google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Yazı Detayı
06 Temmuz 2020 - Pazartesi 00:00 Bu yazı 980 kez okundu
 
ÇEKEMEMEZLİK (HASET)
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

Haset sözlükte çekememezlik anlamına gelmektedir.  Haset, haset edilenin elindeki nimeti çok görüp haset edilen kişiden o nimetin gitmesini yok olmasını istemektir.                     

Haset, ayetlerle yerilmiştir. “ Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. Âli İmrân 3/120 bu ayetlerden hasetçinin zarar vermeye kalkışabileceği vurgulanmaktadır. Hasetçinin hile kurabileceğine vurgu yapmaktadır.

“Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir.” Bakara 2/109 Bu ayette hasedin gizli ve nefsani bir duygu olduğunu vurgulamakta ve hasetçi yerilmektedir.

“ Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız…” Nisâ 4/89

“ Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz hâlde, Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir.” Yûsûf 12/8

“ Yoksa, insanları; Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı?..” Nisâ 4/54

            Hasedin birincil nedeni düşmanlıktır. İnsan herhangi bir nedenden dolayı kendisine sıkıntı veren, eziyet eden veya aralarında herhangi bir konuda ayrılık bulunan kimseye kin duyguları besler ve o kişiden intikam almaya çalışır. Düşmanı iyilik içinde bulunduğu zaman buna canı sıkılır, onun başına bir kötülük geldiği zaman bu kötülüğü kendinden kabul eder ve sevinir. Bu çatışmalara neden olacak, ömür boyu devam edebilecek, düşmanın şeref ve haysiyetiyle oynanabilecek,  düşman hakkında iftiralara yol açabilecek,   düşmanı toplum gözünde küçük düşürmek için bütün gayretin gösterilebileceği türden bir hasettir.

            Varlık sahibine haset.  Haset edilen veya edilecek kişinin mevki, makam, servet veya herhangi bir nedenle kendisine üstünlük taslayacağını sanarak kişinin haset etmesidir. Kişinin kuruntu ve evham içerisinde olduğunu göstermektedir. Bu haset içinde yer alanlar karşısındaki kişinin aynı seviyede olmalarını isterler, ancak kendilerinin üstün olmalarını veya öne çıkmalarını istemezler.

            Haset, kibirden kaynaklanmaktadır. Kişi karşısındaki insanı küçük görüp haset ettiği kişinin sahip olduğu nimetlere layık olmadığını düşünmektedir. Haset ettiği kişiyi boyunduruk altına almaya çalışır. Hizmet eden veya emrinde olan kişi bir varlığa veya nimete eriştiğinde, eşit hale geleceğinden korkarak onun eline nimet geçmemesini ister.

            Hasedin bir başka nedeni de şaşkınlıktır. Peygamberlere karşı yapılan haset bu çeşittendir. “ Siz de ancak bizim gibi birer insansınız” Yâsîn 36/15, “ Bizim gibi iki insan mı inanacağız” Mü’minûn 23/34 “ Allah peygamber olarak bir insan mı gönderdi?.” İsrâ 17/94 Bu kibirden kaynaklanmaktadır. Haset eden kişi kendisini lâyık görmekte, haset ettiği kişinin elde ettiği kazanımlara taaccüp ederek, şaşkınlık içerisinde yer almaktadır.

            Hasedin bir nedeni de uzmanlık alanında tek olma arzusudur. Bu arzu kendi alanında diğer insanların öne çıkmasını istememek ve kendini emsallerinden üstün olduğunu topluma kabul ettirme ve övülme arzusudur. Diğerlerinin öne çıkmasını veya kendi üstünlüğünü kaybettirecek her şeye haset etmektedir. Statü kazanma veya kaybetme korkusu olarakta görebiliriz.

            Hasedin bir nedeni de düşük ahlaki vasıflara sahip olmaktır.  Allah’ın kullarına verdiği nimetleri duyunca veya onlardaki iyilikleri görünce hiçbir kişisel neden yokken onların içinde bulunduğu durumun kişinin ağrına gitmesidir. Aksine insanların sıkıntı çekmeleri bu tür vasıfta olan kişileri sevindirir.

            Haset, insanlar arası ilişkilerin yoğun olduğu sosyal hayatta daha çok gerçekleşir. Birbirlerinden uzakta olan insanlar arasında haset daha az görülmektedir. Haset, seviye açısından denk olan kişiler ve meslek grupları arasında daha çok gerçekleşebilir. Seviyeleri uygun olmayan insanların birbirlerine hasedi daha az olacaktır. Başarı kıskanılmaktadır. Ancak başarmak için insanların yaptıkları fedakârlıkları hasetçi körlüğünden dolayı değerlendirememektedir. Başaran kişi diğerlerine göre daha çok çalışmış daha çok fedakârlıklar göstermiştir. Ayrıca haset kişide kibrin yansımasıdır. Kendini beğenen kendini her şeye lâyık görmekte başkalarını görmemektedir. Bu durum kişinin kibrinin kişiyi körlüğe itmesidir. Gerçekleri göremeyen kibirli insan başkaları başardığında ona karşı haset etmektedir. Ayrıca hasetçi sağlıklı düşünememektedir. İnsanların yetenekleri ve ilgi alanları farklıdır. İnsanlar yetilerine göre başkalarından öne çıkabilirler. Bu durum haset edilecek bir durum değildir.

            Hasedin gerçek nedeni dünya sevgisi midir? Dünya da elde edemediğimiz fakat başkalarının elde ettiği kazanımlar haset için neden olamaz. Çünkü kişilerin her şeyleri farklıdır. Hiçbir insan başkasının aynısı değildir. Kardeşlerin yetileri ve ilgi alanları dahi farklıdır. Örneğin; Bir ticaret ehli tüccarın ticarette başarılı olması onun ticarete kabiliyeti olduğunu göstermekte veya farklı bilgiler ile donandığını belirtmektedir. Ayrıca herkes aynı şartlara ve imkânlara sahip olamayabilir. Örneğin; Atalarından kuvvetli bir sermaye, miras kalmış bir kişiye haset etmenin anlamı nedir ki? Kendisine miras kalanın suçu ne olabilir ki? Veya gece gündüz çalışan, israf etmeyen ve akıllı yatırımlar yapan bir insana neden haset edilir ki? Yine gece gündüz ilim ile meşgul olan ve bu sebepten dolayı birçok fedakârlıklarda bulunan bir bilgine, âlime haset etmenin anlamı ne olabilir ki? Haset, insanın düşünce ufkunun darlığından kaynaklanmaktadır. Bu dünyada gerek maddi gerekse manevi olarak hiçbir kimsenin eşit olması mümkün değildir. Herkesin yetişmesi, yetenekleri, yaşam tarzları, değer verdikleri ve fedakârlıkları farklıdır. Bu nedenden ötürüdür ki hasedin en büyük nedeni tefekkürsüzlük, düşüncesizliktir.

            Haset, kalbin en önemli hastalıklarındandır. Hasetten ancak tefekkür ile kurtulmak mümkündür.  Haset eden kişi kendi yetilerini geliştirmeye gayret göstermeli, insanların dünya ve ahiret için çalışmalarındaki fedakârlıkları görmeye çalışmalıdır. Çekememezlik insanı mutsuz eder. İnsan kendinde olmayan bir özellikten dolayı kendini yargılamamalıdır. Kendi yetilerinin farkındalığını gerçekleştirerek onları geliştirmeye çalışmalıdır. Haset edilen kişiye hasetten dolayı dini ve dünyevi hiçbir zarar dokunmamaktadır. Haset kişiyi maddi ve manevi sıkıntılara, depresyonlara düşürür. İnsan haset etmek yerine, elindekileri geliştirmeye, imkânlarını arttırmaya çalışmalıdır. Şayet hasetçi haset ettiği kişiye kötülük yapacak olursa bu aynı zamanda zulme neden olacaktır.

            Haset edilen kişinin varlığına kişi sahip olsaydı nasıl bir kişilik ortaya çıkardı? İnsan kendi üzerine oturmayan bir elbise ile mutlu olabilir mi? Bu soruyu hasetçi veya kişi kendisine sormalıdır. Belki de sahip olmak istedikleri o kişiye zarar verecektir. İnsan kendi yetilerini geliştirmeye gayret etmelidir.  Örneğin; Bir bilgine haset eden kişi belki o bilginin bilgilerini taşıyamayacaktır. Akli yetilerini kaybetmesi de mümkündür. Bilgi ağırdır ve taşınması zordur. Kişi başkalarının elindekilerle mutlu olmak isteyeceğine kendi sahip oldukları ile mutlu olmaya çalışmalıdır. Başkalarının sahip olduğu varlıklar hasetçinin elinde olsaydı belki hasetçi mutsuz olacaktır. Belki haset edilen kişi de sahip olduklarından dolayı mutsuzdur?

             Haset, bunun yanında ayrılığa da neden olacaktır. Parçalanmaya ve yok olmaya neden olacaktır. Her elde edilemeyene haset edilecek olunursa toplumda düzen ve birlik olamayacaktır. Toplum olarak insanlar farklı yetenek ve imkânlar içerisindedir. Farklı güç ve yetilerden toplum faydalanmayı bilmelidir. Toplum yeti ve çabaları ile öne çıkanları harcamamalıdır. Aksine bu gibi kişilerden istifade etmelidir. Şayet topluma faydalı olacak kişileri hasetten dolayı harcama yoluna gidilirse bu durum topluma zulüm olacaktır. Bu büyük bir vebaldir. Toplumumuzdaki iftiraların kaynağı da çoğunlukla haset değil midir? İftira topluma karşı yapılan bir cinayettir. Ve hasetlikten dolayı iftiraya uğrayan toplumla ilişiğini kesecek, toplum o kişiden istifade edemeyecektir. Hiçbir şeyin kolay elde edilemediği aşikârdır. Kişi haset ettiği kişinin elde ettiği o kazanımı elde etmek için çektiği sıkıntıları, gösterdiği çabayı, kişisel ve sosyal hayatında yaptığı fedakârlıkları düşünmelidir.  Örneğin işinde uzman kişiye haset edileceğine onun bilgi ve tecrübesinden istifade edilme yolları aranmalıdır. Hiçbir insan ve uzmanlar kolay yetişmemektedir.

           Haset eden kişi kendisini her şeye lâyık görmemelidir. Kendisinin her şeye lâyık olması teknik olarak mümkün değildir. Örneğin;  Kişi iyi bir sporcu olamayabilir. Ancak iyi bir seyirci olabilir. Yeteneği olmadığı halde kendisini her şeye lâyık görenler için mutsuzluk kaçınılmazdır. Mutlu olabilmek için kişi sahip olduklarının kıymetlerini bilmeli ve onları geliştirmeye çalışmalıdır.

 
Etiketler: ÇEKEMEMEZLİK, (HASET),
Yorumlar
Haber Yazılımı