0
Yazı Detayı
02 Nisan 2019 - Salı 17:32 Bu yazı 206 kez okundu
 
Bana bir şaka yap, ciddi olsun!
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Nefes nefese kalan çocuk bir yandan koşuyor, bir yandan da, “Hasan amca yetiş!” diye bağırıyordu. Küçük İbrahim’in bağırtısı üzerine kahvenin önüne çıkan köylüler, çocuğu bu kadar koşturan ve bu kadar heyecanlandıranın ne olduğunu merak etmişlerdi. Asıl merakları da “yetiş” diye bağırırken, ulaştıracağı haberdeydi. Hasan amca neye yetişecekti, nereye yetişecekti, duyacağı haber acı bir haber miydi, bir müjde miydi?

Köyün tek kahvesinde kimi çay içiyor, kimi oyun oynuyor, kimi de sohbetin en koyu yerinde anlatılanları can kulağıyla dinliyordu. Köyün sakin havası, İbrahim’in bağırtısıyla dağılmıştı. Hasan amca, İbrahim’in getirdiği haberin ne olduğunu duymak isteyip istemediğinden emin değildi. Çocuk kahveye yaklaştıkça Hasan amcanın tansiyonu da tavan yapmaya başlamıştı. Bütün köylü kahvenin önünde bir İbrahim’in yaklaşmasını bekliyor bir de Hasan amcanın tepkisini…

Köyün imamı Hasan amcaya biraz daha yaklaştı, muhtar ve öğretmen de hemen yanında bitiverdi. Üçü de Hasan amcanın duyacağı acı haber üzerine onu teselli etmeye hazır ve nazırdı. İbrahim’in sesinin ilk duyulduğu andan bu yana bir dakika olmamıştı ama sanki aylar geçmiş, yıllar bir birini kovalamış gibi hereksin yüreği atmayı bile unutmuştu. Kalp atışı da acı habere kendisini hazırlıyor olmalıydı. Nefesler tutulmuş, İbrahim’in tam önlerine geldiği şu an vereceği haberdeydi. Çocuğun durumunun durum olmadığını gören öğretmen, öğrencisinin yardımına koştu, çaycı Cemal’den bir bardak su istedi. İbrahim’i tutup çektiği sandalyeye oturtturdu, suyu içirdi, soluklanmasını bekledi ama kalabalığın, hele de Hasan amcanın bekleyecek hali kalmamış, dizlerinin bağı çözülmüş, kalbine bir acı saplanmıştı. Ne olacaksa olsundu, ne duyacaksa duysundu…

***

İbrahim’in ulaştırdığı haberden sonra köyde huzur kalmamıştı. Hasan amca haberi ilk duyduğu an kalp krizi geçirmiş, onu hastaneye yetiştirmeye çalışan araç kaza yapmış, köyün imamı, muhtar ve öğretmen kazada hayatını kaybetmişti. Hasan amcanın yaşlı hanımının da bu habere kalbi dayanamamıştı.

***

İbrahim amca çocuklara dönerek, “İşte böyle çocuklar, o gündür bu gündür Taşkesen köyümüzde 1 Nisan şakası yapmak yasak.” dedi.

Çocuklar Nisan bir şakasıyla ilgili komik bir hikâye dinlemeye hazırlanmışlar ama İbrahim amca onlara sonu hazin biten bir öykü anlatmıştı. Bu hikâyeyi ilk kez duyuyorlardı. Köyde Nisan bir şakasının yasaklanmasını duymuşlardı ama ilk kez İbrahim amcadan bunun sebebini detaylı dinlemişlerdi hem de olayın kahramanı küçük İbrahim’in ağzından...

Bütün çocuklar dağılmaya hazırlanıyordu ki, Emre’nin sesi duyuldu;

-Peki İbrahim amca senin ulaştırdığın o haber neydi, yani bu hikayede şaka nerede?

-Bu hikâyede şaka yok. Oldukça ciddi ve hepinizin ders alması gereken bir hikâye olduğunu düşünüyorum. Ulaştırdığım haber, tamamen yalandı. Köyün muziplerinden olan Kadir amca elime üç beş şeker tutuşturdu, Hasan amcaya çok acil bir haber ulaştırmamı söyledi. Ben de çocuğum, haberi de bilmiyorum, haberin sonucunda neler olacağını da, nasıl bir tepki göreceğimi, nasıl bir tepki alacağımı da bilmiyorum.

Bu defa minik Ahmet’in sesi geldi;

-Ama İbrahim amca halen haberi söylemedin…

-Ne önemi var ki çocuklar, Hasan amcanın tarlasının yandığını söyledim. Hasan amcayı öldüren bu haber değildi, tarlada, tapanda, toprakta gözü yoktu Hasan amcanın. Onu yıkan tarlada 40 yıllık hayat arkadaşının da olmasıydı.

Tam bir eşek şakasıymış” diye bir ses geldi arkada bulunan çocuklardan birisi. “Aynen öyle” dedi İbrahim amca, “hem de ne eşek şakası. Bakın çocuklar Kadir amca, bu haber üzerine tarlaya doğru koşan Hasan amca ve onun arkasındakilere bakıp kıs kıs gülecekti. Bu gülme beş dakika sürecekti belki, belki de on dakika ama o süreçte Hasan amca ve yanındakilerin yaşadıkları ya da yaşayamadıklarının ne olduğu hiç önemsenmiyordu. Bir kahkaha için 4 kişi ölmüş, ne önemi var mı diyeceğiz?

İbrahim amcanın torunu Kerem öne atıldı; “Ama dedeciğim okulda yapılan şakalar böyle değil ki, kalem alıyoruz ‘Nisan bir’ diyerek el koyuyoruz ya da ‘aklımda’ diyor, yani çok masum şaka bunlar.”

-Sevgili torunum peki o kalemi hak edecek ne yapıyorsun, o senin hakkın mı, yoksa gasp etmenin cilalanmış hali mi, deyince torunun başı öne eğildi.

Devam etti İbrahim amca, “İnsanları aldatan olmayın, aldanan da olmayın ama illa birisi olacaksanız, ben derim ki asla aldatan tarafta olmayın. O yanda hiç durmayın, sizi o cephede gören olmasın. Hele hele bunu birkaç saniyelik kahkaha için yapanlardan hiç olmayın.

Çocuklardan birisi 1 Nisan şakasının tarihini sordu İbrahim amcaya, İbrahim amca da çocukların anlayacağı dilde cevap verdi;

-Her ülkenin bir kahramana ihtiyacı, o ülkenin ekmeğe, suya, sabuna, ete, süte ihtiyacından daha çok olduğuna eminim. Öyle ki, içlerinden bir kahraman çıkmazsa bile çıkartırlar. Aslında kahramanlar, toplumları motive eden birer semboldür. Dünyada Süpermen diye bir şey yoktur ama insanların süper güçlerle donatılmış gibi allar, pullar, hatta bazen kendi elleriyle yaptıkları puta bile taparlar.

Çocuklardan birisi atıldı, “İbrahim amca, 1 Nisan’ın tarihini söyleyecektin, şaşırdın kahramanlıkları anlatıyorsun.” Bütün çocuklar hep birlikte güldüler. Muhtemeldir ki İbrahim amcanın artık bunadığını düşünüyorlardı. “Şaşırmadım çocuklar” diye devam etti İbrahim camca, “Şaşırmadım, lafı 1 Nisana getireceğim de siz sabırsız çıktınız” Bu defa gülen İbrahim amcaydı, çocuklar da onun güldüğünü görünce güldüler. Devam etti İbrahim amca,

“Değer yargısını kaybeden, vefayı unutan toplumların ‘vefalı görünme’ adına belli günleri olur, haftaları olur. Bir de buna kapitalist sistemin ‘harcama teşvik’ini ekleyince ‘önemli’ sayılan günlerden geçilmez. 1 Nisan belki böyle değil, harcamayı çok teşvik etmez ama ‘aldatmayı’ normalleştirir. Bu açıdan Nisan 1 şakası, kanmayı ve kandırılmayı ‘normal’ gören yapısı nedeniyle eleştiri konusudur. Eleştirilen şakalaşma değil, ‘aldatmayı normalleştirme’dir çocuklar.”

İbrahim amca devam etti, “Her ülke kendi kahramanını ortaya çıkarırken yazılan destan gibi, bu tür günlerin, haftaların da çıkışını özetleyen hikâyeler yazılır, yazdırılır ve bazen de tamamen rivayetlere dayandırılarak uydurulur. Nisan 1 şakası için uydurulan çokça hikâye var. Bunlardan hiçbirisi de ‘mantıklı bir kurguya’ dayalı değil. Olsa da bir şey çıkmaz. Sonuçta insanların özünde muziplik vardır, hayat çok ciddiye alınmaz ama bir başına da bırakılmaz. Espri, bu açıdan zor yaşam koşullarında sığınacak bir limandır ama bu, bir başkasını aldatma ve hele hele bir başkasının gözyaşına rağmen olmamalıdır. Hayatınız boyunca yüzünüz hep gülsün ama sizin yüzünüz gülsün diye de kimseyi ağlatmayın, olur mu çocuklar” deyince çocuklar hep birden “Olur İbrahim amca” diyerek o haftanın köy odası sohbeti de nihayete erdi.

Çocukların Nisan bir şakası yapma hevesleri kursaklarında kalmıştı, yapacak bir şey de yoktu. Hazin öyküden sonra komiklik yapmaya zaten kimse yanaşmazdı.

Çocuklar çıkarken, İbrahim amca “Haftaya köy odası sohbetleri paralı oluyor, herkes gelirken 5 lira getirecek” deyince çocuklar şaşırdı. Bu şaşkınlıkları tam bir hafta sürdü. Bir hafta boyunca sohbetin neden paralı olduğuyla ilgili kendi aralarında konuşup duran çocuklar, bunun sebebini öğrenememişti.

Bir hafta sonraki köy odası sohbetlerinde tam bir ziyafet vardı. Yemekler, çiğköfteler, tatlılar ve çocuklara oyuncaklar. Bu defaki sohbette sadece İbrahim amca yoktu, köyün diğer büyükleri de, yani çocukların babaları da vardı. Çocuklar bir birini itekleyerek sofrada kendilerine yer buldular. İbrahim amca “Yiyin çocuklar yiyin, kendi malınız gibi yiyin” deyince çocuklar bu ikramın kaynağını da öğrenip, hep birlikte güldüler. Yerken bir yandan da babalarına bakıp, “5 lirayı sizden aldık, siz de kendi malınız gibi yiyin” demeyi çok istediler ama diyemediler…

 
Etiketler: Bana, bir, şaka, yap,, ciddi, olsun!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
13 Mart 2019
Kim neyi duymak isterse…
236 Okunma.
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
637 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
909 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
651 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
542 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
357 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
496 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
846 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
945 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
698 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
681 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
441 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2498 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
769 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
995 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
695 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
627 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
663 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
502 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
572 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
433 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
869 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1337 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
917 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4829 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2073 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
944 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
742 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1921 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
851 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1815 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1538 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1923 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
1020 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
1023 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2896 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1133 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
1045 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1814 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
901 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1124 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
891 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1302 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
988 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
917 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
937 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
1042 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
947 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1079 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
895 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
846 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1101 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1065 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
883 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
930 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
1001 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4586 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1225 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1232 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1481 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1169 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1195 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1343 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1311 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1160 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1095 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1465 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1101 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1260 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1355 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1347 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1879 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1217 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1397 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1292 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
993 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1169 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1184 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1637 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1157 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1314 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1156 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1181 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1191 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1219 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1217 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1301 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1272 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1105 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1151 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1437 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1160 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1198 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1343 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1240 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1188 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
996 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1183 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1385 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1225 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1215 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1201 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1493 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1135 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1305 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1565 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1438 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1198 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1365 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1276 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1219 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1321 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1276 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1158 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1240 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1339 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1134 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
925 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1310 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1148 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1166 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1118 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1144 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1266 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1184 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1064 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1149 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1066 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1261 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1285 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1261 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1330 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1269 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1455 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1203 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1213 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1347 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1310 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1569 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1218 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1080 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1242 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1346 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1196 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1252 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1442 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1295 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1449 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1314 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1193 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1209 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1221 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1200 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1384 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1329 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1269 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1459 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1292 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1361 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1538 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1263 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1317 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1287 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1533 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1442 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1268 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1436 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1266 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1420 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1453 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1311 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1522 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1337 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1380 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1344 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1319 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1348 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1286 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1440 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1413 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1540 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1320 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1487 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1424 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1511 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1192 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1268 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1503 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1330 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1378 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1487 Okunma.
Haber Yazılımı