Yazı Detayı
05 Temmuz 2018 - Perşembe 20:04 Bu yazı 425 kez okundu
 
DÜNYANIN SON 200 YILI VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ
Recep ALKAN
 
 

  1776 ABD kuruluş tarihi. Amerika kıtasının keşfiyle başlayan “altına hücum” savaşının, Avrupa kıtasında ve Amerika kıtasındaki etkileri 16. 17. 18. yüz yıllarının dünyasını adeta hallaç pamuğu gibi attı. 
Amerika kıtasının yaklaşık 270 milyon yerli halkı yok edilerek, Amerika kıtası boydan boya boşaltıldı. Aslında 270 milyon Amerikan yerlisi sayısı sadece değişik kaynakların ortalaması ve rapor edilen soy kırımlardır. 
  “Atına hücum”’a katılan Ülkeler ve tarihin kaydettiği barbarlar kimler? 1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya’dır. ABD; bu Ülkeler halklarının ABD’ye koloniler halinde yerleşen insanlar tarafından kurulmuştur. Ama 270 milyon Amerikan yerlisinin kemikleri üzerine. 
Amerika kıtasında yerleşik kadim medeniyetler bu altı vahşi ülkeler tarafından soy kırım yaparak tarihten silindi. 1776 yılında ABD kurulduğunda, 1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya halklarından müteşekkil koloniler bir mutabakatla birleşerek birleşik devletler oluştu diyerek kısa keselim. 
1789 Fransız ihtilali ve sanayileşme dönemi ile birlikte, sosyalleşme ve ulusal sınırlar, devletlerarası ilişkiler tartışılmaya başladı. Ama bu tartışma sadece; 1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya, 7-ABD arasında yaşanıyordu. 
 Üç kıta üzerinde muhtelif devletlerden müteşekkil Osmanlı Devletinin uyguladığı toplu yaşama düzeni ve milletleri arasındaki huzur ve güven ortamı vardı.
 Osmanlı Devletinin içselleştirdiği ve insan ahlakına dönüştürdüğü İslam medeniyeti, Kuran-ı kerimde yazılı toplum düzeni, hiçbir doğal yapıyla çelişmeyen, yaşamın tamamını kuşatan, insan özünü mükemmel bir şekilde önceleyen sistemi sayesinde adil bir devlet etme geleneği yakalamıştır. 
Osmanlı Devleti üç kıta üzerinde 1913 yılına kadar; 4milyon 980.000 bin kilometre kare toprak sahibi iken, 1923 yılı itibari 4milyon milyon kilometre toprak kaybetmiştir. *(1) https://osmanlihanedanligi.tr.gg/-Ue-E7-Kitanin-Devleti.htm Hakan Okumuş 2008
1800 yılı itibari ile DÜNYA   
1800 yılı başından itibaren; 1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya, 7-ABD oluşan vahşi batının toprak savaşı yerini, sanayileşme savaşı ve dolayısı ile pazar savaşına bırakmıştır. 
 1900 yılı başına yaklaşırken; bu 1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya, 7-ABD katil devletler; Asya ve Afrika kıtalarını köleleştirerek ülkelerinin doğal kaynaklarını yağmalamış, bu sayede iyice göbeğini şişirmiştir. Öyle ki; bazı ülkeler, Dünyaya meydan okuyacak kadar zenginleşmesi sonucu inanılmaz endüstriyel gelişme yakalamıştır. Artık bu; 1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya, 7-ABD vahşetin çakalları birbirlerine hırlamaya başlamışlardır. 
 Ancak; 1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya, 7-ABD’nin önünde ortak bir engel ve ortak bir düşman vardır.
 Bu düşman, Osmanlı devletinden başkası değildi. Bu gidişatın içine Rusya, Çin ve Japonya da dahil oldu. 
        Peki Osmanlı Devleti neden bütün bu devletlerin ortak hedefi düşmanı oldu?
 Bu sorunun cevabı çok kısa ve basit.
Üç kıta üzerinde muhtelif devletlerden müteşekkil Osmanlı Devletinin uyguladığı toplu yaşama ve milletleri arasındaki huzur ve güven ortamı vardı. Osmanlı Devletinin içselleştirdiği ve insan ahlakına dönüştürdüğü İslam medeniyeti, Kuran-ı kerimde yazılı toplum düzeni, hiçbir doğal yapıyla çelişmeyen, yaşamın tamamını kuşatan, insan özünü mükemmel bir şekilde önceleyen sistemi sayesinde adil bir devlet etme geleneği yakalamıştı. 
 Bu durumla bu katliamcı, yağmacı, köleleştirici, sömürücü ve hırsız; 1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya, 7-ABD ve 8-Rusya, 9-Çin, 10- Japonya devletlerinin sorunu Osmanlı Devleti’nin devlet etme anlayışı ve diğer Ülke halkları ile olan ilişkilerinde insani ve ahlaki tutumudur. Osmanlı Devletinin bu tutumu ve duruşu, ;                1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya, 7-ABD ve 8-Rusya, 9-Çin, 10- Japonya devletlerinin, emperyalist ve sömürgeci Dünya perspektifi hedefine engel oluyordu. 
  Osmanlı Devletinin bu düzeneği yok edilmeliydi. 
  Ortadan kaldırılmamalı ama çağdaş medeni ve uygar batı! İle aynı dünya algısı çizgisine getirilmeliydi
  Köşeye iyice sıkıştırılarak ve adeta eli kolu bağlanarak, hiç Uluslararası hukuka dayanmayan şartlar altında, 1923 Türkiye Cumhuriyeti kurulmasına ve kurulsa da Osmanlı Devlet geleneği olmayacak.  1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya, 7-ABD ve 8-Rusya, 9-Çin, 10- Japonya ülkelerinden oluşmuş emperyalistlerin kendi 
usullerine boyun eğen bir devlet anlayışı olacaktı. Öylede oldu.
BU SONUÇTAN 95 YIL SONRA
 2002 yılına gelindiğinde tam 79 yıl sonra, Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılı uluslararası şartlarda dondurulmuşluğunu aşacak bir çıkış yakalayamadı. Ve Ekim 2002 öncesinde tamamen tıkanmış, halka rağmen ama halkı okuyamayan, hatta halkın desteğinden güç almayan tayin edilmiş iktidarların buhranları içinde kıvranıyordu.
15 Ağustos 2001 yılında kurulan Ak Parti 3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidar oldu. 
Şahsen Şubat 2001 yılından itibaren kuruluş ve oluşum çalışmalarını yakından, hatta içinden bizatihi izlediğim, kapatılan Refah Partisi yenilikçi hareketini başlatan 60 milletvekili ile birlikte toplam 200 kişilik kurucular kurulu teşkilatlanmadan ziyade, Türkiye Cumhuriyetinin nasıl partiye ihtiyacı olduğu üzerinde duruluyordu. 
 Bu süreç sonunda kurucular kurunun ve diğer teorisyenlerin yaptığı çalışmalara ulaşabildiklerimden anladığım mükemmel bir Türk Milleti, Türkiye ve Dünya konjonktür okuması vardı. 
 Partinin kurulduğu 15 Ağustos 2001 tarihinde, 19 kişilik önder kadro içinde ve birbiri arasında mükemmel bir koordinasyon ile sen ben yerine, herkesin eteğindeki taşlar görev belirledi. Doğal olarak 3 Kasım 2002 seçimlerini kazanarak tek başına iktidar oldular. 
2012 yılına kadar Ülkemizi üç kat büyüttüler sessiz sedasız. Çünkü 2008 yılında Genel Merkezde yapılan genişletilmiş istişare toplantısında, “CHP ile laf yarıştırırsanız CHP sizi kendi çözümsüzlük kulvarında lafa boğar, iş yapın iş” denmişti.
Ak Parti iktidarının 2012 ye kadar ki ekonomi başarısı ve yavaş yavaş statükoyu hedefine alması; Türkiye Cumhuriyeti’ni 1923-1950 döneminin derin dondurucusunda tutan NATO-CIA ve 1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya, 7-ABD ve 8-Rusya, 9-Çin, 10- Japonya sırtlanlarını uyandırdı. Uyuyan hainlik hücreleri uyandırılarak önce sahte darbe şüphelileri ürettiler. Sonra 17-25 Aralık 2013 Yargı darbesi ve sonra içerden kuşatılan Türkiye Cumhuriyetin Milli Kurum ve Kuruluşlar, Türkiye Cumhuriyetine değil, NATO-CIA ve1-Portekiz, 2-İspanya, 3-Hollanda, 4-Fransa, 5-İngiltere, 6-İtalya, 7-ABD ve 8-Rusya, 9-Çin, 10- Japonya emperyalizmine çalışır oldular. 
Ve nihayet 15 Temmuz 2016 işgal girişimi Ak Partinin dik duruşu ve Milletin kahramanca direnerek darbeye darbe yapması, Ülkemizde hüküm süren gizli işgalin fiili işgale dönüşmesini, gizli işgalle birlikte denize döktü. 
Bu süreç Ak Parti ve teşkilatları daha bir hırslandırmış olsa da, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın partiyi sorgulaması anlamında “metal yorgunluğu” yenilenme ihtiyacını ortaya attı. Sayın Cumhurbaşkanının bu açıklamaları bilim adamları tarafında işlendi yazıldı çizildi.
O günlerde Sayın Oral Çalışlar Posta Gazetesi 19 Mayıs 2017’de 
(Değişim ve tıkanma 
       AK Parti, özel bir döneme denk geldi; farklı bir süreç yaşandı, yaşanıyor. 20. yüzyılın sonunda, Türkiye’deki devletçi sistem tıkanmıştı. Yönetici partiler, değişen dünyaya ayak uyduramıyor, yüz yıllık alışkanlıklarla ülkeyi idare edebileceklerini sanıyorlardı. AK Parti, onları tasfiye ederken, kendi paradigmasını sisteme enjekte etti.
        Askeri ve bürokratik vesayet pes etti. Ancak, sonuç olarak, AK Parti’nin yönetici bürokrasisi de eski sistemin içinden çıktı. O sistemin zaaflarını üzerlerinde taşıyorlar.... Sorunlar büyüyüp çözüm zorlaşınca, geleneksel yöntemler yeniden devreye girdi: Devletin otoriter refleksi, AK Parti liderliğine “iyi” geldi.
Orta sınıf refleksi 
     Şu bir gerçek: Otoriter dil ve meseleleri güvenlik zihniyetiyle halletme yaklaşımı, artık muhafazakar orta sınıfları cezbedici bir etki yapmıyor. OHAL uygulamaları, siyaset dilinin sertleşmesi, dış dünyayla restleşme, ekonomideki yavaşlama; onların daha geniş bir kesiminin muhalefete yaklaşmasına yol açabilir.
   Böyle bir “dönüşüm”ün, sadece örgütlerdeki disiplin ve çaba ile önlenebilmesi mümkün değil. AK Parti örgütünde hissedilen atalet, sadece “teknik” bir mesele gibi görülür ve “teknik” tedbirlerle çözüm aranırsa, bir sonuca varılamaz.
   AK Parti’nin bir sorunu, uzun iktidar yorgunluğu ise; asıl mesele, değişimci dinamiğin teklemesi... Değişim dinamiğini besleyen temellerden biri, (Anadolu’daki) muhafazakar orta sınıflardı. Bu sınıflar, “vesayet”le mücadelenin asıl destekçisiydiler. Bu kitle, aynı zamanda, yapısı gereği, kendince çoğulcu bir özellik taşıyordu.
   Şunu söylemek mümkün: Çözülmesi gereken sorun, politik, sosyolojik ve derin bir sorun. Demokrasi, değişim, reform gibi sözcüklerin içi doldurulamazsa; AK Parti, önümüzdeki dönemde çok daha fazla zorlanabilir.
Üst üste çok kongre yapmış, çok seçim yaşamış AK Parti kadrolarında, bir tıkanma seziliyor. Bunu herhalde en yakından görebilen kişi olan Erdoğan; başa geçerek, partiyi yeniden canlandırmaya çalışacak. AK Parti, yeniden özündeki atılımcı ruha dönebilecek enerjiyi üretebilecek mi? Kongre salonundan çıkanların, bu soruya net veya olumlu bir cevap verebildiğini çok sanmıyorum.) demiş. *(2) Posta Gazetesi Oral Çalışlar 19 Mayıs 2017
Şubat 2001 yılından beri içinden izlediğim Ak Parti; 15 Ağustos 2001 kuruluş esnasında teşkilatlanırken teşkilat mensupları ve partinin örgütsel yapılanmasında verdiği ve inandığı kırmızıçizgileri ile temel prensiplerini, sürekli değişen teşkilatlarda unutulmasına neden oldu. Kitleselleşme ve tabanı genişletme fikri bakımından oldukça isabetli görünen bu düşünce, Teşkilatlara eski partilerdeki hastalıklı alışkanlıkların partiyi etkisi altına almasına sebep oldu. 
 İl İlçe teşkilatları ile Milletvekillerinin ilişkileri siyaset tarihinin çöplüğüne gömülen partilerden farksız.
 En acı veren tarafı ise teşkilatlar parti tüzüğüne uygun bir teşkilat çalışması içinde değiller. Arada bir yapılan İl ve İlçe istişare toplantılarında belde, mahalle ve köy temsilcileri yerine Milletvekilleri, İl Başkanları ve ilçe başkanları koşuyor. 
Bu nedenle, teşkilatın yatay unsurlarında toplanan bilgiler Parti merkezine ulaşmıyor. Belde Başkanları, Mahalle Başkanları ve Köy temsilcileri, İl, İlçe Başkanlarını ve Milletvekillerini dinleyip, halktan alıp not defterlerine yazdıkları sorunlarla geri dönüyorlar. Ben 24 Haziran 2018 seçim sürecinde bile Parti Teşkilatlarının, halk arasında etkili olan söylentileri bile doğrusunu açıkladıklarını görmedim duymadım. Seçim akşamına kadar kimse Göç İdaresi Müdürlüğüne gidip “Suriye Göçmenleri maaş alıyor mu? Diye sormadı. Ama halk arasında Ak Partinin Zonguldak genelinde kaybettiği 20 bin oyun en 5 bini Suriyeli göçmenler hakkında ki spekülasyonlardır. Parti Teşkilatlarına arz ediyorum.
 Eğer Sayın Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan Recep Tayip Erdoğan Halk ile birebir kendisi dokunması iç içe olmasa vay halimize.
KAYNAK:
*(1) https://osmanlihanedanligi.tr.gg/-Ue-E7-Kitanin-Devleti.htm Hakan Okumuş 2008
*(2) http://www.posta.com.tr/yazarlar/oral-calislar/hdp-ve-turkiye-yle-birlikte-cozum-1297895  Posta Gazetesi Oral Çalışlar 19 Mayıs 2017

 
Etiketler: DÜNYANIN, SON, 200, YILI, VE, TÜRKİYE, CUMHURİYETİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
12 Temmuz 2018
TÜRK SOLU SORUNSALI
257 Okunma.
28 Haziran 2018
SEÇİM ATMOSFERİ
554 Okunma.
21 Haziran 2018
DERİN OLAN KUYU DEĞİL, KISA OLAN İPTİR
369 Okunma.
07 Haziran 2018
PARAN KADAR KONUŞ
413 Okunma.
31 Mayıs 2018
Cumhur ittifakı ve Millet İttifakı
345 Okunma.
25 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
249 Okunma.
24 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
137 Okunma.
10 Mayıs 2018
24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİNDEN SONRA
840 Okunma.
03 Mayıs 2018
Dünya sahnesinde Türkiye
342 Okunma.
26 Nisan 2018
Bağımsız ve Milli Egemenliğine sahip olmak üzerine
551 Okunma.
19 Nisan 2018
Gündem seçim
1552 Okunma.
12 Nisan 2018
Beslenme ve Alışkanlıkları;
1871 Okunma.
05 Nisan 2018
Bir Ülke tasavvur ediniz ki;
1430 Okunma.
29 Mart 2018
Üçüncü Yol-üçüncü göz
1006 Okunma.
22 Mart 2018
Georges Politzer’den Sonra;
1061 Okunma.
15 Mart 2018
MESELE PETROL ENERJİ KORİDORU DEĞİL
648 Okunma.
08 Mart 2018
GELENEKSEL DÜĞÜNLER VE EKMEĞİN TADI
517 Okunma.
01 Mart 2018
İSTİLA – KATLİAM – YAĞMA GÖRÜN
1235 Okunma.
22 Şubat 2018
YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ VE TERÖR
999 Okunma.
15 Şubat 2018
Bütün Yollar Ortadoğu’ya çıkıyor
1414 Okunma.
08 Şubat 2018
Köprü meselesi ve kozlu kavşağı
929 Okunma.
01 Şubat 2018
Birleşmiş Milletler ve Zonguldak
656 Okunma.
25 Ocak 2018
Başarılı olmak yerine, başarılıyı dibe çekmek
697 Okunma.
18 Ocak 2018
Yağmalanmış Ülkeler
1264 Okunma.
11 Ocak 2018
Hasta Partiler, Hastalıklı Partililer
538 Okunma.
05 Ocak 2018
Hafıza Kaybı
720 Okunma.
28 Aralık 2017
Üçüncü Dünya Halkları
665 Okunma.
24 Aralık 2017
İnsan Ne Kurttur, Nede Kuzu
479 Okunma.
14 Aralık 2017
İNSAN İÇİN DEVLET
680 Okunma.
07 Aralık 2017
DEVLET VE İNSAN
505 Okunma.
30 Kasım 2017
İŞLETME VE MALİYET
622 Okunma.
23 Kasım 2017
İŞ KUR, KOSGEB, BAKKA
716 Okunma.
16 Kasım 2017
AMERİKAN RÜYASININ KABUSLARI
705 Okunma.
09 Kasım 2017
NE OLACAK BU TTK
675 Okunma.
02 Kasım 2017
GÜNÜN KONUSU TTK
801 Okunma.
26 Ekim 2017
TTK’YI KURTARMA PLANI
1036 Okunma.
19 Ekim 2017
DEVLET VE DEMOKRASİ
789 Okunma.
12 Ekim 2017
DALDAN DALA
969 Okunma.
06 Ekim 2017
KIŞLIKLAR HAZIRLAYIN
690 Okunma.
28 Eylül 2017
ELEŞTİRİLMEK
832 Okunma.
22 Eylül 2017
PARTİLER VE TEŞKİLATLARI
1014 Okunma.
15 Eylül 2017
SİYASETİN FİNANSMANI
1062 Okunma.
08 Eylül 2017
Bu yazıyı 2013 Mayıs’ta yazmıştım!..
708 Okunma.
25 Ağustos 2017
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE ÇÜRÜME
952 Okunma.
18 Ağustos 2017
HİZMETKAR VE MİLLİ (YERLİ) OLMAK
718 Okunma.
10 Ağustos 2017
Benim seçilmediğim yer batsın!
1127 Okunma.
02 Ağustos 2017
SOSYAL MEDYANIN YAN ETKİLERİ
789 Okunma.
25 Temmuz 2017
GENEL KURUL GELENEĞİ
890 Okunma.
18 Temmuz 2017
DEMOKRASİNİN FİDANLIĞI DERNEKLER
897 Okunma.
10 Temmuz 2017
EMEKLİ MAAŞLARI
1148 Okunma.
Haber Yazılımı