Yazı Detayı
07 Mart 2018 - Çarşamba 19:25 Bu yazı 736 kez okundu
 
İK açısından kadın ayrımcılığı
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Bugüne kadar kadınların çalışma hayatında yer alıp almamasıyla veya alanların çalışma hayatında karşılaştığı zorluklarla ilgili çok çalışma oldu, çok açıklama yapıldı, çok hikâyeler yazıldı, farklı farklı öyküler anlatıldı ama İnsan Kaynakları yönüyle konuya bakma azınlıkta kaldı. Hâlbuki çalışma hayatına adım atma İK’yla mümkün ya da çalışma hayatının ilk kapısı İK’yla açılır. 
Peki, bu kapıyı adaylara açan İK’cıların kadın-erkek ayrımcılığı veya kadınların çalışma hayatında yer almasıyla ilgili bakış açıları nasıl?
İK’cılar kadın-erkek ayrımına şöyle bakıyor, böyle bakıyor diye bir genelleme yapılmaz. Belki de toplumun tümü gibi, İK’cıların da tümünün bakış açısı benzerlik gösteriyor diye işin içinden çıkmak mümkün.
Bu da bana çok kolaycı geliyor.
Yapılan araştırmalara göre ülkemizde erkeklerin yüzde 25’inin kadınların çalışmasına karşı olduğu belirtiliyor.
 Bence bu rakam daha fazla. Çünkü insanlara bir soru sorulduğunda vermek istediği cevabı değil, duyulmak istenen cevabı dile getirenler çoğunlukta… 
İş arayan ve işveren olarak masanın her iki tarafında da bulunan birisi olarak İK’cıların kadın erkek ayrımına nasıl baktığını, en azından kendi gözlemim, meslektaşlarımın gözlemi ve dinlediklerimle yoğurabilirim.
Kadınların iş hayatında yer almasıyla, paralel bir şekilde taciz, tecavüz ve mobbing de yer alır. Bu çok aşağılayıcı bir şey ama ne yazık ki, iş arkadaşları, amirler ve patronlar tarafından erkek çalışana değil ama kadın çalışanlara “cinsiyet” yönüyle bakan çoğunlukta.
Konumuz İK açısından bu ayrım var mıdır, yok mudur veya varsa ya da yoksa hangi dozdadır ona bakalım…
İK’da görev alanların kadın veya erkek olmasının durumu çok değiştirmeyeceğini söylemeliyim. Çünkü genel olarak İK’cılar “patronların kadın çalışana bakış açısı”na göre bakıyor ve kendi görüşlerini de ekliyorlar.
Bir yerde kadın çalıştırılıyorsa veya çalıştırılmıyorsa bunun çok sebebi var ve ne yazık ki kadının yetkinliği, en önemli sebep olmaktan çok uzak.
Erkek ağırlıklı ofislerde kadın çalıştırılmıyorsa sebebi, “rahat davranalım” diye düşünen bir patron ağırlığından kaynaklanır.
Erkek ağırlıklı ofislerde kadın çalıştırılmak isteniyorsa, “erkekler kendine çeki düzen versin” anlayışı hâkim olmuş, erkekleri zapturapt altına alamayanlar, kadının varlığıyla erkeğin düzgün davranacağını düşünür. Aslında bu da gösteriyor ki, kadının olduğu yer, düzenin olduğu yerdir aynı zamanda.
İK’da, iş başvurularında adaylar incelenirken, kadın mı, erkek mi olması, patronun bakış açısıyla direkt olarak ilgilidir. Tercih de cinsiyet varsa, olaya cinsiyet açısından bakılır ve yeterlilik değil, “erkek olması” veya “kadın olması” en temel gösterge olur, daha sonra diğer kıstaslar gelir.
Kadın adayın çok güzel, güzel veya normal olması da İK’cıların tereddüt ettiği konulardandır. Elbette bu her işyeri için geçerli değil, patronun erkek, “çapkın” veya “ahlaki düzeyi daha düşük” görülmesi, İK’cıları düşündürürmüş. Bunda da “çirkin aday” şanslı aday kategorisine yükselebilirmiş. Haliyle diğer kıstaslar da ondan sonra…
Sadece çalışma hayatında değil, siyasette de erkeklerin egemen olması, egemen kalmalarını sağlamaya dönüktür. Kolay hareket etmek, rahat konuşmak, rahat şakalaşmak, erkeğe has bilinen düşük karakterli takılmaları kolayca yapmak için “kadın çalışan” veya “kadın siyasetçi” istemezler.
Dikkat ederseniz, bu ana kadar kadının işe yatkınlığı, yetkinliği, tahsili, eğitimleri veya kişisel becerileriyle ilgili tek kelime etmedim. Zaten sıkıntı da tam burada.
Zira İK’larda, işe alan erkekse, kadın tercih etmesinin sebebi “kadın” olması nedeniyledir. İşe alan kadınsa, kadın tercih etmesinin nedeni kendisine yoldaş olması veya “kadın” olması değildir. Bu ayrıntıyı farklı şekilde not alabilirsiniz.
Her ikisinde de işveren veya ilgili bölüm “kadın” istediği için “kadın aday” üzerinde durulmuştur. Yetkinlikler ise kadın olan adaylardan bakılmıştır. Burada daha yetkin bir erkek aday varsa bile otomatik olarak elenmiş, tersinde de daha yetkin bir kadın varsa bile “erkek çalışan” istendiği için erkek adaylar tercih edilmiştir.
                                                                                                          ***
Gelelim kendi kişisel düşünceme…
(Bunu kadın-erkek ayrımı yaptığımdan dolayı almayın, çünkü öyle bir ayrımı kabul etmem.) Bir eş ve bir anne olarak kadınların esas yerinin evi ve çocuklarının yanı olması gerektiğini düşünürüm ama hemen bir parantez açarım, günümüzde çalışmayan/çalışamayan kadınların kendi ayakları üzerinde durmasının mümkün olmadığını/olmayacağını da söylerim. Burada gerçeklerle hayallerin örtüşmediği anlaşılır. Kadınların mutlaka hayatını “tek başına” da idare edecek bir mesleki yeterliliğe kavuşması ama bunun ne zaman kullanılmasına kendisinin karar vermesi gerektiğine inanırım.
Kadınların daha rahat etmesi, çocuğuna ve evine daha fazla zaman ayırması için evde geçirilen zamanın daha çok olması gerektiğini düşünürüm. Bunun için de daha çok “home ofis” hayali kurarım, daha çok az mesai gerektiren işlerin yaygınlaşması ve daha fazla alanda paylaşılması gerektiğini düşünürüm.
İK olarak da iş yapma, iş verme, yetki alma ya da verme yönünden insanlara “cinsiyet” yönünden değil, “yapabilirlik” yönünden bakılması gerektiğine inanırım ve asla bunun “cinsiyetle” değil, kabiliyetle alakalı olmasının artık yerleşmesi gerektiğine inanırım.
Genel olarak iş yaşamına bakışım ise bir İK’cı olarak pek iç açıcı değil.
Çalışma saatlerinin fazlalığı, trafik çilesi, dinlenme aralarının az olması, sabahın ilk ışıklarıyla evden çıkan, gecenin karanlığında eve giren, aldığı maaşı görmeyen, internet bankacılığıyla oradan oraya aktarılan, modern bir köleliğin hüküm sürdüğünü düşünürüm.
Ve benim hayalim böyle bir çalışma yaşamı değil…
Bugün 8 Mart’tı değil mi, “hayata egemen olan” erkeklerin, kadınların gönlünü almaya çalıştığı gün…
Ben öyle yapmıyorum. İçimden geçeni “bir kaygıya kapılmadan” açıklıyorum, hepsi bu…

 
Etiketler: İK, açısından, kadın, ayrımcılığı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
442 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
678 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
476 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
479 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
262 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2247 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
585 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
778 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
517 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
417 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
482 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
312 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
344 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
251 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
667 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1116 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
725 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4614 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
1861 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
558 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1732 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
676 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1599 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1334 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1733 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
838 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
816 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2699 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
944 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
868 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1605 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
706 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
948 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
717 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1128 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
769 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
720 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
748 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
861 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
730 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
895 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
717 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
651 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
889 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
880 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
701 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
741 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
821 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4421 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1035 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1031 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1284 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
996 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
978 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1132 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1082 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
965 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
903 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1250 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
919 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1060 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1171 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1144 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1599 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1022 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1072 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1089 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
842 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
989 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
974 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1311 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
942 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1109 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
963 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
996 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1034 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1038 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1064 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1114 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1069 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
938 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
974 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1224 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
965 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1004 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1157 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1061 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
984 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
858 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1005 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1173 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1048 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1025 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1007 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1299 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
958 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1129 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1366 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1261 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1000 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1180 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1089 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1041 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1139 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1089 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
943 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1050 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1147 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
972 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
780 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1114 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
987 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
993 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
930 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
962 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1090 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1013 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
899 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
969 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
899 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1095 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1123 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1056 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1163 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1100 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1257 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1039 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1026 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1153 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1128 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1338 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1040 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
903 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1056 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1164 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1035 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1106 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1248 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1105 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1257 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1131 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1020 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1034 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1030 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1044 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1207 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1135 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1092 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1234 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1115 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1182 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1336 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1076 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1151 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1111 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1362 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1236 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1102 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1244 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1092 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1239 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1290 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1140 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1312 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1178 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1187 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1172 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1158 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1175 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1113 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1240 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1248 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1367 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1143 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1279 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1262 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1308 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1020 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1093 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1327 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1172 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1200 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1293 Okunma.
Haber Yazılımı