google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Yazı Detayı
03 Eylül 2019 - Salı 16:04 Bu yazı 2371 kez okundu
 
ALGI
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

           İnsanın başarısını etkileyen en önemli etken, öğrenmesidir. İnsan, öğrenme yöntemlerini bilmeli ve çalışmalarını bu doğrultuda yönlendirmelidir.  

             Öğrenme; bilgi, beceri, strateji, inanç, tutum ve davranışların edinimi ve değiştirilmesini kapsar. Öğrenme, davranışlarda meydana gelen kalıcı bir değişikliktir. Öğrenme, davranış veya davranış kapasitesi meydana getirmektedir. 

            İnsanların öğrenmesi karmaşık bir yapıdır. İnsanlar, görsel, işitsel ve kinestetik öğrenme stillerine sahiptirler. Bu kavramları örneklendirecek olursak; Görsel bir insan, gördüklerini daha çabuk öğrenir. İşitsel bir insan, seslerdeki ayrıcalığı, ses tonlarını ve vurguları daha iyi kavrar. Yine görsel insanlar daha düzenlidirler. Görsel kişi dağınıklıktan asla hoşlanmaz. Evinde, iş yerinde masanın üstündeki bir çiçeğin veya koyduğu bir eşyanın yerinin değiştirilmesini asla kabul etmez. Perde veya tülün dağınıklığı onu hemen rahatsız eder. Bu durum onun öğrenme stilinden kaynaklanmaktadır. Görsel birey, kitap okurken veya ders çalışırken seslerden rahatsız olacaktır. İşitseller ise duydukları seslere eşlik edeceklerdir. Özellikle işitseller melodi duyduklarında melodilere eşlik ederler. Sınıf ortamında bir öğrencinin bir şarkı mırıldanması, bütün işitsellerin ona eşlik etmesi anlamına gelecektir. Görsel özelliğe sahip olan bireyler çalışırken onları rahatsız edici seslerden kaçınılmalı, TV, müzik aletlerinin sesleri onlara duyurulmamalıdır. Bu durum motivasyonlarını bozacaktır. Yine görsel birey görerek öğrenmeye önem vermelidir. İşitseller ise çalıştıkları konuları duyacakları şekilde okurlarsa hafızalarında daha çok kalacaktır. Görseller için düzensizlik, başarısızlıktır. Görsel bir öğrenci daha çok notlar tutar. Defterleri, kitapları muntazamdır ve güzel yazı yazarlar. Görsel hatırladığında not aldığı yeri de beyninde canlandıracaktır. İnsanlar Eidetik (Fotoğrafımsı ) belleğe sahiptirler, gördüklerini beyinde depolarlar. Özellikle çocuklarda bu özellik daha gelişmiş düzeydedir. Yetişkinler ise kavramları fotoğraflarlar. Kavramlarla öğrenirler. Çocuklara konular öğretilirken, konularla ilgili fotoğraflar sunulması ve gösterilmesi, alt yapı olarak bilginin şekil ve sembollerle desteklenmesi, öğrenmelerini kolaylaştıracaktır. Yaptığım anketlerden tespitlerim, insanlarımızın çoğunluğu bu üç özelliği bünyelerinde barındırmaktadır. Bu üç özelliklerini geliştirdikleri ve üst seviyelerde kullandıkları takdirde daha başarılı olacaklardır. Türk Milletinin bireyleri, görsel,  işitsel ve kinestetiktirler. Kişilerin bu özelliklerini bilinmeden başarının yakalanması mümkün değildir. Öğrenme stilleri başarıda önemli yere sahiptir.

            Tanıtımlarda insanların algısı ile oynanmaktadır. İnsanların görsel ve işitsel özelliklerinden dolayı şirketler, reklam firmaları ve sair kuruluşlar, görüntü, sözlerle öğrenmeyi etkilemektedirler ve kitleleri yönlendirmektedirler. Ürünün tanıtımında TV’de, gazete sayfalarında ve reklam panolarında dikkat çekici görseller, sözler ve mizanpajlar yapılmaktadır. Büyük firmalar mağazalarının son derece düzenli ve tertipli olmasına özen gösterirler. Çünkü tertip, düzen görselliğe hitap etmekte, insanların alış verişini arttırmaktadır. Yüzyılımızda insan bağımsız hareket edememektedir. İnsanların beğenileri, düşünceleri, kabulleri, retleri, tercihleri ve eylemleri yönlendirilmektedir. Günümüzde gerçekleştirilen etkinlikler ve söylemler insanın algısını etkilemeye yöneliktir. Sistemli, düzenli çalışmalarla bilinçaltlarımız etkilenmektedir. Hayat serüveninde, en küçüğümüzden en büyüğümüze kadar bilinçaltımızı etkileyen, davranışlarımıza yön veren bilinçli ve hedefli yönlendirmelerin içerisindeyiz.

             Algıyı etkileyen diğer faktörde “Dikkat”tir. Dikkat, öğrenmenin önemli bir ön koşuludur. Dikkati kontrol etme yeteneğindeki farklılıklar, öğrencinin yaşı, hiperaktifliği, zekâsı ve öğrenme güçlükleri ile bağlantılıdır. Dikkat bozuklukları öğrenme güçlükleri ile ilişkilidir. Eğitimciler, sınıf içi etkinlikleri ile öğrencilerin dikkatlerini sürdürmeye yardımcı olurlar. Ders çalışırken kullanılan işaretler, eğiticinin sınıfta hareketli olması, farklı eğitim araçları ve materyallerinin kullanımı, uyarıcı materyaller ve sorular, dikkatin devamını sağlamaktadır. Kavrama, kişi yeterli dikkati göstermediğinde azalır. Dikkat, öğrenmenin amaçlarına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

            Algıyı etkileyen bir diğer faktör de renklerin sihirli gücüdür. Renkli fosforlu kalemlerle, kartonlarla öğrenilen metinleri işaretleyerek, yazarak kavrama odaklanabiliriz. Renkler, göz aracılığı, sinir hücreleri ile beyne iletilmekte, insan beyninde etkiler meydana getirmektedir. Kırmızı, dikkatimizi çekmektedir. Türk Milletinin, Eşsiz, Emsalsiz, Ebedi gücünü temsil eden bayrağımız, kırmızıdır. Türk Bayrağının bu özelliği düşmanlara yenilgi hissi vermektedir. Bir konuya çalışırken renklerin sihirli gücünü kullanırsak bu durum konuyu algılamamıza yardımcı olacaktır. Ayrıca bildiğiniz gibi, TV’lerde oturum programına katılan konuşmacılar, dikkat çekici parlak renkli kıyafetler giymekten kaçınırlar. Çünkü stüdyo ortamındaki ışık ve ısı yoğunluğundan dolayı izleyiciler parklar renklere aşırı odaklanacak, katılımcıların ve hatiplerin vermek istedikleri mesajın izleyiciler tarafından algılanmasını zorlaştıracaktır.  Gerçekleştirdiğim anketlerde, renkli fosforlu kalemlerle metinlere çalışanların başarı seviyelerinin yükseldiği tespit edilmiştir. Renkler, öğrenmeyi ve başarıyı etkilemektedir.

            Algılama, duyular aracılığı ile çevreden alınan girdilere anlam katmak demektir. Bir konu üzerinde çalışırken o konu ile ilgili alt ve üst kavramları öğrenirsek algılamamız ve kavramamız daha kolaylaşacaktır.. Öğrenciler ders çalışırken kodlama sistemini kullanmalıdır. İnsan zihni bir kütüphanedir. Kütüphane gibi beynimizi de alt ve üst kavramlarda kodlamalıyız. Bu durum öğrenilen bilginin, belleğimizde depolanmasını ve hatırlama esnasında nöronların daha hızlı birbirleri ile işbirliği yapmasını sağlayacaktır.

            İnsan kendini tanımalıdır. Görsel, işitsel ve kinestetik özelliklerine göre öğrenme programı geliştirmelidir. Öğrenmede beynimizi etkileyen renkleri, materyalleri doğru bir şekilde kullanmalıdır. Ayrıca çalışma ortamını öğrenme sitiline uygun dizayn etmelidir. Dikkati dağıtıcı, algıyı olumsuz etkileyici çalışma ortamlarından kaçınmalıdır.

            Başarılar Dilerim….

 
Etiketler: ALGI,
Yorumlar
Haber Yazılımı