Yazı Detayı
19 Temmuz 2018 - Perşembe 16:40 Bu yazı 917 kez okundu
 
SİYASET VE ALGI YÖNETİMİ
Recep ALKAN
 
 

          “Aşırı solcu, aşırıcı sağcı veya ılımlı solcu ılımlı sağcı yoktur. Özellikle hiç bir ideoloji veya siyasi inanışın ılımlısı olmaz, olsa olsa münafık’ı olur.

          Din mensupları da böyledir. Ilımlı Müslüman veya ılımlı Hıristiyan veya Musevi olmadığı gibi, aşırı Müslüman, Hıristiyan veya Musevi de yoktur. Ilımlı Müslüman, Ilımlı Hıristiyan ve ılımlı Musevi olduğunu söyleyen aslında münafıktır.

         Kendini herhangi bir inanç sitemi veya ideoloji mensubiyeti içinde tanımlayan herkes, o inandığı mücadelesini verdiği sistemin tamamının savunucusudur.

        Bu bakış açısı çerçevesinde; Müslüman Müslümanlığın yazılı tüm kural ve kaidelerine uyan kişidir.”

        Geçen hafta “TÜRK SOLU SORUNSALI” başlığı altında böyle bir girizgah yaparak başlamıştık haftalık yazmaya.

        İktidar savaşlarında esas alınan ideolojik alt yapı; genellikle ya yerelleştirme yada özelleştirme girişimi ile dejenerasyona uğratılıyor. İnsanların inanmaya yöneldikleri iktidar modelleri arasında tercih yaparken yanıltılıyor.

        Tüm Dünya’da olduğu gibi; toplumda algı yönetimi ve “ideolojik yanılsama” sendromu araçları, toplum mühendisliği tekniği politik yöntem oldu.

        Siyaseti politika ile karıştıran geniş halk kitleleri, baştan yanılsama tuzağına düşüyor. 

SİYASET VE POLİTİKA

        Siyaset yönetme sanatıdır. Devleti ve milleti iktidar erki vasıtasıyla rasyonel bir şekilde yönetme ustalığı olarak anlamlandırılıyor.

        Politika ise İtalyanca kökenli olan bir kelime olmakla birlikte; yöntem ve bir amaca ulaşmak için kişinin karşısındakinin duygularını okşaması, nabza göre şerbet vermesi, zaaflarını kullanması, yani hedef kitleyi etkileme sanatı olarak tanımlanabiliyor.

        Siyaset ve Politika kavramları ikisi bir arada düşünüldüğünde ve günümüzde yüklenen anlam olarak, iktidar olmak isteyen bir partinin yönetme programını (Siyasetini) hedef kitleye anlatarak ikna etme çabalarına politika diyebiliriz.

        Esas curcuna buradan sonra başlıyor. Demek oluyor ki, bir iktidar taliplisinin, önce bir siyasi partiye, sonra siyasi programa, daha sonra da, bunları hedef kitleye anlatarak ikna etmeye ihtiyacı var. Buda işin politika ve propagandası oluyor.

       İktidara talip olan siyasi partinin; siyasetini, yönetme usul ve esaslarını, yönetme yeteneklerinin altını dolduran ideolojik altyapısını, genelde uygulanabilirliği Dünya kamuoyuna yansımışlığını ve Ülke hukuku ile bağdaşıklığını ortaya koyması gerekiyor.

        Siyasi Partinin dikey ve yatay örgütlenme yapısına bir ruh getirecek olan; partinin ideolojik arka planının siyaset modeline dönüşüp, örgüt tarafından içselleştirilmesi gerekiyor. Sonrası Parti hatiplerinin politik yetenekleri ile önce partilileri, sonra kamuoyunu ikna etmesi gerekiyor. Bu normal olarak olması gerekenler.

         Bu perspektiften bakarak Ülkemizin son 5 yılını mercek altına aldığımızda; Dünya ölçeğinde sosyolojik teorileri allak bullak eden değişim ve dönüşümler yaşandı.

İKTİDAR TARAFI

         En başta 16 yıldan beri iktidarda olan Ak Parti; bütün ideolojilerin önerdiği siyasi modellerin, Ülkenin içinde bulunduğu şartlara çözüm olabilecek rasyonel olan uygulamalarından sentezlediği özgün bir iktidar uygulamasına dönüştürdü. Yaptığı yapacağı hizmetleri veya çözümleri kamuoyuna iyi anlatarak politikayı hakkıyla kullandı.

          Halkın nabzını okumayı ve uzun yıllara giden beklentilerini, hassasiyetlerini, kırmızıçizgilerini, sorunlarını ve Ülkenin ihtiyaçlarını, hem siyasi hem de politik cepheden iyi okudu.

           Devletin tıkandığı, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının ayrı bir otorite gibi davrandığı uzun yıllara dayalı bir başıbozukluk içinde olduğunu gördü. Kamu kurumları kendi mesleki iç dünyalarına çökmüş, toplum Kamuya ait alanlar muhtelif kulüp üyelerinin ayrıcalığı kabuğunda halka sırtını dönmüştü. Sayın Recep Tayip Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı iken, bahçe ve parkları veya eğlence mekanlarını seçkinler kulübü yasakçılığından çıkarıp herkese açık hale getirmesi çok konuşulmuştu.

          Bu durum Ak Parti iktidarına; halkın kendisine dokunan bir iktidar güveni ve desteği kazandırdı. Tek başına iktidar olduğu 3 Kasım 2002 tarihinden 2011 yılına kadar geçen zaman içinde bürokratik oligarşi direndi. Bazı çevrelerin, özellikle geleneksel partilerin alışkın olmadıkları; iktidarın halka hitaben, “biz size efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik” sloganı, alışkın olmayan çevrelerin ve partilerin “Ordu göreve” sloganı ile karşılık vermeleri halkta farklı bir algıya sebep oldu.

          Geleneksel partiler ve bürokratik oligarşi ile yeni duruma alışık olmayan çevrelerin, halk yığınlarının dikkatini çekti. Halk öncelikle “beni yönetecek olan iktidarı ben seçerim” kanaatiyle yeni bir algı geliştirdi. Sonra “seçtiğim iktidarın yüzü milletin tamamına dönük olmalı” düşüncesi yaygınlaştı.

         Halk artık ne yapacağını, nasıl yapacağını ve nerde duracağını biliyordu. 7 Şubat 2012 MİT kumpası, Ergenekon, Balyoz ve Ay ışığı darbe kumpasları, Devlet otoritesinin ne kadar büyük bir zaaf içinde olduğunun hem iktidar hem de halk tarafından farkına varıldı.

         2012 yılı; İMF ye borcun bittiği, milli gelirin artışı, yıllık büyüme rakamları gibi verilerin bazı çevreleri ve özellikle, CIA kuklası PDY/Fetö terör örgütünü harekete geçtiği yıldır. Aynı yıl nedense “gezi” olayları başladı. İlk başlangıç masum bir ağaç ve çevre duyarlılığı gibi kamuoyuna yansıdı. Sonra muhalefet ve işine gelmeyen bazı çevrelerin özellikle PDY/Fetö terör örgütünün hükümeti düşürme rengine dönüştü.

            Tam bir “ANARŞİ” ortamı hakimdi ülkeye. ANARŞİ demişken; marjinal sosyalist fraksiyonlardan bazılarının DEVRİM’e giden yoludur Anarşizm. İçerden ve dışardan yoğun bir destek vardı. Özellikle Ak Parti iktidarın kurtulmak için arka sokaklarda ellerini ovuşturan karanlık iç ve dış odaklar bayağı ümitlendiler. Muhalefet Partileri de iktidar olma heyecanı içinde yanıp tutuşuyorlardı. Milletin ve Devletin karşısında “Ak Parti iktidarı gitsin de, ne olursa olsun” fikri hakimdi.

            Ancak; Türkiye Cumhuriyetinin hedef alan çok uluslu bir girişim olduğunu göremeyen Muhalefet partileri, ihanet şebekelerinin kucağına düştüler.

            Bu durumda Ak Parti İktidarına; Devletin bekasını, Milletin egemenliğini ve güvenliğini savunması kaldı. Devletin ve Milletin yanında bir Ak Parti, birde MHP vardı. Doğal olarak Devleti ve Milleti savunan Ak Parti iktidarı, kamuoyu nezdinde hem güven kazandı hem itibar kazanarak sonraki tezgahlara karşı, Devleti ve Milleti yanına alarak muazzam bir güç kazandı.

            Artık Türkiye’nin en kurumsal ve Cumhuriyetle yaşıt, üstelik Atatürk tarafından kurulmuş olan CHP marjinal ANARŞİST yapılarla aynı safa düşmüştü.

MUHALEFET TARAFI

            Türkiye’nin ikinci büyük partisi ve iktidar alternatifi olması durumundaki CHP; Parti programı veya siyasetinin dayandığı “SOL” veya “SOSYAL DEMOKRAT” siyaset programını yansıtamayan bir fotoğraf vermeye başlamıştı.

           Özellikle 2010 yılında o zamanın Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’a yapılan kaset komplosu, 15 Temmuz 2016 işgal girişiminden sonra anlaşılmaya başlıyordu.

           Yazımın başında; aşırı sol veya ılımlı sol yoktur demiştim. Bir insan kendini veya topluluk veya siyasi parti kendini “SOL” olarak tanımlıyorsa sosyalisttir. Eğer sosyalistse; bir ülkede sosyalizmin iktidar olabilmesi için yöntemler bellidir. Ama sonuçta devrim olmak zorundadır.

           Devrim; ya silahlı ayaklanma, ya ANARŞİZM yoluyla devlet otoritesini zayıflatıp kaos ortamından yararlanarak darbe ile, ya da evrim yani insanları sosyalizme inandırarak, demokratik yollarla yani seçimle gerçekleşebilir.

          Ancak CHP bu seçeneklere uygun yollar izleyebilmesi için önce sosyalizmi kendisi anlayıp halka benimsetmesi lazım ki; bu partinin neyi nasıl yapacağını anlamış insanlar CHP’de toplanıp örgütlensin.

          En başta “SOSYAL DEMOKRAT” yani ılımlı sol yutturmacası, partililerin içsel çelişkilerini kamçılıyor. Çünkü CHP veya genelde solcular, bilimsel sosyalizmin Din mevzusuna bakışını bilmiyorlar. Çünkü CHP’nin sosyalizm anlayışı gelenekseldi ve dünyanın çöpe attığı pozitivist anlayışa dayalıdır.

         Oysa CHP ve Türk sosyalistlerinin; sadece Mustafa Suphi, Nazım Hikmet Ran, Mao, Stalin den başka sosyalist bilmedikleri, sosyalizmin bunlardan ibaret sandıkları için, Marksizm-Leninizm’i unuttular. Stalin’in katlettiği başta Lenin, Troçki, Sultan Galiyev, Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve Enver Paşa’yı hiç bilmezler konuşmazlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin sırf Stalin darılmasın diye, Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nurettin Topçu’yu hiç saymazlar. Çünkü onlar; sosyalizmi doğru tanımlamış, doğru okumuşlardı.

        Neden Türkiye sosyalistleri Sultan Galiyev’i, Troçki’yi, Ethem Nejat’ı, Dr. Hikmet Kıvılcımlı’yı, Nurettin Topçu’yu anmazlar?

        Çünkü Türkiye’deki sosyalistler Stalin ve Mao gibi ırkçı ve Din ilkel insanların anlayamadıkları doğa olaylarını atfettikleri hayali bir totem ihtiyacından geldiğine inanılar.

        CHP’de bu noktada takıya yapmaktadır. Tam bir sosyalist münafık fotoğrafı vermektedir. Ve tam bir yanılsama sorunsalı içinde 1800-1876 yılları arasında çivilenmiştir. Birisi çıkıp Pozitivist düşünce akımı 1870 yılından önce dünyanın çöpe attığını söylemiyor.

        Markisizim ve sosyalizm teorik olarak Materyalizme yaslanmış bir siyaset anlayışıdır. Materyalizm ise bilimsel gerçeklikleri izleyip ona göre yenilenir. Asla yerelleştirilemez, özelleştirilemez.

         O Halde: Bilimin Din ve Allah konusunda bir görüş beyan etmiş mi? Ya da Bilimin din konusunda başlattığı bir tartışma var mı? Yok. Yoksa o zaman bu CHP’nin neden İslam ile veya Hıristiyanlık veya başka inançlarla sorunu yani kavgası var?

         Garibime giden CHP’nin; ideolojisini tanımlayamayan marjinal günlük siyasi mülahazalarla tatmin olan bir dernek gibi görünmesi.

 

Bu cümleden olarak İbrahim Karagül’ün 18 Temmuz 2018 tarihli köşe yazısı ilgimi çekti.

https://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/yerlilesme-dalgasi-ilk-muhafazakr-muhalefeti-vuracaktir-o-akli-kucumsemeyin-2046502

 

 
Etiketler: SİYASET, VE, ALGI, YÖNETİMİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Temmuz 2019
1500 Okunma.
04 Temmuz 2019
SOSYAL MEDYA VE EDEP
1390 Okunma.
01 Temmuz 2019
CHP’NİN PRANGASI VE İSTANBUL SINAVI
1192 Okunma.
27 Haziran 2019
HANGİ AK PARTİ
744 Okunma.
24 Haziran 2019
VE İSTANBUL SEÇİMİNİ YAPTI
1783 Okunma.
20 Haziran 2019
AKDENİZ’İ KIRMIZIYA BOYAYACAKLAR
1706 Okunma.
17 Haziran 2019
SOSYAL SORUMLULUK
3371 Okunma.
13 Haziran 2019
PARALEL PARTİ YAPILANMASI
1092 Okunma.
10 Haziran 2019
SİYASİ PARTİLER ENDİŞE VERİCİ
1077 Okunma.
07 Haziran 2019
AK PARTİ GENEL MERKEZİNE
1284 Okunma.
02 Haziran 2019
GALASARAY UEFA ŞAMPİYONASINDA HAKEMLERİDE YENEREK ŞAMPİYON OLDU
520 Okunma.
30 Mayıs 2019
KONUŞUYORMUSUNUZ YOKSA GÜRÜLTÜ MÜ ÇIKARIYORSUNUZ?
831 Okunma.
27 Mayıs 2019
SAĞDUYUDAN İKTİDARA VE MUHALEFETE UYARI
871 Okunma.
23 Mayıs 2019
İTİLAF VE İTTİFAK DEVLETLERİ ÇOK PARTİLİ KOALİSYON BEKLİYOR
796 Okunma.
20 Mayıs 2019
TÜRKİYENİN ÇİVİSİ
958 Okunma.
16 Mayıs 2019
SORU ŞU
511 Okunma.
13 Mayıs 2019
DÜNYANIN ÇİVİSİ
666 Okunma.
09 Mayıs 2019
ERGUVAN ŞEHRİ İSTANBUL’DA SEÇİM VE ORGANİZE İŞLER
639 Okunma.
06 Mayıs 2019
Venezuela ve Sudan
531 Okunma.
02 Mayıs 2019
BU BİR KOMPLO TEORİSİ DEĞİLDİR!
557 Okunma.
30 Nisan 2019
GLOBAL ANARŞİZM
465 Okunma.
25 Nisan 2019
“El öğüt verir ama ekmek vermez”
716 Okunma.
23 Nisan 2019
HEDEFTEKİ TÜRKİYE
437 Okunma.
18 Nisan 2019
Sigara İçmek Yada İçmemek
652 Okunma.
15 Nisan 2019
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-10
440 Okunma.
11 Nisan 2019
İstanbul’un Gizemli Erguvan Mevsimi
800 Okunma.
08 Nisan 2019
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-9
378 Okunma.
04 Nisan 2019
CHP’NİN YİRMİ YILI
473 Okunma.
01 Nisan 2019
CUMHURİYET HALK PARTİSİ
567 Okunma.
28 Mart 2019
“UYAN EY GÖZLERİM GAFLETTEN UYAN”
733 Okunma.
22 Mart 2019
ZONGULDAK’A BİR BABAYİĞİT LAZIM
615 Okunma.
21 Mart 2019
YENİ BİR DÜNYA KURULUR VE TÜRKİYE DE BU DÜNYADA YERİNİ BULUR
511 Okunma.
18 Mart 2019
ZONGULDAK’TA SEÇİM VAR
531 Okunma.
14 Mart 2019
DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKMÜ?
380 Okunma.
11 Mart 2019
SOSYAL DEMOKRATLIĞIN TEORİK TEMELİ
511 Okunma.
07 Mart 2019
MARJİNAL SİYASET
485 Okunma.
04 Mart 2019
MERKEZİYETÇİ HİYARARŞI KOLAYCILIĞI
517 Okunma.
28 Şubat 2019
ABD-AVRUPA ULUSLARARASI ANLAŞMALARI ASKIYA ALDI
457 Okunma.
25 Şubat 2019
YENGEÇ SENDROMU
985 Okunma.
21 Şubat 2019
EVRENSEL TABİ HUKUK
625 Okunma.
18 Şubat 2019
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-8
473 Okunma.
14 Şubat 2019
BU ÇÖPLÜKTEN GERİ DÖNÜŞEBİLİR ATIK ÇIKMAZ
639 Okunma.
10 Şubat 2019
BELEDİYECİLİĞİN ŞİFRELERİ
666 Okunma.
07 Şubat 2019
SÜRÜ PSİKOLOJİSİ
631 Okunma.
04 Şubat 2019
İNSANIN YAPISI VE İBADET-2
653 Okunma.
31 Ocak 2019
METAMORFOZ
728 Okunma.
24 Ocak 2019
İNSANIN YAPISI VE İBADET-1
748 Okunma.
21 Ocak 2019
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-7
510 Okunma.
17 Ocak 2019
MANEVİ DENGESİ BOZUK PARTİLİ PROFİLİ
643 Okunma.
13 Ocak 2019
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-6 Dr. Hikmet Kıvılcımlı özel
632 Okunma.
10 Ocak 2019
Anadolu ve Kafkaslarda sosyalizm-5
623 Okunma.
07 Ocak 2019
HALK DALKAVUK’LUĞU
676 Okunma.
03 Ocak 2019
AHLAK VE DİN
642 Okunma.
27 Aralık 2018
Anadolu ve Kafkaslarda sosyalizm 4
713 Okunma.
23 Aralık 2018
ABD'nın Kısa Kanlı Soykırım Tarihi...
755 Okunma.
20 Aralık 2018
DOLAR SİLAHI
538 Okunma.
13 Aralık 2018
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-3
743 Okunma.
10 Aralık 2018
“YANDAŞ”
666 Okunma.
06 Aralık 2018
AK PARTİ DR. ÖMER SELİM ALAN DEDİ
863 Okunma.
29 Kasım 2018
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-2
660 Okunma.
22 Kasım 2018
Zonguldak ve Türkiye Taşkömürü Kurumu
957 Okunma.
19 Kasım 2018
Anadolu ve Kafkaslarda Sosyalizm-1
692 Okunma.
15 Kasım 2018
KUVVETLER AYRILIĞI VE ADİL DEVLET
645 Okunma.
08 Kasım 2018
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kırmızıçizgileri
859 Okunma.
05 Kasım 2018
Sultan Galiyev ve Mustafa Suphi neden öldürüldü?
721 Okunma.
01 Kasım 2018
CUMHURİYET VE MİLLİ KURUMLAR
712 Okunma.
25 Ekim 2018
MİLLİ MEVZULAR VE POLİTİKA
852 Okunma.
18 Ekim 2018
TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR
991 Okunma.
14 Ekim 2018
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN İDDİASI
714 Okunma.
11 Ekim 2018
GEÇMİŞ GERİDE DERS ÖNÜMÜZDE
914 Okunma.
04 Ekim 2018
ŞERAFETTİN NAS’IN BİTMEYEN MÜCADELESİ
827 Okunma.
01 Ekim 2018
FİNANSMAN MALİYETİ VE FİYAT ARTIŞI, İÇ PİYASALAR;
860 Okunma.
27 Eylül 2018
BM’NİN 73.GENEL KURULU VE ABD’NİN ÇÖKÜŞÜ
743 Okunma.
20 Eylül 2018
DEMİRPARK AVM (67BURDA) VE 3. HAVA ALANI
846 Okunma.
13 Eylül 2018
İNSAN OLMA SANATI VE DEVLET İŞLERİ
675 Okunma.
06 Eylül 2018
Modern yaşamın sebep sonuç çıkmazı
791 Okunma.
03 Eylül 2018
DARBELER VE EKONOMİK KRİZLER
663 Okunma.
30 Ağustos 2018
TRUMAN DOKTİRİNİ, MARŞHALL YARDIMI VE BAĞIMSIZLIK
797 Okunma.
16 Ağustos 2018
14 AĞUSTOS 2018 AK PARTİ’NİN 17. YAŞ GÜNÜ
1027 Okunma.
08 Ağustos 2018
AMERİKA BİRLEŞİK ŞİRKETLER DEVLETİ
1279 Okunma.
03 Ağustos 2018
BARDAĞI TAŞIRAN BRICS ZİRVESİ
712 Okunma.
26 Temmuz 2018
ENDİŞELENİN STRATEJİK ORTAKLAR
743 Okunma.
12 Temmuz 2018
TÜRK SOLU SORUNSALI
990 Okunma.
05 Temmuz 2018
DÜNYANIN SON 200 YILI VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ
1194 Okunma.
28 Haziran 2018
SEÇİM ATMOSFERİ
1224 Okunma.
21 Haziran 2018
DERİN OLAN KUYU DEĞİL, KISA OLAN İPTİR
1244 Okunma.
07 Haziran 2018
PARAN KADAR KONUŞ
1126 Okunma.
31 Mayıs 2018
Cumhur ittifakı ve Millet İttifakı
1046 Okunma.
25 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
906 Okunma.
24 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
735 Okunma.
10 Mayıs 2018
24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİNDEN SONRA
1680 Okunma.
03 Mayıs 2018
Dünya sahnesinde Türkiye
880 Okunma.
26 Nisan 2018
Bağımsız ve Milli Egemenliğine sahip olmak üzerine
1246 Okunma.
19 Nisan 2018
Gündem seçim
2156 Okunma.
12 Nisan 2018
Beslenme ve Alışkanlıkları;
2536 Okunma.
05 Nisan 2018
Bir Ülke tasavvur ediniz ki;
2099 Okunma.
29 Mart 2018
Üçüncü Yol-üçüncü göz
1764 Okunma.
22 Mart 2018
Georges Politzer’den Sonra;
1773 Okunma.
15 Mart 2018
MESELE PETROL ENERJİ KORİDORU DEĞİL
1255 Okunma.
08 Mart 2018
GELENEKSEL DÜĞÜNLER VE EKMEĞİN TADI
1230 Okunma.
01 Mart 2018
İSTİLA – KATLİAM – YAĞMA GÖRÜN
1988 Okunma.
22 Şubat 2018
YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ VE TERÖR
1683 Okunma.
15 Şubat 2018
Bütün Yollar Ortadoğu’ya çıkıyor
1969 Okunma.
08 Şubat 2018
Köprü meselesi ve kozlu kavşağı
1767 Okunma.
01 Şubat 2018
Birleşmiş Milletler ve Zonguldak
1351 Okunma.
25 Ocak 2018
Başarılı olmak yerine, başarılıyı dibe çekmek
1312 Okunma.
18 Ocak 2018
Yağmalanmış Ülkeler
1983 Okunma.
11 Ocak 2018
Hasta Partiler, Hastalıklı Partililer
1106 Okunma.
05 Ocak 2018
Hafıza Kaybı
1480 Okunma.
28 Aralık 2017
Üçüncü Dünya Halkları
1301 Okunma.
24 Aralık 2017
İnsan Ne Kurttur, Nede Kuzu
1049 Okunma.
14 Aralık 2017
İNSAN İÇİN DEVLET
1308 Okunma.
07 Aralık 2017
DEVLET VE İNSAN
1078 Okunma.
30 Kasım 2017
İŞLETME VE MALİYET
1277 Okunma.
23 Kasım 2017
İŞ KUR, KOSGEB, BAKKA
1371 Okunma.
16 Kasım 2017
AMERİKAN RÜYASININ KABUSLARI
1332 Okunma.
09 Kasım 2017
NE OLACAK BU TTK
1297 Okunma.
02 Kasım 2017
GÜNÜN KONUSU TTK
1575 Okunma.
26 Ekim 2017
TTK’YI KURTARMA PLANI
1689 Okunma.
19 Ekim 2017
DEVLET VE DEMOKRASİ
1523 Okunma.
12 Ekim 2017
DALDAN DALA
1736 Okunma.
06 Ekim 2017
KIŞLIKLAR HAZIRLAYIN
1232 Okunma.
28 Eylül 2017
ELEŞTİRİLMEK
1473 Okunma.
22 Eylül 2017
PARTİLER VE TEŞKİLATLARI
1898 Okunma.
15 Eylül 2017
SİYASETİN FİNANSMANI
1980 Okunma.
08 Eylül 2017
Bu yazıyı 2013 Mayıs’ta yazmıştım!..
1291 Okunma.
25 Ağustos 2017
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE ÇÜRÜME
1557 Okunma.
18 Ağustos 2017
HİZMETKAR VE MİLLİ (YERLİ) OLMAK
1323 Okunma.
10 Ağustos 2017
Benim seçilmediğim yer batsın!
1775 Okunma.
02 Ağustos 2017
SOSYAL MEDYANIN YAN ETKİLERİ
1386 Okunma.
25 Temmuz 2017
GENEL KURUL GELENEĞİ
1495 Okunma.
18 Temmuz 2017
DEMOKRASİNİN FİDANLIĞI DERNEKLER
1431 Okunma.
10 Temmuz 2017
EMEKLİ MAAŞLARI
1741 Okunma.
Haber Yazılımı