışılır.

Sayın yeşil diyor ki, ‘Şu anda TTK’ da 7 bin 900 kişi çalışıyor. 300 ile bin 400 arasında arkadaşımızın emekli olma durumu var. Şu an için emekli olmayı düşünmüyorlar ama emekliliği hak ediyorlar.’ Sonra da, ‘Hayali matematik’ üzerinden denklem kuruyor. ‘7 bin 900’den bin 400 gittiği zaman, kurum zorda kalır’

Hazinenin finanse ettiği TTK, Türkiye de taşkömürü madenciliğinin amiral gemisi. Yıllık 700-800 bin ton satılabilir taşkömürü üretiyor. Ortalama olarak 280-300 milyon lira gibi, şehre ve ülke ekonomisine katma değeri var.

Hiçbir şey yapmasa, Zonguldak’taki kayıtlı işsiz sayısı olan 50 binin yükselmesine engel bir kurum. Bu da ayrı bir katma değer.

Yeraltı madenciliği, dünyanın ‘Ağır işler’ statüsündeki çalışmalardandır. Dünya bunu İşçi Sağlığı ve iş güvenliği açısından ‘Mekanize sistem’ kullanarak yapmaya döndürdü. Yani, ‘Daha az işçi ile makinalar kullanarak üretim yapma.”

Aslında, kurumun yarı veya tam mekanize sistemle üretim yapması, sendikacıların işine gelmeli. Çünkü, ölümlü ve yaralanmalı iş kazası yüzde 90 azalıyor. İstihdamı arttırmak yanında, üyenin sağlığını düşünmekte sendikanın asli görevi değil mi?

Ülkemizde güçlü sendika, üye sayısı yüksek sendika zannediliyor. Üye sayısı arttıkça, sendika kasanına giren para artıyor. Güçten kasıt para olarak görülüyor.

Hal bu ki, sendikanın asli görevlerinden biride, teşkilatlandığı işyerinin maddi-manevi güçlenmesi için gayret etmek.

İlginçtir, mevcut işçi sayısıyla mekanik sistem kullanılıp üretimin artmasını değil, işçi sayısının artmasını bekliyor ve savunuyorlar.

Kurum’un ise derdi istihdam ve üretime, işçi sağlığı-iş güvenliği perspektifinden bakmak. Yani, ölümlü/yaralanmalı iş kazası olmadan üretim yapmayı gerçekleştirmek.

Önemli bir konu daha var. Yeraltını da kömür çıkartmak için yapılan galeri(Tünel) açma çalışmalarında ağaç direkler kullanılırdı. Yıllık milyonlarca lira ağaç direklere harcanırdı. Kullanılan maden direklerinin yarısı da yakacak olarak sobalara taşınırdı. Mekanize sistem ile maden direği israfı da bitti.

TTK ve GMİS, gelişmeleri yakından takip ediyorlar. Mesela, Karadon Üretim Bölgesi’nde yarı mekanize sistemden tam mekanizeye geçiş var. Elbette 300 ton kömür alınan yerden 600 ton alınması söz konusu.

Bu gelişmeden elbette “Sendika‘nın haberi” var. Elbette Enerji ve Tabibi Kaynaklar Bakanı’nın haberi vardır. Ve inanıyorum ki, istatistikler ile sabit ‘Klasik ayak’ ile ‘Mekanize ayak’ arasındaki ‘İstihdam’ ve ‘Üretim’ farkı bir şekilde kamu ile paylaşılır.

Kamu ile paylaşım işi elbette siyasi değer, işin yüklenici yetkilisi Enerji Bakanı tarafından yapılır.

Doğalgaz arama gemisi Kanuni’ye Filyos Limanı’nda kule çalışması yapıldığı malum. Kanuni’nin devreye girme töreni dolayısıyla Zonguldak’a gelecek Bakan Dönmez’in, bu konuda açıklama yapması  kuvvetle muhtemel.

SONUÇ: TTK ve GMİS, ülkenin işkollarında değerli kuruluşlarındandır. Taşkömürü, ‘Sıradan’ değil, ‘Stratejik’ bir madendir. Bu maden etrafındaki kümelenme içinde olan kişi, kurum ve kuruluşlar, çalışma ve açıklamalarına, ‘Sıradan’ değil, ‘Stratejik ürün’ olarak bakmalıdır.

Zira, demeçlerin bile ‘Stratejik ürün’ olduğu bir zamandayız.


 

KOVİD’İN ŞAŞKINLIĞI VE SAĞLIK PERSONELİ

Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Sayın Hasan Tosun’un ‘Hastanelerde doluluk oranı yüzde 80’ açıklaması piyasalara ‘Bomba’ gibi düştü. Elbette, açıklama anında ‘Mutasyon’a uğradı ve ‘Ağır hastalar Bolu’ya gönderiliyor’ şeklinde yayıldı şehirde.

Durum gerçekten vahim. ‘Maske-mesafe-hijyen’ önlemlerini, ‘Rica/minnet’ anlatmanın sonucu bu. Son defa yapılan ‘Yasaklar’ bile anlaşılamayan ‘Karikatür’ gibi  karışık. KOVİD bile ne zaman, ‘Av yapmak’ için sokağa çıkacağını şaşırmıştır(!).

Pandemi hastaneleri gerçekten çok kötü bir durumda. Doluluk tarafı değil, beni ilgilendiren. Bu yoğun tempo sonucu sağlık personelinin geleceğini düşünüyorum.

Akşama kadar çarşı-Pazar tilki gibi dolaşıp ‘Alış-veriş’ yapan ‘Bayanlar’, maalesef gece ‘Test’ için hastane kapılarını aşındırıyor.

Hastane acillerinde çalışan sağlık personelleri, ‘Toplu alış-veriş yerlerinin kapanmasını istiyor.

Bu insanlarımızın ‘Vicdani sorumluluk’ duygularının da ‘Pandemi’ dolayısıyla ‘Mutasyon’ geçirdiğini gösteriyor. Alış-veriş keyfi içinde, COVİD’li dokunuşlar, bir sonraki müşteriye havale ediliyor.

Sonuç: Kesinlikle sokağa çıkma yasağı bu günkü gibi ‘Allengirli’ değil, sürekli birkaç haftalık olacak. Veya alış-veriş mağazaları kapatılacak.

COVİD’e yakalanan sağlıkçıların hakkı, keyfe keder COVİD olup hastaneler düşen vatandaşların omuzlarındadır.

NEVZAT TAŞDAN’A GEÇMİŞ OLSUN

Her gün birkaç tane tanıdık ve dostumuzun COVİD haberi ile karşılaşıyoruz.

Artık, ‘Yakalananlar’ için şaşırmıyoruz. Zira önlem almayan ‘Herkes’ için COVİD bir avcı konulunda.

‘Önlem almak’ yeterli mi? bence yeterli değil. Ancak, ‘Sen eşeği sağlam kazığa bağla da…’ diye bir atasözümüz var ya? Tüm gayretlere rağmen yakalananlar da var.

Vali Yardımcısı ve Kilimli Kaymakamı Sayın Nevzat Taşdan. Tam bir aydır COVİD denen mendebur ile uğraşıyor. 15 gün hastanede yattı, 15 gündür evde karantina da. Allah’a şükür ‘Testleri ve sağlığı’ iyi.

Önümüzdeki hafta inşallah görevi ile ilgili mesaisine başlayacak.

Geçmiş olsun güzel insan.

 

SU ZAMMI ‘YASAL’ AMA; ‘ETİK’ DEĞİL…

Geçtiğimiz haftanın ‘Mutat’ ve ‘Aktüel’ konularından biride, Zonguldak’ta ‘Su’ya yapılan zam oldu.

Siyasette tartışılan tarafı, ‘Zammın yüzde 20 mi yüzde 30 mu olduğu’ şeklinde idi. Siyasettekiler, biri birlerini suçlayıp; seçmeni etkileyip oy oranlarına arttırmayı denediler. Hal bu ki, ‘Su zammı’ aslında dar gelirli ve işsizin cebine/ocağına çökmüştü.

Aslında tartışılan elbette zam oranının yüksekliği idi. Ancak, asıl milletin zoruna giden; pandemi döneminde yapılan zam ile morallerin bozulmasıydı.

Bu arada bazı ‘Tabansız’ politiplerin ‘Yüzde 60-70 kayıp kaçak var. Zam normal’ açıklaması, siyasetin etiğini de matematiğini de yaraladı. Kayıp kaçağın halli, Afrika’da bile ‘Zam’ ile çözülmüyor. Kayıp/kaçak içine giren ‘Alınamayan su paraları’, ‘Su paralarını verenlere ödetildiği’ nerede görülmüş!..

Deniyor ki, ‘Vali su zammını veto etsin’

Böyle bir yasa ve yetkisi yok valinin. Ancak, zam konusunda ‘Hukuksuz uygulama’ olursa müdahale edebilir. Mesela, Belediye yandaşlarından su parası almaz, diğer partililerden alırsa hukuksuzluk olur, müdahale yapılır.

Efendim, ‘Üzülmez’de ki proje tanıtım toplantısına CHP’lilerin davet edilmeyişi’ ile aynı değil bu. Üzülmez de yapılan ‘Etik’ değildi. Ancak, ‘Yasal’ bir durum söz konusu değildi orada. Aynı şekilde, Organize Sanayi Bölgelerinde (OSB)yönetimlere seçimle gelen CHP’li il genel meclis üyelerinin sokulmayışı olayı da aynı.

Bir yandan Belediye’yi ‘Yandaş’ elemanlarla doldurup, bir yandan ‘50 bin kayıtlı işsizin 160 bin emeklinin bulunduğu şehir’ de suya ‘yüzde bilmem kaç’ zam yapmak; hem de pandemi’nin cirit atığı, ‘Temizlik’ nutukları atıldığı bir ortamda, elbette ‘yasal hak’ ancak, bence de ‘Etik’ değil.

Belediye Başkanı dostum Alan yine‘Su’ konusunda da ‘Aleyhte’ ve hükümetin ‘Ekonomik seferberlik’ ilan ettiği bir zamanda ‘Gündeme gelmeyi’ başardı.

İktidar Partisi’nin Zonguldak’ta yaptığı ‘Tünel-Viyadük-Kavşak-Karayolu-Liman içi düzenleme-Dere ıslahı-Havaalanı pistleri’ gibi yatırım oranlarını yükselten ve yaşam kalitesini artıracak hizmetlere rağmen; aleyhte tezahüratlara neden olmak, gerçekten de ‘İktidar partisi’ için bir talihsizlik.

Zonguldak’ta bu talihsizliğin durdurulması, ortalıkta görülmeyen vekiller ve teşkilat başkanlarının işi değil. Bunu durduracak olan, Belediye Başkanı Sayın Selim Alan’dır.

Dostum Alan, su zammını makul seviyeye çekip, ‘Ben ne dersem o’ mantığını terk edip, toplum katmanlarının görüşlerini aldığını ortaya koymalıdır.

Seçilmiş olmanın keyfiyeti, yapılacak seçimlerden başarılı olarak çıkmakla daimdir. Zira, seçimlerde kaybeden ‘Ben’ den ziyade ‘Biz’ oluyor. Yani, siyasi partinin tamamı...

MADENCİ ANITI KARANTİNA’YA ALINDI

‘Fakir fukaranın iyi gitmezse işi, leblebi yerken kırılır dişi’

Bazı işler vardır, baştan ters gitmeye görsün.

Zonguldak il merkezi girişindeki ‘madenci Anıtı’ şehrin tanıtım yüzlerinden biri miting alanı merkezi, tabela derneklerinin basın toplantısı düzenleme yeridir.

Pandemi öncesinde de böyleydi…

Ancak, ‘Bedava otoparkçılar’  yüzünden bu alan( Belediye Merkez Çarşısı ve Yeni Cami önü) yanında, ‘Anıt’ etrafıda bedavacıların işgaline uğrayınca; rezalet ‘Başka’ bir hal aldı.

‘Bedavacılar’, Cami ve Çarşı önünde engellenmeyince anıtı kuşatmaya başladılar.

İlginçtir. Anıt çevresindeki işgali önlemek için duba çakılması yetmedi. Artık, demir paravanlar konuyor.

Şehre gelenler, COVİD dolayısıyla Madenci Anıtı’nın karantinaya alındığını zannediyor.

‘629 Adımlık Şehir’ kafasının ‘Renkli sinemaskop’ filminin afişi bu.

Kaynak: Editör:
Etiketler: TTK-, GMİS, -‘STRATEJİK, ÜRÜN’, DEMEÇ,
Yorumlar
Haber Yazılımı