Yazı Detayı
07 Ağustos 2017 - Pazartesi 18:26 Bu yazı 329 kez okundu
 
Hayatımı geri istiyorum
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Vermezsiniz, veremezsiniz biliyorum ama ben hayatımı geri istiyorum. Bana biçilen ömrün her saniyesini, her dakikasını, her saatini, her gününü, her ayını, her yılını ve hiç şaşmadan her anını geri istiyorum.
Bana biçilen dertlere de razıyım, sevinçlere de. Hüzün olsun, hiç sorun değil. Dünyanın bütün yükünü de taşırım, dert değil.
Siz sakın tasalanmayın, benim için üzülmeyin, zil takıp oynamayın, gerdan kırıp durmayın.
Ben, bana ait hayatımı geri istiyorum. İçinde hata olsun ama benim hatam olsun. Başarı da benim, başarısızlık da benim olsun.
Riski bana, sorumluluğu bana, sevinci bana, mutluluğu bana olsun.
Ağlarsam ben ağlayayım, gülersem ben güleyim.
Top oynayıp düşeyim, çukuru görmeyip içine gireyim, başıma saksı düşsün, önüne gelen her engele takılayım veya atlayıp geçeyim. Sakın siz dert etmeyin, o güzel kafanızı da yormayın.
Kurulun koltuklarınıza kendi hayatınıza bakın.
Ne giyersem giyeyim, ne yersem yiyeyim, neyi veya kimi seversem seveyim.
İhaneti de göreyim, sadakati de bileyim.
Şöyle otur, böyle kalk, şunu ye, bunu yeme, şunu giy, bunu giyme.. diye devam eden talimatlarınızı kendinize saklayın.
Eğer bu hayat benimse, yaşam biçimini belirleyecek olan da benim. Ne olursunuz, benim derdim kimseyi germesin, benim sevincim de kimseyi üzmesin.
Bırakın sevdiğim işi yapayım, dayı kılığına girmiş ayılara yönlendirip durmayın.
Emeğimle, bilgimle, birikimimle veya bunların tam tersiyle kendi yolumu kendim çizeyim.
Hatası da bana, sevabı da bana nasılsa.
Bugüne kadar sizin belirlediğiniz hayatı yaşattınız bana.
Bugüne kadar hükmeden oldunuz hiç hakkınız yokken.
Önüme hep sizin seçenekleriniz kondu, ölümlerden ölüm beğen cinsinden.
Şunu yapma, bunu yapma.. tavsiyeleriniz çaldı bütün ömrümü.
Bana kendi hayatımı değil, sizin senaryosunu yazdığınız hayatı yaşamaya mecbur ettiniz.
Şundan korkuttunuz, buna yakın durmam gerektiğini emrettiniz. Sizin korkunuz, benim kabusum oldu.
Hayallerimi umursayan olmadı, umutlarımı bir bir yıktınız.
Oysa ben sizin sevdiğinizi hiç sevmedim; sever gibi yaptım ve korkuyla bir ömür çürüttüm. 
Nefret ettikleriniz, benim tercihimdi, farkına bile varmadınız. Belki de hiç umurunuzda olmadı(m).
Sırf siz memnun olasınız diye 53 yılımı heba ettim/ettirdiniz.
Ama artık yeter, sıktınız, boğdunuz, bunalttınız.
Ben kendi hayatımı geri istiyorum, yaşamam gereken hayatı; hatalarıyla, sevaplarıyla.
Benden çaldığınız her anı geri verin, baştan başlayamam ama kalan ömrümü kendi yanlışlarımla ve doğrularımla tamamlaya bilirim.
Şimdi hesap zamanı, kendini baskı unsuru olarak gören herkes, benden aldıklarını geri versin.
Ben hayatımı geri istiyorum, benim hayatımı, bana biçilen ömrü, hesabını benim vereceğim yaşamımı...
Verebilir misiniz...

 

 
Etiketler: Hayatımı, geri, istiyorum,
Yazarın Diğer Yazıları
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
18 Haziran 2016
Ama o fakir
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
15 Haziran 2016
O geliyor o!
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
Haber Yazılımı