İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Bomba süsü veren koca tutuklandı
Yazı Detayı
11 Temmuz 2017 - Salı 08:41 Bu yazı 447 kez okundu
 
Kurtuluşa eren cemaatler
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Bir yıl önce bu ülke çok büyük bir badire atlattı. 15 Temmuz 2016’da denenen ama milletin iradesiyle ters tepen darbe girişimi, eğer gerçekleşmiş olsaydı, şimdi böyle bir ülkemiz ve bu ülkede yaşayan, -aralarında bizlerin de olduğu- böyle bir milletin çoğunluğu olmayacaktı.
Fetö terör örgütünün, bir cemaatten fırlama yapı olduğunu unutmamak, akıl ve izanlarını kiraya verenlerin neler yapabileceğini akıldan çıkarmamak gerekiyor. Tıpkı Hasan Sabbah ve müritleri gibi…
                                                                         ***
Geçen gün işyerimize Kur’an-ı Kerim, ilmihal gibi kitapları satan bir imam geldi. Bir camide görevli imam, hafta sonları kitap satarak “hizmet” yaptığını söyledi ve bağlı bulunduğu cemaati övmeye başladı.
Kitaplardan almayacağımı, yeteri kadar kitabımın olduğunu söyledim.
Bir soluklanmak istedi, buyur ettim.
Başladı anlatmaya…
Daha doğrusu cemaatini tebliğ etmeye…
O cemaatin adını vermeyeceğim ki, farklı şekilde “genelleme” yapabilesiniz.
Hoca efendilerinin Fetö’yü yıllar önce tanıdığını ve herkesi uyardığını söyledi.
Onlarca kitabında bu konuyu dile getirmiş.
Hükümet bir türlü uyanmamış.
Sırf bu nedenle hükümetin yetkilileri hoca efendiye cephe almış ama sonra onun haklılığına kanaat getirmişler.
Fetö’nün İslam’a ve Müslümanlara büyük zarar verdiğini söyledi.
Haklıydı, aslında “İslami hizmetlere” çok büyük zarar verdi, “yardımlaşma” duygularını köreltti ve bundan sonra insanlar “yardım” edecek yer ararken, “cemaat” olmamasına dikkat edecek.
Bu da, bu işi hakkıyla yapan, sırf Allah rızası için hizmet edenlerin işini köreltecek, yeniden güven kazanmak çok zor olacak.
Ama biz yaşananlardan ders almıyoruz.
Hem siyasiler nezdinde hem cemaatler nezdinde…
Vatandaş olarak da çok ders aldığımız söylenemez.
Yıllar yılı “kendi cemaatlerini kurtarılmış” gören ve kendilerinden olmayanları “cehennemin yedi kat altında yer ayarlayan” cemaatlerin İslam’a, Müslümanlara ve İslami hizmetlere ne kadar zarar verdiğini bir türlü anlamadı/anlamak istemediler.
İnsanlar dini duygularıyla kendisine yakın htiği cemaatlere destek verdi, bir arada oldu, yayınlarını aldı, okudu, dinledi, izledi.
Zekâtını, fitresini, sadakasını ve kurbanını bağışladı, yetmedi çok büyük rakamlarda destek oldu, kendisini daha iyi hti, iyi insan, iyi Müslüman olmak için harcadıkça harcadı.
İmam olan ve bir cemaatin yayınlarını satan kişinin anlattıklarına dönelim…
Fetö’yü yerden yere vurdu, haklıydı ama onun vurma nedeninin “darbeye kalkışması” olmadığını anlayabiliyordum.
“Sırada falanca cemaat var” dedi.
“Parayla çok uğraşıyorlar, insanın gözünün içine bakmıyorlar, sürekli yardım topluyor, mal biriktiriyorlar.”
“Sırada o cemaat var” dedi.
Çünkü onlar “dinden çıkmıştı…”
Bir başka cemaat de öyleydi, şu cemaatte…
Çünkü kurtuluşa eren cemaat, mensubu olduğu cemaatti.
Zillet içinde debelenense kendilerinden olmayan cemaatti.
Oysa hepsi Müslüman’dı…
İslam dinine mensuptu.
Hepsi namaz kılıyor, yönlerini kıbleye çeviriyor ve “Allahu ekber” diyerek namaza başlıyor ve Subhaneke’den sonra mutlaka Fatiha okuyorlardı…
Kuşkusuz hepsi de “Allahu Ekber”in manasını da, “Fatiha’da verdikleri sözü de çok iyi biliyorlardı.
Ama kendi cemaatleri çok önemliydi.
Üstadı azamları, hoca efendileri, muhterem, kıymetli, değerli büyükleri, falanları, filanları da çok büyüktü…
Kurtuluşun yolu, ona tabi olmak, aklını, izanını, ruhunu, kalbini, vicdanını ve merhametini teslim etmekti.
O ne derse, kuşkusuz o doğruydu, dolayısıyla düşünmeye gerek yoktu, bunun tartışması bile abesle iştigaldi.
Onun her dediğinde bir hikmet vardı, bazılarında keramet, bazılarında mucize…
“Şeyh uçmaz” derlerdi büyüklerimiz, “uçuran müritleri bulunur”.
Aynen öyleydi, her cemaat şeyhini uçuruyordu, kanatlarını takıyor, gökyüzüne salıveriyordu.
Biz de aval aval bakıyorduk, yerden göğe doğru…
Biz akıllanmayacağız, (kaba olacak ama) bu kafayla biz adam da olmayacağız.
Barış ve hoşgörü dini olan İslam’ın kuşatıcılığını cemaatle sınırlandırmak, İslam dinine yapılan en büyük kötülüktür.
Hizmet alanları farklı olabilir ama “hepsi bu dine mensuptur ve hepsi kendi alanında güzel işler yapıyor” demek çok mu zor?
Biz hiç tarihten ders almayacak mıyız, batının bizi parça pincik etmesine destek olacak, yaktığı ateşe bir odun da biz mi atacağız?

Tweetimden Seçmeler
Bunca yaşanan acı sizi hüngür hüngür ağlatmıyorsa, göz pınarlarınız değil, kalbiniz kurumuştur.

 
Etiketler: Kurtuluşa, eren, cemaatler,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
O partinin adalet anlayışı
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
Bilinçaltında siyaset aramak
Orucu emreden ben değilim!
Medyanın olaya bakış şekli
Tren ne zaman kalkıyor?
Biz orucu iyi tutuyoruz…
Elimde büyümüştü kerata!
Bir diktatörü tanıma dersleri
Bir kabine girdim ki…
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
Ezikliğe gönüllü olmak
Bir cemaat nasıl olmalı?
Özür seanslarına buyurun… (2)
Özür seanslarına buyurun… (1)
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
Darbenin itirafı
OHALde, bu halde, her halde
Darbeyi rüyamda gördüm
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
Her şeyi paralele bağlamak…
Neden Darbe Yaparlar?
Darbecilere idam gelmeli mi?
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
Her şey o büyük gün için
Köydeki bütün itler öldürülecek
Darbe neden başarısız oldu?
Darbe öyle değil, böyle vurulur
Yanlış taşa basmak yasak!
Ülkeler ve sınırlar
Ben gazeteci değilim...
Herkes uyurken uyanmalı!
Ülkemizde kaç fikir var?
Devenin zoruna giden konu!
Terör ve yüzsüzler…
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
İsrail’le normalleş(eme)me
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
Bu biz olamayız
İnadına yatırıma yeni adres
Ahlaka ahlaki bakış
Bizi boşayın hâkim bey
Ama o fakir
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
Yalan söylemek orucu bozar mı?
O geliyor o!
Siz iyisi mi hıyar ekin!
Yeter, yoksulların halini anladık!
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
Aslında ben iyi adamım
Çocuk ve ramazan...
Soykırımda kelimelerin dili
Yazı yazmanın mevsimi
Fikrinden emin olmayan yazarlar
Siz susun be azizim, susun!
Biz yiyici grubundanız!
Bu yazı olmamış!
Gündemin nerede, canın orada
Bir sevdadır bakanlık
İnsanlara dokunmadan dokunun
Yıldırımların Bin Ali’si
Bakılacak falın mı var?
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
Yargı neden hep tartışılır?
Başkanlık bizi parça pincik eder!
Seni belgeyle döverim!
Fikrini yalanla savunmak…
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
İtinayla ezber bozulur
Bir sahil kasabası hayali
Erdoğan hastalığına tutulanlar
Savunduğunuz fikri öğrenin!
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
Alışkanlıklardan kurtulmak
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
Yasalar ve dönemler
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
Geçmişe bir baharlık bakış
Gazeteci ne zaman ağlar?
Meydan boş, darbe yapalım
Toplum baskı altında!
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
Irkçılığın iki esas nedeni
Fitne ne zaman anlaşılır?
Aranan kan bulunamadı
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
Bomba mı önemli, bombacı mı?
Patlamadan hemen öncesi
Kendinizi tanımak ister misiniz?
Terörün esas amacını unutmamak
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
İçimizdeki beyinsizler
Yatak odası dinlemek…
Darbelerde gazeteci rolü
Dikkat Resmileşti!
Operasyon tamam, izahı eksik
Neyi savunduğunu bilmemek
Neyi savunduğunu bilmemek
Onlarda hain varsa bizde de var!
AYM kararlarından fal tuttum!
Korku, saplantı olursa…
Yazarların durduğu yer
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
Gerçek gündem ve sanalı
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
Savaş ve boşanma
Kaçınılmaz olan savaş mı?
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
Mutluluk Bakanlığı
Hadi gelin depresyona girelim
Güzel yarınlara giden yol
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
Dizilerde insanlık dersi
Vefasızlık ve nankörlük
Türkiye ve iç savaş
Duruş yoksa eğiliş vardır!
Yalanlar ve gerçekler…
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
Başkanlık sistemi ve kuru inat
Aşağılanmaktan zevk almak…
Başkası olmak, başkalaştırır
Kötüler, her zaman bir birini kollar
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
CHP’de ne değişti?
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
Biz bu imzaları tanıyoruz
Suriyeli olmak ister misiniz?
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
Bazı liderler, komedi filminde güzel
Ceplerime doldurduğum adresler
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
Din sizin mi, Allah’ın mı?
Haber Yazılımı