google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Yazı Detayı
31 Ocak 2020 - Cuma 17:29 Bu yazı 1486 kez okundu
 
ŞÖHRET
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
inanisgazetesi@gmail.com
 
 
Gönüllerde mevki edinme arzusu, gönülleri kendisine bağlayıp onlardan istifade edinmektir. Cah, insanların gönüllerinde mevki sahibi olmak anlamına gelmektedir.  Mevki sevdalıları, insanları emirleri altına almak, onların iradelerine hükmetmek ve kendilerine bağlamak isterler. Mevki sevdalıları hür olanları köleleştirmek isterler.
Mevki sahibi olmak arzusunun iki nedeni vardır;

 
1- Kaygı; 
Gelecekte ne olacağını bilememek insanlar için belli başlı kaygı nedenlerindendir. Kaygı içerisinde olan kişiler kendisinden insanların desteklerini çekebilecekleri düşüncesi ile insanlara su-i zanda bulunabilecek, elindeki varlıkların bir gün kendisine yetemeyecek hale gelebileceğini ve başkalarına muhtaç olacağı duyguları ile olumsuz bir sonucu bekleyebilecektir. Kişi bu iç çelişkilerinden dolayı kendini güvene alacak yedek bir servete ihtiyacı vardır. Bu servet tanınma, sevilme arzusudur.  Bu sevilme arzusu kişi de uzak -yakın meşhur olma isteğini doğurmaktadır. İnsan yakın bölgesinde gözden düşecek olursa uzak bölgede tanındığı için onlara sığınabilir ve onlardan faydalanmak ister. Şöhret, kişide emniyet duygusunu arttırır. Kişi tanınarak geleceği için kendisini emniyette hisseder.  Mevki arzusu, şöhret isteği kişinin kaygısından doğan bir arzudur.

 
2-Kudret sahibi olma arzusu;  
Gazali, insanın yaratılışı gereği rububiyet vasıflarını sevdiğini belirtmektedir. Çünkü kalp, emri rabbanidendir. Kalbin kibirlenmek, yükselmek ve üstünlük taslama gibi rububiyet vasıflarına meyli vardır. Rububiyet, kemalde tekleşmektir. Varlıkta ortaklık, noksanlıktır. Kamil, eşi, benzeri dengi olmayan demektir. Her insan tekleşmeyi arzu eder. Her var olan varlığının kemalini sever. Kemalin son haddi başkasının varlığının kendinden olmasıdır. Başkasının varlığı senden meydana gelmiyorsa, o varlığı kuşatarak emri altına alarak ona tesir etmek ve istediği şekilde onu değiştirmek ister. İnsanın tabiatında bulunan bu özelliğinden dolayı yeryüzünü ilim ile insan kuşatmaya çalışmaktadır. Bugün teknoloji ile kuşatılan yeryüzü, insanın bu kemal arzusu ile birlikte gelen kudret isteğinin göstergesidir.  İnsan kemal arzusu ile diğer insanları emrine almak, onlar üzerinde tasarruf yapmak ve onları yönetmek istemektedir. Gönülleri kendine bağlayan insan, gönüller üzerine dilediği tasarrufa muktedir olur. Kemal arzusu aslında kudreti elinde tutma arzusudur. Kudret, insanların elde etmek istediği esas güçtür. Sevilen ve istenen, insanın gönüllerine tesir edecek güçtür. Bu güce mal ve gönüllerdeki mevki aracı ile sahip olunur. 
İnsanların gönüllerinde yer alma arzusunun yerilmesinin nedeni, kişinin Allah’ın katındaki mevki sahibi olmakla yetinmeyip insanların kendilerini övmesini arzulamasından kaynaklanmaktadır. İnsan nefsi insanların kendisine itibar göstermesini ister ve sever. Nefs, insanı gizli arzularının peşinde koşturur.  İnsanların kendisine itibar ettiğini gören ilim veya ibadet ehli kendini Allah’ın yakın kullarından zanneder. Bu durum şeytanın bir hilesidir. Bu hileden ancak sıddıklar makamına ulaşmış kişiler kurtulabilirler. Sıddıkların kalplerinden en son çıkan hastalığın riyaset sevgisidir.  Ayrıca insanların gönüllerine tesir etmek insanları köleleştirmektir. Hatta Gazali, gönülleri tesir altına alınan insanları köleden daha düşük seviyede görmektedir. Çünkü köle, fırsatını bulduğunda sahibine karşı gelebilir ve ona hizmet etmek istemez. Ancak gönülleri köleleştirilenler kendi irade ve istekleri ile başkalarına hizmet ederler.  Bu durum kişinin maddi ve manevi sömürülmesine neden olacaktır. İnsanların bu köleleşmesinden şöhret sahipleri maddi ve manevi haz alacaklardır. Şöhret ile insanları köleleştirmek, servet ile köleleştirmekten daha etkili ve tehlikelidir. Şöhret ile insanların kalpleri manevi zincirlere vurulacaktır. Bu manevi zincirler insanların düşünme güçlerini kaybetmelerine neden olacak, aklın özgürlüğü tutsak haline gelecektir.  Şöhret duygusu insanı işlevsiz haline getirmedir.
Şöhret, mevki ve ün kazanmak arzusunun yerilen bir davranış olduğunu, tercihin bilinmemek, tanınmamak, gizli kalmak olması gerektiği ifade edilmektedir. Ancak Gazali, kulun bir tasarrufu olmadan Allah’ın bildirmesi ile meşhur olduğu takdirde bunun yerilmeyeceğini belirtmektedir. Yerilen şöhretin peşinde koşmaktır. Şöhretin zayıf iradelileri sıkıntı içerisine düşüreceğini belirterek, Peygamberlerin, din âlimlerinin ve velilerin şöhretlerinin kendilerine zararı dokunmayacağını ifade etmektedir. İradeleri kuvvetli olan insanlar, şöhrete kıymet ve değer vermezler. Zayıf iradeli insanlar denize düşen fakat yüzme bilmeyen insanlara benzer. Mümkün olduğu kadar hakkı olmayan bir şöhreti kazananlardan uzak durulmalıdır. Çünkü şöhret denizinde boğulurken etrafındaki diğer zayıf iradeli insanları da batıracaklardır. Ancak hakkıyla şöhreti kazanan Peygamberler, veliler ve âlimler irade kuvvetleri ile beraber etrafındaki insanları adeta boğulmaktan kurtaracaklardır. 
Gönüllerde mevki edinme arzusu mal sevgisinden daha önemlidir. İnsan servet elde edebilir, ancak insanların gönüllerinde yer edinemez. Mevki ile servet sahibi olmak daha kolaydır. Bir insana gönlünü bağlayan zenginler, o insana bütün servetlerini feda edebilirler. Fakat cimri bir insan, ne kadar servet sahibi olursa olsun gönüllerde yer edinemez. Malın çalınma, elden gitme tehlikesi vardır. Ancak gönüller feth edildikten sonra böyle tehlikeler söz konusu değildir. Gönüllerde ki sevgi, insanların birbirlerine aktarmaları ile devamlı surette artar, kişi ünlendikçe ünü artar ve diğer insanlarda ona bağlanır.  Bu duruma gelmiş bir insan için servetin önemi yoktur. 
Mevki sevgisi riyaya sebep olacaktır. İnsan kendini sevdirmek ve insanların takdirlerini kazanmak için riya yapmaya başlar, bu davranışı kalbinde nifak tohumunu yeşertir. Bu durum insanı bazen ibadetlerde gevşekliğe, bazen de ibadetlerde itinalı davranmaya sevk eder. Kişi ibadetlerini insanlara gösteriş için yapmaya başlar. İnsanların kalbinde yer almak isteyenler, kendisinde olmayan özelliklerle onlara görünmek ister ve bu durum nifak hastalığını alevlendirir. Kişinin nifaktan kurtulabilmesi için mevki sevgisini kalbinden çıkarması gerekmektedir. Mevki sevgisini kalpten çıkartmanın yolu ilim ve ameldir.

 
Zincirlerden kurtuluş;
İlim, mevki sevgisinin nedenini ve zararını bilmektir. İlim ile mevki sahiplerinin dünyada maruz kalacağı sıkıntılar düşünülmelidir. Mevki sahibine haset edilir, aleyhinde faaliyetler yürütülür. Kişi şöhretini korumak için kaygılar içerisinde olur. İnsanların gönlünden düşmekten kaygı duyar. İnsanların kalpleri ise kişiye kaşı her an değişebilir. Gönüller üzerine kurulan sevgi, dalgalar üzerine kurulan binaya benzer. Bu sebepten mevkiinin vereceği sıkıntı hazzından daha çoktur. Mevki sevgisi kişiyi uzun süreli kaygıya sürükler.
Mevki sevdasından kurtulmanın çaresi kanaat ve insanlardan bir şey ummamaktır. İnsanlara ihtiyacı olmayan onlardan bir şey ummaz böylece onlardan ümidini keser. Kanaat sahibi insanlardan müstagnidir. Ayrıca kişi mevkii yeren, gizli kalmayı öven bilgileri öğrenerek psikolojisini gizliliğe alıştırmalıdır. 
İnsanların gönüllerinde yer almayı arzu etmenin yerilen bir davranış değildir. Sakıncalı olan kişinin kendisinde bulunmayan bir özellikle kendini sevdirmeye çalışmasıdır.  Bu şekil sevgi temini haramdır. Çünkü gerçeğe aykırıdır. İnsanların arkadaşları tarafından sevilmesinde herhangi bir sakınca yoktur. Kişi bu şekilde kendisini tehlikelere karşı korur. Ancak bu sevgi, maksat olmamalıdır. İnsanların kendilerinde olan bir özellikle mevki talep edeceklerinin örneği Hz Yusuf’tur ( a.s). Hz Yusuf ( a.s) kendisinin mali işlere yatkınlığını hükümdara bildirerek hükümdarın gönlünde yer edinmiştir. Dünyadan zaruret ihtiyaçları nispetinde servet edinmenin gerekliliği gibi insanlarla rahat geçinebilmek için onların gönüllerinde yer edinmeye çalışmak gerekmektedir.  Ancak bu sevgiyi kazanmak için kişi yalana, hileye ve günahlara başvurmamalıdır. Servet ve gönüllerde mevki, ibadetler aracılığı ile temin edilmemelidir. İbadetle mal ve mevki peşinde koşmak, dine karşı bir cinayettir ve haramdır.
 
Etiketler: ŞÖHRET,
Yorumlar
Haber Yazılımı