google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Yeniceliler iftarda buluştu
Yeniceliler iftarda buluştu
Yazı Detayı
16 Haziran 2020 - Salı 00:00 Bu yazı 1143 kez okundu
 
KİBİR
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

    Kibir, batini ve zahiri olmak üzere ikiye ayırılmaktadır. Batini kibir nefisteki bir ahlak, zahiri kibir ise azalarda görünen kibirdir. Zahiri kibrin sebebinin içteki duygulardan kaynaklanmaktadır. Kibir, kendini başkalarına üstün gösterme isteğidir. Kibir de üç hususun yer alması gerekir, kibirlenecek kişi, kibirlenilen kişi ve kibirlenmek.

“ Onların gönüllerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır” Mü’min 56 ayetinin tefsirinde müfessirler azameti ululuk taslama olarak tefsir etmiştir. Ululuk taslama içte ve dışta bazı hareketler meydana getirir ki bu, kibirlenmektir. İnsan kendini başkasından büyük gördüğünde başkasını da kendinden hor ve hakir görmüş olur.

  Kibir, birçok ayette yerilmiştir. Dinen istenmeyen bir duygudur. “ Allah büyüklük taslayan her zorbanın kalbini mühürler” Mü’min 35, “ O büyüklük taslayanları sevmez” Nahl 23

 Kibir, kulun cennete girmesine engel olan bir duygudur. Hadisi şerifte “Kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremez” (Müslim) buyurulmuştur. Çünkü kibirli olan insan ululanmakta ve kendisi için sevdiğini başkası için sevme özelliğine sahip değildir. Kibirlenen insan müttakilerin (sakınanların) ahlakının ilki sayılan tevazudan yoksundur. Kibirli insan, hiddetli, kindar, haset ehli ve gıybetin içerisinde yer alarak kibrinden dolayı her kötülüğü yapacak bir vasfa sahiptir ki, bu sebeplerden dolayı kendisinde kibir bulunan kişi cennete giremez şeklinde hadisi yorumlanmaktadır.

  Kibir gerçekleri görmemize engel olur. Nitekim konu ile ilgili “ Yeryüzünde haksızlıkla kibirlenenleri ayetlerimden çeviririm” A’raf 146 ayeti, Kur’an-ı anlama yetisini kalbinden kaldırırım ve onları gerçekler âleminin sırlarından mahrum ederim şeklinde yorumlanmıştır. Kibir  manevi körlüğe sebep olacaktır.

  Kibirlerin en kötüsü, Allah’a karşı yapılan kibirdir. Nemrut ve Firavun’un Allah’a karşı kibirlenmiştir. Firavun’un “ Ben sizin âli ( Yüce) rabbinizim” Naziat 24 sözü ile Allah’a karşı kibirlenmiş, Allah’a kul olmayı kabul etmemiştir. Bu gibilerin ilahi cezasının cehennem olacağı belirtilmektedir. “ Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler, alçalmış olarak cehenneme girecekleridir.” Mümin 60 Kibrin sorumlu varlıkların bir özelliği olduğu, meleklerde kibrin bulunmadığını “ Ne Mesih, ne en yakın melekler, Allah’ın kulu olmaktan asla çekinmezler” Nisa 172 ayeti ile kibrin iradi varlıklara mahsusu olduğu ortaya çıkmaktadır.

   Peygamberlere karşı yapılan kibir Allah’a karşı olan kibre yakın olmakta, bu durum kibirlenenlerin kendileri gibi bir insana uymayı kabul etmemelerinden kaynaklanmaktadır. “ Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz, hüsrana uğrayacağınızdan hiç şüphe yoktur” Mü’minun 34 ve “ Bizim gibi iki insana mı inanacağız?” Müminun 47 ayetleri ifade etmektedir.“ Bu Kur’an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilmeli değil miydi? dediler” Zuhruf 31 ayetindeki iki şehrin Mekke ve Taif olduğunu, İki büyük adamında Velid b. Mugire ve Ebu Mes’ud es Sakafi olduğunu, bu kişiler Hz Muhammed’i yetim görerek kibirlenmişlerdir. Kibir, insan inancında gerçekleri bastırıp inkârı gerçekleştirmektedir “ Gönülleri kesin olarak kabul ettiği halde haksızlık ve büyüklenmelerinden ötürü onları bile bile inkâr ettiler” Neml 14

  İnsanlara karşı yapılan kibir, kaçınılması gereken bir duygudur. Çünkü kibirlenmek ilahi bir özelliktir. Ululuk ve üstünlük sadece Allah’a mahsustur. İnsanlara kibirlenmeğe çalışan ululuk iddiası ile Allah’ın sıfatlarında ortaklık iddia etmektedir ki, bu durum Allah’a karşı işlenen büyük bir suçtur. Gerçeklere muhalefeti sağlayan kibir, sahibine ilahi gerçekler ve dinin doğruları anlatıldığında inkârı gerçekleştirecektir. Bu durum Allah’ı inkâr etmeyi beraberinde getirir ki, son derece yanlış bir yola insanı sevk edecektir. Çünkü iblis başlangıçta Hz Adem’e kibirlenmiş, ancak işin sonunda Allah’ın emirlerine muhalefet gerçekleşerek ebedi hüsrana uğrayanlardan olmuştur. İnsanları hakir gören ve onlara kibirlenen, onlardan gelen doğruların kabul etmeyecektir.

  İlim, amel ve İbadetler kibre neden olmamalıdır. Hiçbir kimse kendini başkasından üstün görmemesi gerekmektedir. Sadece kendisinin kurtuluşta olduğunu düşünenlerin yanılgı ve cehalet içerisindedir. İbadet ehlinin ibadetlerinden dolayı halkı minnet içerisinde görmemeleri, halktan amellerinin karşılığında saygı beklememeleri gerekmektedir. İbadet ile üstünlük taslamak kibir ahlakı ve kibrin meyveleridir. Tevazuu gerçekleştirecek en önemli ibadet, namazdır. Namaz kıyamı, rükûusu ve secdesi ile tevazuunun doruğudur. Bu sebepten dolayıdır ki tevazuu gerçekleştiren namaz, dinin direği olarak kabul edilmiştir.

  Servet, zenginlik kibrin sebeplerindendir. Bu kibir, kibrin en çirkinidir. Çünkü servet ve zenginlik insanın zatının bir özelliği değildir. İnsanın kendi zatında bulunmayan bir şey ile kibirlenmesi son derece yanlıştır. Servet veya zenginlik bir anda insanın elinden gidebilir. Aynı zamanda bunların ahirette hesabı vardır. Düşünülmesi gereken insanın bunlara sahip olmakla dünyada ve ahirette çeşitli tehlikelerle karşı karşıya olduğudur. Kemal olarak gözüken birçok şeyden dolayı insanlar birbirlerine kibirlenir. Kibir bedendeki bakış, tutum, söz ve davranışlarla yansır.

İnsanoğlu mutluluğunu arttırmak istiyorsa kibri yok ederek alçakgönüllü olmaya özen göstermelidir. Bütün kötü şeyler birbirlerine bağlıdır. Ve her biri bir diğerinin nedeni olabilir. Bu nedenler kişiyi mutsuzluğa sürekler. Kibir, insanı mutsuzluğa sevk eden bir nedendir. Kişi başkalarına karşı anlayışlı, alçakgönüllü ve hoşgörülü olduğunda, onlara mutluluk kazandırmakla kalmayacak, kendisi de herkes tarafından sevilen birisi olacak ve böylece mutlu olacaktır. Bir insanın mutlu olabilmesi için dostluğa ve dayanışmaya gereksinimi vardır. Kibir, kendini zorlamadan içinden gelerek insanlardan hoşlanmayı engeller. Kendi başımıza erişebileceğimiz mutluluklar azdır. Mutlu olabilmek için dostça sevebilmeliyiz. Başkalarına içtenlikle davranan onlar için mutluluk kaynağı olur ve dostça karşılık görür. İşte kibir, dostluğun, arkadaşlığın, samimiyetin ve gerçekte mutluluğun önündeki en büyük engeldir.

 

 

 
Etiketler: KİBİR,
Yorumlar
Haber Yazılımı