Zeynep ÇELİK KORKMAZ METAFOR google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Yazı Detayı
29 Eylül 2020 - Salı 00:00 Bu yazı 282 kez okundu
 
METAFOR
Zeynep ÇELİK KORKMAZ
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

Gözümü araladığımda ruhum çoktan vücudumdan önce kalkmış, yağmurlu havalarda kahvesini ve kitabını alıp pencere önüne yerleşen bir okuyucu sadeliğiyle karşıma oturmuş, onsuz bir hiç olduğumu fark etmemi beklercesine bana bakıyordu.

Haftalardır atılmamış çöpün etrafında kendi ağırlığının bilmem kaç katını taşımak için toplanan karıncalar bu sabah kalbime akın etmiş, kış ihtiyaçlarını içimi parça parça kopararak biriktirmeye karar vermiş gibiydiler.

Kendinizin bile unuttuğunuz derinlerinizden, bir sabah aniden çıkıp gelen bir iç ağrısı var, bilirsiniz eminim.

İşte o ağrı ziyaret saatinin bende olduğunu fark etmiş, gecenin sakinliğinde kendini hiç belli etmeden, kozasını ören bir tırtıl yavaşlığında ve kurbanlarını bekleyen bir örümcek sinsiliğinde içime yerleşmiş, araziyi işgal etmiş, üstüne ev kurmuş ve gitmeye niyeti olmadığını gözüme sokarcasına elindeki tapusunu sallayarak gülmüştü.

İnsanın kendisini kendisine hapsetmesi yeryüzünün en ağır yüküydü ve ben -üzerime kapadığım kapının anahtarlarını nereye sakladığımı unutan ben- ip üstünde yürürken bir anda yürümeyi unutan bir cambaz gibi korkuyor ve tam olarak neyden korktuğumu bilmeyerek etrafıma bakmakla yetiniyor, gece boyu duvarlarla konuşmuş gramafonun plağın üstünde boş yere dönerek çıkardığı sese girdap gibi çekiliyor, bana yardım için el uzatmak yerine beni izlemeyi seçen ruhumla aramda ciddi bir bağlantısızlık olduğunu düşünüyordum.

 Ses durdu. 

Kitap kapandı.

Çiçek üç kere havalandı. 

Başlamayan bir şeyler yeniden bitmeyi başarmıştı.

 
Etiketler: METAFOR,
Yorumlar
Haber Yazılımı