Yazı Detayı
07 Ekim 2019 - Pazartesi 17:24 Bu yazı 1214 kez okundu
 
ŞÜKÜR
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
inaniskemalsönmez
 
 

    Kelime anlamı olarak teşekkür, nimeti dile getirme anlamına gelen şükür, tasavvufi bir terim olarak, yapılan bir iyiliğin makbule geçtiğini dile getirme, iyiliği yapanı övme anlamına gelmektedir. Lügatte ihsanı bilmek anlamında kullanılmıştır. ” Şükrün evveli, bütün nimetlerin eşi ve benzeri olmayan, bu nimetlerde herhangi bir ortağı ve yardımcısı bulunmayan Allah’tan geldiğini bilmektir” Ebu Bekir el Varrak: Nimetin şükrü minneti bilmek, hürmeti korumaktır.  Şükür nimeti değil, vereni görmektir. Mevlana “ Şükür sahip olunan bir nimetin, nimet olduğunu fark ederek nimetin gereğini yerine getirmeyi; o nimeti uygun amel ve çalışmayı ifade eder” . “Şükür; iyiliği bilip yapmak, iyiliği anıp sahibini övmek, iyiliğe karşı söz ve davranışlarla minnettarlık göstermek, iyiliği iyilikle anmak gibi anlamlara gelir” Şükür, nimet verenin nimetini saygı ile itiraf etmek demektir. Şükür, nimetin yalnız Allah'tan olduğunu bilmektir. 

    Nimet, iyilik ve zevk veren faydalı her şey olarak tanımlamaktadır. Nimet, insanın istifadesine sunulan her şeydir. Asıl nimetin ahiret saadetine ulaştıracak şeyler olarak ifade edilmektedir. Öncelikli olan nimeti vereni tanımak gerekmektedir. Allah, nimetini izhar edendir. Nimeti veren olarak Allah’ın bilinmesi tevhittir. Nimetleri asıl verenin Allah olduğunu diğer aracı varlıkları nimet veren olarak değil, Allah’ı nimet veren olarak görmek gerekmektedir. Allah’ın tek nimet verici, sıfatlarında ortağı bulunmamaktadır. Faili Hakiki Allah’tır. O isimlerinde ortaklığı kabul etmediği gibi fiillerinde de ortaklığı kabul etmez. İnsanların nimetlere aracılık yapması faydalanmaları açısındandır. Nimeti ikram eden bir insan umduğu bir nimete seni aracı kılmaktadır. O nimeti ulaştıran kişiye yönlendiren gerçekte Allah’tır. Bütün mevcudat kâtibin elindeki kalem gibi Allah’ın irade ve kudretindedir. Nimetlerin sahibi olan Faili Hakiki olarak Allah görüldüğünden tevhit derecesine ulaşılır ve bu marifetten şükür hâsıl olur. Şükür “ Bütün nimetlerin Allah’tan olduğunu bilmektir.” Bu marifet ilim ile şükürdür. Hal ile şükür, Nimeti verene karşı saygılı olmaktır. Nimete sevinmek şükür değildir. Çünkü kişinin asıl odaklandığı nimettir. Nimete memnun olan kişi nimetin kendisine verildiği için şükretmektedir. Asıl şükür ise Allah’ın verdiği nimetlerle Allah’a yakınlaşmak, yakınlık kazanmaktır. Bu yakini elde eden kişi kendisini Allah’tan alıkoyan nimete sevinmek yerine üzüntüyü gerçekleştirmektedir. Bu hal ile şükürdür. Amel ile şükür, inam edeni bilmekten hâsıl olan sevinçle kalp, dil ve azalarla kulluk etmektir. Kalp ile şükrü Ebu Talibi Mekki “ Sebepler Allah’ın hükmündedir, şartlar da onun hükmüdür. Nimette onu vereni müşahede etmek, bir ihsan anında onu asıl vereni bilmek kalbin şükrüdür”    Gazali ise kalp ile şükrü niyet olarak açıklamaktadır. Azalarla şükür Allah’ın verdiği nimetleri yerinde kullanmaktır. 

    Küfrü terk edip şükrü yerine getirmek Allah’ın sevdiği şeyleri bilmekle mümkün olacaktır. Şükrün bir manası da “ Allah’ın verdiği nimetleri yerinde kullanmaktır” Küfrün manası ise nimetleri kullanmamak veya Allah’ın hoşlanmadığı yerlerde kullanmaktır. İman ve küfür objeleri bakımından da ortaktır. Yani aynı şeyi biri kabul ederken diğeri reddeder. Bir başka deyişle, iman ve küfür birbirine zıttır; dolayısıyla aynı şeyle ilgili olarak, yani objeleri aynı ise, birinin bulunduğu yerde diğeri bulunmaz bu açıdan bakıldığında şükür yani Allah’ın nimetlerini yerinde kullanmak imanın bir göstergesi, aynı objeyi yerinde kullanmamak ise nankörlüğün, küfrün bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Allah’ın verdiği nimetleri sevdiği yerde kullanmayı Kur’an ve sünnete uymakla mümkündür. Allah’ın sevdiği şeyleri bilebilmek bu iki dayanağa uymakla mümkün olacaktır. Allah’ın verdiği nimetleri yerinde kullanmamak israf olarak değerlendirilmektedir.

    Şükür, tevhittir. Şükür yaratıcıyı bütün sıfatlarında birlemek ve nimetleri verenin O’nun olduğunu görmektir. Şükür verilen nimetleri O’nun rızası doğrultusunda kullanmaktır. Şükür bütün Peygamberlerin ve Salih insanların ortak vasfıdır. Nimetimizin artmasını istiyorsak şükrümüzü arttırmalıyız. Ve O’nun verdiği nimetlerle O’na isyan etmemeliyiz. Allah kullarına nimet veriyor kulları verilen nimetlerle neden O’na isyan ediyor? Bu isyan fiili Allah’ın nimeti kesmesine neden olmaktadır.Allah verdiği nimetlerle kendisine isyan edilmesini teşvik eder mi? Verdiği nimetlerle kendisine isyan edilmesi O’nun nimeti kesmesine neden olacaktır.Toplumsal ve bireysel rızkımızın azalmasının nedeni şükürsüzlük, verilen nimetlerin yerinde kullanılmaması değil midir? Nimetlerimizin, rızkımızın artmasını istiyorsak şükür ehli olmalı, O’nun verdiği nimetleri yerinde kullanmalı ve israftan kaçınmalıyız. Zamanımızın, aklımızın ve gençlerimizin değerini bilmeliyiz.  Gençlerimiz, bizim nimetimizdir. Ülke kaynaklarımızın şükrünü bilmeli ve kaynaklarımızı akıllı yatırımlarla değerlendirmeliyiz. Allah’ın ülkemize sunduğu nimetleri heba etmemeliyiz. Verilen nimetleri yerli yerinde kullanmamak bir zulüm olacaktır. Nimet, insanın istifadesine sunulan her şeydir. Ve bu nimetlerden hesaba çekileceğimiz unutulmamalıdır.

 
Etiketler: ŞÜKÜR,
Yorumlar
Haber Yazılımı