İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Yazı Detayı
14 Şubat 2018 - Çarşamba 18:24 Bu yazı 1317 kez okundu
 
Donacak halim kalmadı
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Üüüü..şşşş…üüüü..yyyy..ooo..rrr..uu..mmm… Üşüyorum kardeşim üşüyorum! Donuyorum yani. Tir tir titreme var ya ondan diyorum, üşüyorum. Bak, daha fazla dayanamayacağım, donacak halim kalmadı, anlıyor musun.. anlamıyor musun, buz gibi havada ısıtma sisteminiz yok mu, yok mu.. yani yok diyorsun. Çalışanlar olarak bu soğukta nasıl ısınırız, umurunda değil yani. Peki ben burada nasıl çalışacağım, ddıııı..  ddddıııı… ddddııııı ederek kalan üç dişimi de bu mevsimde feda mı edeceğim. Çok da tın diyorsun yani, eee çok da vicdansızsın ama bunu deyip istifayı basamıyoruz, çünkü işe ihtiyacımız var. Hem üşürüm hem de çalışırım, aha da sana inat, bu da sana kapak olsun. Sen bizi dondurdun ama biz basmadık istifayı. Git kendi derdine yan…
Şaka bir yana değil, çünkü bu bir şaka değil.
Hayatımın neredeyse tamamında üşüdüm, ısınmayı ne zamana bırakacağım, şimdi onun hesabını yapıyorum.
Orta halli bir ailede büyümedim, orta halin de birazcık altında bir ailede büyüdüm. Belki de ben büyümedim de zorla büyüttüler, ne bileyim işte dona dona büyüdüm, donacak halim bile kalmadı.
Bizim zamanımızda merkezi ısıtma, kalorifer, akaryakıt, kombi, klima.. gibi ısınma sistemleri yoktu. Herkesin evinde soba vardı, zenginlerin evinde ise uyuyan soba…
Bizim soba uyumazdı, biz boğardık.
Odun varsa yakar, yoksa sus lan der, sustururduk.
Dolayısıyla kış mevsiminin yarısını ısınır, diğer yarısını da ısındığımız günlere sayardık.
Evlendiğimde aynı evde bir oda tahsis edildi, sobası yoktu tabii…
Bir elektrikli soba aldım, akşamları yatmadan yarım saat önce odanın soğuğunu kırmak için yakıyor, sonra da bir kaza olmasın diye yatarken söndürüyorduk. Isınmak içinse başımıza yorganı çekiyor, nefesimizle ısınıyorduk.
Hayatımın 3 yılı böyle geçti, 24 yılı da yarı yarıya ısınarak.
27 yıl sonra bir ev yaptım, babamın evinin üstüne.
27 yılın acısını çıkarmak için her odaya soba kurdum, klima aldım, katalitik denen tüple ısınma aracı da aldım. Her bir şeyi tamamladım ve kışı bekledim. Gel ulan kış gel, geleceğin varsa, soğuğunu kıracağımız malzemelerimiz de var.
Kış geldi ama bizim ev yeni, her taraftan rutubet yapıyor. Ne yaparsak yapalım ısınmıyor, donuyoruz. Yakıyoruz sobayı, yakıyoruz klimayı, yakıyoruz katalitiği ve ödüyoruz faturaları ama donuyoruz…
4 yıl da böyle idare ettik…
Sonra baktık olmuyor biz de kaloriferli bir eve çıktık.
Bir apartman dairesi kiraladık, bastırdık bir yıllık peşini, kurulduk dairemize…
Şimdi kış gelsin bakayım, bize hayatı buz gibi eden, bir türlü sırtımızı da, kemiklerimizi de ısındırmayan kış gelsin de görsün gününü. Gelsin de görsün donacak halimiz var mı?
Bizi çok da bekletmedi kış denen o hain mevsim…
Geldi, geldi ama biz de hazırlıklıydık…
Kaloriferimiz vardı hem de akaryakıtla çalışıyordu. Düğmesine basıyordun çalışıyordu, basıyordun kapanıyordu…
Daireyi kiraladığımız ev sahibimiz bizim dairenin bir üstünde oturuyordu. Sabah namaza kalktığında kaloriferi yakıyor, abdestini alıyor ve sonra kapatıyordu. Yani alt tarafı 10, bilemedin 20 dakika yanıyordu. Elektrikli ocak bile daha fazla yanardı. Onunla birlikte biz de sabah namazına kalkıyorduk, buz gibi havada, buz gibi suyla abdestimizi alıp, titreye titreye namazımızı kılıyorduk.  Dışarıdan gören de bizi ha uçtu, ha uçacak evliyalara benzetebilirdi. Oysa biz üşümekten titriyorduk, cezbeye gelmekten değil.
Neyse canım, herkes uyandığında zaten kalorifer yanar…
Yanmıyordu…
Gündüz hava güzel, kalorifere ne gerek vardı, değil mi?
Akşamüzeri saat beş gibi neyse ki kaloriferimiz yanıyordu…
Ev sahibimiz yatsı namazından dönede kadar ısınmada bir problemimiz olmuyordu. Hani öyle terlemiyorduk, don-gömlek evin içerisinde gezmiyorduk ama olsun, battaniyeye sarılarak otursak da ev sıcaktı işte, daha ne olsun…
Yatsı namazından dönen ev sahibimiz, kaloriferin kapatma düğmesini bulmakta hiç zorlanmıyor ve ondan sonra da eve gönül rahatlığıyla çıkıyordu.
Komşularla oturduk, kafa kafaya verdik, sırtımızda battaniyelerle ve titreye titreye dertleştik, bu böyle olmayacaktı. Bir darbe yapmak lazımdı, artık bir ihtilal şart olmuştu. Apartman yönetimini ele geçirmeli, kaloriferin kanını kaynatmalıydık, ısınmayı cehenneme bırakmamalıydık. Yönetimi alırsak ısınırız diye hayale dalarak ısındık, ısındık ve ısındık…
Birinci ay çabamız boşa gitti.
İkinci ay birazcık yol aldık.
Üçüncü ay, sanki biraz yumuşadı.
Dördüncü ay kış bitti…
Bizim yönetimi devralma planımız suya düştü, darbemiz karşı darbeyle “yumuşakça” geçiştirildi. Neyse bahardır, yazdır, sonbahardır derken kıştan önce yeni bir plan daha yapardık. Bu defa yumuşak karşı koyuşa karşı da bir plan geliştirirdik.
Kış mevsimi, yaklaşınca darbe komisyonu yeniden toplandı, çok uğraş verdi ama artık donacak halim kalmamıştı, evden çıktım. Bir hafta sonra benden arta kalan darbe komisyonu başarılı olmuş, yönetimi ele geçirmişti ama ne yapalım, ben meydanı terk etmiştim…
***
Yeni taşındığımız bir siteydi, üç bloktan oluşuyor ve toplam 25 daireydi. Daha önce bu sitede birkaç kez misafirliğe gelmiştik, çok güzel ısınıyor, hatta şıpır şıpır terliyordun bile…
Öyle değilmiş…
24 daire gerçekten de çok güzel ısınmıyormuş, sadece bizim tuttuğumuz 25’inci dairenin kalorifer sisteminde sorun varmış ve ısınmıyormuş. Yani öyle böyle değil, hiç ısınmıyormuş.
Ev sahibi yurt dışında ve biz de evi bir aracıdan kiraladık, derdimizi de kimseye anlatamadık. Neyse ki klimamız var, katalitiğimiz var…
Isınmıyoruz ama kömür parası ödemek zorundayız, her ay en önce ben ödüyorum, üşüye üşüye…
Çok dert etmedik, kış dediğin 4 ay, yakıyoruz klimayı ödüyoruz faturayı… 
Yetmeyince yakıyoruz katalitiği, takıyoruz tüp gazı…
Herkes bin lirayla kışı geçiriyor, biz iki bin lirayı bulduğumuzda seviniyoruz…
Yönetime söylüyorum, “bak herkesin evi sıcak, üstelik de kalorifer kazanı bizim dairenin altında. 24 daireyi biz ısıtıyoruz, bizim daire ısınmıyor. Bizim daireye gelen boru tıkalı, bir baktırsak.” Yok diyor, tesisatı tümden değişmek lazım.
Olmadı tabii…
İki kat yakıt parası ödeyerek, yarım kat ısınmak bütçemizi zorladı. Çıkmaya karar verdik, kendi evimize taşınacağız.  O arada yönetim komple bakım için kalorifer tesisatçısı getirdi. Benim gösterdiğim boru tıkalıymış, dirseği değiştiler, sorun çözüldü ama biz çıkmaya karar vermiştik bir kere…
***
Taşınacağımız ve bize ait olan ev bir sitedeydi. Site, iki bloktan oluşuyor, 6 katlı ve biz altıncı kattayız. Isınma sistemi yerden ısıtmalı ama sanki hayalden ısıtmalı gibi. Daha önce kiraladığımız ev sahibi gibi düşünen bir yönetim var burada da.
İki yönetici ve bir kaloriferci sabah akşam içiyorlar, içip içip şarkı söylüyor, türkü söylüyor ve ısınıyorlar. Kalorifer ise ayık kaldıkları zaman yakılıyor ama en düşük derecede. Birinci kat ısınıyor, ikinci kat biraz daha az ısınıyor, üçüncü kat biraz daha az, dördüncü kat biraz daha az, beşinci kat eh işte, altıncı katta tık yok…
Başa dönmüştük. Yakıt parasını en önce ben ödüyorum, klima yakıyor, katalitik yakıyor, ısınmaya çalışıyorum. Allah’tan bir gram kaloriferden ısınma sağlayamıyorum. Eee ev bizim, kapıyı çekip gidemezsin. Çok uğraştım ama yönetime bizim ısınamadığımızı anlatamadım.
İkinci kış da kaldık, üşüye üşüye faturaları ödedik durduk, ödedik durduk. Sonunda dayanamadım, evi sattım.
Yeni aldığımız ev gerçekten de güzel ısınıyordu. Hiçbir sorun yoktu, tak ki “kombiye” geçene kadar. Ortak giderde yanan kömürlü kaloriferde “yöneticimiz uyuyor mu, kömür atın, donuyoruz” diyenler, kombiye geçince kombinin düğmesine dokunmaya korkar oldu. Üst katımız soğuk, alt katımız soğuk, biz de ne kadar yakarsak yakalım buz gibi, üşüyoruz.
Sonunda kısmetimiz kalktı, İstanbul’a taşındık. Bir köyde oturmak istiyorum. Önce Kadıköy’de, sonra Ortaköy’de bir ev tuttuk. İkisi de ısınma yönünden sıkıntılıydı, bizim temel sıkıntımız da ısınmaydı. Çocukların işi gereği Güngören’e taşındık. Bulduğumuz evin üstü boştu ama altı doluydu, ısınırız diye düşündük. Yanlış düşünmüşüz, alt taraf da kombinin düğmesine vebalı muamelesi yapanlardanmış, ısınamadık!
Halen ısınamıyorum, donacak halimde kalmadı…
Çalıştığım yerde ben ısınırım, evdekiler donar diye üzülüyordum, çalıştığım hiçbir yer “ısınan bir yer” olmadı/olamadı. 
İstanbul’a ilk geldiğimde Karaköy’de bir şirkette Muhasebe Müdürü olarak çalıştım. Ofisim otelin en alt katındaydı, yani zeminde. Otelin ısınma problemi yok, cayır cayır yanıyor. Zaten yanmazsa müşteri kaçar ama bizim kaçma gibi bir şansımızın olmadığını bile işveren, zemin katın nasıl ısınacağını düşünmemiş. Biz de elektrikli ocakla ısınıyoruz ama önümüz Antalya, arkamız Erzurum donuyoruz.
Sonra Bağcılar’da bir hastanede İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalışmaya başladım. Çalıştığım ofisi hastanenin hemen karşısında “kiralık bir apartmanda” olduğu için sevindim. En azından hastane ortamından uzak kalacaktım. Öyle değilmiş, hastane ısınıyor, bizim orası serinleniyor…
Sonra yine Bağcılar’da bir şirkette İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalışmaya başladım. Bunlarınki hepsinden daha ilginçti. Sadece koridorda merkezi ısıtma var ama odalarda yok. Koridor ısınıp cayır cayır yanmalı ki, odalar da ısınsın. Tabii böyle bir şey olmuyordu ve biz dona dona çalışıyorduk ki, donacak halimiz bile kalmamıştı.
Sona düşündüm, suç bunların değil, benimdi. Sanki birleri “Bu adam donacak, bütün âleme ibret olarak” diye bir ferman yayınlamış ve o isimsiz ferman, sürekli yürürlükte kalmış.
Bu gidişle artık cehennemde ısınırız ama biz cennete gitmek için çalışıp çabalayacaktık, cehenneme gitmek için değil!

 

 

 
Etiketler: Donacak, halim, kalmadı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
731 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
460 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4328 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
1576 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
455 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
280 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1471 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
447 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1026 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1488 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
596 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
531 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2414 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
677 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
645 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1397 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
442 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
714 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
490 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
878 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
488 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
487 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
494 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
616 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
455 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
604 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
482 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
407 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
612 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
617 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
489 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
472 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
563 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4171 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
778 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
729 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
979 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
715 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
730 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
846 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
844 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
719 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
650 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
939 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
700 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
787 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
908 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
863 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1185 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
770 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
775 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
797 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
662 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
751 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
724 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1026 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
709 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
806 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
715 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
734 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
810 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
765 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
811 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
866 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
835 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
712 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
775 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
949 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
687 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
768 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
894 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
834 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
735 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
605 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
778 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
877 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
815 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
768 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
797 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1047 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
706 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
896 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1080 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
978 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
723 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
909 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
832 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
810 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
920 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
861 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
714 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
786 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
894 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
686 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
612 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
812 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
756 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
780 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
698 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
710 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
810 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
781 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
690 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
750 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
703 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
856 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
914 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
794 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
936 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
856 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
985 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
817 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
798 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
877 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
894 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1012 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
844 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
673 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
791 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
919 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
802 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
877 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
941 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
858 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
959 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
901 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
754 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
821 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
825 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
813 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
991 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
879 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
857 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1009 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
865 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
951 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1076 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
867 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
934 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
895 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1069 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
976 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
900 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1002 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
863 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
970 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1063 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
922 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1031 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
945 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
970 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
930 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
941 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
962 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
887 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1019 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1018 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1138 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
895 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1075 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
997 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1058 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
824 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
859 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1082 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
967 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
989 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1079 Okunma.
Haber Yazılımı