Yazı Detayı
24 Temmuz 2017 - Pazartesi 18:33 Bu yazı 1508 kez okundu
 
POSTACININ GETİRDİĞİ MUTLULUK
Aysel BAHADIR
 
 
Geçen gün   elime  bir kartpostal  geçti.Pulun üstünde   1974  yazıyordu. Üstünde  kırmızı güller olan   bir kartpostaldı.İsimsiz  gelen  bu  kartı     göndereni    merak ettiğim için saklamıştım.Yıllar  sonra, evlenince,   eşimden geldiğini  öğrenmiştim.'He ya dedim' bir zamanlar  bu kartpostallar,   neler  neler  anlatırdı  bizlere!       
 Heyecan , sevgi, mutluluktu   diğer adı.Postacının  kapıyı  çalıp  uzattığı bir     mektup zarfı, adranalimizi    en üst  noktaya çıkarırdı..
Ya     kaldırımlara    kurulan  kartpostalların satıldığı   köşeler...  İnsanlarla dolup taşardı. Gelir  kapısıydı   oysa  o  tezgahlar,  bir  zamanlar.
Uygun kartı   seçtikten sonra    içine     sevgimizi    doldurup   postaneye  koşardık .Zarfın  zamklı   kısmını    bazende   yalardık    yapıştırmak  için. Postaneden aldığımız puluda da   sağ üst köşeye   yapıştırırdık.Öğhhh   demeyin sakın ,  inanın  o kötü tat , şimdiki   sahte   yiyeceklerden   daha az  zararlı gelirdi  bizlere.
 Hey gidi  günler  hey!
Bayramlarda,  özel  günlerde , gelen kartları  heyecanla  beklerdik.Mektuplar ,   ayrı bir  dünyaya  getirirdi   insanları.Mutluluk  tavan  yapardı  insanlarda. Hele  askerdeki  abimden gelen, bir zarfı  anneme  verirken, 'müjdemi   isterim' diye aldığım rüşvetlerin, geliri de  ayrı bir  mutluluk   verirdi.İnsanların başkalarına  ayıracak, vakitlerinin olduğunu  hatırlattı  bu hadise bana. Şimdilerde  vakti  kim kaybetmiş  ki;harıl harıl dünya telaşesi... Çalışanlardan çok, iş arayanlarla  dolmuş    ortalık. Mektup,  kartpostal  yerine, gençler  özgeçmişlerini, internetten  oraya buraya  gönderme    peşindeler..Mektuplarda   ayrı bir   dünyaya  getirirdi    insanları.Postacılar eskiden sevgi, mutluluk,  heyecan  taşırken  başımızın tacı olurdu.Şimdilerde ihbarname, kredi kartı dökümanı,  borç haberleri  getirir oldular.
Sevgililerin  gizli saklı  mektuplaştığı    mektupları   nereye saklıyacaklarını  bilemedikleri,  dönemler de,   postacının  ayağına kırmızı halı serecek    dönemler de,   maziye karıştı.Öyle   ya  aileler  bir kart postal  veya  bir mektubu bile  yakaladıklarında,  belkide  ahrette  bile  zor   sorulan sorularla   cocuklarını  şıkışrtırır   azarlarlardı.Altı   üstü  bir kaç   masum    yazılardı  oysa. 
   Bunları  niye  anlatıyorum; Şimdiki gençlerin  bu  kartpostalları alıp verme keyfini  yaşayamamasına  üzülüyorum.Ellerinde bir akıllı telefon , selfie  yapıp anında gönderiveriyorlar.  Yattıkları yerden  özel günler şip  şak  kutlanabiliniyor.Hiç zorlanmadan  bir  sürü  sevgili  yapabiliyorlar.    Ailelerin  umrunda da değil.Eskiden   olduğu  gibi  yakalanınca  selevat   falan  getirmelerine  gerek  yok.
 Ne emek, ne  sevinç, ne bekleyiş  diye bir kavram asla oluşamıyor.Tabi  sevgi ,aşk   zaten bilinmeyen  denklem  olmuş , yerini     görsellik ve    hoşlanmaya  bırakmış.Bunlarda   kısa  sürede   bitince '  by   by   aşkıma'   dönüşmüş.
Gençler  artık   işlerini;
 Oksijensiz, emeksiz, heyecansız, çabalamadan, bir parmak dokunuşuyla  hallediyorlar. Tabi ki   işlem  kısa  ve kolay olunca da, heyecan ve mutluluk  da saniyede  gelip gitmiş oluyor. Doyumsuz,  bol antarnatifli   arayışlar     başlıyor.  Taş atıpta   kolları  ağrımıyor  nasılsa. Diyeceğim; bir  kart postal  beni  nerelere  götürdüyse,   şimdiki  gençlerin oralara  hiç bir zaman  gidemeyeceklerinin kesin olduğudur.
 Sorarsanız  onlara  'aman biz daha  şanslıyız,  şu  karda kışta,   onunlamı  uğraşacağız  'diyeceklerdir  belki de?
 Acaba   öylemi ki   dersiniz?
 
                                                                                    Sevgiyle  kalın,  hoşça kalın.
 
Etiketler: POSTACININ, GETİRDİĞİ, , MUTLULUK,
Yorumlar
Haber Yazılımı