Şennur GÜNEŞ YETERİNCE SU VE SABUN, FAZLASI DEĞİL…
Yazı Detayı
07 Nisan 2020 - Salı 00:05 Bu yazı 1505 kez okundu
 
YETERİNCE SU VE SABUN, FAZLASI DEĞİL…
Şennur GÜNEŞ
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

Sizlere yepyeni bir günden tekrar merhaba diyorum sevgili dostlar, nasılsınız? Yeni yaşam şartlarımızda herkesin morali yerinde mi? Aman lütfen öyle olsun, moralinizi sağlam tutup, her şeye karşı güçlü olun diyorum ve gündemdeki en önemli konumuza geliyorum hemen.

Su ve sabunun hayatımızdaki önemi tartışılamaz elbette ama şimdi daha da önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Hepimiz evlerimizde, iş yerlerimizde, virüslerden arınabilmek uğruna suyu sabunu elimizden, yüzümüzden eksik etmez olduk. Elimizi neye değdirsek iyice yıkamadan içimiz rahatlayamaz oldu. Peki, ne derece doğru kullanıyoruz biz suyu sabunu ve ne dereceye kadar etkili oluyor ?

Henüz basılmamış ama internet üzerinden oldukça okuyucu kazanmış olan Aşk’ı Kıyamet romanının yazarı Mine Hanım bu konudaki hassaslığını belirterek halkı bilinçlendirmeye yönelik bir yazı da benim yazmamı rica edince, ben de bu konuya değinerek sizlerle paylaşmayı kendime bir görev edinmiş oldum.

Ama bundan önce güleriz ağlanacak halimize diyerek günümüz durumuna uygun bir fıkrayla yazımızı renklendirmek istiyorum biraz.

Temel bir gün elinde tüfeği ormana gitmiş. Şansına o gün ormanda çevre koruyucuları da teftişe çıkmışlar etrafı kolluyorlar. Elinde tüfekle Temel’i gördükleri gibi anında üzerine çullanmışlar. “Doğanın dengesini bozarsın ha!” diye yer misin yemez misin pata küte girişmişler Temel’e. Neye uğradığını anlayamayan Temel kan revan içinde köye döndüğünde onu görenler; “Ula Temel ne oldi sağa, ne bu halin?” diye merakla sormuşlar. Temel; “Sormayın da, Doğan diye biri varmış, onun yengesini bozmuşlar, ha benden bildiler.” demiş.

Borç-harç, geçim derdindeyken, çocukların eğitimi, günlük nafakamız derken birdenbire dünyayı istila eden Coronavirüs saldırısıyla neye uğradığımızı şaşırdık ve aynen fıkradaki Temel’in haline döndük biz de. Televizyondaki haberler ve bütün programlara, tüm gazetelere, internet ortamındaki her türlü paylaşımlara rağmen bu virüsün ciddiyeti hakkında yeterince bilinçli olmayan ve kurallara uymayı beceremeyen, tedbir ve dikkati önemsemeyenlere veryansın ediyoruz ama hala onlara doğruları aktaramıyoruz. “Cahil laf anlamaz tatlı beladır, ahil laf dinlemez başa beladır” derler ya, işte öyle şu andaki halimiz. Sokağa tedbirsiz çıkanlar hem kendisine hem evdekilere hem de çevresine karşı sorumlu olduğunu algılamadıkları gibi, hastalığın yayılmasında kendilerinin de payı olduğunu düşünemiyorlar bile. Kimi tedbirsiz, kimi de aşırısından da aşırı titiz bu konuda.

Olayın bilincinde olarak veya olmayarak suyu her şekilde bolca kullanırken, onu geleceğimiz için ekonomik kullanmayı bilemiyoruz mesela. Su israfı, deterjan israfı gibi her şeyin ölçüsünü kaçırmakta üstümüze yok ne yazık ki… Bilim insanlarının dediği, bizleri aydınlattığı gibi; mikrop, bakteri ve coronavirüs gibi tehlikeli salgın hastalıklardan su ve sabunu uygun kullanarak kurtulabiliriz. Gün içinde ellerimizi sabunla yirmi saniye boyunca yıkamaktan hiç vazgeçmemeliyiz ve temizliğimize ayrı bir özen göstermeliyiz. Ama bunları yaparken hayatımızın en önemli kaynağı suyu da israf etmemeliyiz, çünkü su boşa harcanamayacak kadar değerlidir hepimiz için. Ne demiş Thomas Fuller “Suyun değeri ancak kuyu kuruyunca anlaşılır.” Biz de susuz, kurak günlere kalmamak için gelecek nesillerimizi de düşünerek şimdiden su kaynaklarımızı temiz tutmalı ve iyi değerlendirmeliyiz. Sevgili Peygamber efendimiz de “Akarsuyun kenarında bile olsanız, suyu israf etmeyiniz” diye nasihat etmemiş mi? Biz de bu nasihate kulak verip planlı ve ekonomik davranarak sudan nasıl tasarruf edebiliriz görelim bakalım;

-Ellerimizi yıkarken, dişlerimizi fırçalarken, tıraş olurken, bulaşıkları yıkarken suyu boşa akıtmamaya dikkat etmeliyiz, ihtiyacımız kadar açık tutmalıyız suyu… Hatta meyve ve sebzelerimizi de akan su yerine su dolu bir kapta yıkayalım ki, suyumuzu fazla harcamamış olalım.

-Bulaşıkları bulaşık makinesinde yıkamalıyız, bunun içinde bulaşık makinesinin ya da çamaşır makinesinin iyice dolu olmasına özen gösterelim, iki üç tabak, bardak ve iki üç çamaşır için makinelerimizi çalıştırmayalım. Ayrıca elde yıkamak zorunda isek suyu yine fazla akıtmadan leğen gibi bir kap içinde yıkayalım ki tasarruf edebilelim.

-Banyoda gereğinden fazla kalarak suyu boşa akıtmayalım. Üstelik banyoyu temizlemek için bolca su ve deterjan kullanmak yerine, banyo temizleyicileri ile silme yöntemini uygulayarak, bu yöntemi mutfak temizliğimizde de aynen kullanalım.

-Bozuk ve sızıntı yapan musluklarımızı hemen tamir ettirelim, damlamalar ve  sızıntılar yüzünden harcanan su miktarının da haddi hesabı yoktur çünkü.

Bütün bunlara bilinçli bireyler olarak hepimiz özen gösterdiğimiz takdirde, toplum olarak büyük bir israfı da önlemiş oluruz öyle değil mi sevgili dostlar?

Mikrop, bakteri, soğuk algınlığı, enfeksiyon ve virüsler de dahil salgın hastalıklarla nasıl mücadele edeceğiniz konusunda daha bilinçli olmak istiyorsanız, mikrop avcısı olarak bilinen ve bu işlerin uzmanı olan Dr.Bonnie Henry’nin Su ve Sabun kitabını mutlaka okumalısınız; virüsler ve salgın hastalıklar hakkında bilgilenmek açısından herkes için faydalı olacağını düşünüyorum.

Karınca kararınca, elimden geldiğince ve dilim döndüğünce bildiklerimi ve uyguladıklarımı sizlerle paylaşmış oldum sevgili dostlar. Her şey bizim için, geleceğimiz için. Lütfen kurallara uyalım, uymayanları uyaralım ama sevgiyi, hoşgörüyü de yüreğimizden, karşımızdakinden eksik etmeyelim olur mu?

Sevgiyle kalın, sağlıkla kalın, gönül dolusu sevgilerimle hoşça kalın diyorum ama hepimizin iyiliği için lütfen EVDE KALIN!

 
Etiketler: YETERİNCE, SU, VE, SABUN,, FAZLASI, DEĞİL…,
Yorumlar
Haber Yazılımı