google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Yazı Detayı
15 Kasım 2018 - Perşembe 18:03 Bu yazı 872 kez okundu
 
KUVVETLER AYRILIĞI VE ADİL DEVLET
Recep ALKAN
 
 

Prof. Dr. Server Tanilli Anayasa Hukukçusu-Yazar (1931-2011)

Devlet ve Demokrasi. Anayasa hukukuna giriş kitabı. Say Yayınları altıncı baskı eylül 1990

 Kanaatimce; bu kitabı birkaç kez okumadan, siyasette mikrofonun gazıyla afra-tafra yapmak çizgi filmi tadında seyirlik komedyası olur. İlk baskısı 1981 yılında yapılan bu kitabın, Devlet ve milli kurumlarının işleyişleri, sorunları olması gerekenleri hakkında konuşulmaması gerekir diye düşünüyorum.

 Bu yazımda; Devlet ve Milli kurum ve kuruluşları konusunda ‘halk dalkavukluğu’ yapılmasından son derece rahatsız olduğumdan ötürü, bazı hususların altını çizmek istedim.

Bunu yaparken de; bu mevzunun uzmanı veya eğitimlisi olmadığım için, defalarca okuduğum, Prof. Dr. Server Tanilli’nin “Devlet ve Demokrasi” kitabını yeniden okudum.

Sever Tanilli Devlet ve Demokrasi kitabı sayfa 357-358.

“18 yüzyılda, güçlerin ayrılmasındaki yarardan ilk söz eden, İngiliz Filozofu Locke olur.

O zamanın İngiltere’sinde, parlamento, yasama organı olarak kanunları yapar; kral ve yardımcıları da yürütme organı olarak bunları uygular ve nihayet bağımsız mahkemeler de bu uygulamalardan çıkan uyuşmazlıklara bakarlardı. Locke, yaşadığı dönemdeki İngiliz siyasal rejiminin işte bu özelliğinden esinlenerek, devlette faaliyetleri üçe ayırır ve özellikle yasama ile yürütmenin ayrı ayrı ellerde toplanmasının yurttaşların özgürlüklerini korumak için en güvenli çarelerden biri olduğunu söyler

 AYNI KONUDA MONTESQUIEU’NUN SAVUNDUĞU NEDİR?

 Ne varki modern çağda, güçler ayrılığı kuramı denince, Fransız düşünür Montesquıeu gelir akla önce; Toplum sözleşmesi dendiğinde, akla önce Rousseau’nun geldiği gibi Aslında o zamanın mutlak ve sorumsuz hükümdarlarına karşı siyasal düşünce alanında doğrultulmuş iki silah var; Biri, Rousseau’nun toplum sözleşmesi kuramından hareket eden ; öteki de Montesquıeu’nun

  Şöyle bir gözlemden hareket ediyor Montesquıeu yığınla deneyim göstermiştir ki, önünde engel bulunmuyorsa, her yönetici yetkilerini aşar, özgürlükleri çiğner ve sınır tanımaz bu konuda.

Ne yapmalı o halde?

Montesquıeu’ye göre Anayasa da öyle bir mekanizma yaratmalı ki, her güce karşı bir güç olsun. Güç gücü durdursun. Güç gücü durdurmazsa, yetkiler kötüye kullanılır.

 Özgürlükler de tehlikeye girer giderek.

Devlette üç ayrı görev var: kanunları yapmak, bunları uygulamak, suçluları cezalandırmak. Bu üç görevi, aynı kişi, ya da -soylu olsun halktan olsun- aynı kişiler yerine getirmeye kalkarlarsa, her şey kaybolmuş demektir. Yapılacak olan bu görevleri ayrı ellere teslim etmek. İngiltere’de öyle yapılmıştır”

Ülkemizde Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile sorumsuz Cumhurbaşkanı yerine, hem görev başında yargılanabilmesi ve hem de yasama içindeki siyasi partisinin tabanına hesap verecek olması yukarıda bahsi geçen sakıncaları bertaraf etmiş oluyor.  

DEVLET ve DEMOKRASİ KONUSUNDA REALİTE

 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ve sonrasında çıkarılan uyum yasalarından önce; erkler ayrılığı prensibi yumuşak düzenlenmiş ve birbirinin etkisinde kalma riski için belirgin önlem getirilmemiş. Yani Kuvvetler ayrılığı ilkesi ihlale müsait bırakılmıştır.

Bu durum Devlet otoritesinin şeffaflaşmasını veya demokratikleşerek adaleti adil dağıtmasını engelliyordu.

2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ve sonrasında mecliste yapılan uyum yasaları; en başta, yüksek mahkeme üyelerini birkaç kat artırarak, birbirlerine yaslanarak dışsal tesirlere karşı direnmelerini sağladı.

Genellikle devlet içinde kendini saklamış çeteler ve gizli devlet kontrolündeki kontrgerilla ve bu resmi çetelerin NATO bağlantıları, kuvvetlerin üstünde görünmez kuvvetler olarak, devleti Yasama, Yürütme ve Yargı erkinin elinden almış durumdaydı.

 Bu nedenledir ki; halkın seçtiği meclisin içinden çıkan yürütme devletin işleyen mekanizmalarında iktidar olamıyorlardı. Bunu bürokratik oligarşi diye tanımlayıp geçiyorlardı ama durum çok daha vahimdi. Devletin milli kurumları olarak TSK, iç güvenlik EGM, Yasama, Yürütme ve Yargı meşru olamayan güç odaklarının vesayeti altındaydı.

Yedi üyeli Anayasa Mahkemesi, beş üyeli HSYK’nun teşkilatlandırdığı yargı organizasyonunu bağımsız denebilir mi?

Anayasa “herkes kanun önünde eşittir” diyordu ama bireyler hiçbir zaman kanun önünde eşit olamıyor, Devlet adaleti ve refahı eşit dağıtamıyordu, dağıtmıyordu.

 Tam tersine; Franz Oppenheimer’ın dediği gibi “Kapitalist Devlet, kendi içinde beslediği bürokratik oligarşi düzeneği ile, adaleti güç odaklarının lehine bozmak amacıyla yapılandırılmıştır” fikrini doğruluyordu.

 Devlet organları içinde; bu organları asli görevlerini kurumsal bağımsızlık ve tarafsızlıklarını kendi içlerine sızan paralel yapılanmalara kaptırmışlardı.

  Yargı kurumlarının içinden en yüksek mevkideki görevlinin ağzından; “Hakimlerimiz ve Savcılarımız vicdanları ile cüzdanları arasında sıkışmışlardır” tespitini Türk Milleti canlı yayında duyacak kadar durum vahimdi.

   Öncelikle Yargının bağımsız ve tarafsız olabilmesi bakımından, yüksek mahkemelerin üye sayılarının en az üç artırılması, HSYK’nın hem üye tabanının genişlemesi ve hem de işlev açısından idari, atama, denetim olarak üç ayrı bölüm ihdas edilmesi bakımından, güç odaklarının ve siyasi tesirlerden korunması sağlanmıştır.

  Ancak bununla da sorunlar bitmemiştir. Çünkü Devlet ve milli kurumlarının içi, Paralel Devlet Yapılanması (PDY) tarafından kırk yıllık profesyonel bir organize ve dış destekli terör örgütü tarafından kontrol edilmektedir. Milli kurumları doğru yapılandırsanız bile devlet içindeki PDY yapılanması ülkeyi yönetenler tarafından aşılması imkansızdı. Sadece bununla kalsa; Devletimiz, 1941 ile 1949 yılları arasında NATO, Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslar arası kuruluşların sözleşmeleri imzalandıktan sonra devletimizin dış ülkeler nezdinde mahremiyeti ve egemenlik hakkı açık hale gelmişti.

   Lafı uzatmamak için sadece NATO ve BM sözleşmeleri çerçevesinde imzalanmış anlaşmalardan, Fulbright eğitim ve Marshall yardım anlaşmalarında kabul ettiğimiz şartlarla Milli Eğitim sistemi ABD’ye teslim edilmiş, Marshall yardımı ile de Ülkemizin milli envanteri ABD’nin elindeydi.

 Evet. 2010 Anayasa değişikliği ve sonrasında meclisimizin çıkardığı uyum yasaları ile Devletimizin Milli Kurumları yeniden yapılandırıldı. TSK’nın iç hizmet kanunu, Yüksek mahkemelerin üye sayılarının artırılması, EGM ve MİT iç yapılanmaları düzeltildi belki.

Devlet içinde Devlet ve güç odakları hala milli kurumların içinde cirit atıyordu.

  TSK 1980 yılında; Cumhuriyeti ‘korumak ve kollamak’ adı altında askeri darbe yapıp yönetime el koyuyor, ABD “bizim çocuklar başardı” diyor.

  MİT’miz CIA tarafından yönetildiğini ve maaşlarını CIA’dan aldıklarını eski bir MİT müsteşarının ağzından duyuyoruz.

12 Eylül 1980 askeri darbesi ‘Cumhuriyeti korumak ve kollamak’ için yapıldığını düşünenler hala “TSK göreve” narası atıyorlar.

  Cumhuriyeti ve anayasal düzeni ona hava su kadar ihtiyacı olan halk korur ve kollar. 15 Temmuz 2016 işgal girişiminde göğsünü hain kurşunlara siper ederek Genel Kurmay Başkanlığımızı koruduğu ve kurtardığı gibi.

 Ordumuz kendi içinde; Ülkemizin güvenliği için terörle mücadele kanunu çerçevesinde operasyon planlıyor ve harekat için pozisyon alıyor batılı ülkeler “dur nereye böyle, benim verdiğim silahı benim rızam dışında kullanmazsın” dediği için operasyondan vaz geçiyoruz. Çünkü milli silah ve mühimmatımız hatta teçhizatımız yok. Belki daha öncesi var ama, 2010 yılından sonra milli savunma sanayisi konusunda aklımız başımıza alıp yatırımlar yapmaya başladık. Bu gün 2018 yılı itibari ile Milli Savunma Sanayi alanında yüzde 75 yerli ve milli üretim seviyesine gelindi.

  Devlet içinde ki kanser hücrelerinden kurtulmak o kadar kolay olmadı. 17/25 Aralık 2013 yargı darbesi, 15 Temmuz 2016 işgal girişiminden sonra Devlet Millet ve şapkasını alıp gitmeyen bir iktidarla el ele çok şükür kurtulduk.

  Ben şahsen, Gazeteci-Yazar sayın Nedim Şener’in konuyla ilgili özet açıklamasına katılıyorum.

  “Bu Ülkede Devlet FETÖ’ydü. Ben boşuna demiyorum FETÖ Devlete sızmadı. Zaten her şey ellerindeydi. Erdoğan Fetöcülerin yönettiği devlete sızdı ve onları devirdi”

 
Etiketler: KUVVETLER, AYRILIĞI, VE, ADİL, DEVLET,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Temmuz 2019
2010 Okunma.
04 Temmuz 2019
SOSYAL MEDYA VE EDEP
2209 Okunma.
01 Temmuz 2019
CHP’NİN PRANGASI VE İSTANBUL SINAVI
1627 Okunma.
27 Haziran 2019
HANGİ AK PARTİ
1199 Okunma.
24 Haziran 2019
VE İSTANBUL SEÇİMİNİ YAPTI
2000 Okunma.
20 Haziran 2019
AKDENİZ’İ KIRMIZIYA BOYAYACAKLAR
2013 Okunma.
17 Haziran 2019
SOSYAL SORUMLULUK
3602 Okunma.
13 Haziran 2019
PARALEL PARTİ YAPILANMASI
1381 Okunma.
10 Haziran 2019
SİYASİ PARTİLER ENDİŞE VERİCİ
1343 Okunma.
07 Haziran 2019
AK PARTİ GENEL MERKEZİNE
1635 Okunma.
02 Haziran 2019
GALASARAY UEFA ŞAMPİYONASINDA HAKEMLERİDE YENEREK ŞAMPİYON OLDU
742 Okunma.
30 Mayıs 2019
KONUŞUYORMUSUNUZ YOKSA GÜRÜLTÜ MÜ ÇIKARIYORSUNUZ?
1231 Okunma.
27 Mayıs 2019
SAĞDUYUDAN İKTİDARA VE MUHALEFETE UYARI
1168 Okunma.
23 Mayıs 2019
İTİLAF VE İTTİFAK DEVLETLERİ ÇOK PARTİLİ KOALİSYON BEKLİYOR
1171 Okunma.
20 Mayıs 2019
TÜRKİYENİN ÇİVİSİ
1414 Okunma.
16 Mayıs 2019
SORU ŞU
807 Okunma.
13 Mayıs 2019
DÜNYANIN ÇİVİSİ
998 Okunma.
09 Mayıs 2019
ERGUVAN ŞEHRİ İSTANBUL’DA SEÇİM VE ORGANİZE İŞLER
893 Okunma.
06 Mayıs 2019
Venezuela ve Sudan
825 Okunma.
02 Mayıs 2019
BU BİR KOMPLO TEORİSİ DEĞİLDİR!
967 Okunma.
30 Nisan 2019
GLOBAL ANARŞİZM
715 Okunma.
25 Nisan 2019
“El öğüt verir ama ekmek vermez”
1148 Okunma.
23 Nisan 2019
HEDEFTEKİ TÜRKİYE
701 Okunma.
18 Nisan 2019
Sigara İçmek Yada İçmemek
1082 Okunma.
15 Nisan 2019
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-10
679 Okunma.
11 Nisan 2019
İstanbul’un Gizemli Erguvan Mevsimi
1026 Okunma.
08 Nisan 2019
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-9
566 Okunma.
04 Nisan 2019
CHP’NİN YİRMİ YILI
684 Okunma.
01 Nisan 2019
CUMHURİYET HALK PARTİSİ
819 Okunma.
28 Mart 2019
“UYAN EY GÖZLERİM GAFLETTEN UYAN”
1163 Okunma.
22 Mart 2019
ZONGULDAK’A BİR BABAYİĞİT LAZIM
830 Okunma.
21 Mart 2019
YENİ BİR DÜNYA KURULUR VE TÜRKİYE DE BU DÜNYADA YERİNİ BULUR
712 Okunma.
18 Mart 2019
ZONGULDAK’TA SEÇİM VAR
832 Okunma.
14 Mart 2019
DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKMÜ?
633 Okunma.
11 Mart 2019
SOSYAL DEMOKRATLIĞIN TEORİK TEMELİ
748 Okunma.
07 Mart 2019
MARJİNAL SİYASET
802 Okunma.
04 Mart 2019
MERKEZİYETÇİ HİYARARŞI KOLAYCILIĞI
821 Okunma.
28 Şubat 2019
ABD-AVRUPA ULUSLARARASI ANLAŞMALARI ASKIYA ALDI
626 Okunma.
25 Şubat 2019
YENGEÇ SENDROMU
1336 Okunma.
21 Şubat 2019
EVRENSEL TABİ HUKUK
858 Okunma.
18 Şubat 2019
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-8
621 Okunma.
14 Şubat 2019
BU ÇÖPLÜKTEN GERİ DÖNÜŞEBİLİR ATIK ÇIKMAZ
852 Okunma.
10 Şubat 2019
BELEDİYECİLİĞİN ŞİFRELERİ
896 Okunma.
07 Şubat 2019
SÜRÜ PSİKOLOJİSİ
865 Okunma.
04 Şubat 2019
İNSANIN YAPISI VE İBADET-2
876 Okunma.
31 Ocak 2019
METAMORFOZ
950 Okunma.
24 Ocak 2019
İNSANIN YAPISI VE İBADET-1
914 Okunma.
21 Ocak 2019
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-7
735 Okunma.
17 Ocak 2019
MANEVİ DENGESİ BOZUK PARTİLİ PROFİLİ
776 Okunma.
13 Ocak 2019
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-6 Dr. Hikmet Kıvılcımlı özel
936 Okunma.
10 Ocak 2019
Anadolu ve Kafkaslarda sosyalizm-5
804 Okunma.
07 Ocak 2019
HALK DALKAVUK’LUĞU
953 Okunma.
03 Ocak 2019
AHLAK VE DİN
868 Okunma.
27 Aralık 2018
Anadolu ve Kafkaslarda sosyalizm 4
921 Okunma.
23 Aralık 2018
ABD'nın Kısa Kanlı Soykırım Tarihi...
1115 Okunma.
20 Aralık 2018
DOLAR SİLAHI
736 Okunma.
13 Aralık 2018
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-3
953 Okunma.
10 Aralık 2018
“YANDAŞ”
883 Okunma.
06 Aralık 2018
AK PARTİ DR. ÖMER SELİM ALAN DEDİ
1168 Okunma.
29 Kasım 2018
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-2
882 Okunma.
22 Kasım 2018
Zonguldak ve Türkiye Taşkömürü Kurumu
1190 Okunma.
19 Kasım 2018
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-1
913 Okunma.
08 Kasım 2018
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kırmızıçizgileri
1013 Okunma.
05 Kasım 2018
Sultan Galiyev ve Mustafa Suphi neden öldürüldü?
1021 Okunma.
01 Kasım 2018
CUMHURİYET VE MİLLİ KURUMLAR
985 Okunma.
25 Ekim 2018
MİLLİ MEVZULAR VE POLİTİKA
998 Okunma.
18 Ekim 2018
TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR
1218 Okunma.
14 Ekim 2018
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN İDDİASI
955 Okunma.
11 Ekim 2018
GEÇMİŞ GERİDE DERS ÖNÜMÜZDE
1199 Okunma.
04 Ekim 2018
ŞERAFETTİN NAS’IN BİTMEYEN MÜCADELESİ
1072 Okunma.
01 Ekim 2018
FİNANSMAN MALİYETİ VE FİYAT ARTIŞI, İÇ PİYASALAR;
1062 Okunma.
27 Eylül 2018
BM’NİN 73.GENEL KURULU VE ABD’NİN ÇÖKÜŞÜ
908 Okunma.
20 Eylül 2018
DEMİRPARK AVM (67BURDA) VE 3. HAVA ALANI
1065 Okunma.
13 Eylül 2018
İNSAN OLMA SANATI VE DEVLET İŞLERİ
875 Okunma.
06 Eylül 2018
Modern yaşamın sebep sonuç çıkmazı
1042 Okunma.
03 Eylül 2018
DARBELER VE EKONOMİK KRİZLER
962 Okunma.
30 Ağustos 2018
TRUMAN DOKTİRİNİ, MARŞHALL YARDIMI VE BAĞIMSIZLIK
1270 Okunma.
16 Ağustos 2018
14 AĞUSTOS 2018 AK PARTİ’NİN 17. YAŞ GÜNÜ
1317 Okunma.
08 Ağustos 2018
AMERİKA BİRLEŞİK ŞİRKETLER DEVLETİ
1609 Okunma.
03 Ağustos 2018
BARDAĞI TAŞIRAN BRICS ZİRVESİ
914 Okunma.
26 Temmuz 2018
ENDİŞELENİN STRATEJİK ORTAKLAR
935 Okunma.
19 Temmuz 2018
SİYASET VE ALGI YÖNETİMİ
1214 Okunma.
12 Temmuz 2018
TÜRK SOLU SORUNSALI
1245 Okunma.
05 Temmuz 2018
DÜNYANIN SON 200 YILI VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ
1410 Okunma.
28 Haziran 2018
SEÇİM ATMOSFERİ
1455 Okunma.
21 Haziran 2018
DERİN OLAN KUYU DEĞİL, KISA OLAN İPTİR
1565 Okunma.
07 Haziran 2018
PARAN KADAR KONUŞ
1348 Okunma.
31 Mayıs 2018
Cumhur ittifakı ve Millet İttifakı
1212 Okunma.
25 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
1143 Okunma.
24 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
994 Okunma.
10 Mayıs 2018
24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİNDEN SONRA
1899 Okunma.
03 Mayıs 2018
Dünya sahnesinde Türkiye
1068 Okunma.
26 Nisan 2018
Bağımsız ve Milli Egemenliğine sahip olmak üzerine
1440 Okunma.
19 Nisan 2018
Gündem seçim
2347 Okunma.
12 Nisan 2018
Beslenme ve Alışkanlıkları;
2749 Okunma.
05 Nisan 2018
Bir Ülke tasavvur ediniz ki;
2311 Okunma.
29 Mart 2018
Üçüncü Yol-üçüncü göz
2107 Okunma.
22 Mart 2018
Georges Politzer’den Sonra;
2043 Okunma.
15 Mart 2018
MESELE PETROL ENERJİ KORİDORU DEĞİL
1414 Okunma.
08 Mart 2018
GELENEKSEL DÜĞÜNLER VE EKMEĞİN TADI
1470 Okunma.
01 Mart 2018
İSTİLA – KATLİAM – YAĞMA GÖRÜN
2397 Okunma.
22 Şubat 2018
YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ VE TERÖR
1892 Okunma.
15 Şubat 2018
Bütün Yollar Ortadoğu’ya çıkıyor
2123 Okunma.
08 Şubat 2018
Köprü meselesi ve kozlu kavşağı
2151 Okunma.
01 Şubat 2018
Birleşmiş Milletler ve Zonguldak
1568 Okunma.
25 Ocak 2018
Başarılı olmak yerine, başarılıyı dibe çekmek
1499 Okunma.
18 Ocak 2018
Yağmalanmış Ülkeler
2325 Okunma.
11 Ocak 2018
Hasta Partiler, Hastalıklı Partililer
1277 Okunma.
05 Ocak 2018
Hafıza Kaybı
1713 Okunma.
28 Aralık 2017
Üçüncü Dünya Halkları
1515 Okunma.
24 Aralık 2017
İnsan Ne Kurttur, Nede Kuzu
1258 Okunma.
14 Aralık 2017
İNSAN İÇİN DEVLET
1531 Okunma.
07 Aralık 2017
DEVLET VE İNSAN
1259 Okunma.
30 Kasım 2017
İŞLETME VE MALİYET
1510 Okunma.
23 Kasım 2017
İŞ KUR, KOSGEB, BAKKA
1689 Okunma.
16 Kasım 2017
AMERİKAN RÜYASININ KABUSLARI
1590 Okunma.
09 Kasım 2017
NE OLACAK BU TTK
1501 Okunma.
02 Kasım 2017
GÜNÜN KONUSU TTK
1881 Okunma.
26 Ekim 2017
TTK’YI KURTARMA PLANI
1983 Okunma.
19 Ekim 2017
DEVLET VE DEMOKRASİ
1757 Okunma.
12 Ekim 2017
DALDAN DALA
2057 Okunma.
06 Ekim 2017
KIŞLIKLAR HAZIRLAYIN
1443 Okunma.
28 Eylül 2017
ELEŞTİRİLMEK
1660 Okunma.
22 Eylül 2017
PARTİLER VE TEŞKİLATLARI
2231 Okunma.
15 Eylül 2017
SİYASETİN FİNANSMANI
2216 Okunma.
08 Eylül 2017
Bu yazıyı 2013 Mayıs’ta yazmıştım!..
1476 Okunma.
25 Ağustos 2017
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE ÇÜRÜME
1797 Okunma.
18 Ağustos 2017
HİZMETKAR VE MİLLİ (YERLİ) OLMAK
1548 Okunma.
10 Ağustos 2017
Benim seçilmediğim yer batsın!
2047 Okunma.
02 Ağustos 2017
SOSYAL MEDYANIN YAN ETKİLERİ
1607 Okunma.
25 Temmuz 2017
GENEL KURUL GELENEĞİ
1702 Okunma.
18 Temmuz 2017
DEMOKRASİNİN FİDANLIĞI DERNEKLER
1563 Okunma.
10 Temmuz 2017
EMEKLİ MAAŞLARI
1907 Okunma.
Haber Yazılımı