Şennur GÜNEŞ BİR TUTAM NOSTALJİ
Yazı Detayı
11 Nisan 2020 - Cumartesi 00:08 Bu yazı 1616 kez okundu
 
BİR TUTAM NOSTALJİ
Şennur GÜNEŞ
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

Güneşi bol aydınlık bir günden hepinize merhabalar sevgili dostlar. Zonguldak’ımızı saran (koronavirüsü saymazsak eğer) sisli ve soğuk havalardan sonra güneş nihayet yüzünü gösteriyor yavaş yavaş bizlere. Baharın müjdesini veren çiçeklenmiş ağaçlar, vızıldayan börtü böcekler bir başka güzel görünüyor şimdi gözüme. Tomurcuklanmış ağaçların dallarından, taçlanmış çiçeklerinden, güneşin bize sunduğu ışıltıda mis gibi kokuyor bahar. Sağlığımız için evde kalmanın gerekliliğinin bilincinde olarak pencerelerden, balkonlardan da olsa bu mis gibi açık havanın, bol güneşin keyfini çıkarmanın zevkini de yaşamak gerekiyormuş meğer… Evet penceremin önünde oturmuşum ve sisten, pustan artık kurtulmuş olan karşı dağlara bakıyorum şu anda. Her baktığımda da çocukluğumun şarkısı olan ve dilime dolanan “Eminem, Eminem köyümün güzeli, dağlara gel Eminem,/Yeşillenmiş dağlar, beyazlar giy Eminem,/Tepelerden çiçek topla, saz çalalım sen de hopla,/ Eğlenelim Eminem” şarkısını söylerim. Sizler de hatırladınız mı bu şarkıyı? Yaşıtlarımın yüzlerinde bir gülümsemeyle hemen hatırladıklarını görür gibiyim. İşte ben her zaman mutfağımın penceresinden yeşillikler içindeki dağları gördükçe kendimi sıkça bu bahar müjdecisi şarkıyı söylerken buluyorum. Dudaklarımda mırıltısı, dışarıyı özlemenin, toprağa basmanın, o yapraklara, o dallara, çiçeklere dokunmanın özlemiyle, içime yerleşen coşkuyla söylüyorum şimdi bu güzel şarkıyı. “Ne demiş şair “Bir sabah uyandığımda, kapı çalsa, gelen çocukluğum olsa ve hep bizde kalsa.” İşte bu kadar özledim çocuk olmayı sevgili dostlar. Zamanda yolculuk mümkün olsa, çocukluğuma gitmek isterdim, çocuk olmanın mutluluğunu yaşadığımız o yıllara… Ellerimizde telefon yokken, evlerde bilgisayar yokken, hazır oyuncaklar yokken, tüm mahalle çocukları hep beraber sokaklarda, bahçelerde cıvıl cıvıl çocuk seslerimizle oynasaydık. Evcilik oynasaydık, elim sende, saklambaç, körebe, oynasaydık. Şimdi bakıyorum da nasılda eğiticiymiş meğer o zamanın imkanlarında oynamak. Çocuklar el birliğiyle bir araya gelip kendilerine bilyeli arabalar yaparlarken geleceğin mühendisleri olacaklarının da habercisi gibiydiler. Her bir detayını ayrı ayrı hesaplayarak yaptıkları o telden renkli arabalar gözümün önünden hiç gitmiyorlar, hala dün gibi sanki. Oyuncak satın almak diye bir adetimiz yoktu, kendi oyuncaklarımızı hep kendimiz yapardık. Ellerimizde iğne iplik bez bebekler yapar, bebeklerimize elbiseler dikerdik. O zamanlar barbie bebekleri bilmiyorduk bile ve onların hazır elbiselerini de tabi. El becerilerimiz daha o zamandan gelişirdi. El becerilerimizle kimimiz terziliğe yatkın olurduk, kimimizde örgü işlerinde usta… ilk örgümüz zincir çekmekle başlardı, sonra bu banyo lifine dönüşürdü. Hele daha da kabiliyetimiz gelişince ince oyalar, danteller yapardık ki bunun için birbirimizle yarışırdık, ‘hangimiz daha çok örmüşüz bugün’ diye… Annelerimize yaptığımız el işlerini büyük bir gururla hediye ederdik ki o zamanki çocuk yüreğimizdeki bu mutluluk kelimelerle anlatılamayacak kadar güzel olurdu. Annem benim ve ablamın çocukluğumuzda yaptığımız ve etamine işlenmiş çiçek panolarını hala duvarına asar, hala bizim ördüğümüz ve işlediğimiz kanaviçeli yatak takımlarını, kırlentleri kullanır. Artık büyümüş halimle eski bir şarkının dediği gibi “Ah o günler, o günler, sanki daha dün gibiler” diyerek yeniden çocuk şarkılarına dönmek istiyorum. Çocuklar için yaptığım bir çalışma nedeniyle çocuk şarkılarını araştırırken farkına vardım ki günümüzde çocuklar için çocuk şarkıları sanki tarih olmuş, kaybolmuş artık. Hani TRT zamanında radyolardan dinlediğimiz ruha işleyen o güzelim çocuk şarkıları gibi şarkılar yoktu; ya da Barış Manço ve Kayahan gibi çocukları da düşünen bir sanatçı yoktu. Geçmişten bugüne değişen her şey gibi, şarkıların içerikleri de çocukların beğenileri de değişmiş olduğundan şimdinin yeni şarkıcıları maalesef çocuklara yönelik olmayan şarkılarıyla onların gönüllerinde yer etmiş durumdalar. Çocuklar ağızlarına almamaları gereken bu yeni şarkıları benimsemişler. Ben bugünün müziğiyle alakalı olmadığım için, bu yüzden günümüz popüler şarkılarını araştırayım, bir bakayım ‘ne var ne yok’ dedim ve aman nasıl da edepsizce, arsızca yazılmış bir çok şarkıyla karşılaştım anlatılır gibi değil. Hepsi de popüler dillere pelesenk olmuş şarkılar… Ah, nerede o eskilerin, yeri gelip ağlatan yeri gelip güldüren, sözlerinin içindeki manayı usulünce anlatan ve duygulandıran, bunları yaparken de eğlendiren o ahenkli şarkıları, nerede bu abuk sabuk şarkılar! Günümüz ünlülerini ve şarkılarını bilmediğim zaman şaşırırlardı dostlarım oysa ben nostaljide takılıyor, hala eskilerin duygu dolu şarkılarında yaşıyorum. Şimdikilerin dilinden de müziğinden de anlamıyorum. Ben anlamıyorum ama günümüz gençliği, günümüz çocukları ne yazık ki çoktan bu masumiyetten uzak şarkılara bağımlı olmuşlar bile. Bu duruma ailelerin ağırlığını koymaları gerektiğini ve anne babaların aile içi otoritesi bir nebze olsun buna bir çözüm getirebilir diye düşünüyorum. “Müzik ruhun gıdasıdır.” deriz hep ama maalesef ruhu besleyecek gıda oldukça az görünüyor. Hem zaman hem de nesiller değişti, çağın gerektiğine uyuyoruz elbette ve popüler şarkılar da bu yüzden toplumdaki çoğunluğun zevkine göre değişiyor. Umarım gün gelir ve tekrar çocuklarımızın ve kendimizin ruhunu besleyecek daha kaliteli, duygu yüklü şarkılara, müziklere kavuşuruz diyorum ve hepinize müzik kadar ahenkli, huzurlu, güzel günler diliyorum. Sağlıcakla kalın sevgili dostlar…

 
Etiketler: BİR, TUTAM, NOSTALJİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı