Yazı Detayı
10 Ağustos 2017 - Perşembe 08:21 Bu yazı 609 kez okundu
 
Benim seçilmediğim yer batsın!
Recep ALKAN
 
 

‘Gerek siyasi partilerde, gerekse sendika ve derneklerde ben merkezli, çalıp çırpma, yiyip yutma ve köşe dönme zihniyetiyle canhıraş koşuşturan, bireyci, asla toplumsal ortak ideali olmayan, anti sosyal ilke ve kanun kural tanımayan kronik STK ruhunu çürütme virüsleri, asla liyakat sahibi ve kendinden daha yeteneklileri ortalıkta görmek istemezler’
 Bu uzun cümleden sonra esas konuya geleyim. 04.11.20104 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 5253 sayılı Dernekler kanunu memurlara dernek kurma veya üye olma hakkı vermişti.
 Oysa Memurlar 1990 yılından bu yana anayasada ve kanunlarda yeri olmadığı halde, dernek kurmuş ve ülke çapında örgütlenmişlerdi.  Memurların STK niteliğindeki sivil inisiyatiflere girebilmeleri kaliteyi ve etkinliği geliştirecek, toplumsan katılım sorunu çözülecekti. Ama olmadı.
Kim ne derse desin STK’larda eğitim düzeyi yüksek kesim olan memurların aktif olarak yer almaları kaliteyi yükselteceği umudum hep olacak. 
 Konuyu Siyasi partilere, Sendikalara, Meslek odalarına, Derneklere ve diğer STK’lara getireceğim. 
Kendi üyelerinden korkup, kendi üyelerinden tüzüğünü bile saklayan siyasi parti, sendika, meslek odası ve derneklerin olduğu bir Ülke burası. Yapılan Genel Kurullar hiçbir zaman mevzuata uygun ve şeffaf yapılmaz. (Bu konuyu aşağıdaki link’teki yazımda işlemiştim) http://www.inanisgazetesi.com/yazar-genel-kurul-gelenegi-1697.html 
 Herkes CHP’nin Genel Kurullarındaki kavgaları bahane eder tek aday aldatmacasını öne sürer. Oysa tek aday aldatmacası, tabanın eğilimlerinin ve liyakatli ve yetenekli insanların önünü kesme hareketi olarak anti demokratik uygulamadır. Hoş CHP’de de liyakat ve yetenekli siyasetçilerin önü hep kapalıdır. Bir türlü bilimsel olarak tanımlayamadıkları ideolojilerine münhasır iç işleyişleri var. Konuyu buraya getirmişken, aslında Ülkemizde bilimsel sosyalizmi içselleştirmiş, gerçekten emekten yana demokratik, ve oldukça halkı tanıyıp anlayan bir CHP olsa Demokratik Kitle örgütleri böyle kendi üyelerinden kaçmazlardı. 
Maalesef bizim CHP’miz 1789 Fransız ihtilalinden sonra Avrupa da üretilen, ancak bunu üreten Avrupa’nın 1850’li yıllarda terk ettiği pozitivist anlayışta takılı kalmasaydı, ya sosyalist yada sosyal demokrat olarak siyasal yaşamda daha tutarlı yer tutabilirdi. 
Şu andaki fiili durum şudur ki, tüm demokratik kitle örgütleri; Yöneticileri üyeden kopuk, halkı küçümseyen, tek gayeleri kendi ikballerini önceleyen, toplumsal ideali olamayan, bütün enerjisini sadece sandalyesini korumaya harcayan insanların işgali altındadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın uyarısı tamda buna işaret etmektedir. 
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan uyardı;
"Teşkilatlar, belediyeler eğer bizim dava idraki ile hareket etmiyorsa bize zarar veriyorlar ve zarar veren kardeşlerimizi de uyarıyorum kusura bakmasınlar, biz uyarmadan kendileri bu uyarıyı yapsınlar ve adımı atsınlar" 
“AK Parti olarak bizim kendimizi yenilememiz gerekiyor. Önce şu hareketin, kendi içinde birbirini sevmesi gerekir. Bize ne oluyor ki kendi içimizde birbirimize karşı çalım atıyoruz”
"Cihat elinde silahla dolaşmak değildir. Cihat nefisle mücadeledir. Nefisle mücadele edebiliyorsak, işte cihat odur” Bu daha nasıl anlatılabilir ki. 
 Demokratik Kitle örgütlerinin tüzüklerinde yazılı olan amaç ve gayeleri ile ilgileri olmadığı gibi, üyelerini temsil ve onların haklarını koruyup geliştirmek gibi bir dertleri yok. Hani sosyalistler “hak verilmez alınır” derler ya, şöyle 10 yıl geriye doğru baktığımızda hak almaktan geçtim Hükümetin verdiği haklardan haberleri yok. 
Sırf hükümeti eleştireceğim onu köşeye sıkıştıracağım derken Devleti bile batırmaya yeltenen siyasi partilerin yerine siyaset yapıyorlar. Bu devlet, bu millet, bu vatan, bu Bayrak hiçbir iktidarın şahsına ait değildir. O nedenledir ki, iktidarı zorlayayım derken Devleti zarara uğratmak, Devleti, uluslararası alanda zora sokmaya kimsenin hakkı olamaz. 
  2010 yılında yapılan anayasa değişikliğinin getirdiği özgürlükler sayesinde bu kadar rahat konuşabiliyoruz, adliyenin ön kapısından girenin bir daha bulunamadığı dönemler bitti. İnsanlar sırf konuştu diye faili meçhul bir cinayete kurban gitmiyor.  Ve 1990 da kurulmaya başlayan memur dernekleri 2010 referandumu ile toplusözleşme hakkı olan sendika kimliğine kavuşmuş olup, memurlar dernek kurup yöneticisi olma hakkına kavuşmuştur. 
Bunu CHP’den beklerdik. (Yaklaşık 2,5 milyon memur ile 1,8 milyon memur emeklisinin aylardır beklediği ‘Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu,’ Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Üç gün süren görüşmelerden sonra kabul edilen yasa ile memur ve memur emeklileri ilk kez toplu sözleşme hakkı kazandı. Buna göre memurların zam miktarının belirlemede Bakanlar      
 Kurulu’nun yetkisine son verildi. Toplu sözleşmede uzlaşma sağlanamaması durumu son sözü ‘Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’ söyleyecek. Artık hükümet toplu sözleşme masasında alınan kararları uygulamak zorunda kalacak. Yasanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından imzalanarak Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından toplu sözleşme süreci başlayacak. Toplu sözleşme yasasının ayrıntıları ise şöyle:
2009 yılı toplu görüşmeleri sonunda imzalan mutabakat metninde yer verilen hükme bağlı olarak 2010 yılı Şubat ayında Abant’ta gerçekleştirilen çalıştayla başlattığımız kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkı süreci “Toplu sözleşmeye de toplumsal sözleşmeye de evet” sloganıyla destek verdiğimiz 12 Eylül 2010 referandumuyla anayasal hakka dönüştü.   
Anayasa değişikliği çerçevesinde dört çalıştay ve bilimsel toplantılar sonucunda kanun teklifi taslağı hazırlayarak sürece katkı sağlamaya devam ettik. 12 Haziran 2011 seçimleri ve 61. Hükümetin oluşması sonrasında gerçekleştirilen üçlü danışma kurulu toplantılarında görüş, öneri ve taleplerimizi dile getirdik. Bu toplantılar sonucunda hazırlanan kanun tasarısının meclise sevki sonrasında da ilgili meclis komisyonları çalışmalarına katıldık ve başta hizmet kolu toplu sözleşmesi olmak üzere birçok hususun tasarıya eklenmesini sağladık. Emniyet ve silahlı kuvvetler bünyesinde çalışan kamu görevlileri ile Cumhurbaşkanlığı, Meclis ve MGK’da görev yapan kamu görevlilerinin sendika üyesi olma yasağını son vermemesi, toplu sözleşme kapsamını sınırlayabilecek hükümler içermesi gibi eksik yönleri bulunan kanun değişikliği aşağıdaki hususları içermektedir.)
Kaynak: ttp://www.birlikhabersen.org.tr/yasa-cikti-toplu-sozlesme-sureci-basliyor/2125

 
Etiketler: Benim, seçilmediğim, yer, batsın!,
Haber Yazılımı