MADEN SEKTÖRÜNÜN PSİKOSOSYAL RİSKLERİ
Haber
05 Mayıs 2021 - Çarşamba 13:53 Bu haber 2093 kez okundu
 
MADEN SEKTÖRÜNÜN PSİKOSOSYAL RİSKLERİ
GÜNDEM Haberi
MADEN SEKTÖRÜNÜN PSİKOSOSYAL RİSKLERİ

MADEN SEKTÖRÜNÜN PSİKOSOSYAL RİSKLERİ

Zonguldak ‘Taşkömürünün Başkenti’ olmanın ötesinde, cumhuriyet döneminin endüstri merkezlerinden biri…

Bu günlere gelişte, ülke ekonomisine katkıları yanında, kaybettiği can ve mal kayıpları da etkili oldu. Yani tecrübeleri.

Dolayısıyla, istihdam ve üretimin ülke kalkınması için daha çok önem arz ettiği ortam da, işçi sağlığı ve iş güvenliği de öne çıktı.

Zira, bölge; dünyanın en ağır ve tehlikeli iş kollarından madencilikle iştigal ediyor. Toz, gürültü, kavlak düşmesi, göçük, grizu yanında çeşitli meslek hastalıkları (Koah-Pnomokonyoz)gibi ölümcül sorunların yaşandığı bir alan.

Velhasıl-ı madenler/ocaklarda; fiziksel, kimyasal, biyolojik riskler yanında; psikososyal risklerle de mücadele etmek zorunluluğu var.

Bu itibarla, sektörel gelişme ve iyileştirmelere rağmen; daha ziyade özel sektör ve kaçak ocak çalışmalarındaki eksiklikler; ilgili tarafları ‘Riskler’ konusunda düşünmeye/arayışa yöneltiyor.

İşte bu arayış, sektörde çalışanların psikososyal risklerinin değerlendirilmesi ile işyeri hekimlerinin potansiyelinin araştırılmasını gerektiriyor.

Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği(AB) tarafından finanse edilen, İstanbul Bilgi Üniversitesi (İBÜ) tarafından yürütülen, 400 çalışma arasından desteğe değer görülen 37 proje arasında yer alan ve 300 işyeri hekimine ulaşacak proje için saha çalışmaları başlatıldı.

Çalışmanın başarısı için paydaşlar belirlendi. Paydaşlar, taşkömürünün amiral gemisi Türkiye Taşkömürleri Kurumu(TTK), Taşkömürü işçisinin temsilcisi Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS),Özel sektör işletmelerinin temsilcisi Ticaret ve Sanayi Odası(TSO), şehrin ilim yuvası Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) ile sektörün olmazsa olmazlarından, pratikte işin parçası işyeri hekimleri…

Psiko sosyal riskler üzerinde yapılacak çalışmaların hedefinde, maden sektöründeki kazalarda yaralanıp, dezavantajlı duruma gelen çalışanların tecrübelerini yansıtacak kitap ve belgesel hazırlanması da var.

Çalışmaların ilk ayağında kuruluşlar ve maden havzasını tanımak, paydaş temsilcileri ile iştigal alanlarını ‘Yerinde tespit’ ile gerçekleştirildi.

İkinci ayakta, paydaşların telekonferans ile buluşması sağlanıp; mesafe alındı

Telekonferansa katılıp, gelişmeleri izledim.

Konuşmacılar, daha çok maden havzasının teknik ve üretim yapısı ile gelişmeleri kronolojik sıra ile değerlendirdi, önlemler üzerinde durdu.

Sırada yine ‘Zonguldak’ta saha çalışmaları’ var.

Havzadaki cevherin ekonomiye kazandırılması için devlet, özel sektör işletmeleri ve köstebek usulü kömür çıkartan kaçak ocakçıların; bu bilgi devşirme ve tecrübe kayıt çalışmasına yoğun katkıları olacağına inanıyorum.

Ben de, ‘Çalışanların psikososyal riskleri’ tartışmasına bir ‘Haber/Yorum’ ile katılmak isterim.

Geçtiğimiz yıl Zonguldak İŞKUR, özel sektör işletmelerinde yaptığı inceleme sonrası ‘Yoğun İstihdam açığı’ olduğunu açıklamıştı.

SOMA-Ermenek madenlerindeki yüksek ölümlü iş kazaları sonrası, hükümet maden ocaklarında çalışanların ücret ve çalışma şartlarını iyileştirmişti.

Çalışma saati günlük 6 saate düşmüş, hafta tatili iki güne çıkartılmış, maaşlar da ‘İki asgari ücret’ tutarına yükseltilmişti.

Buna rağmen, ‘Köstebek usulü’ çalışan(İşçi Sağlığı İş Güvenliğinden yoksun) kaçak ocaklar çalıştıracak işçi bulurken, çalışma şartları iyileştirilen özel sektör işletmelerinde ‘İstihdam açığı’ ne demekti, sebebi ne olmalıydı?

Elbette, özel sektör işletmelerinin tamamının ‘İyileştirme şartlarına’ uyduklarını söylemek mümkün değil.

Konuyu İNANIŞ Gazetesinde işledim. “İŞKUR, istihdam açığı tespiti yaptığı incelemesini, ‘İstihdam açığının sebepleri’ incelemesiyle sürdürmeli” diye yazdım. Zamanın İŞKUR Müdiresi Sayın Gönül Demirsu yazıyı bir üst yazıyla ilgili bakanlığa gönderdi.

Ancak, bu güne kadar konu ile ilgili bir açıklama gelmedi/yapılmadı.

Demek ki, özel sektör işletmelerinde, ‘Çalışanlar için psikososyal riskler’ var ki, ‘Özel sektör işletmelerinde istihdam açığı’ oluşmuş.

‘İki asgari ücret maaş, günlük altı saat çalışma, haftada iki gün tatil’ gibi iyileştirmelerin uygulamasında mı tutarsızlıklar oluştu, oluşuyor?

SONUÇ:

Psikososyal risklerin oluşması demek; işyerlerinde ulusal ve uluslararası mevzuatların uygulanmayışı demek. Yani, sektörde ‘İşçi Sağlığı Güvenliği (İSG)’ kültürü oluşmamış demektir.

Bunu işletmelerle sorunlu iş yeri hekimleri ve ilgili sendikaların İSG konulu değil; üye sayısını arttıracak, istihdam isteyen açıklamalardan anlamak mümkün.

Başlatılan çalışma, ‘Adet yerini bulsun’ şekline dönüşmezse; tüm paydaşlarıyla birlikte sektör ‘Üretim-İstihdam-Yönetim’ açısından olumlu mesafeler alır.

Bekleyelim, görelim.

 

AMELE BİRLİĞİ İŞÇİ ÜYELERİNİ SEÇİYOR

Ereğli Kömür Havzası Amele Birliği Biriktirme ve Yardımlaşma Sandığı, sandık ve şube organlarında2021-2024 döneminde görev alacak işçi üyelerin seçimi 27.05 2021 Perşembe günü saat 07.-17.00 arasında yapılacak.

Aday olacaklar 7 seçim çevresi için başvuru yapabilecekler.

Yapılan ilan ile duyurulan seçim tarihi yanında, bölgelerden seçimlere aday olacak işçilerde belli oldu.

KARADON BÖLGESİ

Sinan Eraslan, Şerafettin Yılmaz, Şenol Özgün, Eyüp Aslan, Müslüm Özdemir, Ali Kemal Aygün, Adem Arabacı, İsa Çavuş, Ersin Erbay, Yalçın Yiğit, Serkan Aslan, Savaş Aslantor, Muhammer Şalvarcıoğlu, Rıfat Şen.

GELİK BÖLGESİ

SERCAN Dönmez, Adem Aydeniz, Şaban Karacaoğlu, Tahir Gedikli, Serkan Günay, Fatih Kanca, Yıldıray Sarıkaya, Nizamettin Sugeçti,  Özcan Çapraz.

KOZLU BÖLGESİ

Erdal Özmen, Ramazan Özdemir, Yener Aslanboğa, Ekrem Dağlıoğlu, Yenal Uncu, Ramazan Aktepe, Dursun Aslan, Emrah Kurnalı.

ÜZÜLMEZ BÖLGESİ

İsmail Köseoğlu, Birol Kaleoğlu, İskender Çiloğlu, Erdoğan Muammer Kaca,, Vural Saraç, Osman tutkun, Vedat Örenli.

AMASRA BÖLGESİ

Murat Çetinkaya, Muharrem Bayrak, Yasin Sagay, Eyüp Doğan, Timur Yüksel, Ali Gökcan, Muhammet Başol.

MERKEZ

Süleyman Gündoğdu, Uğur Kahraman,Taşkın Ar, Osman Keskin, Hikmet Gülşen, Mustafa Aydos, Recep Horozoğlu, Mustafa Acar.

ARMUTÇUK

Metin Artırmak, Çağlayan Kılavuz, Muhammet Kahraman, Erdal Gümüş, Erdinç Uğurlu, Rıfat Öztürk, Muhammet Akyüz.

Amele Birliği yönetimi 6 İşveren,7 işçi,1 bakanlık temsilcisi, 1 Sandık Başkanı olmak üzere15 yöneticiden oluşuyor.

Bölgelerden işçi temsilciliği için aday adayı olanlar arasında 1 asil, bir yedek üye seçilecek.

 

SUSMA 25 YAŞINDA

‘SES VER Zonguldak. SUSMA’ sloganıyla 25 yıldır yayınını sürdürüyor.

Hem de yozlaşmanın doruk noktalara tırmandığı, 50 bin kayıtlı işsiz, 165 bin emeklinin olduğu; çalışanların emek ve alın terlerinin hakkını alabilmek için ‘Milli Mücadele’ verdikleri bir şehirde.

Ödediği vergi kadar yatırım alamayan, taşkömürünün başkenti olma itibarıyla ‘Emeğin başkenti’ olmanın yanında, yiğitlerin değil sorunların harman olduğu bir yer de…

Mesleki dezenformasyonu ruhunda yaşayan medyanın içinde, şahsi çıkarın haber, akçenin yorum, siyasetin anekdot olarak yayıldığı ortamda; ilkeli ve omurgalı duruşunu tam 25 yıl sürdürme başarısını göstermiş.

Dolayısıyla Sevim ve Bahattin Arı, ideoljia sarmalından bu günlere taşıdıkları ‘Anıt’ duvar ve bir dönemin ha    fızası durumundaki SUSMA’yı, inanıyorum ki,  gelecek nesillere taşıma lüks ve mutluluğunu yaşayacaklardır.

Bu lüks, onların görevleridir.

Sevim ve Bahattin Arı kardeşlerime bu görevlerinde; daha nice yıllarda buluşmak dileğiyle başarı ve mutluluklar diliyorum.

 

İŞÇİ- EMEKLİ KOVİD GÖLGESİNDE

Emeğinin hakkını, alınteri kurumadan alsaydı, işçiler/emekçiler sokaklara düşer, ‘insanca yaşam hakkı’ diye eylemler yapar mıydı?

Elbette ‘İstisnalar kaideyi bozmaz’. İşçi/emekçi hakkı’ adı altında siyaset yapan, mevcut iktidar ve ülke düzenini nizamını bozma gayreti içinde olanlarda yok değil.

İçinde bulunduğumuz pandemi/salgın süreci maalesef, işçi hakları açısından olumsuzlukların yaşandığı bir süreç.

Çalışanların işsiz kaldığı, işsizlerin umutsuzluğunun tavan yaptığı…

Aslında sadece insanlar değil; devletler bile can(Sağlık) ile cüzdan(Ekonomi) arasında sıkışıp kaldı. Alınan önlemlere rağmen vaka ve ölüm sayıları peş peşe rekorlar kırdı. ‘Maske/ mesafe /hijyen’ umutlarının yerini aşı’nın aldığı ortamlar bile çözüm olmadı.

Dolayısıyla ‘Hayat’ zorlaştı. Ölüm ile Kovid birlikte anılır oldu.

Salgın hayatın tüm evrelerini etkiledi. Bayramlar, düğünler, kutlamalar ve ölümler mana ve muhteva olarak değişti.

Değişen günlerden biride 1 Mayıs. Kimine göre bahar kimine göre işçilerin emekçilerin, emeklilerin bayramı.

Neden mi emeklilerin? Çünkü, 13 milyon emeklinin çoğu asgari ücretin ve açlık sınırının altında maaş alıyor. Çoğu ya ikinci işte çalışıyor yada iş arıyor. Dolayısıyla, hayat pahalılığı ve enflasyon nedeniyle yaşam kalitesi sürekli aşağı çekilen emekli, meydanların değişmeyen hak arayan simaları arasına girdi.

Maaşına zam, maaşlar arasındaki uçurum kaldıracak intibak yasası ve maaşlardan vergi kesilmemesini istiyor.

Dolayısıyla, salgın periyodunda emeklilerde buruk kutladılar 1 Mayıs bayramını.

 

 

EMEKLİ TEMMUZ DA NE ZAM ALACAK?..

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) tarafından açıklanan Nisan ayı enflasyon rakamlarının yüksek gelmesiyle birlikte; memur, memur emeklisi, SGK ve BAĞKUR emeklileri ile dul ve yetim aylığı alanların, maaş farkı alması kesinleşti. Emeklilerin enflasyon farkı almasının önü açıldı.

Bilindiği gibi, toplu sözleşme yapılmayan SSK ve BAĞKUR Emeklileri ise Ocak ve Temmuz’da açıklanan son 6 aylık enflasyon oranında zam alıyor. SSK ve BAĞKUR emeklisi Ocak itibarıyla 6 aylık (Temmuz- Aralık) enflasyonuna göre yüzde 8.36 zam almıştı. 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun(TÜİK) açıklamalarına göre, Ocakta yüzde 1.68, Şubat’ta yüzde 0.91, Mart’ta yüzde 1.08 artan enflasyon, Nisan ayında ise yüzde 1.68 olarak gerçekleşti. Böylece kümülatif / birikmiş artış yüzde 5.46 olarak hesaplandı. Bu durum SSK ve BAĞKUR emeklisi için şimdiden yani, Temmuz’a kadar 2 ay varken yüzde 5.46 zammın oluştuğunu gösteriyor.                     

SSK emeklileri 6 Mayıs’ta, memur emeklisi ile BAĞKUR emeklileri ise 7 Mayıs’ta bayram ikramiyesi(1000+100 TL) alacak.

 

 

 

 

HEYYTT…İNBELER, DÖNMELER

Sarhoş binmiş otobüse, arkadan bağırıyor.

-Heeeyytt! Öndekilerin hepsi boynuzlu, ortadakiler de pezo!..

İzbandut gibi şoför ‘Zınk’ diye frene basıp, yerinden kalkıp, sarhoşu boğazından tutup arka cama yaslıyor.

-Lan şimdi söyle bakayım kimmiş boynuzlu, kimmiş inbe, kimmiş pezo?...

Sarhoş, sıkılan boğazıyla konuşmuş,

-Şimdi nasıl bilebilirim ki ki aabbiii!.. Ööle fren yaptın ki; hepsi birbirine karıştı.

Kaynak: Editör:
Etiketler: MADEN, SEKTÖRÜNÜN, PSİKOSOSYAL, RİSKLERİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı