Yazı Detayı
10 Ocak 2017 - Salı 19:56 Bu yazı 469 kez okundu
 
Bir olmak varken, çekişmek niye?
Arife GÜLERYÜZ
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü basın meslek örgütleri tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanırken Zonguldak’ta ise ben gazeteciye verilen değeri göremiyorum.
Çalışan gazeteciler günü aslında 1961 yılına dayandığını ve neden “gazeteciler” değil de “çalışan gazeteciler” günü olduğu ile bir bilgi paylaşmak isterim.
1961 yılında 10 Ocak günü resmi gazetede yayınlanan bir kanun ile basın çalışanlarının bazı hakları yasal güvenceye kavuştu.
Bu yasa ile kendilerine yüklenen sorumlulukları kabul etmek istemeyen 9 gazete patronu (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah) 212 sayılı yasanın ve Basın İlan Kurumu’nun oluşmasına ilişkin 195 sayılı yasanın mesleki sakıncalar doğuracağını iddia eden bir ortak bildiriye imza atarak gazetelerini 3 gün kapadıklarını duyurdular. “Dokuz patron olayı” olarak basın tarihine geçen bu gelişme üzerine gazeteciler, boykot boyunca “Basın” adlı bir gazete yayımlamaya karar verdiler. 
Basın gazetesi 11 Ocak günü yayına başladı ve üç günlük boykot sırasında düzenli olarak yayını sürdürdü. Çalışan Gazeteciler Günü, bu olayın bir sonucu olarak ortaya çıktı. 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başladı ve 1971’de “Çalışan Gazeteciler Günü” halini aldı.
Normalde çalışan gazeteciler  ”212 sayılı yasa” ile gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içeriyor.
Ama maalesef Zonguldak’ta gazeteciler bu yasadan yararlanmayı bırak, asgari ücret almadan karın tokluğu misali çalıştıklarını biliyoruz.
2005 yılında atıldığım ‘Gazetecilik’ meleğine ilk olarak dağıtıcı, ardından tahsilat ve reklam, mizanpaj ( gazete tasarım) sonrasında muhabir olarak devam ettim ve hala İnanış Gazetesi ailesinde sürdürmeye devam ediyorum. 
Zonguldak gibi bir şehirde gazetecilik yapmak dışardan bir kişinin algısına göre kolay olsa da içinde olan biri olarak o kadar çok zor yanı var ki görülmeyen…
Küçük bir şehir Zonguldak.
Sadece tek bir caddesi olan Gazipaşa caddesinde bir kez karşılaştığın kişi ile gün içerisinde birden fazla karşılaşma olasılığın çok yüksek…
Herkesin seni tanıması bir yana herkes seni tanıdığı için bazen kaleme alamadığın şeyler oluyor 
Çünkü çok küçük bir kesime hitap ediyorsun aslında yazdıklarınla, sen bile bunun farkında oluyorsun ama kalemin bu kadar yazabiliyor…
Aslında iletişimin en güçlü kanallarından olan gazetecilik mesleğinin, toplumun gerçekleri öğrenmesi ve düşüncelerini duyurmasın da etkili bir araç. 
Gerek ülkemizde gerekse de ilimizde basına saygı duyulmadığını düşünüyorum fikrimce…
Basının ocu, bucu, şucu diye ayrıldığı, basın özgürlüğünün her zamankinden daha fazla yok edildiği, gazetecilik mesleğinin ayaklar altına alındığını düşünüyorum.
Zonguldak’ta gazetecileri temsil etmeye çalışan dernekler, cemiyetlerinde yetersiz kaldığını düşünüyorum.
Herhangi bir basın mensubu arkadaşımızın başına bir şey geldiğinde önce biri kınayacak ki diğeri ondan görsün de kınasın.
Yok, böyle bir şey…
Dernek veya cemiyet olman önemli değil.
Herkes aynı meslekten ekmek yiyor sonuçta 
Bir olmak varken bu çekişmek nedir onu bile anlamış değilim!
Doğru, ilkeli ve objektif görev anlayışıyla, her türlü sıkıntı ve zorluğa karşı büyük bir özveriyle mesleklerini icra eden gazeteci arkadaşlarımızın, meslek ilkelerini her şeyin üstünde tutması ve kişilik haklarına saygılı habercilik anlayışını benimsemesi en büyük temennim… 
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.

 

 
Etiketler: Bir, olmak, varken,, çekişmek, niye?,
Yorumlar
Haber Yazılımı