google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Yazı Detayı
06 Nisan 2020 - Pazartesi 00:02 Bu yazı 1105 kez okundu
 
TEDBİR
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

       Günümüzde bütün insanlığı etkisi altına almış, bütün dünya insanlığını etkileyen bir musibet ile karşı karşıyayız. Belirtmek isterim ki Allah’ın izni olmadan İslam, Müslümanlara ve insanlığa herhangi bir musibet bulaşmaz. Nitekim Allahu Teala Tevbe süresi 51. Ayette “De ki: "Allah bize ne yazmışsa başımıza ancak o gelir, O bizim mevlâmızdır." Müminler yalnız Allah’a güvenip dayansınlar”
        Tedbir ameli bir davranıştır. Tedbirin terk edilmesi Sünnetullaha Allah'ın koyduğu kurallara aykırı olarak değerlendirilmektedir. Allah insanın yaratılışında ve yaşantısında kurallar koymuştur. Bu kurallara uymayarak tevekkül edenler yanılgı içerisindedirler. Hz Peygamberin (sav) uygulamalarında tedbiri hayatının her safhasında görmemiz mümkündür. Hz Peygamber ( sav) imanının ve tevekkülün zirvesinde bir şahsiyet olarak bizlere en güzel örnek teşkil etmektedir. Hz Peygamber (sav) düşman güçlerinden haberdar olmak için bazı sahabeleri casus olarak görevlendirdiğini, kendisini korumakla görevli Sahabelerin olduğunu,  savaşa çıktığında Medine'nin güvenliği için muhafız birliği bıraktığını, zırh giydiğini bilmekteyiz. Medine'ye yeni hicret ettiği günlerde bir gece uyuyamadığını, Peygamberin( sav) can güvenliğinden endişe eden uyuyamayan Sa'd b. Ebi Vakkas'ın geldiğini görmüş neden geldiğini sorunca Allah Resulünün güvenliğinden endişe ettiğini söyleyince Hz Peygamber onu koruma olarak görevlendirerek uyumaya gitmiştir. Hz Peygamber Medine'nin güvenliği için bugünkü polis teşkilatı benzeri olan Sahibul Ases ( asayiş ve emniyet görevlisi) görevlendirmiştir. Ayrıca bina yapımında işi uzmanına teslim etmiş Kays b. Talk el Hanefi'yi bina yapımında görevlendirmiştir. Onun bina yapımını en iyi bilen kişi olduğunu ifade etmiştir.
 Hz Peygamber (sav) gerek şahsi hayatında gerekse sosyal hayatında rızık konusu hariç bütün işlerinde tedbiri hiçbir zaman terk etmediğini müşahede etmekteyiz. 
      İnsanın malını ve canını korumak için tedbir alması tevekküle aykırı olarak değerlendirilemez. Doğal afetlerin zararlarından, zehirli hayvanlardan, insan hayatını tehlikeye atacak davranışlardan kaçınmak gerekmektedir. İnsanın iklim şartlarına göre hareket etmesi de tevekküle aykırı değildir. Allah'u Teâla " Bütün ihtiyat tedbirlerini alın" Nisa 102,  Hz Musa'ya hitaben " Kullarımı geceleyin götür" Duhan 23 ayetleri ile tedbir almanın önemi işaret edilmiştir. Ayrıca " Sizde onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar hazırlayın" Enfal 60 ayeti ile ulusal güvenlik, kamunun can ve mal güvenliği için harcama yapılması gerekliliği emredilmiştir. Bu ayette kamunun can ve mal güvenliği için barış zamanında gerekli bütün harcamalardan kaçınılmaması belirtilmektedir. İnsanın bireysel ve sosyal yaşantısında tedbir alması ve çağın teknolojik gelişmelerine uygun olarak yaşaması tevekküle engel teşkil etmemektedir. Bütün bu işlerimizde tevekkül, tedbirleri çağın gereklerine uygun aldıktan sonra, Allah'ın iradesine, kudretine ve kuvvetine inancımızı kalben ve ilmen yaşamak hissetmektir. Tevekkül ehli tedbirleri alarak tedbirlere değil, Allah'a güvenmelidir.
      Hz Peygamberin sünnetinde tedavi tedbirlerine başvurduğunu görmekteyiz.    Kişisel temizliğe, ,toplumsal temizliğe ve çevre temizliğine önem vermesi önleyici tedaviler arasında sayılması mümkündür. Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için " Bir yerde veba olur, siz de orada bulunuyorsanız vebadan kaçarak çıkmayın. Bir yerde veba olduğunu duyduğunuzda da oraya gitmeyin" ( Bkz Buhari Tıp) sözleri ile toplum sağlığını korumak için bugünkü anlamda karantina uygulamasına işaret etmiştir
Hz Peygamber (sav) mescidinde seyyar hastane kurdurtmuştur. Hz Peygamber, Rufeyde adlı bir kadın sahabeyi çadırda görevlendirmiş, yaralıları tedavi ediyor, Müslümanlardan sıkıntıya düşmüş kişileri hizmetini yapıyordu.  Hz Peygamber hastaları ziyaret eder onlara tedavi yollarını gösterirdi. Hz Peygamber günün şartlarında tıbbi bilgiye sahip olan doktorlara önem vermiş ve hastalıkları tedavi etmesi için hastaları kendilerine yönlendirmiştir. Haris b. Keledi İslam'ı kabul etmeyen bir doktor idi. İnançsız olmasına rağmen Nebi (sav) işin uzmanı olduğu için hastaları ona yönlendirmiştir. 
      Hz Peygamberin (sav) kâfir ve diğer din mensuplarından yardım alması, insan sağlığına verdiği önemi göstermektedir. Bununla birlikte yetişmiş, alanında uzman İslam dışı tabiplere değer vererek onlardan halkın istifade etmesini sağlaması bizler için örnek teşkil etmektedir.  Nebi (sav) hastalığında, Hz Aişe den rivayetle Arap ve acem (yabancı) doktorlar kendisinin hastalığı konusunda teşhiste bulunuyorlar ve ona göre tedavi ediyorlardı. Nebi (sav ) hastalığında tedavi olması Müslümanlara bir örnektir.
Hz Peygamberin (sav) ashabı da tedavi konusunda doktorlara başvurulması yolunu izlemişlerdir.  Hz Ömer, cüzzamlı kimseyle yemek yiyen bir sahabeyi doktorların tedavi yapmalarını istemiştir. Yine Muaviye Şam'ı ele geçirince Hristiyan bir tabip olan İbni Esal'ı kendisine özel tabip yaptı. Hz Peygamber (sav) döneminde tıp alanında uzman birçok doktor bulunmaktaydı. Yine Peygamber döneminde hukne, dağlama gibi tedavilerde yapılmıştır. Fıtık için ilk defa yünden kalın giyecek olan " Şal" giyen Ammar b. Yasir dir. Ayrıca cerrahlıkta meşhur olan Ebu Rimse ve Übey bin Ka'b bilinen doktorlardandır. 
     Bu örnekler Hz Muhammed'in (sav) her alanda olduğu gibi tıp alanında da " Modern Bilimin" uygulanmasını teşvik ettiğinin göstergesidir. Hz Peygamber'in (sav) sosyal hayatta yaptığı yenilikler toplumun can ve mal güvenliği sağlanması için kurduğu teşkilatlar ve görevlendirdiği birlikler değerlendirildiğinde İslam anlayışında tedbirsizlik sonucu ortaya çıkan zararların, tamamen dini bilmemek ve cehaletten kaynaklandığı görülecektir.   Bütün bu standartlarda tedbir alınmadan kamu güvenliği zarara uğratılırsa " Başınıza ne geldi ise kendi ellerinizin kazancı iledir. Hâlbuki çoğunu da Allah affediyor" Şura 30 ayeti kapsamında değerlendirilecektir. Standartlara uygun tedbirler gerçekleştirildiği halde bir felaket ile karşılaşıldığında "  Allah'ın izni olmayınca hiçbir musibet isabet etmez" Tegabün 11 ayeti kapsamında değerlendirilerek " Musibete" karşı istiğfar, sabır ve şükür ile imtihan içerisinde yer alırız. Bütün bu işlerde tevekkül, tedbirleri çağın gereksinimleri ölçülerinde alarak, tedbirlere değil! Allah'a güvenmekle gerçekleşecektir. Tedbirsiz hareket ederek insanların güvenliğini tehlikeye atmak hukuken sorumluluk getireceği gibi dinen insanlara yapılan " Haksızlık" sayılarak dini açıdan sorumluluk getirecektir. 
     İslam ve İslam elçisi Hz Muhammed (sav) örnek uygulamaları değerlendirildiğinde, insanlığı tehdit altına alan Corona veya benzeri virüs ve hastalıklara karşı Devlet idaresinin, yetkili makamların aldıkları tedbirlere harfiyen uyulmalı, hastalık belirtilerinde ivedilikle, topluma yaymadan veya yayılmadan sağlık kurumlarına başvurulmalıdır. Temennimiz o dur ki, toplumun her bireyinin azami şekilde kurallara dikkat ederek bu salgın hastalığın önüne geçilmesidir.  Bireysel ve toplumsal tedbirlere azami gayret göstermeliyiz. Tedbir, İslami bir davranıştır. Tedbirsizlik cinayettir.

 
Etiketler: TEDBİR,
Yorumlar
Haber Yazılımı