İŞSİZLİK ARTTI
FARK YARATACAKLAR
Yazı Detayı
30 Ekim 2018 - Salı 17:36 Bu yazı 544 kez okundu
 
Bir deliyle söyleşi
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Akşamın ışıkları denize vurmaya başlamış, rengarenk ve o doyumsuz yansımaları seyre dalmıştım. Parkta, bir bankta oturup denizi seyretmek vazgeçilmez tutkularımdandır, hele bir de gökyüzünün mavisiyle, denizin mavisinin bir birine nispet yaptığı zamanlarda.. tadından yenmez.

Ama ben ne yapıyorum?

Hiç işim yokmuş gibi, akşamın bir vakti, bir deliyle Bebek’te, bir parkta ve parkın içerisinde bir bankta oturmuş denize bakarak muhabbet ediyorum. Yanlış duymadınız ya da yanlış okumadınız. Bildiğiniz bir deliyle, yani her an sağımızda solumuzda olan, mahallemizde bulunan, çoğunlukla sevimli, akıl fukarası gariban birisiyle muhabbet ediyorum.

Sanat Duvarı’nın sevgili yönetimi “Bu sayı için bir deliyle söyleşi yapar mısın” diye rica etselerdi, “yok canım, siz beni deli mi sandınız. Hiç deliyle söyleşi yapılır mı?” derdim…

Şimdi diyemem, artık bundan böyle diyemem.

Çünkü hemen yanımda bir deli var ve ben bir saattir onunla söyleşi yapıyor, muhabbet ediyor, hayata dair müthiş fikirler ediniyorum. Yani hayata bakışım şu son bir saatte değişti desem bana inanın. Hani çok da inanmayın ama bir şeyler oldu, nasıl olduysa oldu.

Aracımı Bebek’te bulabildiğim bir köşeye park edip, denize doğru yürümeye başlamıştım ki, “Abi!” diye bir ses geldi, ardından da “20 lira versene” diye gözümün önüne bir el uzandı. Elin sahibine bakacaktım, önce o eli gözümün önünden itmek gerekiyordu, nazikçe yaptım bunu. Sesin sahibi bir deliydi. Hani alnında deli yazmıyor, akıl gözükmediği gibi delilik de gözükmüyor ama yine de deliliğin yansımaları insanın üzerinde farklı duruyor. Bazılarına da biçilmiş kaftan gibi cuk oturuyor!

Hani benim bildiğim deliler 50 kuruş ister, bir lira ister ama iki lira istemezdi, 20 lira hiç istemezdi. Demek ki Bebek’in delileri bile zengin! Kim bilir belki de İstanbul’un taşı toprağı altın sözü, burası için söylenmiş bir sözdür. Fırsatın nereden, nasıl geleceği belli mi olur, değil mi ama…

“Tamam.. dedim, sana 20 lira vereceğim, ama benle şurada, bankta bir çay içeceksin, muhabbet edeceğiz” dedim. Deli deli baktı bana, hani aklı olsaydı belki de akıllı akıllı bakacaktı. Ya da ne bileyim “Aaa deli mi ne” der gibi bakmıştır ya da “şu akıllının zoruna bak” demiştir. Neyse de ne, adam teklifimi kabul etti. Bunun için de “Emrin olur abi” dedi. Estağfurullah’ı içimden dedim, muhabbeti hayat felsefesini öğrenmeye saklamalıydım.

Sahile en yakın banka oturduk. Bebek Parkı (Türkan Saylan Parkı) o akşam biraz tenhaydı. Denizi seyrederek bir çay içmek iyi olurdu ama burada çay 6 lira, iki çay eder 12 lira. Birer çay, ikişer çay bizi kesmez, yüz lira gitti. Deliye de 20 lira sözümüz var. Bu söyleşi bana pahalıya patlar. Neyse ki, dergi yönetimi bu fedakarlığımı görüyor, duyuyor, hatta ihtimal dahilindedir ki şu an okuyor ve ona göre muhasebeye bir talimat yolluyor!

Delinin adı Nevzat’mış, çaylar da 6 lira değil, 10 liraymış. Amerika’nın dolar silahıyla başlattığı savaş buradaki çayı da vurmuş. Sitenin desteği aklıma gelince sorgusuz sualsiz iki çay kapıp geldim ama fiyatının 10 lira olduğunu öğrenince içim burkuldu, bir hoş oldum, cebim de aynı oranda bir boş oldu.

Deliyle muhabbeti sürdürdüm. Nereli olduğunu sordum, dünyalıymış. Annesinin babasının adını bilmiyor. Yaşayıp yaşamadıkları konusunda bir fikre de sahip değilmiş. Akıllı olsaymış belki bu sorulara cevap verebilirmiş.

Neden 20 lira istediğini sordum, hani bizim memlekette bir Deli Mehmet vardı, rahmetli oldu. O, 10 kuruş isterdi. “Yahu Mehmet 10 kuruş tedavülden kalktı sana bir lira verelim, beş lira verelim, 10 lira verelim” desek de kabul etmezdi. İlla da on kuruş.

“Hayat pahalı “ dedi Deli Nevzat. “Bebek’te yaşıyoruz, her şey ateş pahası.”

Yok yok asıl mesele o değil gibi geliyor, hele şunun aslını astarını bir söylesen, dedim.

-Abi seni anlamıyorum, hayatın pahalı olduğunu zaten biliyorsun, neden inanmıyorsun?

-Hayatın pahalı olduğunu sadece bilmiyorum Nevzatcığım, iliklerime kadar da yaşıyorum. Ama senin 20 lira istemenin hayat pahalılığıyla alakası yok. Çünkü senin bir şeye para harcadığın yok.

-Hımmm dedi deli deli.

Sonra devam etti, “Sen benden de delisin be, sevdim seni. Abi çaktırma burası Bebek, ben bir lira istesem kimsenin cebinde bir lira bulunmaz, hepsi değilse de büyük çoğunluğu çok zengin. Öyle böyle değil, çok çok zengin. Zenginlerde bir lira ne arasın. Bir lira istesem, cebini yoklayacak, eli boş kalacak, ben de yolsuz kalacağım. 20 lira istiyorum ki, hem farkımız ortaya çıksın hem de istediğim kişinin cebinde o miktar olsun.”

-Nasıl yani senin farkın ne?

-Eee biz Bebek’in delisiyiz, Bağcılar’ın delisi değiliz ki bir lira isteyelim.

-Aradaki fark ne, halen anlayamadım.

-Statü farkı var, burada birinci sınıf deli oluyoruz.

-Yahu biz insanlar arasında statü farkı olmasın istiyoruz, akıllılar anlamıyor, deliler de mi anlamıyor, anlamıyorum. Yahu ben ne diyorum?

-Bizim sınıfa hoş geldin (gülüyor). Ama meseleyi bilmiyorsun, senin dünyadan haberin yok. Hiç Bebek’te yaşayan, bir gecede birkaç asgari ücreti masada bırakıp gidenle Bağcılar’da, ya da ne bileyim Anadolu’nun kuytu bir yerinde geçinmek için canını dişine takan ama asgari ücreti bile kazanamayanlar aynı olur mu, bir mi bütün bu insanlar, eşit mi, değil..

-Bir dakika ya sen bu kadar cümleyi hiç takılmadan nasıl söyledin, eee ama sen delisin?

-Bak abi seni sevdim, senin kanında da sanki bizim kanımız var gibi. Para isteyen deli, deli değildir. Yani bildiğiniz manada deli değildir. Deliliğin yüzlerce çeşidi var. Biliyorsun abi akıl gözükmez ama herkes o görünmez aklıyla övünür ve onun varlığından çok emindir. Hatta herkes kendi aklını dünyadaki bütün akıllardan daha iyi bilir.

-Vayy neler de bilirmiş. Peki sen hangi sınıf delisin, zır deli değilsin, zır zır deli de değilsin, zincirli deli de değilsin..

-Ben kendi halinde bir deliyim. Yolumu böyle buluyorum. Bak abi siz yaşadığınızı sanıyorsunuz, ben yaşıyorum.

-O nasıl oluyor?

-Siz yaşamak için her şeyinizi feda ediyorsunuz. Sabahtan akşama kadar çalışıyorsunuz. Sevdiklerinizi ihmal ediyorsunuz. Hatta sevdiğiniz birçok şeyden vazgeçiyorsunuz. İşe yaramaz ıvır zıvırlar için hayatınız boyunca borç ödüyorsunuz, bazılarınız ölürken bile borçlu gidiyor. Dönüp ardınıza baktığınızda, emeğinizi, zamanınızı ve hayatınızı neler için feda ettiğinizi görüyor ama feryat edecek zamanınız bile kalmıyor ama ben öyle miyim, 20 lira isterim senden, sen vermezsen verecek çok kişi var. Ben bir köşede kıvrılır yatarım, sen illa ev istersin, mobilya istersin, tatil istersin, istersin de istersin. Sen istemezsen eşin ister, o istemezse çocuğun ister. İnsanın isteğinin bir sınırı yok. Hayatımızın sonunda sen eşya için yaşadığını anlarsın, ben ise kendim için yaşadığımı bilir, Azrail’e de güler geçer, giderim.

-Çok doğru laflar ediyorsun, sana deli diyen delidir.

-Abi bak unutma her yerde sadece iki kişi doğruyu söyler. Bunlardan birisi onuncu köye yollanır, diğeri de deli olarak bilinir. Sen hele söyle, sen hangisisin?

Aklımda tarttım mı bilmiyorum, hangi cevabın bana uyacağı konusunda fikir yürüttüm mü onu da bilmiyorum ama dilimden bir şeyler döküldü, belki de sadece mırıldandım;

-Onuncu köye yollanandan!

 
Etiketler: Bir, deliyle, söyleşi,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
59 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
382 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
208 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
379 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
656 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
779 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
554 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
332 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2322 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
667 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
859 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
594 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
496 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
545 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
389 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
420 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
330 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
756 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1195 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
800 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4692 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
1942 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
822 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
630 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1813 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
755 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1683 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1415 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1803 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
909 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
891 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2782 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1014 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
934 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1691 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
775 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1012 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
782 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1211 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
849 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
792 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
821 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
931 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
817 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
971 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
791 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
732 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
960 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
959 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
777 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
816 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
892 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4494 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1117 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1115 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1359 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1066 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1073 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1224 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1168 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1047 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
980 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1343 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
986 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1141 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1240 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1233 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1691 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1108 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1165 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1169 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
917 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1066 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1050 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1388 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1015 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1193 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1041 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1072 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1100 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1114 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1127 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1193 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1144 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1010 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1045 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1302 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1039 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1079 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1238 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1129 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1073 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
923 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1073 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1256 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1123 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1095 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1080 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1372 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1030 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1199 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1440 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1332 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1069 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1244 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1159 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1107 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1203 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1171 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1011 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1125 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1223 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1039 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
841 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1197 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1048 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1061 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
992 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1027 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1165 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1092 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
966 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1048 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
965 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1161 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1185 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1129 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1227 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1172 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1325 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1105 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1094 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1233 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1196 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1424 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1114 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
972 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1138 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1236 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1100 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1176 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1328 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1177 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1338 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1197 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1097 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1103 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1098 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1109 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1268 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1210 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1163 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1305 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1187 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1257 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1412 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1153 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1214 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1173 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1426 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1308 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1173 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1326 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1159 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1305 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1354 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1209 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1402 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1244 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1265 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1240 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1220 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1253 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1181 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1322 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1315 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1445 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1208 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1352 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1328 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1390 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1086 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1164 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1396 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1228 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1266 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1370 Okunma.
Haber Yazılımı