0
Yazı Detayı
25 Şubat 2019 - Pazartesi 17:22 Bu yazı 486 kez okundu
 
BİRİ AŞK MI DEDİ,YOK YOK BANA ÖYLE GELDİ
Gül GÜROĞLU
 
 

Bir varmış bir yokmuş, uzak ülkelerden birinde bir kadın ve bir adam yaşarmış. Bu çift evlenmeye karar vermiş. Bir tane de kızları olmuş. Evliliklerinin başlangıcında olası cicim ayları hiç bir sorun yaşanmamış. Her şey güllük gülistanlık giderken birçok evlilikte olduğu gibi birden sorunlar yaşanmaya başlamış. Ama sorun kavga da değil.
Kahramanımız olan erkek son derece gururlu, burnu düşse yerden almaz yapıda bir adammış.
Evlilik süresince hep tek tarafa yüklenirmiş, hep o haklı, hep onun ailesi varmış. Hayatı boyunca sürekli insanlara bahane vererek yaşamış. Kimseyi beğenmez herkesle muhatap olmazmış. Hava atmak desen üzerine yokmuş.
    Evlenmeden önce maddi durumu çok iyiymiş, iş yerleri han hamamları varmış. Zamanla bundan geriye eser kalmamış ama havasını yıllar sonrada sürdürmeye devam etmiş.
    Neyse gel zaman git zaman bu evlilik tamamen çatırdamaya başlamış, taraflar birbirinden nefret etme aşamasına kadar gelmiş. Birbirlerine girmekten kızlarını fark edemez olmuşlar. Küçük kız arada yıpranmış, üzülmüş ama kime ne herkes kendini düşünmekten kızı düşünen olmamış.

    Bu adamın bu ukala tavırları, kimseyi beğenmez sevmez halleri, başkaları tarafından da gözlemlenmeye başlamış.
    Yakın çevreden onu hep uyarmışlar "bahane verdiğini yaşamadan ölmezsin" demişler.
    Ne fayda ..... bundan sonra yaşanacaklar, yavaş yavaş sinyallerini vermeye başlamış. Evde şiddetli tartışmalar, yükselen sesler, maddi sıkıntılar aile içindeki kopuk yaşam aile büyüklerini eve istememe, yoğun iş hayatı  hepsi üst üste  gelmeye başlayınca tahammül edilemez hale gelip bitirme kararı alınmış.
   Tek celsede bitmiş. (daha çok yazacak ayrıntı var ama neyse..)
    Taraflar boşandıktan kendi hayatlarını yaşamaya başladıktan bir süre sonra bu adamı bir kadınla tanıştırmışlar. Kadın şehirde bir kurumda çalışan, daha önce hiç evlenmemiş, hep ezilmiş hayat ona öyle bir vurmuş ki, bütün acıları ona yaşamış, ailesi tarafından hiç bir zaman insan yerine konmamış, çok acınası yıllar geçirmiş. (tabi yersen)
    Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay karışığı modda yaşayan bir kadın.
    İşe gidip gelen, berbat bir evde yaşayan, takıntılı, paranoyak, istif manyağı bir kadın. Bu adam buna kısa sürede tutulmuş, ağzı açık bir vaziyette ağzından çıkacaklara bakıyormuş. Bu adam kadını kızı ile tanıştırmış, ilk tanışmada gayet iyi güzel mantıklı biri olarak görünmüş. Adamın kızı, yaşı küçük olmasına rağmen bunda bir iş var diye düşünmeden edememiş. Bu kadar iyi olunmazki demiş. (kısa bir zaman sonra haklılığı ortaya çıkmış.)
    Velhasıl kelam bunlar bir süre sonra evlenmişler. Macera başlamış.
Geldik aşk dolu evliliğe.. İlk mevzu balayına gidememek olmuş çünkü maddi sıkıntılar yaşanıyormuş. Adamın evlenmeden öncesine ait bir çok borcu harcı çıkmış, tabi oturacakları evde eskiymiş.    
Kadın bir sürü para dökerek bu evi de yaptırmış, kadın üzerine bir de araba almış mı, borçları için kredide kullanmış mı!   
    Ne oldu haklar böylece eline geçti.
    Eeee tabi para kimde ise güç onda ya, kadın da almış sazı eline adamı oradan oraya oynatmış. Adamın  ilk evliliğindeki hal ve tavırları burnu havada edaları birden bitivermiş.
    Aaaaaaa ne kadar ilginç ne kadar hüzünlü :):)
    Evde çok boş zamanları varmış, tabi neden çünkü evlerine kimseyi istemezlermiş, gelen gidenden rahatsız olurmuş kadın, adam da ağzını açıp bir şey diyemezmiş, Bütün garezi eski karsınaymış eski eşi çok yoğun bir işte çalışıyormuş adam ona hiçbir zaman acımazmış. Yardım zaten etmezmiş.
Şeytan bile adamın ikinci karısı olsam dermiş ya.. Adamda bu kadına sabah kahvaltı hazırlatmaktan tut, cam silmeye, temizlikte yardım etmeye kadar her işte varmış.   Eeeee Allah işte birine bir şey yaşatıyorsa asla sebepsiz değildir.
    Bir süre sonra aile bireyleri ile de araları açılmaya başlamış aile içinde hiç kimse bunlarla görüşmeme kararı almışlar, ne kadar haklı ne kadar yerinde bir karar.
Çünkü tamamen anti sosyal olmuşlar, kadın devamlı rahatsız, özellikle bir aile büyüğü geldiği zaman kesinlikle midesi bulanır akşama kadar yatar ama alt veya üst kattan birisi yemeğe çağırdığında en önden inermiş.

Tabi bu esnada böyle herkesi dışlayıp kendi başlarına yaşamaya karar veren bu insanlar kendi aralarında çok mu mutlular?
    Asla, kesinlikle mutlu değiller, kendi aralarında sürekli kavga gürültü hakaretler aile bireylerini gece yarısı eve toplamalar falan bunları zaten saymıyorum. Adam bu kadar hakaret karşısında ağzını bile açamadan dinliyormuş. “sen bunları nasıl söylersin onlar benim ailem" deyip  efelenemiyormuş.

    İlahi adalet yavaş yavaş tecelli etmeye de başlamış.
Nerde kaldı ilk evliliğindeki o ukala o bahaneler veren adam.
Ne kaldı: Kuyruğunu sıkıştırmış, paranın esiri olup ailesine sırt dönen adam.
    Demek ki neymiş hiç kimseyi küçük görmeyecek kimseye bahane vermeyeceksin, Yanındaki insanların kıymetini bileceksin, ağırlığını her zaman koruyacaksın.
Asalet içten gelir parayla pulla ve sonradan edinilmez.
İstisnalar kaideyi bozmaz ama bilirim ki Aşk dediğin şey yoktur. Sadece saygı vardır. Saygı duyduğun kişiye karşı hoşnutsundur. Bu tek taraflı da değildir. Yalnızla bir taraf emek vermez. Karşılıklı emekten ve saygıdan geçer sevginin yolu. Sevdikçe sevilirsin.
Diğeri ise aşk adının arkasında saklı olan madalyonun diğer yüzüdür.
Güçlü olanın menfaati, ezilenin ise acizliğidir.

Yoksa biri AŞK mı dedi.
Yok yok bana öyle geldi..

 

 
Etiketler: BİRİ, AŞK, MI, DEDİ,YOK, YOK, BANA, ÖYLE, GELDİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı