Yazı Detayı
10 Ekim 2018 - Çarşamba 18:26 Bu yazı 581 kez okundu
 
DEPRESİF RUHLAR
Neslihan YÜKSEL
 
 

 En büyük darbeler zafer sarhoşluğu yaşarken alınır.
 Tam da, oranın hakimi sanarken kendini. Her şeye hükmeder gibi hissederken. Sahaya şampiyon edasıyla çıkarken. 
Oturduğun koltuğun esiri olduğunu farketmeden. Sanki; o rehavetle birlikte, görünmez bir efsun sarar seni. 
Unutursun geldiğin yeri. İşte; böyle başlar, en büyük çöküşler. 
Uyanır içindeki nefis, “Ben! Ben!” der.
 Karakteri beş para etmez kimileri, pahalı ya da markalı şeylere bürününce, kendini bir halt zanneder. 
Öyle büyür ki bu furya; her şeyin marka olup, kredi kartın ağzına kadar dolu, yemeğinden kısarsın. 
Yüzünde tuhaf bir gülüş, o markaları bir şekilde, insanların gözüne gözüne sokarsın...
Belki de, maddenin büyüsüdür bu insana. Maddeye ne kadar değer verirsen, o ölçüde kendini madde gibi hissedersin...
 Nasıl mı? 
Farkına varmadan yanındaki insanların kullandığı maddeleri ölçmeye başlarsın. Seninkinden pahalı mı, ucuz mu? diye.
 O eşyaları kullanan insanları ararsın ve yanaşırsın. 
Sıkar artık seni, havadan sudan dost sohbetleri.  
Modayı takip etmeyen, lüks yerlerde yemek yemeyen dostun, eskir gözünde. 
Yeni kimliğinle, yeni dostlar ararsın. 
Hatta; ortamlara akarsın. 
Onlarla yeni ortamlara gireyim diye, cüzdanınla birlikte içinin boşaltıldığını anlamazsın. 
Kalp; hep bir yerlerde seni görünce mutlu olan, tanıdık bir yüz arar. 
Bulamayınca, mutsuzsuzluğu artar. İçinde, hep bir huzursuzluk vardır o yüzden. 
Tarif edemediği bir ritim bozukluğu. Oraya ait olmadığını söyler hep iç sesin.
 Onu bastırmak için her seferinde, daha pahalı şeyler alırsın.
 Ama; onu hiç susturamazsın.! 
Mutsuz ruhunla birlikte başbaşa kalırsın. Kendini bilmez bir şekilde, makyajlı suratlarıyla, orada burada yalan gülüşlü paylaşımlar yapan, depresif ruhlar çöplüğüne döner ortalık. 
Aslında, bu görüntü çok tanıdık!
Çoğumuzda var bu hastalık. 
Acaba, aynaya bakmayı mı unuttuk?
 Dost değil miydi aynalar? 
Ya da görmek istemedik mi, aynadaki yansımamızı? 
Başka biri gibi mi geldi? 
Tüm hatları bize benzese de, bu aynadaki yabancı, kimdi? 
Bir yansıma, bir yanılgı. 
Nereden çıktı bu yanılsamalar? 
Hep birbirine benzeyen, aynı bakan, aynı gülen, içi boşaltılmış depresif ruhlu silüetler...
Farklılarımız değil miydi, yaşamı güzel kılan? 
Tüm renklerin kendine has bir güzelliği yok muydu? 
Neydi; bizi sanki aynı fabrikada imal edilmiş gibi, robotlaşmış, hissiz depresif ruhlar çöplüğüne doğru son hız yol aldıran? 
Hepimizin önünde kimin ne zaman biteceğini bilmediği, görünmez kum saatleri.
 O yüzden kıymetli her an! 
En değerli şey olan vaktimizi, neye harcadığımıza dikkat edelim.
 Aman!...
 Gözümüze gözümüze sokulup dayatılmaya çalışılan, modern çağın kancasından kurtulup, dost seslerinin eşliğinde, “Nasılsın?” diye başlayıp uzayan; çıkarsız, candan dost sohbetlerde buluşmanız dileğimle.... 

Instagram/tcneslihanyuksel
Facebook/İçsel Algılar
Blog/icselalgilar.blogspot.com

 
Etiketler: DEPRESİF, RUHLAR, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı