0
Yazı Detayı
30 Ekim 2018 - Salı 17:36 Bu yazı 645 kez okundu
 
Bir deliyle söyleşi
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Akşamın ışıkları denize vurmaya başlamış, rengarenk ve o doyumsuz yansımaları seyre dalmıştım. Parkta, bir bankta oturup denizi seyretmek vazgeçilmez tutkularımdandır, hele bir de gökyüzünün mavisiyle, denizin mavisinin bir birine nispet yaptığı zamanlarda.. tadından yenmez.

Ama ben ne yapıyorum?

Hiç işim yokmuş gibi, akşamın bir vakti, bir deliyle Bebek’te, bir parkta ve parkın içerisinde bir bankta oturmuş denize bakarak muhabbet ediyorum. Yanlış duymadınız ya da yanlış okumadınız. Bildiğiniz bir deliyle, yani her an sağımızda solumuzda olan, mahallemizde bulunan, çoğunlukla sevimli, akıl fukarası gariban birisiyle muhabbet ediyorum.

Sanat Duvarı’nın sevgili yönetimi “Bu sayı için bir deliyle söyleşi yapar mısın” diye rica etselerdi, “yok canım, siz beni deli mi sandınız. Hiç deliyle söyleşi yapılır mı?” derdim…

Şimdi diyemem, artık bundan böyle diyemem.

Çünkü hemen yanımda bir deli var ve ben bir saattir onunla söyleşi yapıyor, muhabbet ediyor, hayata dair müthiş fikirler ediniyorum. Yani hayata bakışım şu son bir saatte değişti desem bana inanın. Hani çok da inanmayın ama bir şeyler oldu, nasıl olduysa oldu.

Aracımı Bebek’te bulabildiğim bir köşeye park edip, denize doğru yürümeye başlamıştım ki, “Abi!” diye bir ses geldi, ardından da “20 lira versene” diye gözümün önüne bir el uzandı. Elin sahibine bakacaktım, önce o eli gözümün önünden itmek gerekiyordu, nazikçe yaptım bunu. Sesin sahibi bir deliydi. Hani alnında deli yazmıyor, akıl gözükmediği gibi delilik de gözükmüyor ama yine de deliliğin yansımaları insanın üzerinde farklı duruyor. Bazılarına da biçilmiş kaftan gibi cuk oturuyor!

Hani benim bildiğim deliler 50 kuruş ister, bir lira ister ama iki lira istemezdi, 20 lira hiç istemezdi. Demek ki Bebek’in delileri bile zengin! Kim bilir belki de İstanbul’un taşı toprağı altın sözü, burası için söylenmiş bir sözdür. Fırsatın nereden, nasıl geleceği belli mi olur, değil mi ama…

“Tamam.. dedim, sana 20 lira vereceğim, ama benle şurada, bankta bir çay içeceksin, muhabbet edeceğiz” dedim. Deli deli baktı bana, hani aklı olsaydı belki de akıllı akıllı bakacaktı. Ya da ne bileyim “Aaa deli mi ne” der gibi bakmıştır ya da “şu akıllının zoruna bak” demiştir. Neyse de ne, adam teklifimi kabul etti. Bunun için de “Emrin olur abi” dedi. Estağfurullah’ı içimden dedim, muhabbeti hayat felsefesini öğrenmeye saklamalıydım.

Sahile en yakın banka oturduk. Bebek Parkı (Türkan Saylan Parkı) o akşam biraz tenhaydı. Denizi seyrederek bir çay içmek iyi olurdu ama burada çay 6 lira, iki çay eder 12 lira. Birer çay, ikişer çay bizi kesmez, yüz lira gitti. Deliye de 20 lira sözümüz var. Bu söyleşi bana pahalıya patlar. Neyse ki, dergi yönetimi bu fedakarlığımı görüyor, duyuyor, hatta ihtimal dahilindedir ki şu an okuyor ve ona göre muhasebeye bir talimat yolluyor!

Delinin adı Nevzat’mış, çaylar da 6 lira değil, 10 liraymış. Amerika’nın dolar silahıyla başlattığı savaş buradaki çayı da vurmuş. Sitenin desteği aklıma gelince sorgusuz sualsiz iki çay kapıp geldim ama fiyatının 10 lira olduğunu öğrenince içim burkuldu, bir hoş oldum, cebim de aynı oranda bir boş oldu.

Deliyle muhabbeti sürdürdüm. Nereli olduğunu sordum, dünyalıymış. Annesinin babasının adını bilmiyor. Yaşayıp yaşamadıkları konusunda bir fikre de sahip değilmiş. Akıllı olsaymış belki bu sorulara cevap verebilirmiş.

Neden 20 lira istediğini sordum, hani bizim memlekette bir Deli Mehmet vardı, rahmetli oldu. O, 10 kuruş isterdi. “Yahu Mehmet 10 kuruş tedavülden kalktı sana bir lira verelim, beş lira verelim, 10 lira verelim” desek de kabul etmezdi. İlla da on kuruş.

“Hayat pahalı “ dedi Deli Nevzat. “Bebek’te yaşıyoruz, her şey ateş pahası.”

Yok yok asıl mesele o değil gibi geliyor, hele şunun aslını astarını bir söylesen, dedim.

-Abi seni anlamıyorum, hayatın pahalı olduğunu zaten biliyorsun, neden inanmıyorsun?

-Hayatın pahalı olduğunu sadece bilmiyorum Nevzatcığım, iliklerime kadar da yaşıyorum. Ama senin 20 lira istemenin hayat pahalılığıyla alakası yok. Çünkü senin bir şeye para harcadığın yok.

-Hımmm dedi deli deli.

Sonra devam etti, “Sen benden de delisin be, sevdim seni. Abi çaktırma burası Bebek, ben bir lira istesem kimsenin cebinde bir lira bulunmaz, hepsi değilse de büyük çoğunluğu çok zengin. Öyle böyle değil, çok çok zengin. Zenginlerde bir lira ne arasın. Bir lira istesem, cebini yoklayacak, eli boş kalacak, ben de yolsuz kalacağım. 20 lira istiyorum ki, hem farkımız ortaya çıksın hem de istediğim kişinin cebinde o miktar olsun.”

-Nasıl yani senin farkın ne?

-Eee biz Bebek’in delisiyiz, Bağcılar’ın delisi değiliz ki bir lira isteyelim.

-Aradaki fark ne, halen anlayamadım.

-Statü farkı var, burada birinci sınıf deli oluyoruz.

-Yahu biz insanlar arasında statü farkı olmasın istiyoruz, akıllılar anlamıyor, deliler de mi anlamıyor, anlamıyorum. Yahu ben ne diyorum?

-Bizim sınıfa hoş geldin (gülüyor). Ama meseleyi bilmiyorsun, senin dünyadan haberin yok. Hiç Bebek’te yaşayan, bir gecede birkaç asgari ücreti masada bırakıp gidenle Bağcılar’da, ya da ne bileyim Anadolu’nun kuytu bir yerinde geçinmek için canını dişine takan ama asgari ücreti bile kazanamayanlar aynı olur mu, bir mi bütün bu insanlar, eşit mi, değil..

-Bir dakika ya sen bu kadar cümleyi hiç takılmadan nasıl söyledin, eee ama sen delisin?

-Bak abi seni sevdim, senin kanında da sanki bizim kanımız var gibi. Para isteyen deli, deli değildir. Yani bildiğiniz manada deli değildir. Deliliğin yüzlerce çeşidi var. Biliyorsun abi akıl gözükmez ama herkes o görünmez aklıyla övünür ve onun varlığından çok emindir. Hatta herkes kendi aklını dünyadaki bütün akıllardan daha iyi bilir.

-Vayy neler de bilirmiş. Peki sen hangi sınıf delisin, zır deli değilsin, zır zır deli de değilsin, zincirli deli de değilsin..

-Ben kendi halinde bir deliyim. Yolumu böyle buluyorum. Bak abi siz yaşadığınızı sanıyorsunuz, ben yaşıyorum.

-O nasıl oluyor?

-Siz yaşamak için her şeyinizi feda ediyorsunuz. Sabahtan akşama kadar çalışıyorsunuz. Sevdiklerinizi ihmal ediyorsunuz. Hatta sevdiğiniz birçok şeyden vazgeçiyorsunuz. İşe yaramaz ıvır zıvırlar için hayatınız boyunca borç ödüyorsunuz, bazılarınız ölürken bile borçlu gidiyor. Dönüp ardınıza baktığınızda, emeğinizi, zamanınızı ve hayatınızı neler için feda ettiğinizi görüyor ama feryat edecek zamanınız bile kalmıyor ama ben öyle miyim, 20 lira isterim senden, sen vermezsen verecek çok kişi var. Ben bir köşede kıvrılır yatarım, sen illa ev istersin, mobilya istersin, tatil istersin, istersin de istersin. Sen istemezsen eşin ister, o istemezse çocuğun ister. İnsanın isteğinin bir sınırı yok. Hayatımızın sonunda sen eşya için yaşadığını anlarsın, ben ise kendim için yaşadığımı bilir, Azrail’e de güler geçer, giderim.

-Çok doğru laflar ediyorsun, sana deli diyen delidir.

-Abi bak unutma her yerde sadece iki kişi doğruyu söyler. Bunlardan birisi onuncu köye yollanır, diğeri de deli olarak bilinir. Sen hele söyle, sen hangisisin?

Aklımda tarttım mı bilmiyorum, hangi cevabın bana uyacağı konusunda fikir yürüttüm mü onu da bilmiyorum ama dilimden bir şeyler döküldü, belki de sadece mırıldandım;

-Onuncu köye yollanandan!

 
Etiketler: Bir, deliyle, söyleşi,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
13 Mart 2019
Kim neyi duymak isterse…
108 Okunma.
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
572 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
844 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
599 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
490 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
308 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
459 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
786 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
898 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
650 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
413 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2438 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
729 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
952 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
666 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
587 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
628 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
457 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
517 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
405 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
834 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1303 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
885 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4782 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2036 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
905 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
703 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1885 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
821 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1776 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1506 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1881 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
983 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
980 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2865 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1098 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
1016 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1764 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
861 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1092 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
858 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1270 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
947 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
879 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
899 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
1008 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
912 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1048 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
864 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
814 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1054 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1038 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
854 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
899 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
975 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4557 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1190 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1192 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1439 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1136 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1158 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1301 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1272 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1129 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1067 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1427 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1064 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1218 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1316 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1310 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1814 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1184 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1319 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1261 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
964 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1129 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1156 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1544 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1117 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1278 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1114 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1147 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1160 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1188 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1190 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1266 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1220 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1070 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1116 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1387 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1121 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1162 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1315 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1208 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1153 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
977 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1149 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1353 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1192 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1171 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1160 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1451 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1096 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1277 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1522 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1406 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1164 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1322 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1240 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1181 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1287 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1241 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1112 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1203 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1298 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1109 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
902 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1275 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1118 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1136 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1078 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1102 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1235 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1157 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1030 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1120 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1033 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1228 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1251 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1210 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1300 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1236 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1412 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1172 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1168 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1313 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1274 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1508 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1188 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1042 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1214 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1318 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1164 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1227 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1407 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1257 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1419 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1277 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1161 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1175 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1182 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1172 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1351 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1288 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1232 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1413 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1257 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1330 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1488 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1232 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1290 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1247 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1497 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1404 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1236 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1402 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1229 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1383 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1424 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1276 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1477 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1304 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1345 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1312 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1289 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1322 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1247 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1399 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1384 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1510 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1290 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1435 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1399 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1477 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1153 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1240 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1473 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1295 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1343 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1447 Okunma.
Haber Yazılımı