Yazı Detayı
30 Ekim 2018 - Salı 17:36 Bu yazı 401 kez okundu
 
Bir deliyle söyleşi
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Akşamın ışıkları denize vurmaya başlamış, rengarenk ve o doyumsuz yansımaları seyre dalmıştım. Parkta, bir bankta oturup denizi seyretmek vazgeçilmez tutkularımdandır, hele bir de gökyüzünün mavisiyle, denizin mavisinin bir birine nispet yaptığı zamanlarda.. tadından yenmez.

Ama ben ne yapıyorum?

Hiç işim yokmuş gibi, akşamın bir vakti, bir deliyle Bebek’te, bir parkta ve parkın içerisinde bir bankta oturmuş denize bakarak muhabbet ediyorum. Yanlış duymadınız ya da yanlış okumadınız. Bildiğiniz bir deliyle, yani her an sağımızda solumuzda olan, mahallemizde bulunan, çoğunlukla sevimli, akıl fukarası gariban birisiyle muhabbet ediyorum.

Sanat Duvarı’nın sevgili yönetimi “Bu sayı için bir deliyle söyleşi yapar mısın” diye rica etselerdi, “yok canım, siz beni deli mi sandınız. Hiç deliyle söyleşi yapılır mı?” derdim…

Şimdi diyemem, artık bundan böyle diyemem.

Çünkü hemen yanımda bir deli var ve ben bir saattir onunla söyleşi yapıyor, muhabbet ediyor, hayata dair müthiş fikirler ediniyorum. Yani hayata bakışım şu son bir saatte değişti desem bana inanın. Hani çok da inanmayın ama bir şeyler oldu, nasıl olduysa oldu.

Aracımı Bebek’te bulabildiğim bir köşeye park edip, denize doğru yürümeye başlamıştım ki, “Abi!” diye bir ses geldi, ardından da “20 lira versene” diye gözümün önüne bir el uzandı. Elin sahibine bakacaktım, önce o eli gözümün önünden itmek gerekiyordu, nazikçe yaptım bunu. Sesin sahibi bir deliydi. Hani alnında deli yazmıyor, akıl gözükmediği gibi delilik de gözükmüyor ama yine de deliliğin yansımaları insanın üzerinde farklı duruyor. Bazılarına da biçilmiş kaftan gibi cuk oturuyor!

Hani benim bildiğim deliler 50 kuruş ister, bir lira ister ama iki lira istemezdi, 20 lira hiç istemezdi. Demek ki Bebek’in delileri bile zengin! Kim bilir belki de İstanbul’un taşı toprağı altın sözü, burası için söylenmiş bir sözdür. Fırsatın nereden, nasıl geleceği belli mi olur, değil mi ama…

“Tamam.. dedim, sana 20 lira vereceğim, ama benle şurada, bankta bir çay içeceksin, muhabbet edeceğiz” dedim. Deli deli baktı bana, hani aklı olsaydı belki de akıllı akıllı bakacaktı. Ya da ne bileyim “Aaa deli mi ne” der gibi bakmıştır ya da “şu akıllının zoruna bak” demiştir. Neyse de ne, adam teklifimi kabul etti. Bunun için de “Emrin olur abi” dedi. Estağfurullah’ı içimden dedim, muhabbeti hayat felsefesini öğrenmeye saklamalıydım.

Sahile en yakın banka oturduk. Bebek Parkı (Türkan Saylan Parkı) o akşam biraz tenhaydı. Denizi seyrederek bir çay içmek iyi olurdu ama burada çay 6 lira, iki çay eder 12 lira. Birer çay, ikişer çay bizi kesmez, yüz lira gitti. Deliye de 20 lira sözümüz var. Bu söyleşi bana pahalıya patlar. Neyse ki, dergi yönetimi bu fedakarlığımı görüyor, duyuyor, hatta ihtimal dahilindedir ki şu an okuyor ve ona göre muhasebeye bir talimat yolluyor!

Delinin adı Nevzat’mış, çaylar da 6 lira değil, 10 liraymış. Amerika’nın dolar silahıyla başlattığı savaş buradaki çayı da vurmuş. Sitenin desteği aklıma gelince sorgusuz sualsiz iki çay kapıp geldim ama fiyatının 10 lira olduğunu öğrenince içim burkuldu, bir hoş oldum, cebim de aynı oranda bir boş oldu.

Deliyle muhabbeti sürdürdüm. Nereli olduğunu sordum, dünyalıymış. Annesinin babasının adını bilmiyor. Yaşayıp yaşamadıkları konusunda bir fikre de sahip değilmiş. Akıllı olsaymış belki bu sorulara cevap verebilirmiş.

Neden 20 lira istediğini sordum, hani bizim memlekette bir Deli Mehmet vardı, rahmetli oldu. O, 10 kuruş isterdi. “Yahu Mehmet 10 kuruş tedavülden kalktı sana bir lira verelim, beş lira verelim, 10 lira verelim” desek de kabul etmezdi. İlla da on kuruş.

“Hayat pahalı “ dedi Deli Nevzat. “Bebek’te yaşıyoruz, her şey ateş pahası.”

Yok yok asıl mesele o değil gibi geliyor, hele şunun aslını astarını bir söylesen, dedim.

-Abi seni anlamıyorum, hayatın pahalı olduğunu zaten biliyorsun, neden inanmıyorsun?

-Hayatın pahalı olduğunu sadece bilmiyorum Nevzatcığım, iliklerime kadar da yaşıyorum. Ama senin 20 lira istemenin hayat pahalılığıyla alakası yok. Çünkü senin bir şeye para harcadığın yok.

-Hımmm dedi deli deli.

Sonra devam etti, “Sen benden de delisin be, sevdim seni. Abi çaktırma burası Bebek, ben bir lira istesem kimsenin cebinde bir lira bulunmaz, hepsi değilse de büyük çoğunluğu çok zengin. Öyle böyle değil, çok çok zengin. Zenginlerde bir lira ne arasın. Bir lira istesem, cebini yoklayacak, eli boş kalacak, ben de yolsuz kalacağım. 20 lira istiyorum ki, hem farkımız ortaya çıksın hem de istediğim kişinin cebinde o miktar olsun.”

-Nasıl yani senin farkın ne?

-Eee biz Bebek’in delisiyiz, Bağcılar’ın delisi değiliz ki bir lira isteyelim.

-Aradaki fark ne, halen anlayamadım.

-Statü farkı var, burada birinci sınıf deli oluyoruz.

-Yahu biz insanlar arasında statü farkı olmasın istiyoruz, akıllılar anlamıyor, deliler de mi anlamıyor, anlamıyorum. Yahu ben ne diyorum?

-Bizim sınıfa hoş geldin (gülüyor). Ama meseleyi bilmiyorsun, senin dünyadan haberin yok. Hiç Bebek’te yaşayan, bir gecede birkaç asgari ücreti masada bırakıp gidenle Bağcılar’da, ya da ne bileyim Anadolu’nun kuytu bir yerinde geçinmek için canını dişine takan ama asgari ücreti bile kazanamayanlar aynı olur mu, bir mi bütün bu insanlar, eşit mi, değil..

-Bir dakika ya sen bu kadar cümleyi hiç takılmadan nasıl söyledin, eee ama sen delisin?

-Bak abi seni sevdim, senin kanında da sanki bizim kanımız var gibi. Para isteyen deli, deli değildir. Yani bildiğiniz manada deli değildir. Deliliğin yüzlerce çeşidi var. Biliyorsun abi akıl gözükmez ama herkes o görünmez aklıyla övünür ve onun varlığından çok emindir. Hatta herkes kendi aklını dünyadaki bütün akıllardan daha iyi bilir.

-Vayy neler de bilirmiş. Peki sen hangi sınıf delisin, zır deli değilsin, zır zır deli de değilsin, zincirli deli de değilsin..

-Ben kendi halinde bir deliyim. Yolumu böyle buluyorum. Bak abi siz yaşadığınızı sanıyorsunuz, ben yaşıyorum.

-O nasıl oluyor?

-Siz yaşamak için her şeyinizi feda ediyorsunuz. Sabahtan akşama kadar çalışıyorsunuz. Sevdiklerinizi ihmal ediyorsunuz. Hatta sevdiğiniz birçok şeyden vazgeçiyorsunuz. İşe yaramaz ıvır zıvırlar için hayatınız boyunca borç ödüyorsunuz, bazılarınız ölürken bile borçlu gidiyor. Dönüp ardınıza baktığınızda, emeğinizi, zamanınızı ve hayatınızı neler için feda ettiğinizi görüyor ama feryat edecek zamanınız bile kalmıyor ama ben öyle miyim, 20 lira isterim senden, sen vermezsen verecek çok kişi var. Ben bir köşede kıvrılır yatarım, sen illa ev istersin, mobilya istersin, tatil istersin, istersin de istersin. Sen istemezsen eşin ister, o istemezse çocuğun ister. İnsanın isteğinin bir sınırı yok. Hayatımızın sonunda sen eşya için yaşadığını anlarsın, ben ise kendim için yaşadığımı bilir, Azrail’e de güler geçer, giderim.

-Çok doğru laflar ediyorsun, sana deli diyen delidir.

-Abi bak unutma her yerde sadece iki kişi doğruyu söyler. Bunlardan birisi onuncu köye yollanır, diğeri de deli olarak bilinir. Sen hele söyle, sen hangisisin?

Aklımda tarttım mı bilmiyorum, hangi cevabın bana uyacağı konusunda fikir yürüttüm mü onu da bilmiyorum ama dilimden bir şeyler döküldü, belki de sadece mırıldandım;

-Onuncu köye yollanandan!

 
Etiketler: Bir, deliyle, söyleşi,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
263 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
204 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2183 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
527 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
717 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
478 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
373 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
439 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
258 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
299 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
199 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
611 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1057 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
678 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4562 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
1804 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
670 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
491 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1674 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
623 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1546 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1272 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1671 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
788 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
757 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2637 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
903 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
830 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1546 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
647 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
896 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
672 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1077 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
726 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
675 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
685 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
813 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
674 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
834 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
667 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
601 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
821 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
822 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
653 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
682 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
757 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4366 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
983 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
969 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1229 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
934 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
926 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1083 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1031 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
912 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
835 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1185 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
869 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1001 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1106 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1093 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1521 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
962 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
990 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1038 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
802 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
935 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
916 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1248 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
901 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1047 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
913 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
932 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
985 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
986 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1012 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1060 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1015 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
892 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
932 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1175 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
906 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
949 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1103 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1011 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
925 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
811 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
961 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1104 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
999 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
971 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
962 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1250 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
907 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1075 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1304 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1209 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
954 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1129 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1015 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
990 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1101 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1044 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
892 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
988 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1096 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
919 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
746 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1041 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
942 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
948 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
881 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
915 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1029 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
955 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
860 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
922 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
860 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1049 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1078 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1003 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1117 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1045 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1211 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
994 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
972 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1092 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1073 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1268 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
993 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
847 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1000 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1109 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
985 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1056 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1185 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1051 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1197 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1092 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
960 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
989 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
982 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
997 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1156 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1084 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1046 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1184 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1060 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1132 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1287 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1027 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1106 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1059 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1296 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1187 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1059 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1189 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1048 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1188 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1251 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1093 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1247 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1130 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1132 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1112 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1111 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1118 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1060 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1186 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1198 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1318 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1080 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1229 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1211 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1251 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
974 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1044 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1278 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1130 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1144 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1238 Okunma.
Haber Yazılımı