Yazı Detayı
19 Aralık 2017 - Salı 18:03 Bu yazı 1065 kez okundu
 
BİLİM BAZEN SADECE BİLİM DEĞİLDİR
Dr.Ferruh N. AYOĞLU
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

   Hemen baştan söyleyeyim. Bu yazıyı Yuval Noah Harari’nin “Sapiens” kitabından alıntılar yaparak yazıyorum. Etkileyici ve ilgi çekici bir kitap. Yazacaklarım, kitabı okuyanlar için tekrar baskı olabilir; onlar kusura bakmasın.
   Denizin ortasında ilerliyordu koca yelkenli gemi. Ama işler iyi değildi. Rüzgar azdı ve yolculuk uzuyordu. Yolculuk uzadıkça tayfalar hastalanıyor, uyuşuk ve depresif bir hale bürünüyor, diş etleri çekiliyor, kanıyor ve dişler çürüyor, ateşi yükselen, sararmaya başlayan tayfalar hareketlerini kontrol etmekte zorlanıyor ve ölüyordu.
   Bu durum, üzerine onca para yatırılan gemilerin istenilen uzaklıklara gidememesi, denizleri aşmak ve yeni topraklara ulaşmak isteyenler için, özellikle de yatırımcılar için üzücü ve kaygı verici idi.
   Aslında sorun, neredeyse tümüyle tahıllarla veya kuru etle beslenen uzak sefer gemilerindeki tayfaların taze sebze ve meyve yiyememesi ve C vitamini eksikliği yaşamaları idi.
    Bir filo ile yola çıkıp tek bir gemi ile geri dönen, bir gemisinde bulunan 510 denizciden 380’ini bu hastalık nedeniyle ölen Lord    Anson’un öyküsü Dr. Lind’i etkiledi. Hastalıkla ilgili bulduklarını okuyan Dr. Lind bir şeye takımıştı; hastalık için önerilen tedavilerin faydası denenmemişti.
   Takvimler 1747’yi gösteriyordu. İngiliz donanmasında görev yapan Dr. James Lind bir deney yaptı. Dr. Lind’in öyküsü tıbbın önemli köşe taşlarından birisidir. Özellikle Halk Sağlığı derslerinde sıkça anlatılır.
   Dr.Lind, seferde hastalanan 12 denizciyi bir kamaraya aldı. Aynı karavanayı yiyen tayfaları ikişerli altı gruba ayırdı. Gruplardan birine limon portakal yediren Dr. Lind, diğer gruplara da değişik diyetler uyguladı ve her gün tayfaları kontrol etti. Limon portakal verilen denizciler iyileşirken, diğerlerinde iyileşme olmadı.
    Dr. James Lind, skorbüt adı verilen C vitamini eksikliği hastalığının çaresini bulmuştu. Uzun seyirlere çıkan tayfalara C vitamini içeren gıdalar verilmeliydi. Kimse inanmadı Dr. Lind’in söylediklerine. 
İngiliz Donanmasının tayfaların diyetine C vitamini eklemesi için 50 sene geçti.
Ne var ki birisi, James Cook, Lind’in söylediklerine dikkat etmişti; doğruluk payı olabilir diyordu Cook. 1772’de çıkacağı sefere hazırlanan Kaptan Cook gemisine ince ince kesilmiş ve salamuraya yatırılan lahana yaprakları yükledi bolca. Askerlerine, karaya çıkılan her limanda taze meyve sebze yemelerini emretti.
    Kaptan Cook çok uzaklara ulaştı seferinde; C vitamini tayfaları hayatta tuttu, hayatta kalan tayfalar gemileri uzaklara götürdü, uzaklara ulaşan gemiler denizci, coğrafyacı ve asker olan Cook’u yeni topraklara ulaştırdı.
    Avustralya, Yeni Zelanda ve Tazmanya’ya ulaştı Kaptan Cook.
    Keşfetmekle kalmadı. Ulaştığı topraklara İngiltere adına el koydu Kaptan Cook.
    Sonrası mı? Sonrası acı.
    Kaptan Cook’tan sonra Avrupalı göçmenler yeni topraklara yerleşti, yeni dünyaların hakimi oldu.
    Batıya sorarsan, medeniyetin bu ilkel dünyalara yayılmasıydı yaşanan. Aborjinler ve Maoriler içinse felaket; sonun başlangıcı. 
    Binlerce yıldır kimseye bulaşmadan yaşayan Maoriler, bereketli topraklarından kovuldular, misyonerlerden okuma-yazma,        Hıristiyanlık, dikiş dikme filan öğrendiler, topraklarına yerleşen insanlar tarafından avlanarak öldürüldüler. 
    Maoriler giderek içlerine kapandılar, çocuk doğurmayı bıraktılar, yaşama umutlarını kaybettiler ve ölümü seçtiler. Ama kurtulamadılar, bitmedi.
    Ölenler üzerinde araştırmalar yapıldı. Bilim sorularına yanıt arıyordu. Kafatasları ve iskeletleri müzelerde sergilendi.
    Tazmanya Müzesi, 1976 yılında son Tazmanya yerlisi Truganini’nin iskeletin gömülmesine karar verdi; Truganini’nin ölümünden yüz yıl sonra. Ama yine bitmedi.
    İngiliz Kraliyet Cerrahi Koleji, saç ve deri örneklerini 2002 yılına kadar elinde tutmaya devam etti.
    Dönüp dönüp yeniden düşünüyorum. 
    Tıbbiye’de, doktora eğitiminde sıkça duyduğum, öğrencilerime anlattığım Dr. James Lind’in öyküsünü düşünüyorum. 
    Kaptan Cook geliyor gözümün önüne. Gemisinin dümeninde, mağrur bir pozla emirler yağdırıyor tayfalara ve askerlere. Bir elinde dürbünü, karşıdaki yemyeşil kıyılara bakıyor.
    Sonra, Truganini. 1876 yılında ölen son kadın Tazmanya yerlisi. Ölümüne kadar yerli soykırımına karşı çıkan Truganini. Öldükten     100 yıl sonra gömülebilen Truganini.
    Dönüp dönüp yeniden düşünüyorum. Ama en çok da Truganini’yi.

 
Etiketler: BİLİM, BAZEN, SADECE, BİLİM, DEĞİLDİR,
Yorumlar
Haber Yazılımı