Yazı Detayı
16 Ekim 2019 - Çarşamba 16:47 Bu yazı 1236 kez okundu
 
TEVEKKÜL
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
inaniskemalsönmez
 
 

Tevekkül, güvenme, bel bağlama, vekil tayin etme, havale etme, Allah’ın katında olana güvenip halkın elinde ve avucunda olan şeye göz dikmemek, vaat edilene güvenme, Kalbin Hakka itimadı, Hakkın inayet ve vadini yeterli görüp nefsin tedbiri terk etmesi, neticenin hâsıl olması için lüzumlu tedbirler alındıktan sonra tedbir ve tevessülün kifayetini Allah’tan beklemek. Ebu Turab En Nahşubi ; Tevekkül bedeni kulluğa atmak, kalbi rububiyete bağlamak, yeterliliğe kalben inanmaktır. ” Mutasavvıflar tevekkülü farklı şekillerde algılamışlardır. Kimine göre bir kalp eylemidir. Kimine göre Kalbin Allah’ın yeter olduğunu bilmesidir. Bazısına göre tevekkül, ölü yıkayana teslim olması gibi kalbin de Allah’a öyle teslim olması, Kulun kendisini kaderin seyrine teslimiyet ile bırakmasıdır. Bir kısım mutasavvıfa göre tevekkül Allah’la kul arasında bir sırdır.”  ”Tasavvuf kulun yaratılış gayesine en uygun hayatı seçmesini ve ona ulaşmanın yollarını arzular. Bu gayenin en şereflisi “Marifetullah”tır. İnsanların bu makama ulaşmasına sebep olan yollardan biri ve en önemlisi Allah’a tevekkül ve O’ndan yardım dilemektir.”  “ Müslümanın Cenab-ı Hakk'ın her şeyden münezzeh, kuvvet ve kudret sahibi olduğuna inanarak, yapacağı işle ilgili adetten olan bütün maddi ve manevi çalışma, tedbir ve sebepleri yerine getirdikten sonra istenen sonucun elde edilmesi için Allah'a güvenmesidir. “  “ Tevekkül, kalbin, Allah’ın verdiği garantiye güvenmesidir.  “ İbni Acibe’ye göre tevekkül, Allah’ın elinde olana güvenerek başka bir şeye bel bağlamamak, Allah katında olana kendi yanındakinden daha çok güvenmektir”

             Allah’ın insan yaşantısında uyması gereken bir takım kurallar koyduğunu bu kurallara uymayarak tevekkül etmeye çalışanlar yanılgı içerisindedir. Tevekkül, vekilin isteklerini yerine getirdikten sonra teslimiyet içerisinde vekile itimad etmek ve güvenmektir. Yemekle rızıklandığı halde yemeği yemek için hareket etmemek, tarlayı ekmeden mahsul toplayacağını zannetmek cehalet olacaktır.  Bütün bu işlerdeki tevekkül sebeplere yapıştıktan sonra yemeği yeme kuvvetini, mahsulü verenin Allah olduğunu bilmektir. Evet, yemek önümüzdedir ancak o yemeği yemek nasip olmayabilir, tarlayı ekmişizdir ancak doğal afetlerle mahsulü kaybedebiliriz. Tevekkül, bütün bu sebeplere değil, sebeplerin sebebi olan Allah’a güvenmektir. Bütün işlerimizde bizleri başarıya ulaştıracak olan gerçekte Allah’tır. Sebeplere yapışmak tevekküle mani değildir.

            Sebeplerden uzaklaşmak Allah’ın sünnetine aykırıdır. Allah’ın sünnetine uymak tevekküle engel teşkil etmemektedir. Issız, insanların geçmediği zor şartlarda seyahat edenlerin gerekli tedbirleri almadan hareket etmelerini tevekkül değildir. Gerekli tedbirlerin alan kişi tedbirlere değil! Allah’a güvenmelidir.  Kazanç elde etmek için çalışan ancak kalbi ile kendisine rızık veren Allah’a bağlanan kişi, ailesine, yoksullara, ihtiyaç içerisinde olanlara yardım ettiğinden, evinde oturup hiçbir iş yapmadan Allah’a ibadetle meşgul olarak tevekkül içerisinde başkalarının kendisine yardım ettiği kişiden üstün durumdadır.  Ancak kazanç elde etmek için şüpheli yollara başvuranlar, dünyayı hırs edinenler ve tamamen sebeplere bağlananlar tevekkül içerisinde olamazlar. Çalışmayarak kalbi dilencilikte yapmamak gerekir. Servete bağlanmamanın belirtisi elinden gittiğinde üzülmemektir. Bir şeyin yokluğuna üzülen ona bağlanmış demektir.

             Birikim yapmakla tevekkül halinden çıkılmaz. İnsanın oturacak bir mesken almak için veya ailesinin nafakası için birikim yapması tevekkül dışında sayılmamaktadır. Ancak buradaki husus birikime güvenmemektir. Geçim için birikim miktarının tayini zor olacaktır, bu kişiden kişiye değişir. Gelecek için tulu emel içerisinde olunmaması gerekmektedir.

            İnsanın malını ve canını korumak için tedbir almasının tevekküle aykırı değildir. Doğal afetlerden, zehirli hayvanlardan veya insan hayatını tehlikeye atacak davranışlardan kaçınmak gerekmektedir. İnsanın iklim şartlarına göre hareket etmesi de tevekküle aykırı değildir. Serveti ve malı korumak için gerekli tedbirleri almak da aykırı değildir. Malın çalınmasının engel olmak için tedbir almakla kişi tedbirlere değil Allah’a güvenmelidir. Bütün bu tedbirlere rağmen malın zarara uğrayabileceğini de bilmelidir.      “ Allah’ın kulları tedavi olun, Allah derdi yarattığı gibi dermanı da yaratmıştır” hadisi ile Resulullah’ın (sav) tedaviyi emretmiştir. Ayrıca Peygamberin kan aldırdığını, gözlerine sürme çektiğini, zehirli hayvanların ısırmasından tedavi olduğunu bilinmektedir. Tedavi olmak tevekküle mani değildir.   

             Tevekkül, tarih süreci içerisinde Kur’an’daki anlamını kaybederek en fazla istismara uğrayan bir kavram olmuştur. Tevekkül, zamanla asıl anlamının dışına çekilerek oldukça yaygın bir biçimde, kişinin kendi sorumluluğunu Allah’ın üzerine yıkmasının, tembelliğinin ve ataletinin meşrulaştırılmasının bir aracı olarak kullanılmıştır. Tevekkül hiçbir zaman uyuşukluğun, hareketsizliğin ve gayretsizliğin bir mazereti olamaz!

 
Etiketler: TEVEKKÜL,
Yorumlar
Haber Yazılımı