S. Sertaç KÖKSAL PANDEMİK BİZ ÇOK PANİKLEDİK!
Yazı Detayı
12 Nisan 2020 - Pazar 19:21 Bu yazı 2346 kez okundu
 
PANDEMİK BİZ ÇOK PANİKLEDİK!
S. Sertaç KÖKSAL
 
 

Madem gündemimiz salgınlar o zaman sizlere son 30 yılın en büyük salgınından bahsederek başlamalıyım "Dunning- Kruger sendromu"

 

Bilenleriniz vardır lakin birçoğunuz bunu ilk defa duymuş olabilir ama iki grup içinde özet bir anlatım yaparak bu büyük salgını deşifre edelim. 

 

Aslında bizim toplumumuz için tanımını özetleyen birçok söz var bunlardan en kapsayıcı olanı 'Cahil Cesareti' veya 'Haddini Bilmemek'.

Bizim için tanımın çok uzak olmasına karşın bilimsel olarak 90’lı yılların sonun da iki psikoloğun yaptığı çalışmalar sonucunda netleşen bir olgu.

 Özeti; 'insanların belli bir alanda bilgi ve tecrübeleri artıkça kendilerine olan öz güvenlerinin ters orantıyla düşmeye başlaması, buna karşın bilgi ve tecrübesi düşük olan insanların öz güvenlerinin ise çok yüksek olması' diye toparlaya biliriz.

Belirtmem gerekir ki bu tanımlamadan sonra bu sendromun ikinci semptomu ortaya çıkabilir aman siz bu yanılgıya karşı kendinizi koruyun ve bu hataya düşmeyin "İgnorance is bliss" 'cehalet mutluluktur'

 

Şimdi durup düşünelim bu kafa karıştıran çelişki neden oluşuyor?

Bu soruyu daha da genişleterek soralım. Birey; uzmanlık alanında veya bir akademik disiplin konusunda araştırdıkça, öğrendikçe ve tecrübesini artırdıkça ne oluyor da öz güveni azalıyor. 

Bu soruya 1999 yılında akademik alanda net cevap verilmiş olsa da, ilk cevabı milattan önce verilmişti. Büyük düşünür ( Sokrates) tarafından "Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir". Çünkü insan öğrendikçe asıl fark eder ne kadar bilgisiz olduğunu, aynı zamanda ne kadar da tecrübesiz olduğunu. İşte bu farkındalıklar bireyin daha alçak gönüllü olmasını sağlar. Tersi durumda ise ne bilmediğinin bile farkında olmayan insanların sahte öz güvenleriyle ortaya çıkıp ahkam keserler.

Hatırlasanıza üç ay öncesine kadar aşı karşıtlığı ne kadar arttırmıştı. İşte kişilerin sahte öz güvenleri yüzünden kökünü kazıdığımız hastalıklar tekrar ortaya çıkmaya başlamıştı. 

Şimdi nerede bu sesler? Utanıp yok mu oldular, elbette hayır  yeni durumla ilgili öğrendikleri bir kaç sözle yine ortalıkta ahkam kesmeye başladılar.  

 Corona salgını COVİD-19 virüsü ile ilgili yazılı ve görsel basına çıkan kişileri incelediğimizde ne demek istediğim biraz daha anlaşılır olacak. İlk zamanlar da kimse tam hakim değildi öğrenen araştıranların sesi yeteri kadar çıkmıyordu çünkü araştırdıkça ne kadar az bildiklerinin farkında olarak mütevazi davranıyorlardı ama hiç bilgisi olmayanlar konuşuyordu. Kelle paçalar, fön makineleri, saf alkol içmek, Türk insanın genetik üstünlüğü gibi  bir çok safsatalarla ortaya çıktılar, ama asıl acı olan  buna inanan kişilerin sayısıydı. 

Neyse ki sonrasında sahneye gerçek aktörler çıktı konun uzmanları araştıran emek harcayan tecrübe edenleri. Lakin safsata da bir salgındır hızla yayılır ve bilgisizliğin içinde. Haftalardır bu safsataların izleri silinmeye çalışılıyordu ki sahneye öz güven fetişistleri tekrar orta çıktı ve gündemi bulandırarak gerçek söz sahiplerinin sözlerinin duyulmamasına neden oldu. Krizi yönetmek için kurulmuş olan bilim kurulu "tavsiye kurum' una" dönüştü. Kurulun aldığı kararları nasıl uygularız dan daha çok kendi kararlarımıza kurulun önerini nasıl uydururuza döndü. Kurulun 18:30 önerdiği kararı 22:00 uygulamaya kalkarsanız. Elde edeceğiniz tek şey 'PANİK!!!' olur.

Bu durumun en büyük ironiside; panik olmasın diye geç açıklayarak panik yaratmak ve evlerinden çıkmasın diye insanları sokağa dökmek oldu. İşte cehaletin verdiği mutluluk bu kadar olur. 

Bu konuyu özetleyen en güzel tespiti ise yıllar önce görevinden ayrıldıktan sonra bir teknik direktör (Slaven Bilic) yapmıştı.

 “Bilgili olanların yetkisi yok, yetkili olanların da bilgisi yok.’

 
Etiketler: PANDEMİK, BİZ, ÇOK, PANİKLEDİK!,
Yorumlar
Haber Yazılımı