Yazı Detayı
07 Mart 2018 - Çarşamba 19:25 Bu yazı 499 kez okundu
 
İK açısından kadın ayrımcılığı
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Bugüne kadar kadınların çalışma hayatında yer alıp almamasıyla veya alanların çalışma hayatında karşılaştığı zorluklarla ilgili çok çalışma oldu, çok açıklama yapıldı, çok hikâyeler yazıldı, farklı farklı öyküler anlatıldı ama İnsan Kaynakları yönüyle konuya bakma azınlıkta kaldı. Hâlbuki çalışma hayatına adım atma İK’yla mümkün ya da çalışma hayatının ilk kapısı İK’yla açılır. 
Peki, bu kapıyı adaylara açan İK’cıların kadın-erkek ayrımcılığı veya kadınların çalışma hayatında yer almasıyla ilgili bakış açıları nasıl?
İK’cılar kadın-erkek ayrımına şöyle bakıyor, böyle bakıyor diye bir genelleme yapılmaz. Belki de toplumun tümü gibi, İK’cıların da tümünün bakış açısı benzerlik gösteriyor diye işin içinden çıkmak mümkün.
Bu da bana çok kolaycı geliyor.
Yapılan araştırmalara göre ülkemizde erkeklerin yüzde 25’inin kadınların çalışmasına karşı olduğu belirtiliyor.
 Bence bu rakam daha fazla. Çünkü insanlara bir soru sorulduğunda vermek istediği cevabı değil, duyulmak istenen cevabı dile getirenler çoğunlukta… 
İş arayan ve işveren olarak masanın her iki tarafında da bulunan birisi olarak İK’cıların kadın erkek ayrımına nasıl baktığını, en azından kendi gözlemim, meslektaşlarımın gözlemi ve dinlediklerimle yoğurabilirim.
Kadınların iş hayatında yer almasıyla, paralel bir şekilde taciz, tecavüz ve mobbing de yer alır. Bu çok aşağılayıcı bir şey ama ne yazık ki, iş arkadaşları, amirler ve patronlar tarafından erkek çalışana değil ama kadın çalışanlara “cinsiyet” yönüyle bakan çoğunlukta.
Konumuz İK açısından bu ayrım var mıdır, yok mudur veya varsa ya da yoksa hangi dozdadır ona bakalım…
İK’da görev alanların kadın veya erkek olmasının durumu çok değiştirmeyeceğini söylemeliyim. Çünkü genel olarak İK’cılar “patronların kadın çalışana bakış açısı”na göre bakıyor ve kendi görüşlerini de ekliyorlar.
Bir yerde kadın çalıştırılıyorsa veya çalıştırılmıyorsa bunun çok sebebi var ve ne yazık ki kadının yetkinliği, en önemli sebep olmaktan çok uzak.
Erkek ağırlıklı ofislerde kadın çalıştırılmıyorsa sebebi, “rahat davranalım” diye düşünen bir patron ağırlığından kaynaklanır.
Erkek ağırlıklı ofislerde kadın çalıştırılmak isteniyorsa, “erkekler kendine çeki düzen versin” anlayışı hâkim olmuş, erkekleri zapturapt altına alamayanlar, kadının varlığıyla erkeğin düzgün davranacağını düşünür. Aslında bu da gösteriyor ki, kadının olduğu yer, düzenin olduğu yerdir aynı zamanda.
İK’da, iş başvurularında adaylar incelenirken, kadın mı, erkek mi olması, patronun bakış açısıyla direkt olarak ilgilidir. Tercih de cinsiyet varsa, olaya cinsiyet açısından bakılır ve yeterlilik değil, “erkek olması” veya “kadın olması” en temel gösterge olur, daha sonra diğer kıstaslar gelir.
Kadın adayın çok güzel, güzel veya normal olması da İK’cıların tereddüt ettiği konulardandır. Elbette bu her işyeri için geçerli değil, patronun erkek, “çapkın” veya “ahlaki düzeyi daha düşük” görülmesi, İK’cıları düşündürürmüş. Bunda da “çirkin aday” şanslı aday kategorisine yükselebilirmiş. Haliyle diğer kıstaslar da ondan sonra…
Sadece çalışma hayatında değil, siyasette de erkeklerin egemen olması, egemen kalmalarını sağlamaya dönüktür. Kolay hareket etmek, rahat konuşmak, rahat şakalaşmak, erkeğe has bilinen düşük karakterli takılmaları kolayca yapmak için “kadın çalışan” veya “kadın siyasetçi” istemezler.
Dikkat ederseniz, bu ana kadar kadının işe yatkınlığı, yetkinliği, tahsili, eğitimleri veya kişisel becerileriyle ilgili tek kelime etmedim. Zaten sıkıntı da tam burada.
Zira İK’larda, işe alan erkekse, kadın tercih etmesinin sebebi “kadın” olması nedeniyledir. İşe alan kadınsa, kadın tercih etmesinin nedeni kendisine yoldaş olması veya “kadın” olması değildir. Bu ayrıntıyı farklı şekilde not alabilirsiniz.
Her ikisinde de işveren veya ilgili bölüm “kadın” istediği için “kadın aday” üzerinde durulmuştur. Yetkinlikler ise kadın olan adaylardan bakılmıştır. Burada daha yetkin bir erkek aday varsa bile otomatik olarak elenmiş, tersinde de daha yetkin bir kadın varsa bile “erkek çalışan” istendiği için erkek adaylar tercih edilmiştir.
                                                                                                          ***
Gelelim kendi kişisel düşünceme…
(Bunu kadın-erkek ayrımı yaptığımdan dolayı almayın, çünkü öyle bir ayrımı kabul etmem.) Bir eş ve bir anne olarak kadınların esas yerinin evi ve çocuklarının yanı olması gerektiğini düşünürüm ama hemen bir parantez açarım, günümüzde çalışmayan/çalışamayan kadınların kendi ayakları üzerinde durmasının mümkün olmadığını/olmayacağını da söylerim. Burada gerçeklerle hayallerin örtüşmediği anlaşılır. Kadınların mutlaka hayatını “tek başına” da idare edecek bir mesleki yeterliliğe kavuşması ama bunun ne zaman kullanılmasına kendisinin karar vermesi gerektiğine inanırım.
Kadınların daha rahat etmesi, çocuğuna ve evine daha fazla zaman ayırması için evde geçirilen zamanın daha çok olması gerektiğini düşünürüm. Bunun için de daha çok “home ofis” hayali kurarım, daha çok az mesai gerektiren işlerin yaygınlaşması ve daha fazla alanda paylaşılması gerektiğini düşünürüm.
İK olarak da iş yapma, iş verme, yetki alma ya da verme yönünden insanlara “cinsiyet” yönünden değil, “yapabilirlik” yönünden bakılması gerektiğine inanırım ve asla bunun “cinsiyetle” değil, kabiliyetle alakalı olmasının artık yerleşmesi gerektiğine inanırım.
Genel olarak iş yaşamına bakışım ise bir İK’cı olarak pek iç açıcı değil.
Çalışma saatlerinin fazlalığı, trafik çilesi, dinlenme aralarının az olması, sabahın ilk ışıklarıyla evden çıkan, gecenin karanlığında eve giren, aldığı maaşı görmeyen, internet bankacılığıyla oradan oraya aktarılan, modern bir köleliğin hüküm sürdüğünü düşünürüm.
Ve benim hayalim böyle bir çalışma yaşamı değil…
Bugün 8 Mart’tı değil mi, “hayata egemen olan” erkeklerin, kadınların gönlünü almaya çalıştığı gün…
Ben öyle yapmıyorum. İçimden geçeni “bir kaygıya kapılmadan” açıklıyorum, hepsi bu…

 
Etiketler: İK, açısından, kadın, ayrımcılığı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Haziran 2018
Hangi insan?
29 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
411 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
850 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
501 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4362 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
1618 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
313 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1512 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
478 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1355 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1068 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1512 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
628 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
561 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2456 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
710 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
677 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1417 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
469 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
745 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
521 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
908 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
520 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
519 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
531 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
655 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
487 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
656 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
517 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
438 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
642 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
648 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
516 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
499 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
593 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4208 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
808 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
766 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1007 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
750 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
756 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
886 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
880 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
746 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
677 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
971 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
721 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
818 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
941 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
910 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1226 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
795 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
806 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
826 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
683 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
780 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
760 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1061 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
735 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
845 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
740 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
761 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
829 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
799 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
851 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
903 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
865 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
734 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
797 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
990 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
726 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
806 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
931 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
863 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
761 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
627 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
802 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
919 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
846 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
799 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
826 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1078 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
738 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
916 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1117 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1011 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
756 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
952 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
859 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
846 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
942 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
894 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
744 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
814 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
927 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
719 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
635 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
851 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
786 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
810 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
722 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
737 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
836 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
815 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
724 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
776 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
732 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
893 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
949 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
830 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
966 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
889 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1021 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
848 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
831 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
918 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
924 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1052 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
876 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
699 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
834 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
951 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
837 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
903 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
980 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
894 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
995 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
932 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
790 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
854 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
858 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
844 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1019 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
922 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
884 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1040 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
900 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
989 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1106 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
888 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
959 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
919 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1110 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1015 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
926 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1029 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
892 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1000 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1090 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
955 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1063 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
978 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
991 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
958 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
967 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
986 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
918 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1041 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1052 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1170 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
923 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1101 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1029 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1088 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
847 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
886 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1118 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
995 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1009 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1104 Okunma.
Haber Yazılımı