Yazı Detayı
30 Ekim 2019 - Çarşamba 17:01 Bu yazı 1642 kez okundu
 
DUA
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
inaniskemalsönmez
 
 

Dua kelimesi, “çağırmak, seslenmek, istemek; yardım talep etmek” mânasındaki da‘vet ve da‘vâ kelimeleri gibi masdar olup, “küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya vâki olan talep ve niyaz” anlamında isim olarak da kullanılır. Ayrıca Allah’a sunulacak talepleri sözlü veya yazılı olarak dile getiren metinlere de dua denilir. İslâm literatüründe ise Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesini, sevgi ve tâzim duyguları içinde lutuf ve yardımını dilemesini ifade eder. Arapça’da kullanıldığı edatlara göre bir kimse için hayır duada veya bedduada bulunmak mânalarını da taşır. Kur’ân-ı Kerîm’de dua ile ilgili âyetler geniş bir yer tutar. 200 kadar âyet doğrudan doğruya dua konusundadır; ayrıca tövbe, istiğfar gibi kulun Allah’a yönelişini ve O’ndan dileklerini ifade eden çok sayıda âyet de geniş anlamda dua ile alâkalıdır. 

Allah kulu ile üç şekilde konuşur. Birincisi Vahiy yolu ile ki bu bildirmek istediği mesajları Peygamberlerine iletmesidir. İkinci yol ise Allah sıfatları ile konuşmasıdır. Öldürmesi, yaratması, rızıklandırması, kahretmesi, zenginlik vermesi, Mülk vermesi tamamı ile O’nun sıfatlarının tezahürüdür. Üçüncü yol ise kulun duasına mucip olması cevap vermesidir. Bu üç yolun haricinde Allah’ın kulları ile konuşması vaki değildir. “ Allah hiçbir insanla karşılıklı konuşmaz ancak vahiy yolu ile veyahut perde ardından ya da bir elçi göndererek, kendi izni ile dilediğini vahyeder” Şura /51 Peygamberler haricinde bir kişi Allah ile konuştuğunu iddia ediyorsa ya dalalettedir ya da rahatsız bir kişiliktir.

Dua, Tevhittir. Dua, kişinin Allah’ın işittiğine, gördüğüne, her şeyden haberdar olmasına inanmasıdır. Dua, Allah’ın kuvvetine, kudretine ve gücüne güvenmektir. Dua, Allah’ın kişinin isteklerine icabet edeceğine güvenmesidir. Kulun isteklerini Allah’tan başka yerine getirecek olan yoktur. Allah’tan başka kulu işitecek isteklerine cevap verecek ilah yoktur. Kul bu bilinçle dua etmelidir. Kulun bu inancı aynı zamanda ihlastır. İhlas, sadece O’ndan istemektir. O’na yönelmektir. Allah’tan başka Vehhab (  veren, dualara cevap veren) yoktur. Kul Tevhidi gerçekleştirerek dua etmeli bütün isim ve sıfatlarında O’na şirk, ortak koşmamalıdır. Örneğin bir kişi yağmurun yağması için dua etse yağmur yağsa yağmurun yağmasını gerçekleştirecek olan tek bir güç vardır O da Allah’tır. İnsanın bu ve benzeri olayları gerçekleştirmesi mümkün değildir. İnsanın Allah’tan başka “ Yetiş Ya hızır” gibi seslenmesi doğru değildir. Bu tevhide aykırıdır. Bir insanın içsel seslenişini bir mekândan başka mekândaki bir insanın veya varlığın, duyması ve ona cevap vermesi mümkün değildir. Kaldı ki Allah’tan başka Nasır ( yardım edici) yoktur. Dua içtenlik ve samimiyetle Allah’ın vereceğine inanarak yapılmalıdır. O’nun güç ve kudretine ve icabet ediciliğine güvenilmelidir. 

Dualarda akılcı isteklerde bulunmalıyız. Allah’ın kurallarına aykırı isteklerde bulunmak doğru değildir. On sekiz yaşında bir gencin “ Yarın beni 30 yaşında kıl” diye dua etmesi akılcı değildir. Yine bir insanın tarlasını ekmeden ürün beklemesi kurallara aykırıdır. Kişinin gayret göstermesi, Allah’ın kurallarına uygun hareket ederek Allah’tan beklemesi gerekmektedir. İnsan Allah’ın koyduğu kader, hüküm dediğimiz kurallara uymalıdır. Fiziksel, biyolojik yasalara aykırı hareket ederek sağlığını tehlikeye atarak sadece dua yolu ile Allah’tan beklemek yanlış bir yol olacaktır. Hasta olan bir kişi hekimlere müracaat etmeli onların tavsiyelerini yerine getirmeli ve şifa için Allah’a dua etmelidir. “ Beni sonsuza kadar dünyada yaşat” Böyle bir duanın kabul olması mümkün değildir. Çünkü  “ Her canlı ölümü tadacaktır” kuralı konmuştur. Bir öğrencinin derslere çalışmadan “ Ya rabbi sınavlarda beni başarılı kıl “ demesi doğru değildir. Derslerine çalışarak “ Ya rabbi derslerimi bana sevdir, zihnimi aç, anlayışımı, kavrama kabiliyetimi arttır, zekâmı basiretimi arttır, derslerimi bana kolaylaştır, bilgimi arttır, sınavlarda beni başarılı kıl “ şeklinde dua etmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

 Kuran’da insanın dualarında sadece dünyayı istemesi kınanmıştır. “ İnsanlardan bir kısmı Rabbimiz bize sadece dünya da ver onun için ahirette nasibi yoktur” Bakara /200 Dualarımızda ahireti de istemeliyiz. Örneğin şöyle dua edebiliriz” Ey Rabbimiz bize ve sevdiklerimize cennetlik amelleri, davranışları işlet. Cennete girecek, senin rızanı kazanacak, senin cemalini görecek amelleri bizlere güzelce işlet. Bizi dünyanın ve ahiretin kötülüklerinden koru. Rızanı kazanacak amellere bizleri muvaffak kıl. Bizleri kaza, bela ve afetlerden güzelce muhafaza eyle, koru. Bizi dünyada ahirette rızıklandır. Lütfunu evimizden, işimizden uzak tutma. Her zaman, her yerde bizleri rızana uygun mekânlarda bulundur.” Kişi dualarında sadece dünyayı istememeli ahireti de istemelidir.

Duanın ibadet olduğunu unutmamalıyız. Çünkü kişi Allah’a dua ederek O’nu ilah olarak kabul ettiğini beyan etmekte ve doğrulamaktadır. Yine Allah’ın bizlere yardım etmesini istiyorsak O’na yardımcı olmalıyız. Dinine, inanca, yaşama, varlıklar âlemine, elindekilerden ver dediklerine, fakirlere, muhtaçlara, öğrencilere vererek O’na yardımcı olmalıyız.” Ey iman edenler! Allah’a yardım ederseniz, O size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz” Muhammed 47/7 Bu ayetten anlıyoruz ki Allah’a yardım edersek Allah bizlere yardım edecektir.

    Dualarımızın kabulünü istiyorsak; Başında ve sonunda salavat çekmeliyiz, samimi, içten olmalıyız, sadece O’ndan istemeliyiz, kalbimizle istemeliyiz, O’nun ilah bizim kul olduğumuzu düşünerek istemeliyiz, O’nun gücüne ve kudretine inancımız sonsuz olmalı, O’ndan başkasından istememeliyiz, sadece O’na yalvarmalıyız Ve dualarımızda sevdiklerimizi asla unutmamalıyız.

    Dualarımızın kabulü dileklerimle…

 
Etiketler: DUA,
Yorumlar
Haber Yazılımı