Haber Detayı
24 Mart 2019 - Pazar 17:16 Bu haber 3951 kez okundu
 
ZONGULDAK’TA DEĞİŞEN BİR ŞEY OLMAZ…
GÜNDEM Haberi
ZONGULDAK’TA DEĞİŞEN BİR ŞEY OLMAZ…

ZONGULDAK’TA DEĞİŞEN BİR ŞEY OLMAZ…

‘Entellektüeli toplum mühendisliği uzmanlığına yükselten, siyasi hırslarına meşruiyet kazandıran düş, mükemmel insan yaratma düşü…’(Alev Alatlı-Dünya Nöbeti

Toplum mühendisliği, toplumun geniş bir bölümüne doğrudan ve dolaylı olarak etki sağlayan siyaset biliminde geçerli kavramdır.

Bu kavrama paralel gelişen diğer aktüel kavram ise ‘Kaldırım Mühendisi’ olarak çıkmıştır ortaya. Kaldırım mühendisi, diploması ile ilgili iş yapmayıp, daha çok iş değil laf üreten, yaptığı işte başarısız kimselere takılan lakaptır.

Zonguldak’ta son günlerin aktüel konuları arasına da girmiştir bu ‘Mühendislik’ jargonu.

Mühendisliğin tarifine elbette ‘Diploma’ yeter de, tatbikinde ‘İcraat’ önemli. ‘Diploma’nın istenmediği meslekler vardır. Mesela gazetecilik. Bakkal açmak için bir dünya evrak isterler de; gazete için bir dilekçe yeter…

Fırıncılık içinde öyle… Mühendis diplomanız işe yaramaz fırıncılıkta… Un çuvallarının üzerine assanız da hesaba katılmaz. Nihayetinde ekmeği çıkartan hamurkar ile pişirici arasındaki ekipman…

Ehliyet tartışmasında iş büyür de büyür… ‘Arabayı ehliyet mi sürer sürücü mü?’ der çıkılır nihayetinde…

Arjantin Milli Takımını dünya şampiyonu yapan Menotti, ayağını topa sürmemiş bir gazeteci idi…

Mühendisliğin ruhunda da diploma değil, insana saygı yatar. İnsana saygı; insanın yaşam kalitesini arttırma mücadelesinden anlaşılır. Dolayısıyla hem politikacı olarak hem de sıradan biri olarak laf-ı güzaf, insana saygıda kusurdur bence.

Zonguldak Belediyesi 22 milyon küsur Euro antlaşma imzaladı arıtma tesisi için. 18.5 milyon Euro daha borcu var.  Nereden icap etti şimdi? Belediye yanından geçen dere lağım kokuyor değil mi? Arıtma tesisinin olduğu yerde dere lağım kokar mı? Dereye çevre mahallelerden en az bin 500 konutun lağımı akıyor.

Bana göre, mühendis kafası taşıyan bir aday(Diploma olması şart değil)bu dereye lağım akıtmayacağını vaat etmesi gerekirdi.  ‘Laf salatası’ yapıp, DSİ’nin temizlemediği derenin etrafına çiçekler dikeceklerini konuşuyorlar…

Madenci Anıtı karşısındaki Belediye Merkez Çarşısı binası var. Belediye Başkan adayları iyi bilirler… İçinde 120 esnafın barındığı bu bina ilgili ‘Kesinlikle ve her an yıkılabilir’ raporu var. Gündüz yıkılırsa en az 500 insan ölür. Siyasi Parti adaylarımızın hiç birinin bu bina ile ilgili bir projesi yok. Büyük ihtimalle, bina yıkılırsa, enkaz başında Timsah gözyaşı dökmeye giderler…

Lavuar Alanı içinde doktorluk-mühendislik taslıyorlar… Lavuar Alanı yanında limandaki kömür silolarından çıkan tozlar Terakki mahallesini boğuyor. Lavuar Alanı yanındaki binalar ortaçağ karanlığındaki yapıları andırıyor. Bizim politipler, bir arsa müteahhitini yanına almak için proje kapmaca ve pazarlıkçılık oynuyorlar…

Fevkani Köprüsü, yandaki yüksek binalara kaynak edilmiş, esnemesi engellenmiş.  Bir aday çıkmış ‘Ben köprüyü yıkmayacağım. Binalara olan kaynakları sökeceğim’ diyor. Bu köprüyü bu binalara hangi belediye başkanı ‘kaynak’ ettirdi, söyleyemiyor.

Ne kadar ilginç ki; köprü altı esnafına yer bulamadığı ve beğendiremediği için ‘Köprüyü yıkacağım’ diyemeyen aday, ‘Kaynakları sökeceğim’ diyor.

Elbette sonrasında, doktorluk ve mühendislik sokağa düşüyor. Kaldırımdaki babaların kaç tane baş yardığı, burun kırdığı hatırlanınca…

El birliği ile ‘babaları kırmaya’ karar veriyor diplomalılarımız…

Mühendislik, ‘Babaları takmak ve sökmek kadar kolay’ demek ki… Aklına eseni yapmak kadar…

Zabıtayı; ölçü-tartı defterlerinin denetime, kaldırımları dükkânların uzantısı yapanlarla mücadeleye, seyyar rezaletine el atmaya, toz-toprak içinde balık satanları tutmaya göndermek için; mühendis veya doktor olmaya gerek yok… Hatta; cadde işgalcisini, Ankara torpillisini meclis üyesi yapmak için mühendis olmaya gerek yok…

Mühendisliğin bir tarifi var. Kâğıt üzerinde olduğu gibi sokakta da… Mühendisliğin değer kazandığı ilgi gördüğü yerler, mükemmel bir çevrenin olduğu yerlerdir.

629 Adımlık Şehrin; sosyal, ekonomik, kültürel yapısına bir bakın hele… Kaldırım işgalcileri, seyyarların, anzolotçuların cirit atığı; İsimsiz çuvallarla şehrin göbeğinde mostra/kömürlerin  satıldığı… Dereye bina lağımlarını bağlayanlar, liman içine kanunsuz çekek sözü verenler…

Birinizin, diğerinden farkı yok… Sadece anketler değil, sıradan insan gözü bile şimdiden oyları eşit görüyor. Her iki adayı aynı görüyor. Bu demektir ki, kim kazanırsa kazansın, Zonguldak’ta değişen bir şey olmayacaktır.

İstinat duvarları, parke ve kanal çalışmasını yapanlar, kaldırım taşı döşeyenler, reklam panolarına bakanlar, merdiven mütEahhiti, zabıta müdürleri, ihalelere bakan başkan yardımcıları, imarla ilgili racon kesenler,  riyaset çiçekçisi, araç kiralamacıları vs. değişecektir nihayetinde(!)

Velhasıl-ı kelam, proje ve nutuklara bakılırsa, değişen bir şey olmayacak yine…


BABASINA OY VERMEYEN BAŞKAN

Geçtiğimiz hafta ortasında CHP Zonguldak il başkanı Hakkı Güney ile TV programında buluştuk.

Japon Hakkı benim uzun yıllar tanıdığım ve sevdiğim bir tiptir. Aslında CHP’ye Ahmet Altun’dan sonra gelebilecek en makul politiptir. Sayın Altun, beyefendi kişiliği ile ‘Kurnaz-kurmay ve şeytan bolluğu’ yaşayan bir partiyi ancak bu kadar idare edebilirdi.

Şerafettin Turpçu-Harun Akın’cıların birbirini ezdiği bir ortamda; düşünebiliyor musunuz, yönetim kurulu başkan seçmek için toplanıyor ve 14-14 berabere çıkıyor sonuç. Netice de Hakkı Güney, aynı oda içinde itiş-kakış ve telefon trafiği içinde iki kişinin ‘Bir şekilde’ ikna edilmesiyle seçimi kazanıyor.

Bu atmosfer içinde, şeytanların çelik-çomak oynadığı bir ortamda genel seçimler geçiyor, yerel seçimler geliyor. Aklın madara olduğu kulisleri kenara koyun…

Düşünsenize; genel merkez onaylı listeler, kaldırım babaları kenarında, dizüstü karalama metodu ile değiştiriliyor. Parti Çelebisi geçinen, idareci diye ikide bir mikrofonu kapıp ahkam kesen zat-ı muhterem, belediye meclis listesindeki bir arkadaşı için, telefonun ucundaki seçmene “tefeciyi listeye koymuşlar. Nasıl oy isteyeceğiz o’na” diyor. Bir diğer zat-ı zungur, ‘Listenin başına oy yok, ağnadıymı yeğenim’ diyor. Bir diğeri ‘Bizim mahalleden kim ne kadar oy alacak göreceğiz’ diye fetva savuruyor.

İşte bu azgın dalgalar içinde ‘Koyver gitsin’ havasında Hakkı Güney, CHP’yi karaya çıkartmaya çalışıyor.

Güney, katıksız CHP’li…

Yıllar önce aile içinde gelişen bir olayı paylaştı. Babası Hüsamettin Cindoruk’un kurduğu partiye yönetici olmuş. Seçimlerde, ‘Bana oy vereceksin’ diye tutturmuş. Hakkı Güney gitmiş CHP’ye oy vermiş. Akşam evde laf dalaşı başlamış. Babası getir kuranı kerimi, kime oy verdiğini söyleyeceksin” diye tutturmuş. Hakkı da ‘Baba Kuranı kerime gerek yok. Ben sana oy vermedim. CHP’ye oy verdim’ demiş.

Hakkı Güney, işte böyle bir CHP’li. Onun içindir ki bu kadar ‘Çetrefilli’ iş karşısında yine ayakta ve herkesi idare etmeye çalışıyor.


ALİ BEKTAŞ’TAN EMEKLİLERE MORAL

Kozlu Belediye Başkan Adayı Ali Bektaş, hafta sonu TÜM EMEK DER Zonguldak şubesi tesislerini ziyaret eti.

Bektaş, Kozlu da bulunan ve Başkan adaylarından Hüdai Dökmeci’nin ‘Emeklilere tahsis edeceği’ Özsüt binası ile ilgili olarak, ‘Sahildeki birçok binanın bu yıl sözleşmeleri bitiyor. Ancak, adı geçen yerin kirası 2 bin 900 lira değil, 12 bin 900 lira diye hatırlıyorum. O zaman ki şartlarda bile ‘Peşkeş’ çekmedik’ dedi.

Bektaş, seçildiği taktir de emeklilere Kozlu Beledi ye Binası içinde büro vereceğini, sahilde emekliler için çay bahçesi düzenleyeceğini; emek ve emekli yoğun Kozlu’da yaşlıların daha kaliteli yaşaması için gayret sarf edeceğinin sözünü verdi.

Bektaş, Kozlu da seçimler ile ilgili negatif bir gelişme beklemediğini, Kozlu’ya hizmet için hazırlandığını belirtti.


BADALIOĞLU PARKINA YENİ PANO

Zonguldak Belediyesi Bahçelievler Mahallesi’nde bulunan Muzaffer Badalıoğlu Parkı girişinde düzenleme yapacak.

Bilindiği gibi Devlet Hastanesi çıkışındaki parka, Zonguldaklı olup, Samsunspor da forma giyerken trafik kazası sonucu hayatını kaybeden futbolcu Muzaffer Badalıoğlu ismini vermişti.

Belediye, yaptırdığı ışıklı boy portresini tabela yanına monte edecek.

Gerçekten de güzel bir gelişme. İnşallah bu çalışmayı yapanlar, Zonguldakspor’un milli futbolcularından Halil Güngördü içinde aynı yolu dener, bir parka ismini verirler.

Bu konuda bir başka teklifimiz de, Zonguldak’ın ‘Efsane’ isimlerinden Metin Koçaklı içinde böyle bir girişim yapılmalı, ismi bir park veya geçide v erilerek yaşatılmalıdır.


AK PARTİ DE BALIKLAR VE KARINCALAR…

‘Siyasetin matematiği’ şekillenmeye başlayınca, ‘Siyasetin virtözleri’ kolları sıvadı. İçinde bulundukları şartlar ve bulundukları partiler paralelinde ‘liste’ içinde adayışları başladı.

Partiler, siyasi kaynaşmanın bol olduğu yerlerdir. Seçim zamanları politipler için bayram zamanlarıdır. Ancak, kimileri bayramı arife gününe kadar yaşamaya çalışırlar. Kimileri ise arifeyi bayramdan çok önce kaybederler.

Abdülkerim Gün de AK Parti içinde ‘Bayram’ heveslisi politiplerden biriydi. Ancak, hevesi kursağında kaldı, listelere giremedi.  Celal Kazancı, Züleyha Arıman, Sevgi Gonca Mehmet Apaydın da ‘Okus-pokus’ yapılanlar arasında kaldı. Abdullah Karagüzel, ‘Cemaat’ ağırlıklı tabela derneklerinin baskısıyla yine ‘dereyi geçti’. Bazıları da ‘Hemşeri kollaması Milletvekili kontenjanından’ atladı listelere

Dolayısıyla, Abdülkerim Gün’ün sosyal medyada paylaşılan, üzerinde “UNUTMA!.. Sular yükseldi mi balıklar karıncaları yer. Sular alçaldı mı karıncalar balıkları yer… Kimin kimi yiyeceğine, suyun akışı karar verir. SABIR.”  Yazılı fotoğrafı, hep beraber okuyalım diye yayınlıyorum.

Anlaşılan,  liste üzerinde ‘Hegemonya’ kuranlar yani belediye ve il genel meclisi listelerini oluşturanları, sıkıntılı bir seçim sonrası bekliyor.Hele seçimi kaybederlerse… ‘Kongre’ çanları çalacak. Yani, sonuca suyun akışı karar verecek.

‘Karıncalar mı balıkları yiyecek, balıklar mı karıncaları?’

Bekleyelim, görelim…


AKSAKAL’DAN RAHŞAN ECEVİT AÇIKLAMASI

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, geçen hafta sonu Zonguldak’a geldi ve parti binasında basın toplantısı yaptı. DSP Ecevit’in etkili olduğu şehirlerden biriydi.

Bu seçimlerde de ‘Ak güvercinciler’ Nurhan Başoğlu ile çıkış yakalamak istiyor.

Sayın Rahşan Ecevit bu partinin kurucularındandır. 2009 yılında Sayın Zeki Sezer’in istifasından sonraki olağanüstü kurultayda, parti yönetiminde etkin nokta da yer alamadığı için DSP’den ayrıldı. Ayrı bir parti kurdu, Hulki Cevizoğlu’nun kurduğu bir parti…  Şimdi siyasi parti çalışmalarını durdurdu. Kendi yaşamını sürdürüyor. Bizimle hiçbir sorunu yok. Bizim de onunla bir sorunumuz olamaz. Siyaset biraz da enerji gerektiren bir iş... Rahşan Ecevit bundan sonraki hayatını biraz daha huzurlu geçirmeyle çalışıyor’ dedi.

Başoğlu ve belediye meclis üyeleri, merkezde beş bin oy hedefliyor.

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: ZONGULDAK’TA, DEĞİŞEN, BİR, ŞEY, OLMAZ…,
Yorumlar
Haber Yazılımı