Haber Detayı
13 Eylül 2018 - Perşembe 17:51 Bu haber 740 kez okundu
 
TTK-KÖMÜR –SENDİKA
GÜNDEM Haberi
TTK-KÖMÜR –SENDİKA

TTK-KÖMÜR –SENDİKA

Geçenlerde yerel kanal Elmas TV’de Atila Öksüz kardeşin programında yöre ve ülke sorunları üzerinde fikir teatisinde bulunduk. Aslında, gazete köşeleri ve televizyon oturumları sorunların tartışıldığı fikir platformları olarak ne kadar çok değerlendirilirse, yöre ve ülke için iyi olur.

Kalkınmış ülkelerde, tartışma(Ting - tank)merkezleri kurulmuştur. Haftanın belli günlerinde okur-yazar insanlar belli konularda bir araya gelir tartışırlar. Tabii bu platform katılımcıları okuma –yazma heveslisidir. İnceleme ve araştırma üzerinde kafa yorarlar. Yani bilgilerin oluşturulmasında bir emek ve değer vardır. ‘Çene suyu çorba’ kafalı, ‘sallama’ zekâlı insan değildirler. Toplum katmanlarını (altı sosyal dilim)oluşturanlardan meydana gelirler. Dünya görüşleri ne olursa olsun, yöre ve ülkenin özellik- güzellik ve çirkinliklerini sevgi-saygı çerçevesinde sesli- yazılı değerlendirir, kendilerini tartışmaya açarlar.
Zonguldak’ta da ‘Platformlar(!)’ var. Ancak, koltuklarında oturanlar, ideolojik yapılarına ve yandaşı oldukları siyasetlere göre ahkâm kesip, kendi reklamları ile yandaşlarının korumacılığını yaparlar. TV’de konulardan biri ‘TTK’ya alınacak bin 500 işçiye idi. Ben’ Bu ekonomik kargaşa da yılbaşına kadar alınacağını zannetmiyorum’ dedim.
Bazı aklı evveller, “Küçükvar, TTK’ya işçi alınmasını istemiyor” diye ‘siyah-beyaz zırvalar’ yaymaya başladı. Bu lafımın arkasındayım.
Ancak, istediğim, TTK’nın içinde bulunduğu şartları, coğrafya ve matematik olarak tartışalım. İşçi sayısı, bürokratı, ürettiği kömür ve satış pazarı ile tartışalım…
Kurum içinde Lokalcilik yapan tabela dernekleri ve memur sendikalarından bu konuda ne özveri ve katkı beklemiyorum. Sendika(GMİS) belki ‘devreye girer’ dedim.
Heyhaaatt… Sendikanın derdi, varsa yoksa ‘TTK’ya işçi alınsın’. Sendikanın kasasına para girsin de…
SOMA Faciası sonrası, hükümetin maden işkolunda yaptığı ekonomik ve sosyal devrim(İki asgari ücret maaş ve haftada iki gün tatil) sendikacıların kafasından bile geçmiyordu. 
Bu şoku atlatıp, ‘İki gün hafta tatili peş peşe kullanılmasın. Madencinin banka işi olur, hasta işi olur. Hafta sonu nasıl halledecek bunu?’ diyemediler. 
Korktular, ‘Hükümet kızar, hakları geri alır’ zannettiler.
Dolayısıyla ‘Hafta içi işi olanların işleri görülmesi için’ ya kitabına uydurdular ya da işten kaçmalarına göz yumdular. 
Bu gün TTK İş sahasında en büyük sorunlardan biri, hafta tatili kullanan işçilerden kaynaklanmaktadır. ‘İşten kaçma’ konusu ayrı. Peş peşe hafta tatili kullanıldığı için, ocak iki gün boş kalıyor. Üretim devre dışı kaldığı gibi, bakım ve güvenlik konularında da ‘Zafiyet’ doğuyor.
İkincisi, parça kömür konusunda, yapılan uygulama. Valilikler aracılığı satılan kömür ile işçiye toplu sözleşme karşılığı verilen kömür konusunda da yeni düzenlemeler şart oldu.
Bu konuda ‘Fikir’ üretecek olan kimdir, Sendika… 
‘Mekanize Sistem’in uygulamada oturtulmaya çalıştığı bir ortamda, alınacak işçilerin doğru kullanılması için yapılması gerekenler nedir? ‘Sendika kasasına para girsin’ diye işçi almak mı, TTK’yı yıllık bir milyar lira zarardan kurtarıp, kurumu istihdama açmak mı hedef?
İşçiden kesilen paralar ile maroken koltuklarda oturup ‘Gıcır’ arabalarla ‘Tur’ atmak iyi…
‘TTK 1.500- 2.000 işçi alsın, kömür fiyatlarını da ithal kömüre eşitlesin’ demek kolay…
Ancak, bu kurumun(TTK) ayakta kalması için ‘Günlük- haftalık kişi başı kaç ton kömür çıkartmalıdır’ bu konuda sadece ‘Gazeteci’ ve ‘TTK Genel Müdürü’ mü kafa yoracak yani?
Hani nerede sendika ve diğer tabela dernekleri?
Hadi, hadi… Sallanın biraz…
Bu konuya yazılı-sözlü olarak değişik açılardan ‘Detaylı’ olarak bakmaya devam edeceğiz.

SİMİT-DOLAR – ASGARİ ÜCRET


Siyasetin matematiğine ara verelim biraz… Biraz da ‘Dolar’ın sebep olduğu piyasa ekonomisi üzerinde duralım.
Türk Lirası dolar karşısında bir yıl içinde yüzde 70 eridi… 

Bu erimenin en çok göz çarptığı yer, bir kişinin yoksulluk sınırının 2 bin 905 lira olması.
4 Kişilik bir ailenin açlık sınırı ise 6 bin liraya çıktı. Asgari ücret ise bin 600 lira… Asgari ücretin Türk Lirası olarak karşılığı 225 dolar. Asgari ücretin günlüğe tekamül eden kısmı ise 7.5 dolar…
Bunun Türkçesi şu… Geliri sabit olan asgari ücretli, memur ve işçi- emekli’nin satın alma gücü her gün eriyor…
Maaşın yüzde 60-70’i gıda ve barınmaya gider. Geri kalanın
Gerisi ailenin eğitim, sağlık, haberleşme ve giyim gibi zorunlu ihtiyaçlarına gider. Ama nasıl gider hesap edin.
Tek maaşla geçinen ve 3 bin 400 lira alan bir memura uygulayın bu cetveli yine eyvah ki eyvah…
Hesabın vahameti, konu başında, yoksulluk sınırı ramaklarında. Asgari ücreti ikiye katladığını gördükten sonra insanın şaftı kayıyor değil mi?
Şimdi, bu hayatın ve ülkemizin gerçekleri de…
‘Hayırdır kafan neye takıldı?’ diyorsunuz değil mi?
Medya da ‘Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte 5.2 büyüdü’ ve ‘Kişi başına düşen yıllık gelir 20 lira arttı’ açıklamaları okuyunca, moralim bozuluyor.
Bir de ‘Yastık altı altınları çıkartın’ denmiyor mu!
2016’da asgari ücret 478 dolara denk geliyordu. Şimdi 225 dolar. Asgari ücrette kayıp 253 dolar…
80 gram susamlı simit 1 lira 25 kuruş olmuş.  Çay-simit-bir parça peynirli kahvaltı bile ‘LÜKS’ oldu can cağızım…
Nerede ‘Yastık altı, liralar!..’

AHİLİK Mİ, ASİLİK Mİ!..

Önümüzdeki hafta Ahilik Haftası kutlamaları yapılacak.
Ahilik, sanat, ticaret ve mesleğin, olgun kişilik, ahlak ve doğruluğun iç içe girmiş bir alaşımıdır. 
Ahilik, Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilâtıdır. 
Adet yerini bulsun diye her yıl bu paralel de bir çalışma yapılır. Maksat, ahilik kültürünü yaymak. Ahlaklı esnafları çoğaltmak…
Allah aşkına, şu cadde ve sokaklar bir bakın hele… Ahilik kültüründen eser kalmış mı?
Esnaf kaldırımı dükkânın uzantısı saymış yayılmış, işgal etmiş.

Vatandaş cadde kenarlarını bedava park saymış işgal etmiş. Seyyar satıcı zaten kira ve vergi veren esnafa inat, yol-kaldırım ticarethane önü demeden işgaliyenin kralını yapıyor.
Belediye ise bu rezalete düpedüz göz yumuyor. Oy almak için her türlü numarayı yapıyor. Caddeleri ve kaldırımları işgal eden esnafa ceza yazılıyor, ertesi gün aynı açmaz ve aymazlık devam ediyor.
Esnaf Birlikleri her yıl ‘Adet’ olduğu üzre böyle bir tören düzenliyor. Aslında, bu törenler, ‘Rezaletleri görmeme’ töreni.
İşin ilginç yanı, şehrin ‘Mümtaz’ yöneticileri de, bu ‘Rezaletleri’ görmezden gelen ilgililerde bu törenlerde arzu-endam ederek resim çektiriyorlar.
Pazartesiye çook var. Acizane bu törenleri düzenleyecek ‘Zevat’a bir teklifim var. Bu yıl, şehirde kaldırımları dükkânın uzantısı sayan ve cadde-kaldırımları işgal eden oto sürücüsü ve seyyar satıcı gibi ‘ASİ KüLTüRü’ yaymaya çalışan tiplerden biri niyetine birine ‘ASİLİK KUŞAĞI’ takılsın. Kuşağın takılması için Belediye Başkanı Sayın MUHARREM AKDEMİR sahneye davet edilsin.
Ahilik kültüründen eser kalmayan şehir de, böyle bir uygulamanın, ‘Ahilik kültürü’ hatırlatılması ve yaşatılmasına daha çok etkisi olacağına inanıyorum.
AHİLİK tarifi de belli tatbiki de… Bir işin yakışanı var. Şu ‘çarşı-Pazar’a bakınca… Görüntü ‘Kazmanın sapındaki kaşık’ gibi…

MANOLYA PARK İHALESİ İPTAL

Zonguldak Valiliği tarafından Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı destekli hazırlanan ve ihaleye çıkartılan Manolya Park +41 bin 750 lira ile Enenas firmasına kalmıştı.

 İhalenin muhammen bedeli ise 8 bin 500 liraydı. Karakum mevkiindeki proje yanında bilindiği gibi sahil camii yapılacaktı.
İçerisinde Cafe ve Restourantların bulunduğu projenin ihale edilmesiyle birlikte, şehirde tartışmalar başlamış vali Ahmet Çınar olaya el koymuştu. Vali Çınar, rekabet şartlarını aştığı gerekçesiyle ihaleyi iptal etti.
Vali Çınar’ın izin dönüşü Manolya Park ihalesini yeniden yapması bekleniyor.



ÜNİVERSİTE VE DOLGU MALZEMESİ…

Türkiye Taşkömürleri Kurumu, ocaktan çıkarttığı mostra dediğimiz malzemeyi, isteyenlere dolgu malzemesi olarak veriyor. Çoğunu da dağa taşa döküyor. Bu malzemeler özel sektör kömür işletmecileri tarafından toplanır, kalorisi düşük kömürle ‘Paçal’ yapılıp, Çates’e satılır idi…
Bu malzemeler, yol dolgusu olarak kullanıldığı yerlerde yollar bozuldu. Olayın iki boyutu var şimdi.
1) Bu malzeme maliyetli malzeme… Her ne kadar maden ocağından işe yaramaz olarak çıkartılsa da mal ediş açısından bir emek ve para harcanıyor bu malzemeye… TTK Bu malzemeyi ucuz değil, bedava olarak elden çıkartmak için gayret sarf etmesi ilginç…
Malzeme kömürlü ve kirli malzeme olduğu için dolguda kullanıldığında sıkıntı yaratabilir.
Nereden mi icap etti?
2) Üniversite alt kapı girişinde İlahiyat Fakülte inşaatı yanında bu malzeme ile (kömürlü-kirli)dolgu yapılıyor.
 Fırsat bu fırsat, biz kulaktan dolma laflar ile “TTK’nın bu atık maddeleri ile beton altı ve yol dolgusu yapılamaz” diye yazıyoruz.
Üniversite yetkilileri, bu malzemenin analizini yapıp, kamuoyu ile paylaşırsa, biz basın mensupları içinde, iyi bir ‘Başucu’ açıklaması olur.
Üniversite içinde kullanılan, TTK’nın atıklarıyla yapılan dolgu altına su girdiğinde, bu malzeme patlar-çatlar mı, beton kullanılmaz hale gelir mi? 
Kaynak: Editör:
Etiketler: TTK-KÖMÜR, –SENDİKA,
Yorumlar
Haber Yazılımı