Yazı Detayı
17 Ocak 2020 - Cuma 20:32 Bu yazı 1179 kez okundu
 
SABIR
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

Sabır, sözlükte dayanma, dayanıklılık anlamlarına gelmektedir. Sabır, dini bir makam olarak kabul edilmektedir.

            İnsan sabır özelliğinden dolayı diğer canlılardan ve yaratılmışlardan ayrılmaktadır. Sabır, hayvanlarda ve meleklerde bulunmayan insani bir özelliktir. Hayvanların dürtülerine karşı koyacak bir kuvvetleri ve meleklerin nefsanî arzuları olmadığından karşı koyacakları bir istekleri yoktur. "Birbirine zıt iki kuvvetin karşılaşması anında bir tarafın dayanması " şeklinde sabır tarif edilmektedir. "Sabır nefsanî istekler karşısında dini isteklerin hâkim olması anlamına gelmektedir.

            Dini isteklerin nefse hâkim olmasını gerçekleştirecek olan amel, arzuları terk etmektir. İnsanın olumsuz arzu ve istekleri Allah’a giden yolu kesen amansız bir düşmandır ve bunu bilen insanın dinen matlup olan davranışları yerine getirmesi kolaylaşır.     

            Sabrın mihengi, dindir. Sabır, dinin kaçınılmaz bir gerçeğidir. Dinen istenen davranışları yerine getirme ve istenmeyen davranışlara haramlara karşı sabır, farzdır. İnsanlar, nefsanî isteklerine karşı gelip kuvvetli sabırları sayesinde amaçlarına ulaşanlar, nefsanî isteklerine boyun eğip sabır gösteremeyenler ve her ikisinin arasında kalıp bazen sabır gösterip bazen gösteremeyenler şeklinde üçe ayrılmaktadır.  Nefsanî arzularının içerisinde yer alarak din dışı davranışlar örüntüsü gerçekleştirenler kötülüklere dirençsizliklerinden vazgeçerek insani bir davranış olarak sabrı gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Çünkü insanın manevi yükselişi sabırla gerçekleşecektir ve insanın kemâlâta yeteneği vardır.

            İnsan, yaşamı boyunca hoşuna gitmeyen şeylerle karşılaşması kaçınılmazdır, karşılaştığı bu olumsuz durumlara da sabretmesi gerekmektedir. İnsanın iradesinde gerçekleştirebileceği sabırları beş kısımda değerlendirebiliriz:

a- Düşünsel Sabır;

             Zihin eğitimi olarak tanımlayabileceğimiz bu sabır, zihni kirleten,  amellerin amaçlarını bozan riya gibi düşüncelere karşı gerçekleştirilebilecek bir sabırdır. İnsan aklı bir şeyin fayda ve zararını ayırabilme yeteneğidir. Bu ayırma işlemini yapamıyorsa zihinde kirlenme var demektir.  İbadetten önceki sabır zihnin, düşüncenin temizlenmesidir. İbadetten önceki ve sonraki düşüncedeki sabır, ihlâstır. İnsan ihlaslı bir şekilde amel etmekle emr olunmuştur. Beyyine süresinin 5. ayetindeki ihlâs " Onlar ancak Allah'a, onun dininde ihlas erbabı ve muvahhidler olarak ibadet etmekle emr olunmuşlardır"  riyaya karşı kulun gerçekleştirdiği düşüncedeki sabırdır.  "Ameller niyetlere göredir." Hadisi, niyetlerde riya gibi tehlikelerinden uzak durulmasını, sabır aracılığı ile zihinsel eğitimin ibadetin öncesinde ve devamında gerçekleşmesinin gerekliliği ifade edilmiştir.

b-Bedensel Sabır;

            İbadetlerdeki farza, sünnete, adaba uyarak tembelleşmemek ve amelin sonuna kadar edeplere uyarak bedensel davranışların sabırla eğitilmesi mümkün olacaktır. İhlasla, şartlarına ve edeplerine uygun gerçekleştirilen ibadetin, riya ve şirk gibi istenmeyen davranış ve düşüncelerden sabrederek korunması, amel yerine getirildikten sonra da manen tehlikeye atılmaması gerekmektedir. Sabır, zihnin ve bedenin eğitim metotlarındandır.

c- Psikolojik Sabır;

            Günahlar nefsin arzularına uymaktır. Kişinin en çok muhtaç olduğu günahlara sabırdır.   Günahları tutum haline getirmek sakıncalı olacaktır. Tutum, organize olmuş uzun süreli duygu, inanç ve davranış eğilimleridir. Kulun günah olan tutumları adet haline getirmesi sakıncalı olacaktır. Adet konumuna gelmiş olumsuz tutumlardan vazgeçmek ve bu tutumları düzeltme aşamasında kişinin kendisini sabırla eğitmesi çok zor olacaktır. Bireyi günahlara sevk eden adetleşmiş, birey tarafından sürekli tekrarlanan olumsuz tutumlar kişide kuvvetlenmiştir. Özellikle bu tutumlar toplum tarafından destekleniyorsa bu tutumlara karşı sabır en zor sabırlardandır. Günah olan tutumlardan tedrici olarak vazgeçilmesi, bazı olumsuz davranışlar giderildikten sonra diğer olumsuz davranışların giderilmesine çalışılması gerekmektedir. Tutum -bilinç ilişkisi nedeniyle dini duyguların kuvvetlendirilerek tutumların yanlışlığı kişi tarafından bilinmesi, adet haline getirdiği tutumların karşısında iyi amellerde bulunarak kişinin kendini bu davranışlardan kurtarmaya zorlaması gerekmektedir. Kötü davranışlar kendisinde nasıl adetleşmişse iyi davranışlar da kendisinde melekeleşinceye kadar kişi kendisini zorlamalıdır. Çünkü her şey zıddı ile tedavi edilir.

d- Kalbi Sabır;

              Bireyin kurtulamadığı kalbe gelen hatıraları engellemeye yönelik sabır, gerçekleştirilmesi zor bir sabırdır.  Kalp bir an dahi olsa kendisini Allah ile ünsiyet ettirecek zikirden veya tefekkürden ayrı bırakılmamalıdır. Kalpte Allah sevgisinden başka bir düşünce olmamalıdır.  Hatıralardan ve vesveselerden korunmanın çaresi devamlı surette Kur’an okumak, zikretmek ve salâvat getirmektir. Bu sayede vakitler değerlendirilecek, kalp cilalanacak, tefekkür kolaylaşacak, ins ve cinnin amelinden üstün olan ilahi cezbe, tecelliler kalbi kaplayacak, ilahi rahmetin tesiriyle Melekût âleminin gizlilikleri keşfedilmeye başlanacak, marifet nurları kalbin derinliklerinde parlayacaktır.

e- Sosyolojik Sabır;

            İnsanların bireye karşı takındıkları olumsuz tavırlara bireyin sabretmesinin gerekliliği ifade edilmektedir. Bu tür sabrın vacib,  bazen ise fazilet olduğu belirtilmektedir. İbrahim süresinin 12 ayetini" Biz yaptığınız eziyetlere elbette katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allaha dayanıp sebat etmelidir" eziyetlere karşı sabrın erdemlilik ve fazilettir. İnsanların eziyetlerine sabır, sabrın en üst mertebesidir.
       Musibet ve felaketler karşısındaki sabır en zor sabırdır. Bu sabrın diğer sabırlardan üstün ve zor olmasının nedeninin musibetlerin gelişinde ve def’inde kulun etkisinin bulunmayışıdır. Haramlara sabır her müminin gerçekleştirebileceği sabırlardandır. Musibetlere sabır ise Peygamberi bir sabırdır. Peygamberlerin musibetler karşısında devamlı surette sabrettiklerini ve bu sabırlarından dolayı verilecek mükâfat derecesinin Allah katında çok yüksek olduğu hadislerde belirtilmektedir.  Musibetlerle karşılaşan müminin bilmesi gereken Allah’ın kazasına rıza göstermesi, elindekilerin birer emanet olduğu ve geri alındığıdır. Bu sebepten ötürüdür ki bazı mutasavvıflar sabrı tarif ederken  “ Sabır, Allah’ın kazasına rızadır.” şeklinde tarif etmişlerdir.  Allah’ın vereceği mükâfatı umarak elindeki varlığın yok olmasından dolayı gelen üzüntüyü önemsemeyen kimse sabredenler derecesine ulaşmıştır.

 

                                                                                 

 
Etiketler: SABIR,
Yorumlar
Haber Yazılımı