Yazı Detayı
07 Mart 2018 - Çarşamba 19:25 Bu yazı 610 kez okundu
 
İK açısından kadın ayrımcılığı
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Bugüne kadar kadınların çalışma hayatında yer alıp almamasıyla veya alanların çalışma hayatında karşılaştığı zorluklarla ilgili çok çalışma oldu, çok açıklama yapıldı, çok hikâyeler yazıldı, farklı farklı öyküler anlatıldı ama İnsan Kaynakları yönüyle konuya bakma azınlıkta kaldı. Hâlbuki çalışma hayatına adım atma İK’yla mümkün ya da çalışma hayatının ilk kapısı İK’yla açılır. 
Peki, bu kapıyı adaylara açan İK’cıların kadın-erkek ayrımcılığı veya kadınların çalışma hayatında yer almasıyla ilgili bakış açıları nasıl?
İK’cılar kadın-erkek ayrımına şöyle bakıyor, böyle bakıyor diye bir genelleme yapılmaz. Belki de toplumun tümü gibi, İK’cıların da tümünün bakış açısı benzerlik gösteriyor diye işin içinden çıkmak mümkün.
Bu da bana çok kolaycı geliyor.
Yapılan araştırmalara göre ülkemizde erkeklerin yüzde 25’inin kadınların çalışmasına karşı olduğu belirtiliyor.
 Bence bu rakam daha fazla. Çünkü insanlara bir soru sorulduğunda vermek istediği cevabı değil, duyulmak istenen cevabı dile getirenler çoğunlukta… 
İş arayan ve işveren olarak masanın her iki tarafında da bulunan birisi olarak İK’cıların kadın erkek ayrımına nasıl baktığını, en azından kendi gözlemim, meslektaşlarımın gözlemi ve dinlediklerimle yoğurabilirim.
Kadınların iş hayatında yer almasıyla, paralel bir şekilde taciz, tecavüz ve mobbing de yer alır. Bu çok aşağılayıcı bir şey ama ne yazık ki, iş arkadaşları, amirler ve patronlar tarafından erkek çalışana değil ama kadın çalışanlara “cinsiyet” yönüyle bakan çoğunlukta.
Konumuz İK açısından bu ayrım var mıdır, yok mudur veya varsa ya da yoksa hangi dozdadır ona bakalım…
İK’da görev alanların kadın veya erkek olmasının durumu çok değiştirmeyeceğini söylemeliyim. Çünkü genel olarak İK’cılar “patronların kadın çalışana bakış açısı”na göre bakıyor ve kendi görüşlerini de ekliyorlar.
Bir yerde kadın çalıştırılıyorsa veya çalıştırılmıyorsa bunun çok sebebi var ve ne yazık ki kadının yetkinliği, en önemli sebep olmaktan çok uzak.
Erkek ağırlıklı ofislerde kadın çalıştırılmıyorsa sebebi, “rahat davranalım” diye düşünen bir patron ağırlığından kaynaklanır.
Erkek ağırlıklı ofislerde kadın çalıştırılmak isteniyorsa, “erkekler kendine çeki düzen versin” anlayışı hâkim olmuş, erkekleri zapturapt altına alamayanlar, kadının varlığıyla erkeğin düzgün davranacağını düşünür. Aslında bu da gösteriyor ki, kadının olduğu yer, düzenin olduğu yerdir aynı zamanda.
İK’da, iş başvurularında adaylar incelenirken, kadın mı, erkek mi olması, patronun bakış açısıyla direkt olarak ilgilidir. Tercih de cinsiyet varsa, olaya cinsiyet açısından bakılır ve yeterlilik değil, “erkek olması” veya “kadın olması” en temel gösterge olur, daha sonra diğer kıstaslar gelir.
Kadın adayın çok güzel, güzel veya normal olması da İK’cıların tereddüt ettiği konulardandır. Elbette bu her işyeri için geçerli değil, patronun erkek, “çapkın” veya “ahlaki düzeyi daha düşük” görülmesi, İK’cıları düşündürürmüş. Bunda da “çirkin aday” şanslı aday kategorisine yükselebilirmiş. Haliyle diğer kıstaslar da ondan sonra…
Sadece çalışma hayatında değil, siyasette de erkeklerin egemen olması, egemen kalmalarını sağlamaya dönüktür. Kolay hareket etmek, rahat konuşmak, rahat şakalaşmak, erkeğe has bilinen düşük karakterli takılmaları kolayca yapmak için “kadın çalışan” veya “kadın siyasetçi” istemezler.
Dikkat ederseniz, bu ana kadar kadının işe yatkınlığı, yetkinliği, tahsili, eğitimleri veya kişisel becerileriyle ilgili tek kelime etmedim. Zaten sıkıntı da tam burada.
Zira İK’larda, işe alan erkekse, kadın tercih etmesinin sebebi “kadın” olması nedeniyledir. İşe alan kadınsa, kadın tercih etmesinin nedeni kendisine yoldaş olması veya “kadın” olması değildir. Bu ayrıntıyı farklı şekilde not alabilirsiniz.
Her ikisinde de işveren veya ilgili bölüm “kadın” istediği için “kadın aday” üzerinde durulmuştur. Yetkinlikler ise kadın olan adaylardan bakılmıştır. Burada daha yetkin bir erkek aday varsa bile otomatik olarak elenmiş, tersinde de daha yetkin bir kadın varsa bile “erkek çalışan” istendiği için erkek adaylar tercih edilmiştir.
                                                                                                          ***
Gelelim kendi kişisel düşünceme…
(Bunu kadın-erkek ayrımı yaptığımdan dolayı almayın, çünkü öyle bir ayrımı kabul etmem.) Bir eş ve bir anne olarak kadınların esas yerinin evi ve çocuklarının yanı olması gerektiğini düşünürüm ama hemen bir parantez açarım, günümüzde çalışmayan/çalışamayan kadınların kendi ayakları üzerinde durmasının mümkün olmadığını/olmayacağını da söylerim. Burada gerçeklerle hayallerin örtüşmediği anlaşılır. Kadınların mutlaka hayatını “tek başına” da idare edecek bir mesleki yeterliliğe kavuşması ama bunun ne zaman kullanılmasına kendisinin karar vermesi gerektiğine inanırım.
Kadınların daha rahat etmesi, çocuğuna ve evine daha fazla zaman ayırması için evde geçirilen zamanın daha çok olması gerektiğini düşünürüm. Bunun için de daha çok “home ofis” hayali kurarım, daha çok az mesai gerektiren işlerin yaygınlaşması ve daha fazla alanda paylaşılması gerektiğini düşünürüm.
İK olarak da iş yapma, iş verme, yetki alma ya da verme yönünden insanlara “cinsiyet” yönünden değil, “yapabilirlik” yönünden bakılması gerektiğine inanırım ve asla bunun “cinsiyetle” değil, kabiliyetle alakalı olmasının artık yerleşmesi gerektiğine inanırım.
Genel olarak iş yaşamına bakışım ise bir İK’cı olarak pek iç açıcı değil.
Çalışma saatlerinin fazlalığı, trafik çilesi, dinlenme aralarının az olması, sabahın ilk ışıklarıyla evden çıkan, gecenin karanlığında eve giren, aldığı maaşı görmeyen, internet bankacılığıyla oradan oraya aktarılan, modern bir köleliğin hüküm sürdüğünü düşünürüm.
Ve benim hayalim böyle bir çalışma yaşamı değil…
Bugün 8 Mart’tı değil mi, “hayata egemen olan” erkeklerin, kadınların gönlünü almaya çalıştığı gün…
Ben öyle yapmıyorum. İçimden geçeni “bir kaygıya kapılmadan” açıklıyorum, hepsi bu…

 
Etiketler: İK, açısından, kadın, ayrımcılığı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
989 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
431 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
632 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
428 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
299 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
389 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
201 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
242 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
153 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
552 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
988 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
617 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4490 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
1728 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
419 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1626 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
564 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1463 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1179 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1598 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
737 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
694 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2569 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
822 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
778 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1499 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
590 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
851 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
618 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1017 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
649 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
618 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
630 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
759 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
605 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
759 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
617 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
538 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
745 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
746 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
608 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
612 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
704 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4314 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
916 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
884 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1158 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
847 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
862 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1012 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
973 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
830 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
764 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1099 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
813 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
930 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1037 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1020 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1410 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
902 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
916 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
938 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
765 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
880 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
857 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1183 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
830 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
970 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
849 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
860 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
930 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
911 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
952 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1003 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
959 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
832 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
886 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1114 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
827 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
899 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1049 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
953 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
862 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
731 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
909 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1037 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
941 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
898 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
913 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1174 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
850 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1011 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1249 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1136 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
886 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1071 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
960 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
943 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1046 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
991 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
828 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
915 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1044 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
841 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
716 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
969 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
894 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
897 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
821 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
838 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
948 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
909 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
815 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
866 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
821 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
995 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1036 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
955 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1055 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
990 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1139 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
952 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
923 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1034 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1020 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1186 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
949 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
795 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
927 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1044 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
935 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1004 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1106 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
990 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1112 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1026 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
881 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
945 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
944 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
938 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1114 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1024 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
986 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1117 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1002 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1087 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1235 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
964 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1047 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1018 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1220 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1116 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1018 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1129 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
994 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1100 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1202 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1041 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1178 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1071 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1086 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1052 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1054 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1067 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1011 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1141 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1152 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1265 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1006 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1184 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1137 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1190 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
934 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
986 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1212 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1084 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1102 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1180 Okunma.
Haber Yazılımı