0
Yazı Detayı
25 Nisan 2019 - Perşembe 17:21 Bu yazı 336 kez okundu
 
Bizimkisi şiddetsiz geçimsizlik
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Bu dava, meslek hayatının son davasıydı. Karara bağlar mıydı bilinmez ama başka bir dava almayacağı kesindi. Son dava, şanına yakışır bir dava olmalı, son dava, bütün diğer davaları unutturmalıydı. Başlaması da, bitişi de hafızalara kazınmalı, Halil Hâkimin son davası Adliye koridorlarında dilden dile dolaşmalıydı. Onun için klasik çağrı yapmak yerine, farklı bir yol denedi. Mübaşire “sıradaki dava” demeyi bile belli bir kafiyeyle söyledi. Meslek hayatını bir şiire benzetirse, şiirindeki son mısra buydu; kafiyesi de, uyağı da, dizesi de tam yerinde olmalıydı.

Sıradaki dava” dedi hâkim, mübaşir “Şiddetsiz geçimsizlik” diyerek bir kadın ve bir de erkek ismi bağırdı, koridorun köhne duvarlarında yankılanarak.

Hâkim, “herhalde yanlış söyledi” diye pek üzerinde durmadı. Doğru ya “şiddetsiz geçimsizlik” olmazdı, şiddetli geçimsizlik olurdu. Geçimsizliğin şiddetini kim ölçerdi orası bilinmezdi ama hepsi de şiddetli bir geçimsizlikle mahkeme koridorlarında “huzur” ararlardı. Tıpkı mutluluğu yanlış yerde aradıkları gibi…

Meslek hayatına başladığında boşanma davalarına baktı, emekli olana dek de hep benzer davalarla uğraştı durdu. Davanın başlamasıyla bitişi çok uzun sürmezdi. Hep gün atardı, belki aile büyükleri barıştırır diye düşünürdü. Sonra “büyükleri” önemseyenin kalmadığından yakınmaya başladı, aile kavramının da ilk o zamanlar çürümeye başladığına inanıyordu.

Halil Hâkimin emekliye ayrılmasına birkaç gün kalmıştı, yeni dava almaya niyeti yoktu ama boşanma davalarına bakan diğer hâkim izne ayrılınca bakacağı son davalar da önüne gelmişti. Bu davada onlardan birisi, hatta sonuncusuydu.

Mübaşir ikinci bağırmaya hazırlanıyordu ki, içeriye bir kadın ve bir erkek girdi. İkisi de sanık sandalyesine yakın yerde durdular, hâkim “otur” işareti yapınca ikisi de oturdu.

Halil bey, davaya başlamadan çiftçi incelemeye başladı, hep böyle yapardı. Onlar konuşmadan, tecrübesini konuştururdu. Belki konuşamazlar, belki heyecanlanırlar, belki düzgün cümle kuramazlar diye, vücut dilini konuşturur, tecrübesiyle yoğururdu.

Erkek 30’lu yaşlardaydı, kadın da 20-25 gösteriyordu. Erkek yakışıklı denecek gibiydi, kadın da çok güzel birisiydi. Doğrusu ikisi bir birine çok yakışıyordu. Uyumlu bir çift görünümündeydiler, bu boşanma nereden çıkmıştı? Bak şimdi merakı bir kat daha arttı. Üstelik ikisi de “pırlanta” denilecek bir görünümdeydi, iyi insanlardı ve iyiler bir arada yaşamalıydı, ayrı düşmemeliydi.

Salonda avukat yoktu, savcıya da gerek görülmemişti. Bir hâkim, bir de sıradaki davanın anonsunu yaptıracak mübaşir vardı. Mübaşir arada bir de “şiddetli geçimsizliğin” şahitlerine yemin ettirirdi, sadece gerçeği söyleyeceklerine yemin ederlerdi, çoğu da gerçek olmayanı söylerdi. Mübaşir de bilirdi ki, bir insanın gerçeği söylemesi için yemin etmesine gerek yoktu. İnsanın doğası, doğruyu söyleme üzerineydi. Aksine yalan söyleyecekler için bir yemin merasimi düzenlenmeliydi ya, her şey gibi bu da bozulmuştu.

İlk sözü hali üzere hâkim aldı; “şiddetli geçimsizlikle mahkememize boşanmak istediğinizi…

-Sayın hâkimim bizimkisi şiddetsiz geçimsizlik.

Halil Hâkim şaşırdı. Deminki mübaşirin anonsunda bir yanlışlık olmadığını o zaman anladı ama şiddetsiz geçimsizliği anlayamamıştı.

-Nasıl yani, diye sordu…

-Sayın hakimim, eşimle severek evlendik..

Evet” diye araya girdi genç kadın.

Genç adam devam etti; Biz bir birimizi çok seviyorduk, halen de çok seviyoruz.

-Ah be evladım! Bu benim son davam. Farklı olsun dedim ama böyle değil. Madem bir birinizi seviyorsunuz benim karşımda ne işiniz var, bu soğuk duvarların arasına ne diye geçtiniz, sıcak ve mutlu yuvanız varken?

-Haklısın hâkim bey, biz de bu soruyu kendimize çok sorduk ama cevabını burada bulacağımıza inanarak geldik…

-Bu anlattıklarından bir geçimsizlik yok, dur bakalım diyeceğim ama sen hikâye gibi anlatacaksın. İyisi mi saadete gel.

-Tamam, hâkim bey. Eşimle üç yıl önce evlendik ve üç yıldır bir birimize ne kötü bir söz söyledik ne ters bir laf konuştuk.

Öyle” diye araya girdi genç kadın.

Hâkim sinirlendi, “Evladım siz benle dalga mı geçiyorsunuz? Yoksa meslektaşlarım ‘son dava oyunu’nu üzerimde mi deniyor. Madem böyle sevişiyorsunuz, niye boşanıyorsunuz?

Genç adam devam etti;

-Bizim bir geçimsizliğimiz var ama şiddetli değil, şiddetsiz yani sessiz geçimsizlik.

-O nasıl oluyor?

-Şöyle oluyor hâkim bey, bir birimizle konuşmuyoruz, dertleşmiyoruz, bir birimizi dinlemiyoruz, artık bir birimizle paylaşacak bir şeyimiz kalmadı. Hatta bir süre sonra yolda bir birimizi görsek tanımayacağımızdan korkuyoruz.

-Neden?

Genç adam cebinden cep telefonu çıkardı, “aha da bundan” diyerek hâkime gösterdi ve devam etti.

-Sayın hâkimim, sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp işe gidiyorum, hanım da çalışıyor o da başka bir araçla işe gidiyor. Sabahtan akşama kadar bir birimize hasret kalıyoruz. Akşam eve gelince o bir köşede telefonla uğraşıyor, ben bir köşede.

-Yemek yemiyor musunuz?

-Ne mümkün sayın hâkimim ne mümkün? Aslında hiçbir yemek paylaşımını kaçırmaz ama yemek yapmayı da bilmez. Olsun dedim, ben eşimi seviyorum, yemek yapmasını değil ya…

-Aferin be, ilk kez böyle bir eş gördüm. Kızım sen yemek yapmayı bilmiyor musun?

-Biliyorum hâkim bey! Bütün yemek paylaşımlarına bakarım, bütün yemek programlarını tek tek izlerim ama uygulamada benimkin değişik çıkıyor…

-Nasıl yani?

Sözü genç adam aldı;

-Sayın hâkimim geçen gün bir ıspanak yapmıştı, ıspanakları doğramayı unutmuş mesela…

-Öyle olur mu be kızım, ıspanağı bir güzel doğrayacaksın, sonra.. ne diyorum ben ya…

-Geçen gün kuru fasulye yaptı, suyu koymayı unutunca gerçekten de kuru fasulye oldu ama çok kuru!

-Susuz kuru fasulye mi olur aa kızım, yanında da bir baş soğanı doğrayacak, biraz pul biber serpecek, biraz da limon sıkacaksın, ohh tadından yenmez!

-Sahanda yumurta yaparken de sahanı unutmuştu…

-Bak onu ben çok iyi yaparım, önce yağı sahana koyuyorsun, sonra.. üfff be siz de burayı yemek programına çevirdiniz.

-Özür dileriz hâkim bey, mesele yemek değil, sessizlik. Yoksa çok şükür halimiz vaktimiz yerinde, iyi de kazanıyoruz. Hani dışarıda da yeriz ama hep telefonla uğraşmaktan bir birimizi davet edemiyoruz, bir tek cümle konuşamıyoruz.

-Eve gelince telefonu kapatın.

-Çok denedik hâkim bey, bu süre 15 dakikayı geçerse başarı sayıyoruz ama zaten olsa da bu defa uğraşacak başka bir teknolojik alet buluyoruz.

-Yani aslında ikiniz de sorunu biliyorsunuz, teknoloji sizin değil, siz teknolojinin esiri olmuşsunuz.

-Aynen öyle ama bu esaretten kurtulamıyoruz. Bizi özgür bırakın hâkim bey, bizi boşayın ki aklımız başımıza gelsin!

-Çocuklar bu benim son davam, iki gün sonra emekli oluyorum. Köyde küçük bir bahçesi olan ev aldım. Çiçekle uğraşacağım, toprağı eşeleyeceğim, temiz havada gezeceğim, bugüne kadar aldığım bütün stresi atacak çok yer bulacağım. Size tavsiyem, boşanmayın. Bu davayı geri çekelim, hiç görülmemiş olsun, hiç duruşulmamış olsun. İkiniz de izin alın, bir ay köyde bizimle birlikte yaşayın. Merak etmeyin eşim de, ben de çok güzel yemek yaparız. Sizin şiddetsiz geçimsizliğiniz şiddetliye çevirmezsek, bu işi başardık demektir ama tek bir şartım var..

İkisi birden atıldı; nedir?

-Cep telefonu, tablet, bilgisayar ve TV olmayacak. Yani “şiddetsiz geçimsizlik” dediğiniz yaşam tarzınızın “şiddetsizliğini” alacağız, tıpkı stresini şıp diye çekip alır gibi…

 
Etiketler: Bizimkisi, şiddetsiz, geçimsizlik,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Nisan 2019
Bana bir şaka yap, ciddi olsun!
349 Okunma.
13 Mart 2019
Kim neyi duymak isterse…
333 Okunma.
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
730 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
999 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
738 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
615 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
448 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
577 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
931 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
1042 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
790 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
768 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
516 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2593 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
855 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
1080 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
788 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
674 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
747 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
583 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
675 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
507 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
942 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1425 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
999 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4929 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2157 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
1007 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
824 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
2002 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
919 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1896 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1601 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
2011 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
1109 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
1084 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2969 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1209 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
1124 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1896 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
995 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1200 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
979 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1336 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
1074 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
997 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
1009 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
1104 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
1020 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1134 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
970 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
896 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1182 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1112 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
941 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
1002 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
1068 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4617 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1273 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1262 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1567 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1249 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1269 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1417 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1394 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1237 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1152 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1510 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1129 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1331 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1431 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1432 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1967 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1281 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1546 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1347 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
1079 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1232 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1251 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1788 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1237 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1392 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1186 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1272 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1256 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1265 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1278 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1356 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1346 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1172 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1199 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1522 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1231 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1243 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1410 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1283 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1235 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
1060 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1280 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1441 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1274 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1301 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1280 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1543 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1227 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1370 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1636 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1473 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1256 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1410 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1354 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1293 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1409 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1351 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1244 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1317 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1427 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1205 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
976 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1394 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1204 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1235 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1192 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1231 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1306 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1247 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1143 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1231 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1106 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1307 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1373 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1344 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1390 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1326 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1525 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1277 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1279 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1407 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1374 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1649 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1284 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1158 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1275 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1394 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1246 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1314 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1512 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1381 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1503 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1367 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1255 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1264 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1296 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1223 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1457 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1398 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1366 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1515 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1383 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1408 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1605 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1298 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1386 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1323 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1579 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1477 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1333 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1500 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1343 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1468 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1526 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1379 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1618 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1429 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1439 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1426 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1399 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1425 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1328 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1499 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1458 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1607 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1359 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1519 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1492 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1590 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1280 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1336 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1543 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1414 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1456 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1556 Okunma.
Haber Yazılımı