Yazı Detayı
21 Mart 2020 - Cumartesi 00:08 Bu yazı 1152 kez okundu
 
ZİHİN VE İNTİBAK
Veysel ÇITLAK
 
 

İnsanoğlu yapısı itibariyle belirsizlik sevmez. Özellikle ülkemizde aileler çocuklarına genel olarak temkinli olmayı, kenara para koymayı, mutlaka bir ev sahibi olmayı bir kültür şeklinde aktarmaya meyillidir.

Bu, her ailede az veya çok bu şekilde görülmektedir.

Bugün gelinen noktada insanların Coronavirüs sebebiyle evlerinde kalmalarının hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından önemli olduğu bir dönemi yaşıyoruz.

Bu dönemde insanlarımızın evlerinden çıkmak istemeleri veya evlerinde kalmaktan sıkıldıklarını beyan etmeleri de bu “belirsizlik” olgusu çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Her ne kadar Sağlık Bakanlığı ve diğer birimler olaya el atmış ve halkı her konuda bilgilendirmeye çalışıyor olsa da insan zihninin işleyişi bu şekildedir.

Yani, rutinin bozulması halinde zihin bir bocalama yaşar, belirsizlik zihni meşgul eder. Mesela, planlanmış bir tatile çıkacak olan kişi önceden bütün hazırlıklarını yapar; bütçesini, zamanını, eşyalarını buna göre ayarlar ve o gün geldiğinde yola çıkar.

Lakin ani gelişen bir tatil planında evin içinde bir telaş oluşabiliri bir panik havası görülebilir ve bazı eşyalar unutulabilir.

Böyle anlar kişinin intibak yeteneği ile alakalıdır.

Yeni duruma uyum sağlamak bazıları için daha kısa sürerken, bazıları için daha uzun zaman alabilir.

Bu durumda ortamdaki intibak yeteneği en yüksek bireyin duruma el koyması ve diğerlerini yönlendirmesi gerekir.

Bu şekilde hem bir dayanışma, hem de bir ilerleme ortamı sağlanarak durum karşısında gereken yapılabilir.

Burada belirsizlik olarak kastettiğim bir ekonomik veya toplumsal belirsizlik değil, kişinin hayatında bir plana dahil etmediği bir şeyin aniden ortaya çıkmasıdır.

İnsanoğlu çok yaşlı bir yakınını kaybettiğinde her ne kadar üzülse de “yaşlıydı” diyerek bunun ani gelişse de olması muhtemel bir şey olduğu fikrini kendiliğinden ileri sürebilir.

Öte yandan genç bir yakınını kaybettiğinde ise “daha gencecikti” diyerek hem şok hem de üzüntü yaşar.

Çünkü ona göre bir gencin ani vefatı beklenen bir olay değildir ve zihin işleyişi gereği buna hazır değildir. (Burada ölümden örnek vermemin sebebi ani oluşu ve duygusal bir yön içermesidir.)

Yine daha önce aralarında herhangi bir duygusal ilişki olmayan veya buna dair bir emare görülmeyen kişilerin evliliğinde de aynı şaşırma durumu yaşanır.

Çünkü zihin onları aynı kategori altına koymamış ve bu yönde bir bilgi işlememiştir. Yani olay, rutin göstergelerin dışındadır ve beklenmediktir.

Bu yılın dünya açısından yangınlar ve salgınlar, ülkemiz için ise depremler ile başladığını düşünürsek, insanoğlu için hiçbir doğal veya biyolojik olay artık çok uzakta değildir.

Herkesin her yere seyahat edebildiği bir dünyada artık “beklenmeyen” bir şey kalmamalıdır. Ülkemizde de özellikle afetlere hazırlık eğitimlerinin bu manada önemsenmesi, her evde en azından bu konuda bilgisi olan birinin bulunması, temel ilk yardım eğitimlerinin yaygınlaşması bir zaruret halini almıştır.

Bu yönde çalışmalar mevcuttur ve artacağı da muhakkaktır. Bizlere düşen bu çalışmalara katılmak ve salgınla mücadele ettiğimiz bu günlerde birbirimize hem destek olmak hem de kendimizi ruhen ve bedenen zinde tutmaktır.

Sağlıklı günler dileklerimle…

 
Etiketler: ZİHİN VE İNTİBAK,
Yorumlar
Haber Yazılımı