ZONGULDAK /SÖZDE VE İCRAATTA AYRIMCILIK
Haber
18 Ocak 2021 - Pazartesi 17:21 Bu haber 2753 kez okundu
 
ZONGULDAK /SÖZDE VE İCRAATTA AYRIMCILIK
GÜNDEM Haberi
ZONGULDAK /SÖZDE VE İCRAATTA AYRIMCILIK

ZONGULDAK /SÖZDE VE İCRAATTA AYRIMCILIK

Pandemi, işsizlik, hayat pahalılığı, kar-kış-kıyamet… Yaşam kalitesini aşağıya çeken, insanları hayattan bezdiren olayların başında geliyor.

‘Mevsim normali üzerinde kar yağışı’ dışındakiler doğal afet değil. Aslında, çağdaş teknoloji çerçevesinde yoğun kar yağışında bile ulaşımın durmasını doğal afete bağlamak, beceriksizliğin daniskasıdır. Zeki Çakan döneminde(1984-1989)kar havada bertaraf edilirdi. Değil ‘Kapalı Cadde’, kapalı ‘Ara sokak’ bile yoktu.

6 Ay öncesinden ‘Yeterli tuz stoklarımız var’ diye ‘Ahkam’ kesenler, günler öncesinde kar yağacağı belli olmasına rağmen, Site deki hastane yolunu sabah 9.00’da temizliyorlardı.

‘İşsizlik’ de doğal afet değil. İşsizlik, doğrudan insanı, ailesi ve çevresini ilgilendirdiği için; sadece ekonomik değil, sosyal bir sorundur. Dolayısıyla, toplumsal huzuru doğrudan ilgilendirir, tehdit eder.

Onun içindir ki, yaşam kalitesinin arttırılması için yapılması gerekenler arasında yol-tünel-kanal-hastane-kavşak şart olduğu kadar, birlik-beraberlik-karşılıklı saygı gibi toplumsal huzurun teşkili de şarttır.

Seçilmiş ve atanmışların ‘Çene suyu çorba’ açıklamalarını okuyunca, ‘Devlet-i Aliye’nin şaşalı yönetimlerinin bıraktığı dersler geliyor aklıma.

Şeyh Edebali’nin, Osman Gazi’ye verdiği uzun öğüdün bir bölümü olan ‘İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın’ sözünü hatırlayın hele…

Devletin örgütlü hali olan millete verilen önem kast ediliyor. Devletin büyüklüğü, insanlara sağladığı refah, adalet güven ve itimatla gösterilir. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözü, devlet-insan ilişkisinin temelidir.

Seçilmiş ve atanmışlar, bu açıdan bakıldığında, örnek olmak, insana gösterdikleri saygı ve hizmet kalitesiyle sevgi görmek zorundadır.

Yönetici, ettiği lafın altında kalmamalı, hizmette eksiklik ve ayrımcılık gibi kusur işlememeli. ‘Sevgi dili’ diyorsa, dil ile söylediğinin aksine; sosyal, siyasal, kültürel ayrımcılık yapmamalı.

Aslında, yapılan ve yapılmayan hizmetlerden çok, psiko-sosyal gelişmeler insanların moralini bozup, bunalım yaratıyor. Halka hizmet adına yapılan bir işin bozulup, zarar hanesini yükseltmek, vatandaşın moralini daha çok bozuyor. Örnek: Yeni hastanenin yetersiz otoparkı yüzünden, Kız Meslek Lisesi’ni yıkmak… Uzunkum -Kilimli arasında yapılan sahil yolunun, önlem alınmadığı için deniz dalgalarıyla bozulması, maddi-manevi zarara sebebiyet verilmesi…

Bu gibi durumlarda, moral/motivasyon açısından yaşam kalitesi düşen vatandaşlara; empati, anlama ve duyarlılık yoluyla psikolojik destek vermek ne denli akıllıca olur? Doğrusu, insanlara zarar vermeden hizmet üretmek, faydalı olmak değil mi?

Dün, KULİS’te, ‘Aşı olabilecek miyim?’ başlıklı yazı yazdım. Yaygın uygulamaya başlanan Çin mahreçli CoronaVAK aşısı, ‘Aşılanacak kişiler programı’ çerçevesinde, ‘65 yaş üstü’ statüsünde olan bana ne zaman ulaşır’ diye serzenişte bulunup, aşılamada biraz daha ciddi olunmasını ve ‘torpilliler’ kategorisi yaratılmanın, toplumda ‘Aksi tesir’ yarattığını, birlik ve beraberliğe ‘Halel’ getirdiğini yazdım.

‘Yazının mürekkebi kurumadan’ öğrendim ki, Zonguldak’ın Belediye Başkanı, aynı ‘Aşıda baş nöbeti’ kapmış ve aşılanarak ‘Kendini sağlama’ almış.

Seçilmiş ve atanmışın, önceliği, emrivaki konular yaratmayla ortaya konmaz. Vatandaş seçmiş bir yere getirmişse, saygı gösterecek, başının üstünde tutacaksın. Devlet, ‘Bir şekilde’ seni bir makama iliştirmişse (Mahkeme kadıya mülk değil)ne sözle ne icraatla ayrımcılık/ötekileştirme yapmayacaksın.

Yaptığın vakit, ortaya çıkıp, ‘Sevgi’, ‘Hizmet’, ‘Adalet’, ‘Birlik’ demeyeceksin.

Dersen, ‘Bence hiç mahsuru yok’.

‘Şahsi ve siyasi keyfiyeti tatmin’ eden bu gibi durumlarla elbette ilk karşılaşmıyorum. Bu gibi durumlar için sevdiğim atasözü ‘At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır’ sözüdür.

‘Yiğitlerin değil, sorunların harman olduğu şehir Zonguldak’ sözümü bana hatırlattığınızı duyar gibiyim…

DERDİMİZ ÜZÜM YEMEK, BAĞCI DÖVMEK DEĞİL…

Dün, ‘Zararın sorumlusu kim?’ ve ‘Rezalet var, rezil yok’ diye verdik haberi.

Zonguldak-Kilimli arasındaki karayolu çalışmalarının Uzunkum-Kilimli sahil şeridindeki ‘Zarar-ziyan’ konumuzdu.

Mithatpaşa T1-T2 tünellerinin devamı olan TO Tüneli’nin sahil çıkışından  Kilimli istikametine başlanan yol, fırtına dolayısıyla kabaran deniz  dalgalarıyla bozuldu.

Önceki müteahhitin karayolunu korumak için deniz kenarına serdiği kayalar kaldırılınca, dalgalar daha özgürce saldırdılar yapılan çalışmaları bozmak için.

Bir taraftan, deniz doldurulmaya, dalgaların tesirini azaltmaya çalışıldı. Düşünebiliyor musunuz, o saatte kamyonla denize hafriyat döküldü. Rivayet o ki, sahilden çıkartılan kayaların yerine, bir taşocağından kaya tedarik edilip dökülecek.

Eleştiri nedenimiz, devlet basit davranışlarla maddi /manevi zarar görüyor.T0 Tüneli önündeki viyadük kırıldı. Kırılacaksa niye yapıldı? Hayvan barınağı yanında, dağ kayıp karayolunu bozulmasın diye milyonlarca liralık fora kazık çakıldı. Bu masrafın yarı fiyatına buraya tünel yapılamaz mıydı?

Kardeşim, yeni Hastane’nin projedeki otoparkı, neden ‘Yetersiz’ çizildi? ‘Yeterli’ çizilseydi, Kız Meslek Lisesi yıkımı ortaya çıkıp, halkın morali bozulmazdı.

Siyasi Erk’in Zonguldak ayağındakiler, bu eleştirilerimiz üzerine bana ‘Tafra’ yapıyorlar. Benim, siyaset yapacak halim yok. Yanlış ve eksiklerim konusunda, muhatapların ‘Cevap/düzeltme hakları’ her zaman var.

Derdimiz üzüm yemek, bağcı dövmek değil. Müsaade edin de, Reis’in dediği gibi, ‘Tüyü bitmedik yetim hakkını’ arayalım.

KAR YAĞMIŞ, TEL KOPMUŞ, SULAR KESİLMİŞ(!)

Kar yağdı, böyle oldu. Kar yağacağı hatta şiddeti bile açıklandı günler öncesi.

Hatta, geçen sene Konya’dan(!) zor zahmet geldiği rivayet olan tuz depolarının dolu olduğu da açıklanmıştı.

Anlamadığım iş,  geceleyin şehrin göbeğinde sular akmıyordu. Efendim, Ulutan Barajı civarında yoğun kar yağmış, ağaçlara baskı yapmış, ağaç devrilip elektrik tellerini koparmış…

Hikaye böyle sürüp gidiyor.

Lafa sıra geldi mi, ‘Şeytanın yattığı yeri bilen’, ‘Özde’ yöneticilerimiz, kar yağışını ve önceden olacakları düşünmediler mi? Zonguldak Belediyesi için söylüyorum. Kış mevsiminde barajda çalışmış, kabiliyetli ve tecrübeli bir baş usta var elinizde.

‘Ağaca kar yağmış, ağaç elektrik tellerini koparmış, elektrik tellerden geçememiş…’

Aklıma bir fıkra geldi. Zaman-ı Nuh Nebi. Kadı, keyfe getiren savunmayı yapan uzun saçlıya ‘Anlat kızım anlat, durumun beraat, oğlum mübaşir sende su kaynat’ demiş. Fıkranın tamamı müstehcen. Muhatabına, yakın sohbette anlatırım inşallah.

İşte, gayri ciddi bir yönetim şekli. Bu ağaçların tellere yakın kısımları, elektrik kesilince mi kontrol edilir? Bu tedarik edilen tuzlar, şehir ve köy yerlerinde kar yolları kapattıktan sonramı dökülür?

Bana kalırsa, siyasi iktidar, hem de seçilmiş ve atanmışları tarafından sıkıntıya sokuluyor..

YUNUS BALIKLARI AVLANMALI MI?..

Karadeniz’in güler yüzlü balıklarındandır Yunuslar. Yaz aylarında sahillerde yaptıkları güzel gösterilerin gördüğü ilgi kadar; balık ağlarına yapılan müdahaleler kadar eleştiri alırlar.

Son tartışma ‘Yunuslar avlanmalı mı, avlanmamalı mı?’

KTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kocabaş, ‘Av yasağı nedeniyle sayıları her gün artan ve yetişkini gün de 70 kg hamsi yiyen Yunuslar avlanmalı’ dedi.

Yunusların, ağlarını parçaladıkları balıkçılarda yunusların avlanmasından yana.

1380 sayılı Su Ürünleri Yasası, Türkiye’nin taraf olduğu uluslar arası anlaşmaya göre, 1983’ten beri koruma altında olduğunu söyleyen Teknik Üniversite(TÜ) Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Türk Deniz Araştırma Vakfı (TÜDAM)Başkanı Yar. Doç. Dr. Arda M. Tanay ‘Denizlerde balık stoklarının azalma nedeni insan kaynaklıdır. Aşırı avcılık, kirlilik, yanlış avlanma balık stoklarını azalttı. Bir tekne bir seferde 60 ton balık avlıyor” dedi.

HAMSİ YASAĞI UZATILDI

Geçen hafta, Mavi Vatan Karadeniz’de hamsi yasağı uygulamasının devam etmesini istemiştik. Bilindiği gibi katliam boyutunda avlandığı için, 18 Ocak’a kadar hamsi avlanması yasaklanmıştı. Av sezonu ise 15 Nisan da son bulacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünce, ticari amaçlı hamsi avcılığı 28 Ocak 2021 tarihine kadar, İstanbul Boğazının tamamından Gürcistan sınırına kadar yasaklandı.

Bu arada, Hamsi başta olmak üzere denizlerde, karaya çıkış noktalarında, toptan ve perakende satış yerlerinde, gerekli kontroller yapılarak, Yasal boy limitinin altında balık satışı yapanlara müsaade edilmeyecek.

Hamsi yasağı ve boy limitine uyma hatırlatması vatandaşlar arsında olumlu karşılandı.

Kaynak: Editör:
Etiketler: ZONGULDAK, /SÖZDE, VE, İCRAATTA, AYRIMCILIK, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı