Yazı Detayı
08 Mart 2018 - Perşembe 19:15 Bu yazı 594 kez okundu
 
GELENEKSEL DÜĞÜNLER VE EKMEĞİN TADI
Recep ALKAN
 
 

Derelerden ellerimizin üzerine abanıp dizlerimizi ıslamadan kuzularla yan yana su içemiyoruz. Tarlalarda yaz kış iplik kadarda olsa topraktan süzülen suları avuç içi kadar gölet yapıp kana kan su içemiyoruz. 
Mısırlar somaklandığında; sapından koparıp hemen orda ateşte kavurup yerken sanki mısır değil de mısır sapı yiyormuş gibi tuhaf bir tadı var. 
Buğdaylar su değirmenlerinde değil, bilgisayar destekli dijital değirmenlerde öğütülüyor. Öğütülüyor öğütülmesine de, buğdayın kepeği, özü (rüşeymi) ayrılıyor ve içine ekstra beyazlatıcı kimyasallar eklenerek süsleniyor. Rüşeymi (öz) buğday unundan ayrılıyor çünkü içinde rüşeymi olan ve kepeği ile öğütülen buğdayın ekmeğin raf ömrü çok kısa. 
Şimdi uyanık fırıncılar güya esmer ekmek (tam buğday ekmeği) üretmişler vitrine koymuşlar. Arkadaş bari kullandığınız boya ekmeğin her yerine eşit dağılsın ki boya olduğu anlaşılmasın. Siz onu şimdiki gençlere yutturursunuz da, o tarladan çuvala koyulup su değirmeninde öğütülen undan ekmeğin tadını bilen kuşağa yutturamazsınız. 
Delikanlı bir fırıncı çıkıp, buğdayı ayrıştırmadan ve beyazlatıcı kimyasal katmadan, içindeki rüşeymi ile birlikte pişirip satsa sanırım kıyamet kopar! 
Ah eski Ramazanlar, eski bayramlar.
Eski Köy düğünleri, kocaman sofranın yanı başında 24 çeşit yemek çanağı.
Ramazan geldiğinde her evde sırayla, iftardan önce Yasin’i şerif okutulurdu. 
Yasin’i şerif iftara yakın biter, önce çıtır çıtır lokma ile oruç açılır, sonra cemaatle akşam namazı eda edilir, tespih çekilmeden El fatiha denirdi. Bu arada kocaman sofra kurulmuş, ortasına bir çanakta sıcak tarhana çorbası konulmuş hazır olurdu. 
Peşinden; üstü iliklerine kadar çirişli tencerede pişmiş kemikli etle dolu yufka ıslaması gelir.
Bu sofraya en az 24 çeşit yemek sırayla sofranın ortasına konur, sofradaki bütün kaşıklar çanağa dalar. O kadar çeşit yemek yendiği halde kimsenin midesi isyan etmez ve iştahla yenir. 
Geleneksel düğünlerde de bu yemek seremonisi aynıdır. Her kes mutlaka sofraya oturtulur. 
 Ancak bütün köyler ayrı guruplar halinde köye yaklaştığında, tabancalar havaya kalkar doldurma mermiler düğün sahibine haber verir. Düğün sahibi hemen bir davul zurna ekibini ve tekside bir ön aperatif yemekle birlikte gönderir. Bu köy davul zurna eşliğinde düğün meydanına ulaşınca bir ağaç gölgesine serilmiş kilimin üzerine oturtulur. 
Sonra; sağdıç önde olmak üzere damat misafirlere hoş geldiniz çeker ve beklemeye başlar. Bu arada kocaman sofra ve arkasından çanaklar bir bir evden çıkarak sofranın etrafına dizilmeye başlar. Tamda bu esnada gurubun büyüğü damadı yanına çağırıp kulağına bir şeyler fısıldarken çaktırmadan eline bir şey sıkıştırır. Buna ödül derler. Bu ödüle göre o sofraya içki ve başka ekstralar gider. 
Eski köy düğünlerinden söz ederken iş sadece düğün gününden ibaret değildir. Bir gün önce, damat evinden gelin evine yakın akrabalardan oluşan bir ekip gider. Kına “kına ekmeği” denir. Genellikle düğünler yakın köyler arası olduğundan yürüyerek ve eşyalar öküz arabası ve atlarla taşınırdı. Muhtar mutlaka olur ve varlıklı insanlarında atı olacağından birkaç atlı mutlaka oludu. 
Gelin evine yaklaşınca tabancalar konuşmaya başlar herkes peş peşe biz geliyoruz diye silahıyla konuşur. Karşıdan tek bir silahtan tam şarjör olmak üzere “gelin buyurun denir”
Geleneklere göre kına ekmeği denet seremoni damat evinden kız evine kına gider ve gelin için alınmış urbalar özel yapılmış ceviz sandık içinde gelin evinde uygun yere konur. Bu işler gelin evinde bayanlar tarafından gerekli adetler yerine getirilirken, evin önünde erkekler sohbet ederler. 
O günün akşamı kız köyünün gençleri akşama doğru gelin evinin önünde toplanırlar. Gelinin kardeşi, damat tarafının almak zorunda olduğu takım elbiseyi giyip köyün gençleriyle damat evine “horata’ya” giderler. Bu horata gece sabaha kadar sürecek bir içkili davul zurnalı kız köyü gençlerinin eğlencesidir. 
Esas düğün ertesi gündür. 
Düğün günü akşama kadar davullu zurnalı eğlence sürerken, artık sarhoşların naraları veya türküleri duyulmaya başlar. Arada ufak tefek tartışmalar itiş kakışlar olsa da eğlence gün boyu sürer.
Düğüne gelen her köy kendi gurubuyla hareket eder ve kalkınca hep birlikte kalkarlar. Düğün günü de Kız köyüne hizmette özel itina gösterilir ve her istekleri yerine getirilir. Şayet bir memnuniyetsizlik olursa Gelin almaya gidildiğinde tatsız olaylar olmasından korkulur. 
Akşama yakın gelin alma hazırlıkları başlar. Gelin atı süslenir ayrıca gelin atının yanında birkaç atlı daha ayarlanır. Mermiler tabancalar hazırlanır. Damadın köyündeki gençler toplanır uygun bir düzen içinde kız köyüne yola çıkılır. 
 Kız evi önünde damat ve kız köyü erkekleri yardım için toplanmış her şey düzenli olması için gayret ederler.
 Evde gelin giyindirilir süslenir, allanıp pullanır, çeyizleri bohçalanır. Her şey hazır olduğunda damadın annesi babası eve çağrılır, her bir sandığın üstünde ve her bir bohçanın başında bir kız evi yakını nöbet tutmaktadır. Gelin bir odadadır ve kapısı kilitlenmiş olup anahtar kapıda bekleyen gelinin teyzesi kayınpederden para almadan kapıyı açmaz. 
Gelinin kapısı açılsa da kaynana gelini razı edecek bir takı takmak zorundadır yoksa gelin kayın validesinin elini öpmek için kalkmaz. Bu işlem de atlatıldıktan sonra gelin anne ve babasının elini öper vedalaşır, kardeşi tarafından yere indirilip gelin atının yanına getirir. 
Damat ve sağdıç atın yanındadır. Sağdıç atın yularını elinde tutar gelin binmeye hazır olduğunda yuları gelinin kardeşine verir. Gelinin babası ve sağdıç gelini ata bindirir. Ve atı sağdıç çekmek zorundadır. Fakat gelinin kardeşi yuları sağdıca vermez kayınpeder gelinin kardeşine memnun edecek kadar para vermek zorundadır. Ve yine anlaşılmaz bir gelenek kız evi yakınlarından bir kadın; bir tepsi baklava ve bir tepsi böreğin ortasında kızarmış tavukla gelinle birlikte damat evine gelir misafir edilir. Ona yatakçı kadın denir. O baklava ile bir tepsi börek ortasında kızarmış tavuk gelinle damadın kalacağı odaya konur. 
 Gelin damadın evinin önünde damat tarafından attan indirilir, eve birlikte yürürler. Onları kapının girişinde Köyün yaşlı ve gelenekleri iyi bilen bir komşu kadın bekler. Önce üç kez saç ayaktan geçilir, sonra ateşten atlar, sonra eline süpürge verilir süpürge yere konur üstünden atlaması istenir böylece gelin eve girmiş olur. 
Bu arada gelin kendi evinin önünde ata binip at hareket ettikten sonra bozuk parayla şeker karıştırılırmış olarak gelinin başının üstüne doğru yüksekçe saçılır ve çocuklar bunları toplamakla meşgulken şekeri saçan “yarın duvağa gelin” diye bağırır. Çünkü yarın kız köyünün kadınları duvak günü duvağa gitmek zorundadır ve buda yemeklidir. 
Gelin alma ve şeker serpme olayına “çıtma” denir.
 MODERN VE ÇAĞDAŞ DÜĞÜN      
Modern düğünler bir günde bitiyor. Düğün günü erkek ve kız tarafına tabldot usulü “taskebep, pilav, cacık, ve üç tane tulumba tatlısı” bir yemek çekilir. Davetliler beş dakikada yemeği yiyip işine gücüne döner. Gelin ve damadın yakınlarından genç bayanlar kuaföre giderler salondaki düğün saatine kadar sürer bu kuaför işi. Düğün salonunda her şey hazırdır kurabiye kola ve maket pasta, ısmarlama özel kıyafetli nedimeler orkestra, devamlı çekim yapan video kamara ve fotoğraf makinesi profesyoneldir. 
Gelin salona özel dans müziği ile peşinde nedimelerle girer. Gelinliğin arka tarafında sekiz metre kuyruğu gelinlik giymiş küçük kızlar tutar ve salonda yapmacık bir alkışla birlikte  flaşlar patlar cep telefonları yüz hizasında olayı kayıt altına alır. 
Ve salondaki davetliler o kadar abartılı giyinmişlerdir ki, sadece o akşam için alınmış kıyafetlerdir. 
Oynamalar danslar tamamlanınca, takı temaşası başlar. Öyle ki bir anonsçu insanları coşturup takı takmaya teşvik eder. Bilmez ki bu takılar aile içinde hemen yarın fitneye  sebep olacak.  
Hey gidi eski ve yeni düğünler hey.

 
Etiketler: GELENEKSEL, DÜĞÜNLER, VE, EKMEĞİN, TADI,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
13 Eylül 2018
İNSAN OLMA SANATI VE DEVLET İŞLERİ
113 Okunma.
06 Eylül 2018
Modern yaşamın sebep sonuç çıkmazı
150 Okunma.
03 Eylül 2018
DARBELER VE EKONOMİK KRİZLER
100 Okunma.
30 Ağustos 2018
TRUMAN DOKTİRİNİ, MARŞHALL YARDIMI VE BAĞIMSIZLIK
141 Okunma.
16 Ağustos 2018
14 AĞUSTOS 2018 AK PARTİ’NİN 17. YAŞ GÜNÜ
414 Okunma.
08 Ağustos 2018
AMERİKA BİRLEŞİK ŞİRKETLER DEVLETİ
592 Okunma.
03 Ağustos 2018
BARDAĞI TAŞIRAN BRICS ZİRVESİ
250 Okunma.
26 Temmuz 2018
ENDİŞELENİN STRATEJİK ORTAKLAR
274 Okunma.
19 Temmuz 2018
SİYASET VE ALGI YÖNETİMİ
284 Okunma.
12 Temmuz 2018
TÜRK SOLU SORUNSALI
404 Okunma.
05 Temmuz 2018
DÜNYANIN SON 200 YILI VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ
587 Okunma.
28 Haziran 2018
SEÇİM ATMOSFERİ
665 Okunma.
21 Haziran 2018
DERİN OLAN KUYU DEĞİL, KISA OLAN İPTİR
500 Okunma.
07 Haziran 2018
PARAN KADAR KONUŞ
513 Okunma.
31 Mayıs 2018
Cumhur ittifakı ve Millet İttifakı
439 Okunma.
25 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
335 Okunma.
24 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
213 Okunma.
10 Mayıs 2018
24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİNDEN SONRA
963 Okunma.
03 Mayıs 2018
Dünya sahnesinde Türkiye
412 Okunma.
26 Nisan 2018
Bağımsız ve Milli Egemenliğine sahip olmak üzerine
645 Okunma.
19 Nisan 2018
Gündem seçim
1634 Okunma.
12 Nisan 2018
Beslenme ve Alışkanlıkları;
1946 Okunma.
05 Nisan 2018
Bir Ülke tasavvur ediniz ki;
1505 Okunma.
29 Mart 2018
Üçüncü Yol-üçüncü göz
1090 Okunma.
22 Mart 2018
Georges Politzer’den Sonra;
1133 Okunma.
15 Mart 2018
MESELE PETROL ENERJİ KORİDORU DEĞİL
743 Okunma.
01 Mart 2018
İSTİLA – KATLİAM – YAĞMA GÖRÜN
1318 Okunma.
22 Şubat 2018
YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ VE TERÖR
1080 Okunma.
15 Şubat 2018
Bütün Yollar Ortadoğu’ya çıkıyor
1484 Okunma.
08 Şubat 2018
Köprü meselesi ve kozlu kavşağı
1022 Okunma.
01 Şubat 2018
Birleşmiş Milletler ve Zonguldak
741 Okunma.
25 Ocak 2018
Başarılı olmak yerine, başarılıyı dibe çekmek
771 Okunma.
18 Ocak 2018
Yağmalanmış Ülkeler
1343 Okunma.
11 Ocak 2018
Hasta Partiler, Hastalıklı Partililer
612 Okunma.
05 Ocak 2018
Hafıza Kaybı
801 Okunma.
28 Aralık 2017
Üçüncü Dünya Halkları
735 Okunma.
24 Aralık 2017
İnsan Ne Kurttur, Nede Kuzu
552 Okunma.
14 Aralık 2017
İNSAN İÇİN DEVLET
765 Okunma.
07 Aralık 2017
DEVLET VE İNSAN
572 Okunma.
30 Kasım 2017
İŞLETME VE MALİYET
711 Okunma.
23 Kasım 2017
İŞ KUR, KOSGEB, BAKKA
806 Okunma.
16 Kasım 2017
AMERİKAN RÜYASININ KABUSLARI
791 Okunma.
09 Kasım 2017
NE OLACAK BU TTK
773 Okunma.
02 Kasım 2017
GÜNÜN KONUSU TTK
898 Okunma.
26 Ekim 2017
TTK’YI KURTARMA PLANI
1118 Okunma.
19 Ekim 2017
DEVLET VE DEMOKRASİ
874 Okunma.
12 Ekim 2017
DALDAN DALA
1065 Okunma.
06 Ekim 2017
KIŞLIKLAR HAZIRLAYIN
758 Okunma.
28 Eylül 2017
ELEŞTİRİLMEK
905 Okunma.
22 Eylül 2017
PARTİLER VE TEŞKİLATLARI
1117 Okunma.
15 Eylül 2017
SİYASETİN FİNANSMANI
1184 Okunma.
08 Eylül 2017
Bu yazıyı 2013 Mayıs’ta yazmıştım!..
770 Okunma.
25 Ağustos 2017
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE ÇÜRÜME
1025 Okunma.
18 Ağustos 2017
HİZMETKAR VE MİLLİ (YERLİ) OLMAK
795 Okunma.
10 Ağustos 2017
Benim seçilmediğim yer batsın!
1205 Okunma.
02 Ağustos 2017
SOSYAL MEDYANIN YAN ETKİLERİ
866 Okunma.
25 Temmuz 2017
GENEL KURUL GELENEĞİ
977 Okunma.
18 Temmuz 2017
DEMOKRASİNİN FİDANLIĞI DERNEKLER
990 Okunma.
10 Temmuz 2017
EMEKLİ MAAŞLARI
1232 Okunma.
Haber Yazılımı