KOK FABRİKASI’NIN EĞRİ BACASI SENDİKACI-VEKİLLER -BÜROKRASİ
Haber
22 Kasım 2021 - Pazartesi 17:44 Bu haber 1327 kez okundu
 
KOK FABRİKASI’NIN EĞRİ BACASI SENDİKACI-VEKİLLER -BÜROKRASİ
GÜNDEM Haberi
KOK FABRİKASI’NIN EĞRİ BACASI  SENDİKACI-VEKİLLER -BÜROKRASİ

KOK FABRİKASI’NIN EĞRİ BACASI

SENDİKACI-VEKİLLER -BÜROKRASİ

Üniversite Hastanesi’nde kanser doktoru yok ya? 400 civarında hastamız HER AY şehir dışına gidiyor. ‘Sağlık turizmi’, bizim seçilmiş ve atanmışlarımız yüzünden tersine işliyor. Lafa geldi mi, ‘şehir dışına göçü tersine çevireceğiz’ diyen ‘çenebazların kulakları çınlasın.’

‘Sağlık Bakanlığı Atatürk Devlet Hastanesi’ne onkolog/kanser doktoru atasın. Sağlık Bakanlığı ile Üniversite sözleşme ile doktoru Tıp Fakültesi’nde çalıştırsın. Onkolog, Tıp Fakültesi’nde mecburi hizmetini yapsın’ diye dün teklif getirdim.

“Attığında mangalda kül bırakmayanlar”, “hastaneyi rüyamda görüyorum/kaç kez ihale açtık/ Doktorların maaşı az, gelmiyorlar” diyenler, yine ‘sağıra yatıp’, sorunu unutturmaya çalışıyorlar.

“Ötede beride ‘bakanlık-üniversite sözleşmesi olmaz’ diyenlerden dün ’gerekçe/bahane/cevap’ manasında ‘tık’ çıkmadı. Bekliyoruz.

HAMDİ UÇAR

Efendim; dün Zonguldak vekillerinden Sayın Uçar’ın açıklamalarına baktım. Okumuş, dokumuş yine. Katıldıklarım var, katılmadıklarım var. Mesela, ‘İşçi alınsın demeyle olmuyor. TTK-Sendika proje yapsın” demiş.

İktidar kervanının 18 yıllık müdavilerinden biri Vekil Hamdi Uçar. Esnaflık alt yapısı olduğundan parayı tanır/ekonomiyi bilir…

Basının uğrak yerlerinden biridir. Sor sorma, gündeme ilişkin iki çift laf eder. En azından reklam pastasından payını alır. Ne sorarsan sor, o bildiğini okur. Anında kendisini hedef tahtasından çıkartır, birilerini hedefe koyar. Tavlamasını bildiği gibi harcamasını bilir. Secaattin Goncanın kaybettiği yerel seçim ile Zeki Çakan’ın kazandığı vekil seçimini takip edenler/hatırlayanlar iyi bilirler.

SENDİKACI MODASI

Sendikanın, kurulduğu günden buyana eskimeyen/ modası geçmeyen bir projesi var. TTK’da emekli sayısı arttığında, sendikanın üye sayısı düştüğünde; hemen ‘işçi alınsın’ diyorlar. Bir de, toplu sözleşme zamanları, ‘işçiye zam vermeyeni istemezük’ diye ses yükseltiyorlar… Geçim dünyası bu; haklılar, kendilerine göre. Ancak, ceplerinden para çıkacağı vakit, hemen sağıra yatıyorlar. Türk-İş Genel Başkanı iki yıl önce Zonguldak’ta bir yılbaşı gecesi ‘madenci ilkokulu’ sözü verdi, hazretlerin sesi çıkmıyor. Hesap, ‘hep bana rab bana…’

Sayın Uçar’ın dediği gibi, sendikacılardan ‘maaşlara zam, TTK’ya işçi alınsın’ gibi, direk sendika bütçesini ilgilendiren isteklerin ötesinde; kurumun çıkarına aktif dokunacak projeler beklerdim.

KARABÜK DÇ’NİN KOK ÜRETİMİ

Mesela, TTK bilindiği gibi Karabük DÇ’ye koklaşabilir kömür satıyor. Karabük DÇ bu kömürleri alıp işliyor ve iç bünyede kullandığı 750 bin ton KOK kömürü üretiyor… Bu KOK’un tonu iç piyasada 550 dolar. TTK, Armutçuk’ta ürettiği kömürleri DÇ’lere veriyor. Karabük DÇ, KOK yapacağı kömürlerin yüzde 15-20’sini TTK’dan, yüzde yüzde 80’ini dışarıdan alıyor.

Ortada bir ticaret var. Kaldı ki, bu KOK dediğimiz envanter ürün bizim yani EKİ/TTK’nın yakın zaman kadar tanıdık imalatlarından. Sendikacı kardeşlerim, ‘TTK Kok Fabrikası kurmalı’ diye avazı çıktığı kadar neden bağırmaz ki! Zonguldak girişinde, eski kok fabrikasının eğri bacasını da görmüyorlar mı?

EREN Enerji, yaktığı kömürün külünü yurt dışına satıp, günlük çay/kahvaltı parasını çıkartıyor. Kurum, (TTK) en azından kok ve naftalin üreterek, ‘kazanç’ hanesini çoğaltamaz mı? 

‘kasa ve masa’ edebiyatı ile gündeme giren sendikacılarımızda, en azından bakanlığa ‘yeni yatırım için yeni işçi şart’ bahanesi çıkartırlar.

DIŞARDAN GAZEL OKUYAN DERNEKLER

Dostum Uçar, ‘yeni alınan işçiler ne yaptılar, çalışabildiler mi?’ diye TTK yöneticilerine de ‘Çerkez çıkması’ yapmış. Elbette, TTK’ya son alınan 1.500 işçiden sonra 1.700 işçi emekli oldu. Eksik var. Ancak, kurumda tahkimatın mekanizasyona geçirilme çalışması var. Tahkimat kazıya uyar da, mekanizeye kömür ayaklarının dikliği/eğikliği açısından uyar mı? Velhasıl-ı kazı işi zor. Dolayısıyla, sadece kazı işçisi değil, kuruma yeraltı ve yerüstünde her türlü işçi lazım. Bunu dostum Uçar da pekala bilir. Bilir de…

Sayın Uçar, sendika kadar kendisi de ‘şartları’ zorlamalı. Kurumun ‘bir şeyler’ yapması için katkı da bulunmalı. Mesela, CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzylmaz, şehir dışındaki büyük fabrikaları, kamu kurumlarını dolaşıp, TTK’nın Merkez Atölyeleri Fabrikasında filanca işleri yaptırabilirsiniz” deyip, katma değer kazandırmaya çalışıyor.  Her hafta birkaç bakanla resim çektirmek, bürokrata baskı dışında  ‘kariyer/hizmet/siyaset’ güzergahında ‘Zonguldak’a ne kazandırıyor?’ bilmem.

Uçar’ın ‘Dışardan gazel okuyan dernekler’ konusundaki eleştirilerine de katılıyorum. Çıkarları için güvercin taklası atıp, reklam pastasından en iyi payı kapanlar bu zat-ı muhteremler. Acısını/cefasını çeken biz, ‘ahkam’ kesenler onlar. Ucuz kahramanlık edenler, sipariş açıklamalar ile başımıza ‘köşe yazarı’ veya ‘vatan kurtaran aslan’ kesilmişler.

SONUÇ:

Hamdi Uçar ile başladık, onunla bitirelim. 18 yıldır bu işin içindeki ticaret  ve siyaset erbabı dostum ‘3 yıldır bölgemize yapılan yatırımları izliyorum’ demiş. Hele iş makinalarının çalışmasını izlemek ne kadar keyifli değil mi?

Yalnız, dostum Uçar, ‘Zonguldak, ÖDEDİĞİ VERGİ kadar YATIRIM alamayan illerin başında’ diye bir tekerlemem var. Bunun ‘vergi’ ve ‘yatırımlar’ açısından ‘matematik açılımı’ nedir, bir açıklar mısın?

‘Yiğitlerin değil, sorunların harman olduğu il Zonguldak’ tekerlemesini sonra irdeleriz.

TIP FAKÜLTESİ’NE ONKOLOG GELİR DE…

Dün, “Tıp Fakültesi’ne ‘rüya yoluyla ‘onkolog/kanser doktoru gelir mi?’” bir yazı yazdım. Amacım, birilerini ‘hedef’ alıp, ‘zedelemek’ değil, soruna çare aramaktı.

Malumunuz, 400 civarında hastası, her ay şehir dışına çıkan bir kanserli portföyümüz var.

Diğer bir açıdan ‘sağlık turizmi’ açısında etkili alanımız. Olaya kayıp para ve zaman açısından bakabiliriz.

‘Adı lazım değil’ birileri ‘ihale ediyoruz, gelmiyorlar’, ‘maaşı az buluyorlar’, ‘Zonguldak cazip bir yer değil’ diyorlar.

Rektörlük binası çevresindeki mahallede 12 tane içki satılan yer üç/dört tane müzikhol, Rektörlük Binası yanında trafik keşmekeşi olan ve basınında her gün şantaj ve tehdit haberlerinin olduğu şehir cazip olur mu?

Seçilmiş/atanmış/tüccar kendine iğne batırmıyor. Eline çuvaldız alan, döş deşme peşinde…

Olay şu… Tıp Fakültesine onkolog/kanser doktoru gelmiyor ya?

Atatürk Devlet Hastanesi’ne onkolog ataması yapıldı. Riayet o ki, geçirdiği süre mecburi hizmetine sayılacakmış. Süre dolunca, ‘Allah selamet versin’ gidecekmiş. Yüksek ücretle başka bir hastaneye…

Dünkü  KULİS’te dedim ki, ‘Zonguldak’ı çok sevdiğini iddia eden seçilmiş ve atanmışlarımız var ya; Sağlık Bakanlığı’na rica etsin, Zonguldak Devlet Hastanesine  bir tane daha onkolog görevlendirsinler. Doktorun birini ‘Sağlık Müdürlüğü-Üniversite anlaşmasıyla Tıp Fakültesi’nde görevlendirsinler. ‘OLMAAAZ’ diyenler, lütfen gerekçelerini de ‘kapalı kapılar’ ardında değil, ’hükümet meydanında’ açıklasınlar.

Olayın vahameti ortada. Ancak, yapılacak olan bir ihtiyacın giderilmesinden öte bir sağlık sorunu ötesi bir hak/vebal/ihtiyaç. Bu hizmeti alamadığı için bir ‘sağlık/ölüm’ istatistiği yapılsın bakalım.

ZONGULDAK’I ÖZDE SEVENLER

Bu şehrin en büyük özelliği, kötü alışkanlıkların örf, adet, gelenek halini alması. Yani, şahsi reklam, çekememezlik, işgüzarlığın öne çıkması.

En basit örneğini, Kent Konseyi Başkanı’nda  gördük. Projelerini belediye meclisinden geçirip hizmete döndürmesi gerekirken, ‘köşe yazısı’ alışkanlığıyla, piyasaya çıkıyor. Mesleki kuruluşlarda haber/yorum/anekdotlarla vazifeyi ifa etmiş oluyorlar. Ve, özel durum, ‘yarın iki gün sonra dün olur’ vecizesi gereğiyle unutulup gidiyor. Yani, kalıcı ve etkileyici olmuyor.

Başkasına akıl vermeyle olmuyor. Öncelikle,  seçilmiş ve atanmışları, siyasi iktidarın atmosferinden uzak olmasa da, şehrin geleceği açısından birlik beraberliği sağlayacak gelişmelere sebep olması şarttır. İkincisi, meslek kuruluşları( gazeteci kuruluşları) şehrin ana sorunları üzerinde birliktelik sağlamalarıdır.

TÜM EMEK DER olarak, Zonguldak ve havalisinde en çok üyeye sahibiz. Ancak, emeklilere ‘Dernek farkı gözetmeksizin üye olun. Hangi derneğe üye olursanız olun’ diyoruz. Neticede, ‘demokratik devletin alt yapısı; özgür birey ve örgütlü toplum değil mi?

Medya da, ‘laf olsun torba dolsun’ türünden yapılan günlük/sıradan/ adet yerini bulsun türünden yapılan açıklamalar işe yaramıyor.

‘Bu tür açıklamaları yapanlar, özde değil sözde Zonguldak sevdalılarıdır. Özde Zonguldak sevdalıları, maroken koltuk sevdalıları, rakiplerini sevmeler dar düşünceli, maddi açıdan güçlü olmayı sevenlerdir.

Devam edeceğiz.

SÖKÜLEN ASFALTLAR DOLGU MALZEMESİ

Zonguldak ve havalisinde ulaşımı kolaylaştırmak için karayolu çalışmaları tünel, viyadük ve kavşak çalışmalarıyla  sürüyor.

Ancak, hoşumuza giden ‘bildik’ çalışmalar yanında, hoşumuza gitmeyen’ bilmedik’ çalışmalarda izliyoruz.

Mesela, Zonguldak’ta Miithatpaşa Tüneli Karşısında, eski yoldan çıkartılan asfalt parçaları/tabakaları, Uzunkum deniz sahilinde yapılan dolgu işleminde kullanılır.

Elbette, ‘dolgu& açısından, gerekli protokol yapılmıştır. Ancak, yapılacak olan, ‘tasarruf’ tedbirleri açısından, asfalt parçalarının yok olması değil, yeniden kazanılması değil midir?

Diğer taraftan, belediyenin söktüğü asfalt parçaları, Kapuz /geçit/ otopark alanında biriktiriliyor.

Biz, gözlemlerimizi ve düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Konu ile ilgili yetkililerin, değerlendirmesi bekliyoruz.

El cevap efendim.

Kaynak: Editör:
Etiketler: KOK, FABRİKASI’NIN, EĞRİ, BACASI, , SENDİKACI-VEKİLLER, -BÜROKRASİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı